<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prensese Mektuplar &#187; Uncategorized</title>
	<atom:link href="http://www.prensesemektuplar.com/category/uncategorized/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prensesemektuplar.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 15:14:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Açgözlü Vendettalar</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kundaklama]]></category>
		<category><![CDATA[londra olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Duggan]]></category>
		<category><![CDATA[totenham]]></category>
		<category><![CDATA[yağma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=5185</guid>
		<description><![CDATA[Açın gözü açılınca adı açgözlü oluyor zenginin lugatında. Daha fazla iste! Daha fazla tüket sloganlı tüketim toplumu kendini açgözlü olarak niteleyecek değil ya. Onlar oyunu kurallarıyla oynuyor. Oyun dışı kalan fakirler, itilmişler ve kakılmışlar kuralsızca daha fazlasını istediğinde açgözlü oluverirler. Terbiye edilmeleri gerekir nemelazım. Konumuz ingilterede çığrından çıkan şiddet olayları.Olaylar, 29 yaşındaki Mark Duggan isimli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açın gözü açılınca adı açgözlü oluyor zenginin lugatında. Daha fazla iste! Daha fazla tüket sloganlı tüketim toplumu kendini açgözlü olarak niteleyecek değil ya. Onlar oyunu kurallarıyla oynuyor. Oyun dışı kalan fakirler, itilmişler ve kakılmışlar kuralsızca daha fazlasını istediğinde açgözlü oluverirler. Terbiye edilmeleri gerekir nemelazım.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-5189" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/london-on-fire-265x300.jpg" alt="" width="265" height="300" /></p>
<p>Konumuz ingilterede çığrından çıkan şiddet olayları.Olaylar, 29 yaşındaki Mark Duggan isimli siyahi bir kişinin Tottenham semtinde geçen hafta polis tarafından vurularak öldürülmesiyle başlamıştı. Sonrasında bir çok kente yayılan olaylarda yağmalama ve kundaklamalarla halk sokağa çıkamaz hale geldi. Bir süre sonra da asayiş tekrar sağlandı. Dükkanlarını savunan 3 pakistanlının yağmacılarca öldürülmesi de işleri daha da karmaşık hale getirmişti. Irkçı polis şiddetini protesto gösterilerinin, fırsatçı sokak çeteleri tarafından kötüye kullanıldığı yorumunu yapmış ingiliz başbakanı. Ülke genelinde 1500 kişi gözaltına alınırken 11-12 yaşında çocukları da içeren yağmacı güruhun çoğunlukla gettolarda yaşayan işsiz genç ergen nüfus olduğu biliniyor.</p>
<p>Bütün bu olaylar ingiltere genelinde insanları evlerinden çıkmaya korkar hale getirdi. Korkunun yanı sıra ölçüsüz, ideolojisiz ve ayrım gözetmeyen şiddetle terörize edilmiş bir durumda ingiliz toplumu. Bütün bu şiddetin “yoldan çıkmış gençlik” tarafından amaçsızca gerçekleştirilmiş olması kamuoyu gözünde her türlü meşruiyeti ortadan kaldırıyor. Olayları tamamiyle kabul edilemez bulan bir görüş hakim benim anladığım kadarıyla. Konuya ilişkin her türlü sosyopolitik analiz çabası, “bu benim de başıma gelebilirdi” ruh haliyle gölgelenmiş durumda.</p>
<p>İdeolojisiz olduğu iddia edilen genç kitlelerin; aslen korku içindeki ingiliz orta sınıfı ile aynı ideolojiyi paylaştığını iddia etmek hiç de abartı kaçmaz diye düşünüyorum. Açgözlülüğü gücün kurallarına bağlayan kapitalist ideolojiden bahsediyorum. Açgözlülüğün tek ideolojik değer olduğu bir toplumu küreselleşmiş dünya vatandaşları içselleştireli çok zaman geçti. Güce sahip olanların dolaylı kanallarla ekonomik şiddetini zayıflar üzerine yönlendirmesi ve daha çok kazanması üzerine kurulu asimetrik bir düzenden bahsediyorum. O yüzden şimdi orta sınıfın açgözlülüğe entegre olmuş hiç bir üyesi çıkıp da “kayıtsız şartsız açgözlülüğün” değer olarak yoksul gençler tarafından sahiplenilmesine ağlamasın derim.</p>
