Bu bir intergalaktik direniş

Ne garip bir yıl oldu yahu! Yani iki Mayıs sonu arasında geçen bir yıldan bahsediyorum. Önce Mayıs sonunda koca bir ülkenin tarihinde hiç olmamış bir sivil itaatsizlik eylemi başlamış, bu eylem çeşitli biçimlerde tüm hızıyla 3-4 ay devam etmiş, ardından da yazın bitimiyle beraber koskocaman bir karanlığa gömülmüş gibi olmuşuz. Bu bir yıl önce başlayan o tarihi direnişi anma ile ilgili bir yazı olduğundan öyle büyük bir sivil itaatsizlik... Devam...

nefes, petrol ve dinozor

Bir garip zamanlardan geçiyoruz prenses. Bir taraftan saçmalıkların diz boyunu geçtiği, akla sığmaz cümlelerin açıklama olarak kabul edildiği bir kaos bir taraftan kutu içinde kutu, çark içinde çark, sessizce süre giden koca bir sistem. Üst üste inşa edilmiş yapılar, birbirlerini besleyerek yollarına devam ediyorlar. Bazen biri, bazen diğeri can sıkıcı oluyor. Var gücümüzle başlıyoruz düzeltmeye. Bazen çarka çomak sokup, söküp atıyoruz yerinden,... Devam...

hiçinpiçi

Sevgili Prensesim, o güzel affına sığınarak sana bir hikaye anlatmalıyım çünkü hayat sadece şatolarda veya dayalı döşeli odalarda geçmez. Tebanın ta dibinde neler döndüğünü bilmelisin. Aklımın içuzayı ve zamanında ancak böyle layık olabilirim aşkına… Ve seni temin ederim ki ben sana asla yalan söylemem;   Günaydın Kolomb dedi, çatı katından inip karşıma oturdu lacivert ve flu bakan gözleriyle. Gecenin son birasını açtı hep... Devam...

Kaya Ruhu

Günün ortasında bir anda durup etrafına bak. Şöyle birkaç kısa dakika. Hayatın keşmekeşini kenara bırak. Derin bir nefes al ve görmek için bak. Her zaman kullandığın alelacele, güdümlü bakışlarınla değil, sakin ve anlayarak bak. Ne görüyorsun? Evler, arabalar, sokaklar, ışıklar mı gördüklerin? Yanından geçen kocaman motorsiklet mi yoksa önünde yürüyen yakışıklı adam ve güzel kız mı? Bunları bir kenara bırak. Dikkatli bak. Orada, asfaltla... Devam...

Ünlü Ünsüz Sertleşmesi

Ünlü olmalısın prenses, Ünlü olmalıyım. Hepimiz ünlü olmalıyız. Öyle ünlünün birinin dediği gibi 15 dakikalığına değil hem de. Baya bildiğin ünlü olmalıyız. Çünkü ünlü olunca yaşarsın. Öldükten sonra da yaşarsın. Seni tanımayanların, hayatında görmemiş ve görmeyecek olanların kafasında, kalbinde, bi şekilde yaşarsın. Bak az önce ünlünün birinden alıntı yaptım, 15 dakika göndermesinde. Andy Warhol. Kimdir bu abi? Ne önemi... Devam...

Deniz olur… Bakarsın..

Her şey değişir. Rüzgar yavaşlar, dalgalar durulur. Sonra tekrar başlar. Herşeyin sakinleşmesini, geçip gitmesini bekleyerek bir gemide yaşanmaz. Sonra akıl tutulur. Aklı tutulanı deniz tutar. Dalgaya tutunamayıp dalgayla devinemeyeni deniz bir tutar, bir daha bırakmaz. Gözler yuvalarına gömülür. Yüzün rengi önce beyaza, sonra yeşile, evet yeşile döner. Sağda durun inecek var diyemezsin. İnatçı benliğin vücudunu daha rahat bir ortama gitmeye zorlayamayınca... Devam...

Bir Omur Yetmez

Zaman zaman Tuna’nın “Yazı yazdım prensese, okusana” dürtmeleriyle başladım Prenses’i okumaya. Doğruya doğru! “Aşk” yazısıydı galiba beni arada -son zamanlarda düzenli dediğimiz bir biçimde- sizleri özleten bir duyguyla buraya çeken. Arkası yarınlardan arkası şu an’da olsunlara geldim “Modern zamanlarda “Yolda” olmak ve dönmek” ile. Hele şu “şehrin ortasında ekolojik yaşam!”. Özlemlerimin yazıda vücut bulmuş hallerine daha... Devam...

Yaşam Veren Kılıç

Günlerden bir gün, iki büyük kılıç ustası hünerlerini yarıştırmaya karar vermişler. İkisi de yapılabilecek en keskin kılıcı yapacaklarını söylemişler ve yapmışlar da. Ateşte haftalarca dövdükleri kılıçlarını alıp bir dere kıyısında buluşmuşlar. Derenin suları sadece diz seviyesindeymiş. Birinci usta kılıcını çekip suyun ortasına saplamış. Sonra seyretmeye başlamışlar. Ağır ağır akan suyun üzerinde süzülen bir yaprak gelip... Devam...

