Posts Tagged ‘aikido’

Titreşiyorum, öyleyse varım…

Sevgili Prenses,

Biliyorum uzunca bir ara oldu bu. Bir süredir sana yazamadım. Ama emin ol bu zaman zarfında çok işler yaptım. Çok çalıştım çok yoruldum ve ben şu anda hayalleri gerçek olmuş bir insanım. Bu konunun nasılına ayrıca giricem. Bunun tadının çıkarırken bir taraftan da tercihlerimin bana getirdiği zorlukları farkındalıkla kabul ediyorum ve yeni bir yaşam düzeni kurmaya çabalıyorum. Bu arada seni biraz ihmal ettim. Umarım açığı güzelce kapatabilirim.

Bir süredir sağda solda birşeylerle uğraşırken, bir takım işleri kotarmaya çabalarken, hoşlaşmadığım ya da çok keyif aldığım insanlarla çalışırken aklım bir noktaya gidip duruyor. Bazen laf arasında deriz ya frekansımız tutmadı diye. Bazen biriyle tanıştığın anda ahanda dersin ve hoş sohbet alır yürür. Bazen de kırk takla atsan senden bi numara olmaz. Frekans tutmamıştır bir kere.

Nedir ki bu frekans dediğin nane? Bir nevi titreşim işte. Hiç heveslenme öyle bilimsel bir takım açıklamalara girmiycem. Bilmiyorum çünkü, birileri yorum yazar nasıl olsa (okuyucuya ev ödevi).

Hani aslına hepimiz atomlardan oluşuyoruz ve şu masanın da hammaddesi benle aynı ya. İşte o hammadde olan atomlar da aslında büyük oranda boşluktan oluşuyor. Yani “Ne biliyoruz ki” adlı belgesel-filmi izleyenler hatırlar. Bir atomun çekirdeğini beyzbol topu kadar büyütsen, çekirdeğin etrafında dönen en yakın yüklü parçacığın mesefesi birkaç yüz km gibi bir şey oluyormuş. Tabi bu elektrik yüklü parçacıklar hem dönüyorlar hem diğer yörüngelerle alışverişte bulunuyorlar. Sonuçta koca bir boşlukta dönen, ordan oraya atlayan, bir var olan bir yok olan bir durum var bünyede. Demek istediğim şu ki, senin katı sandığın şey aslında sürekli titreşip duran bir boşluk ve senin “orada duruyo işte” dediğin insan evladı her an milyon kilometre hızla hareket halinde aslında. Titreşip durmakta karıncalı tv ekranı gibi, bir var bir yok. Bir şey söyliyeyim mi prenses, hepimiz hikayeyiz aslında.. Read the rest of this entry »

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)

Uyumun Yolu

Prensese birşeyler karalamaya başladığımdan beri, yaşamımın en geniş dilimi olan Aikido üzerine yazmayı istiyordum. Ama düşündükçe derya deniz olan bir konunun neresinden tutsam başka bir yerinden çıktığım için bir türlü toparlayamıyordum. Özünde hayatın her anında varolan bir gerçek olan “Aiki” yi açıklamak çok zor. Anlatılmaz yaşanır deyimi başka hiç birşeye bu kadar tam oturmamıştır herhalde. Ama en azından ona giden yolu kendi penceremden biraz anlatabilirim sanırım.

Nedir bu Aikido? Bu soruyu çok severim. Çünkü bu soru tuzaktaki yemdir aslında. Başına geleceklerden habersiz, öğrenmeye aç arkadaşım sakince yanıma yaklaşır ve bunu sorar. Neden aikido? İşte o anda avını bekleyen bir kaplan gibi, yıllarca eğitilmiş reflekslerimle atılır ve anlatmaya başlarım. Köşeye sıkışan avım, kaçamak sorularla dikkatimi dağıtmaya çalışır. “Greenpeace’cisin, şiddet karşıtısın, ama kılıç diyon savaş sanatı diyon nasıl iş bu? Savaşın sanatı mı olur kardeşim? Hem bu adamlar kendi kendilerini yerden yere atıyolar. Bu aikido kandırmaca şov falan olmasın. Sokakta işe yarar mı ki acaba?” gibi ataklar tarafımca başarıyla savuşturulur ve kişi artık mindere adım atmaya hazırdır. O yüzden ey okur sorunu seç ve gerçekle yüzleşmeye hazır ol, çünkü kalem kılıçtan keskindir.

Öncelikle 3 kelimeden bahsediyoruz aslında. Ai (uyum, birleşme), Ki (ruh, yaşam gücü ya da evrensel enerji) ve Do (yol, sanat, çince tao). Bunlardan başka bir kelime türetiyoruz ve Aiki (yaşamla ya da enerjiyle uyum) diyoruz. Peki bu uyum nasıl oluyor dediğinde ise Aikido (yaşamla uyumun yolu / sanatı) diyoruz. Sadece şu üç kelimenin anlamlarını ve Japonca yazılımları olan kanjilerini incelemeye kalksak apayrı bir yazı çıkar. En basit anlamıyla Aikido, enerjiyi merkezsel ve dairesel hareketler kullanarak yönlendirmeyi, rakibin gücünü kendine karşı kullanmayı sağlayan bir savaş sanatıdır. Aikido teknikleri güce güçle, öfkeye öfkeyle karşılık vermek yerine, çatışmanın içine girerek onu yönlendirmeyi ve çözümlemeyi öğretir. 1900lerin başlarında O’Sensei Morihei Ueshiba tarafından kurulmuş olsa da kökleri yüzyıllar öncesine, samuray okullarına ve Daito Ryu Aikijutsu gibi eski sanatlara dayanır. Read the rest of this entry »

Related Posts with Thumbnails
Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)
Kral Büyük Frederick Euler'den 16 yaşındaki yeğeni Anhalt-Dessau prensesine mektupla hocalık etmesini istedi ve Euler felsefe, bilim, matematik gibi değişik konular üzerine iki yıl boyunca haftada iki mektup yazıp prensese gönderdi. Prensesden hiç bir zaman bir cevap gelmedi, ama bu dahi matemetikçi sıkılmadan bilgilerini bu onaltı yaşındaki prensesin anlayabileceği bir yalınlıkta ona sunmaya devam etti. 1768'de Euler arkadaşlarının tavsiyesi üzerine bu mektupları üç cilt halinde " Lettres à une princesse d'Allemagne" ismiyle yayınladı, bir alman prensesine mektuplar. Bu blog Euler'in Anhalt-Dessau prensesiyle yaptığı karşılıksız mektuplaşmaya öykünmeyle başlayan bir serüvende yazılan mektuplarda karşımiza çıkan güzellikler üzerine düşülen dipnotlardır...
Kategoriler
Arşiv