<p>Ben bu üzücü yağma ve ölüm olaylarının arkasında küresel kapitalizme karşı bir umut ışığı görüyorum ilk defa. Ne yaptığını bilmeyen kalabalıkların yağmasını küreselleşme karşıtı bir eylem olarak sunacak değilim. Tam tersine kapitalist değer sisteminin kendi içine patlaması olarak görüyorum gerçekleşenleri. solcu taklidi yapmaktan olabildiğince kaçınarak resmi gördüğüm yerden anlatmaya çalışayım. Endüstri çağı avrupası, toplumsal şiddetin yoğun olduğu, insan hakları kavramlarının ufukta görünmediği, gelir dağılımındaki uçurumun derinleştiği dengesiz bir yerdi. Ürettiklerini tüketecek bir kitleye ihtiyaç duyan kapitalistler de refahı paylaşarak zenginliklerini daha da arttırabileceklerini keşfettiler.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/0004dc64-640.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5187" title="0004dc64-640" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/0004dc64-640.jpg" alt="" width="562" height="316" /></a></p>
<p>Bu vesileyle batılı refah toplumları da ilk refah toplumları olarak karşımıza çıktılar. İşçi haklarının, insan haklarının, demokrasinin, asgari ücretin, sosyal devletin güçlü olduğu bir yapıdan bahsediyorum. Bütün bunların sus payı olduğu gören gözler tarafından çabucak anlaşıldı. Refaha ortak olan avrupalı işçi, bu refahın bedelini kimin ödediğine dönüp bakma ihtiyacı hissetmedi. O bedeli çok uzaklarda sömürülen üçüncü dünya ülkeleri, Çin, Hindistan, Afrikanın, Güney Amerika ve Asya’nın sanayileştirilen köylüleri, köleleri ödüyorlardı onlar adına. Gözlerden çok uzakta yaşanan toplumsal şiddet, sosyal bozulma, darbeler ve savaşlarla, batı toplumunun polis ve istihbarat güçleri olan biteni batının refahına toz kondurmadan hallediveriyordu.</p>
<p>Hammadde pazarları genişledikçe üretim arttı da arttı. Üretim fazlası mallar stokları şişirdikçe krizler geldi. Sonra bu malları satın alacak refah toplumu da yavaş yavaş genişlemeye başladı. Bu da dünyanın bir yerlerinde birilerinin çok daha pis sömürüleceği anlamına geliyordu. Dünya kaynaklarının yağmalanacağı ve gezegenin artık kontrol edilemez bir yağmaya maruz bırakılacağını müjdeliyordu.</p>
<p>Bilgisayarımızdan, televizyonumuzdan ve sahip olduğumuz hiçbir şeyden vazgeçmeye razı olmayan biz orta sınıf mensubu suç ortakları, dünyanın her yanında bu yağmaya utangaçça sırtımızı döndük. Sahip olduklarımızdan vazgeçmeye hiç niyetimiz yoktu. Hatta mümkünse daha çoğunu istiyorduk. Zaten azıcık şeyimiz vardı.</p>
<p>Birisi akılsızca, ideolojisizce, açgözlüce bir yağmadan mı bahsetti? Bu yağma küresel ölçekte her gün devam ediyor. Bu yağmanın en büyük suç ortakları da evlerinde ve dezenfekte şehirlerinde huzurla yaşayıp tüketen orta sınıf. Onlara sorsanız çokuluslu şirketleri suçlayıp gençlik çağlarında katıldıkları küreselleşme karşıtı gösterilerle vicdanlarını rahatlattıktan sonra kariyerlerine en tatlı şirketten başlayıverirler. Sonra bu açgözlü yağma kültürü, daha fazla tüketme, daha fazla kazanma döngüsü herhangi bir ahlaki kriter tanımadan temel kültürel model haline gelir. Tartşılmaz gerçeklik. İşte bu tartışılmaz gerçeklik, açgözlülük kültürüne doğan nesiller, bu açgözlülüğün merkezinde, paraları olmasa da daha fazlasını istemelerini salık veren reklamların peşinde, hakettiklerini almak için ahlaksızca bir talana girişirler Londra sokaklarında. Yaptıklarının yanlış olduğunu onlara hatırlatacak toplumsal değer yargıları çoktan çökmüştür.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-5191 alignright" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/tumblr_lpo67eR82Z1r1qajlo1_400-215x300.png" alt="" width="215" height="300" /></p>