Modern zamanlarda ‘Yolda’ olmak

“Benim icin sadece cilgin olanlar adamdir, yasamaya cilgin, konusmaya cilgin, kurtarilmaya cilgin, ayni zamanda herseyi arzulayan, hic bir zaman agzini bir karis acmayan veya siradan bir sey soylemeyen, ama yanan, yanan, muhtesem Romali bir mesale gibi yanan, yildizlara yayilmis orumcekler gibi yanan ve tam ortasinda merkezdeki mavi isigin patladigini gorursun ve herkes ovvvv! diye kopar…” Jack Kerouac 1957 yilinda Yolda adli bir solukta yazilmis romaninda iste... Devam...

Sessizlik ve Ciplaklik uzerine

Gunes kavurucu disarda, cik disariya oynayalim diye bagiriyor. Basimi dondurmeye yeminli. Bense son gunlerde ciplaklik ve sessizlik uzerine dusunuyorum. Gunes kavurmaya devam ediyor. Bu kez balkona kisik gozlerle uzaktan bakiyorum. Sanki geceyi ozluyor gozlerim, ayi ozluyor. Sessizlik ve ciplaklik temasi ayla daha iliskili sanki. Tum bu dusunceler kafamda sekillenmeye calisip calisip sekil degistire dursunlar, ben ciplaklik ve sessizlik konusuna geri donmeye karar veriyorum. Once... Devam...

Söz uçar, yazı kalır da hep de aynı mı kalır be kardeşim?

Geçen sabah ben kahvemi içip ayılmaya çalışırken barmen, şair, Fransız ev arkadaşım Sebastian işten geldi. Biraz sarhoş. Biraz mutsuz. Çalıştığı bara takılan Belçika’lı bir yazardan bahsetti. Adam akşam 6 sularında gelip birkaç birayı hüplettikten sonra eve gidip yazıyormuş. Ve de bunu neredeyse her gün yapıyormuş. Kendi şiirlerini ona göstermek, fikirlerini öğrenmek istiyordu kaç zamandır. Ama önce onun yazdıklarını okumak istiyor.... Devam...

kavramsal yapilara pankart acmak!

Efendim entel jargonlarda conceptual framework adı verilen, türkçesi sanırım kavramlar yapısı/iskeleti gibi bir şey oluyor, bir muhabbet var. Basitçe açıklamak gerekirse her hangi bir kavramla(konseple), misal anne, ev, devlet, iyi vs. ilgili oluşturduğunuz bütün bağlantıları /çağrışımları/ anlamladırmaları alın, sonra onu sahip olduğunuz bütün diğer kavramların bağlantıları/ çağrışımları/ anlamlandırmaları ile birleştirp dev gibi bir... Devam...

felsefe bir nedir?

felsefe, onunune gelenin, ozelikle de felsefecilerin ucuk kacik, soyut, ne udugu belirsiz, garip terminoloji corbasi seklinde hic bir sey ifade etmeyen tanimlamalarda bulundugu, kimsenin dogru durust ne yaptigini ne ise yaradigini anlamadigi, ama anlamadigini da kabul etmedigi, ne oldugu hakkinda kitaplar yazilan ama bu kitaplar okununca da anlasilamayan, butun bilim dallarindan daha koklu bir tarihi olan, butun bilim dallarinin icinden dogup serpilip ayrildigi, herkesin buyuk... Devam...

ermenilerden ozur diliyorum

aydinlar yeni bir imza kampanyasi baslatmis, ermenilerden ozur diliyorum diye. kelimelerle gerceklerin dansiyla sorun cozumleme de atilmis yeni bir adim. bu adimi begenenler olucaktir, begenmeyenlerde olucaktir. simdi oyle hassas bir konu ki bu, insanlar nasil cozumleyeceklerini bilemiyor. dunyada olan seyler var, bir de onlara verilen isimler var. olan seye pek kimse olmadi demez de, herkes ona baska bir isim verir. ama isimlerin gucunu de onemsemek lazim. misal cok yakin zamanda... Devam...

kizilderililerden burclara

ben biraz burclara hevesli adamim, arkasinda cok bilimsel bir gerceklik olmadigini bilmeme ragmen. Dusnurken fark ettim, bizim burclarla ile kizildrilerin bir birlerine verdikleri isimler arasinda fonksiyon acisandan buyuk benzerlikler var. kizilderiler her dogan cocuga onun ruhunun simgesi olduguna inanilan ve ona ozel olan anlamli bir isim verirlerdi. ucan kartal, vahsi ayi, ossuran boga falan biliyorsunuz o taddaki isimleri. simdi her cocuga ruhunu karakterini simgeleyen boyle... Devam...