<p>Bütün bunların içinde beni umutlandıran ne? Sosyal teşvik paketleriyle kontrol altında tutulmaya çalışılan avrupa gettoları yeni kriz dalgasından ilk etkilenen, tasarruf paketlerinden ilk etkilenen grupta oldu her zaman. Ama içinde yaşadıkları avrupai değerler ve demokrasiyi, adalet kavramını ve eşitliği içselleştiren bu kitleler hak aradılar ve zaman zaman da amaçlarına ulaştılar. “Hiç kimse yağmaya ve şiddete yönelecek kadar aç değil ingilterede” diye veryansın ediyordu ingiliz bir arkadaşım; londra gettolarının açgözlü çocuklarından bahsederken. Kimse tertemiz ofislerinde çokuluslu şirketlerin talan sözleşmelerini hazırlayan avukatların, petrol, altın, elmas, gümüş, nükleer şirketlerinin londra merkezlerinin çalışanlarının tertemiz yağmacılarından bahsetmiyordu. Yolaçtıkları kan, irin ve boku uygar dünyanın sınırlarının dışında tutan güçlü ordular, gümrük duvarları ve kukla yönetimler avrupa sokaklarını tertemiz, ellerimizi de tertemiz tutmanın garantisi çünkü.</p>
<p>İşte şimdi akılsız tüketim çılgınlığının açgözlülük ideolojisinden başka ellerinde hiçbirşey olmayan ingiliz yoksul gençliği, avrupalı “uygar” toplumun huzurunu derinden sarstı. İçinde yaşadıkları ve nemalandıkları sistemin sonuçlarını doğrudan yaşayarak korkarak şahit olan avrupa orta sınıfı bana umut veriyor. Sonunda kapitalizmin açgözlü doğası kendi içine patlıyor. Önümüzdeki ayları ve yılları merakla ve heyecanla bekliyorum. Hayırlara vesile olsun.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;bodytext=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;notes=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;t=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;annotation=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;t=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;s=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=5185&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>#internetime dokunma!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 11:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Caglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Vitrindeki Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[internetime dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=4509</guid>
		<description><![CDATA[Prenses, 15 Mayıs 2011 Pazar günü Türkiye’nin bir çok yerinde İnternetime Dokunma kampanyası altında eş zamanlı olarak eylemler gerçekleştirildi. Biz de prenses ekibi olarak oradaydık elbette, sadece blog-zine yazarları olarak değil, çoluk çocuk, 7&#8242;den 70&#8242;e herkes oradaydı. 40bin kişi vardı Taksim’de! Esnafın söylediğine göre bu seneki 1 Mayıs’tan sonra İstiklal Caddesinin gördüğü en kalabalık eylemmiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prenses, 15 Mayıs 2011 Pazar günü Türkiye’nin bir çok yerinde İnternetime Dokunma kampanyası altında eş zamanlı olarak eylemler gerçekleştirildi.<br />
Biz de prenses ekibi olarak oradaydık elbette, sadece blog-zine yazarları olarak değil, çoluk çocuk, 7&#8242;den 70&#8242;e herkes oradaydı. 40bin kişi vardı Taksim’de! Esnafın söylediğine göre bu seneki 1 Mayıs’tan sonra İstiklal Caddesinin gördüğü en kalabalık eylemmiş. Ben de hem aşağıdaki muhteşem videoyu paylaşmak, hem de çektiğim birkaç fotoğrafla tanıklığımızı anlatmak istedim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/7.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4510" title="7" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/7-1024x764.jpg" alt="" width="640" height="476" /></a></p>
<p>Birbirleriyle alakası olmayan binlerce insan, farklı organizasyon, aynı odaya koysan birbirini kesebilecek kadar sevişmeyen insanlar bu sansürcü zihniyete dur demek için biraraya geldi.  Ne kavga çıktı, ne de gürültü&#8230; Diyemeyeceğim zira fazlaca gürültü vardı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/1.png"><img class="alignnone size-large wp-image-4512" title="1" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/1-1024x676.png" alt="" width="641" height="457" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/21.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4516" title="2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/21-1024x764.jpg" alt="" width="640" height="476" /></a></p>
<p>Gündemdeki mevzular üzerinden göndermeler olan pankartlar vardı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/6.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4517" title="6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/6.jpg" alt="" width="612" height="612" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/12.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4518" title="12" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/12.jpg" alt="" width="612" height="612" /></a></p>
<p>İlginç bir şekilde (ne kadar ilginç olduğu tartışılır tabii) eylem medyada çok az yer buldu. Özellikle televizyonlarda neredeyse hiç gösterilmedi. Kimi haber sitelerinde de 200 kişinin toplandığı yazıldı. Dünyanın neresinde 40bin kişi herhangi birşey için toplansa haber olacakken bizim memleketimizde bu olamadı. Medya neredeyse konuya gözünü kapatmış durumda.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/4.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4520" title="4" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/4-1024x712.jpg" alt="" width="600" height="417" /></a></p>
<p>ve işte 200 kişi ve 200 pankart! (son fotoğraf benim değil, ama yürüyüşün simge fotoğrafların birisi oldu.)</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/112.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4528" title="11" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/112.jpg" alt="" width="505" height="675" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a61.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4530" title="f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a61.jpg" alt="" width="507" height="494" /></a></p>
<p>Ve de o güzel video. Bu yürüyüş şimdiye kadar Türkiye&#8217;de (belki dünyada da) internet için yapılmış en büyük eylemdi. Umarız 22 Ağustos&#8217;ta bu yasa yürürlüğüe girmez ve de halihazırda yasaklı olan 60bin sitenin üzerindeki yasak da kalkar.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="225" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=23775505&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="225" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=23775505&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;bodytext=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;notes=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;t=%23internetime%20dokunma%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=%23internetime%20dokunma%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;annotation=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=%23internetime%20dokunma%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=%23internetime%20dokunma%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;t=%23internetime%20dokunma%21&amp;s=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=4509&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endorfin Kafası &#8211; 1</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/12/endorfin-kafas-1.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/12/endorfin-kafas-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 15:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/12/endorfin-kafasi-1.html</guid>
		<description><![CDATA[Sigarayı bıraktım dondurmaya başladım. Çikolatalı dondurma yiyip endorfin kafası yapıyorum. Yine de yetmiyor. Bu dalga dalga gelen asabiyet nöbetleriyle kendimi güldürüyorum. Ne zor işmiş böyle yahu. Nikotin isteği bir yana, günlük rutin, yemek sonraları falan bünye çok alışmış. Anlayacağınız zor günler geçiriyorum 10 yıllık tiryakilik boyunca hiç bırakma girişiminde bulunmamıştım. Geçen hafta bir gün uyandım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7bEpPuGSI/AAAAAAAAAwg/BZ5xSMy3_JM/s1600-h/DSC_2199.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413004674983663906" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7bEpPuGSI/AAAAAAAAAwg/BZ5xSMy3_JM/s320/DSC_2199.JPG" border="0" alt="" /></a>Sigarayı bıraktım dondurmaya başladım. Çikolatalı dondurma yiyip endorfin kafası yapıyorum. Yine de yetmiyor. Bu dalga dalga gelen asabiyet nöbetleriyle kendimi güldürüyorum. Ne zor işmiş böyle yahu. Nikotin isteği bir yana, günlük rutin, yemek sonraları falan bünye çok alışmış. Anlayacağınız zor günler geçiriyorum <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' />  10 yıllık tiryakilik boyunca hiç bırakma girişiminde bulunmamıştım. Geçen hafta bir gün uyandım. Ve yeterince sigara içtiğime karar verdim. Gemideki tiryaki yoldaşlarımı benden uzak durmaları konusunda uyardım. Sigara içmezük cephesi ise düşmanın bir haini kucakladığı gibi kucaklayıp desteklediler beni. Hain aymazlığıyla dondurma ve şarap rüşvetlerine boğdum kendimi. Aslen planım da şu. Cümle aleme sigarayı bıraktığımı ilan edip tekrar başlamaya karşı bir mahalle baskısı oluşturacağım. Genel olarak yüzsüzlüğümü ve umursamazlığımı hesaba katmazsak plan işe yarayacak gibi. Evet bu yazıyı okuyan insan, sen de bu projenin parçasısın artık. Beni sigara içerken görür duyarsan, sözlü taciz ve müdahale hakkı veriyorum sana bu proje ile.</p>
<p>Bu nikotinsizlik asabiyetini saymazsak huzur ve mutluluk dolu günler yaşıyorum. Bir nevi hayat sarhoşluğu sanırım. Sıfır stres, düzenli hayat, 56 metrelik maksimum yürüyüş mesafesi ve günde 8 saat fiziksel çalışma ile zihinsel konformizmin doruklarındayım. Ben 2 aydır aynı yatakta uyuyorum ama benim yatak yerinde durmuyor haliyle. 3 hafta önce İspanya&#8217;dan Londra&#8217;ya 10 günlük bir transit gerçekleştirdik. Arkadaşlar! Fransa açıklarında Biscay körfezi diye bi yer var. Mümkünse yolunuz düşmesin. 10 buforluk bir fırtına yedik. 6-8m dalgalar dadından yinmiyo. <span id="more-140"></span>Ama azimle o fırtınanın tamamında yelken seyri yaptık ve neredeyse yolun tamamını motor kullanmadan geçtik. 600 metrekare toplam yelken alanıyla bu güzel hanımefendi saatte 12 mil max hıza çıkabiliyor. Yatak yerinde durmuyo derken biraz da bu fırtına hallerini diyorum. Gemi bi sağa bi sola 30 derece sallanıyo normalde diyelim. Arada bi dalga vuruyo 45 derece bizim hacıyatmaza. Rüyanda sallanmayan bir yatak görürken, yataktan silkelenerek uyanıyorsun. Sırt üstü yatıp yanları yastıkla destekleyince biraz uyunabiliyo bi sonraki sağlam darbeye kadar.</p>
<p>İngilizcede &#8220;aynı gemide o<a href="http://3.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7bE3NXjeI/AAAAAAAAAwo/GU3Vlh5BMmE/s1600-h/DSC_2194.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413004678731894242" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7bE3NXjeI/AAAAAAAAAwo/GU3Vlh5BMmE/s320/DSC_2194.JPG" border="0" alt="" /></a>lmak&#8221; diye bir terim var, aynı şartlarda, ya da aynı yolun yolcusu mealinde. Daha yeni yeni kavrıyorum ne anlama geldiğini. Mesela gece uyuyamadın. Ertesi gün uyanınca hiçkimsenin uyuyamadığını görünce bi normal hissediyor insan kendini. Ruh halini etkileyen dışsal faktörlerin çoğu, toplucanak hepimizi benzer şekillerde etkilediğinden, ilginç bir kader yoldaşlığı ortaya çıkıyor. Dokuzuncu günün sonunda, Thames Nehrinin girişinde demir atınca, sanki dünyada yeşil devrim olmuşçasına bir neşe katarı olduk komple misalen. Şimdi oturduğun yerden, bi insan sallanmadığı için ne kadar mutlu olabilir ki diyosun ama öyle değil işte. Biz bunu kendi çapımızda bir parti vererek deli gibi kutladık. Velhasıl kelam, mutlu olmak için böyle basit, eşeği kaybedip bulma durumları yetiyo aslen insan oğluna diye düşündüm ben.</p>
<p>On gün denizden sonra, bir kanalın içinde Maslak misali Canary Wharf denen yerde bağladık gemiyi. Citibank manzaralı güverte olduk yani. Manzara çok absürd. Göktelenlerdeki bir güruh şık takım elbiseli insan, binlerce oda ve kompartmanda; konuşmak ve yazmak dışında hiçbir üretim faaliyeti yürütmeden günlerini yıllarını geçiriyor. Sadece üretim organizasyonu yapıp üretmeyen, beyaz yakalı çalışan ordusu sektörleri çok düşünüyorum bu ara, yazıcam uzun uzun bilare.</p>
<p>Londra&#8217;da gemiden ilk kez haft<a href="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7k17816AI/AAAAAAAAAww/1d9VXiFUat0/s1600-h/PB210077.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413015417422997506" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7k17816AI/AAAAAAAAAww/1d9VXiFUat0/s320/PB210077.JPG" border="0" alt="" /></a>asonu için ayrılıp sevdüceğümle buluşmaya Norfolk&#8217;a gittim iki saat mesafede. Tren istasyonunda, &#8220;hava soğuk sıkı giyinin&#8221; anonsuyla demiryolları ayrı bir dumura uğrattı beni. Tazminat davası açılacak korkusuna, uyarı manyağı yapmışlar milleti. Bende de herşeyi okuma kompalsif bozukluğu olduğundan yoruyo insanı. Bu ingiltere dediğin yemyeşil dümdüz memleket arkadaşlar. Habire yağmur yağıyo. Bizi bozar. Deniz kenarında yürüyelim dedik romantik yapmaya, denize bi git gelmiş daha dönememişti 5km mesafeden. tekne sahipleri sağlam kazığa bağlayıp bırakmışlar tekneleri. deniz geri dönünce tekneler yine yüzmeye başlıyor. Deniz manzaralı ev dediğin de sürekli nitelik değiştiriyor. Sabah uyandın, haydaaa deniz yok. Part-time deniz manzaralı ev!! Acaba ev sahibine tazminat davası açılır mı bu sebepten diye düşünmedim değil. Avukat arkadaşlar ne diyosunuz?</p>
<p>Sahilde cool yapıcam, tek başıma kilometrelerce yürüyeceğim ıssız ve soğuk kumsallarda diyenleri akşama kurtarma botlarıyla almaya geliyorlarmış genelde. Şişme can simidini eksik etmiycen cebinden bu memlekette. Yağmuru var seli var, gel-giti var, fırtınası var. Ortalığı sel almıştı her tarafta ingilterede. Herkes iklim değişikliği konuşuyor. Biz de Gokkuşağı Savaşçısı&#8217;nı halka açtık. Gemiyi millete gezdirirken damardan iklim değişikliği mesajları verdik bol bol. Geminin çanından iklim değişikliğine bağla, yelkenlerden çevir lafı yenilenebilir enerjiye bağla, baktın sıkıldılar, oturt bi ufaklığı kaptan koltuğuna, dağıt havayı yeniden başla. hopla zıpla bilimum maymunluk.</p>
<p>Britanyadaki ikinci durak Edinburgh idi. İskoçyanın başkenti oluyo. İngilizceye benzeyen bir dil konuşuyolar. Ben pek anlamaya vakıf olamadım. Yine bi halk günü yaptık gemide haftasonu. Arkadaşlar, bu memleketler bildiğiniz soğuk. Kars ayarında ama biraz daha nemlisi diyim ben sana. Ben sanıyorum kimse gelmeyecek. Keskin rüzg<a href="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7k2rd-JkI/AAAAAAAAAxA/k4rhM-YNeEY/s1600-h/DSC_2318.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413015430178416194" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7k2rd-JkI/AAAAAAAAAxA/k4rhM-YNeEY/s320/DSC_2318.JPG" border="0" alt="" /></a>ar, yağmur adamın suratını kesiyor. O havada bin kişi geldi. Dediler ki, iskoç kişisi havaya bakıp evde oturmaya kalksa bütün yılı evde geçiresiymiş. Adamlar tınmıyo. Ben bi turistik yürüyüşe çıkayım dedim. Allahım şaştı soğuktan.  Beresiz eldivensiz geziyor imansızlar. Güvertede gruplara gemiyi gezdirirken lafa genelde şöyle başladım:&#8221;Merhaba ben tuna. bu gerçek adım. 3 yıldır kış görmedim çok üşüyorum. ingilizcem  bu kadar kötü değil normalde, dudaklarım uyuştu mazur görün&#8230;&#8221; Buralarda Rainbow Warrior gerçekten çok efsanevi bir gemi. Ziyaretçilerin heyecanına kapılıp gaza geliyor insan. Sarılıp öpenler oldu yaptığınız işler için teşekkürler diye.</p>
<p>Edinburgh çok tarihi bir şehir gezin görün fotoğraf çekin derim. Benim gezilerim daha çok iskoç publarında geçti. İskoç biraları ve viskileri üzerine derinlemesine araştırma yaptım. Araştırma sonuçlarını bir paper olarak sizlerle paylaşacaktım ama üzgünüm hatırlayamıyorum. Neyse biz yine demir aldık. 4 günlük bir seyir ile Oslo&#8217;ya yöneldik. Ben de gece 12-4 köprü nöbetine terfi edildim. Görevli zabit ile seyir güvenliği ve gemi güvenliği görevi. Geceleri fırtınada güverte çok şenlikli oluyor. Saat başı gemiyi dolaşıp herşey sıkıcana bağlı mı, kırılan dökülen var mı, gemi su alıyo mu diye ortalığı kontrol etmece. Arada baştan aşağı dalga yediğin oluyor. Ama sonunda köprüde sıcak çay ve kalarifer dibine sığınma halleri. Navigasyon işaretleri, ışıklar, fenerler, denizcilik alfabesi (tango eko zazu) öğrenmeye verdim kendimi.</p>
<p>Kalan zamanda da b<a href="http://2.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7T3MLBogI/AAAAAAAAAwY/0rJO6DiflrM/s1600-h/DSC_0531baja.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412996747259650562" class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Sx7T3MLBogI/AAAAAAAAAwY/0rJO6DiflrM/s320/DSC_0531baja.jpg" border="0" alt="" width="175" height="263" /></a>aşaltındaki odacığı boyama işi. Haftalardır bitmedi. Bütün pası hidrolik bir tabanca ile kırıp, spirale takılan tel fırça ile temizleyip 5 kat boya atmak gerekiyor. Kapalı alan olduğu için maskeyle çalışmak gerekiyor. gözlüktü gürültü için kulaklıktı maskeydi derken uzaylıya dönüyo insan. Boyanın kuruma alt sınırında çalışıyoruz sıcaklık babında. Ben bi de zihni sinir projesi ile normalde havayı dışarı atan seyyar havalandırma makinasını tersinden çalıştırdım. Sonuç süper. Soğuktan nemli havanın yüzeyde yoğuşmasını engellemeyi başardım. Mekanı ısıtamıyosan soğuk hava üfle. Tabi bu projenin katma değeri ikinci kat palto olarak bana geri döndü. Hazır iskoçyadayken, ülke geleneklerine uyum sağlamak adıına ikinci el giysi kutusunda bulduğum eteği geçirdim üstüme. Bu etek tabi ki Oricinal Kilt değil. Ama bütün gün giydiğim etek konusundaki temel eleştiri eteğin tipi ile ilgili değildi. İskoç delikanlısı kiltin altına hiçbirşey giymez imiş. Benim iş tulumunun üstüne etek giymem biraz göze battı. Neyse artık bi dahaki iskoçya ziyaretinden bi kilt alıp giyeceğiz umarım. Ama yaz olmasına dikkat ederek.</p>
<p>Tuna</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;bodytext=Sigaray%C4%B1%20b%C4%B1rakt%C4%B1m%20dondurmaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1m.%20%C3%87ikolatal%C4%B1%20dondurma%20yiyip%20endorfin%20kafas%C4%B1%20yap%C4%B1yorum.%20Yine%20de%20yetmiyor.%20Bu%20dalga%20dalga%20gelen%20asabiyet%20n%C3%B6betleriyle%20kendimi%20g%C3%BCld%C3%BCr%C3%BCyorum.%20Ne%20zor%20i%C5%9Fmi%C5%9F%20b%C3%B6yle%20yahu.%20Nikotin%20iste%C4%9Fi%20bir%20yana%2C%20g%C3%BCnl%C3%BCk" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;notes=Sigaray%C4%B1%20b%C4%B1rakt%C4%B1m%20dondurmaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1m.%20%C3%87ikolatal%C4%B1%20dondurma%20yiyip%20endorfin%20kafas%C4%B1%20yap%C4%B1yorum.%20Yine%20de%20yetmiyor.%20Bu%20dalga%20dalga%20gelen%20asabiyet%20n%C3%B6betleriyle%20kendimi%20g%C3%BCld%C3%BCr%C3%BCyorum.%20Ne%20zor%20i%C5%9Fmi%C5%9F%20b%C3%B6yle%20yahu.%20Nikotin%20iste%C4%9Fi%20bir%20yana%2C%20g%C3%BCnl%C3%BCk" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;t=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;annotation=Sigaray%C4%B1%20b%C4%B1rakt%C4%B1m%20dondurmaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1m.%20%C3%87ikolatal%C4%B1%20dondurma%20yiyip%20endorfin%20kafas%C4%B1%20yap%C4%B1yorum.%20Yine%20de%20yetmiyor.%20Bu%20dalga%20dalga%20gelen%20asabiyet%20n%C3%B6betleriyle%20kendimi%20g%C3%BCld%C3%BCr%C3%BCyorum.%20Ne%20zor%20i%C5%9Fmi%C5%9F%20b%C3%B6yle%20yahu.%20Nikotin%20iste%C4%9Fi%20bir%20yana%2C%20g%C3%BCnl%C3%BCk" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;title=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F12%2Fendorfin-kafas-1.html&amp;t=Endorfin%20Kafas%C4%B1%20-%201&amp;s=Sigaray%C4%B1%20b%C4%B1rakt%C4%B1m%20dondurmaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1m.%20%C3%87ikolatal%C4%B1%20dondurma%20yiyip%20endorfin%20kafas%C4%B1%20yap%C4%B1yorum.%20Yine%20de%20yetmiyor.%20Bu%20dalga%20dalga%20gelen%20asabiyet%20n%C3%B6betleriyle%20kendimi%20g%C3%BCld%C3%BCr%C3%BCyorum.%20Ne%20zor%20i%C5%9Fmi%C5%9F%20b%C3%B6yle%20yahu.%20Nikotin%20iste%C4%9Fi%20bir%20yana%2C%20g%C3%BCnl%C3%BCk" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=140&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/12/endorfin-kafas-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hariçten Gazel</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/10/haricten-gazel.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/10/haricten-gazel.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 18:52:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/10/haricten-gazel.html</guid>
		<description><![CDATA[Ya da, televizyon niyetine İstanbuldan ikiyüzlülük, açgözlülük ve şiddet manzaraları&#8230;tuna hızla topuklar! Ben yine yerimde duramayıp yola koyuldum. Oradan oraya gezerek sürekli yer değiştirme meselesine radikal bir çözüm getirerek sürekli hareket halindeki bir deniz aracına 3 aylığına yerleşerek sorunu kökten çözdüm. Greenpeace&#8217;in &#8220;Gökkuşağı Savaşçısı&#8221; gemisine gönüllü tayfa olarak kabul edilince kafadaki bütün planlar ister istemez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-style: italic;">Ya da, televizyon niyetine İstanbuldan ikiyüzlülük, açgözlülük ve şiddet manzaraları&#8230;tuna hızla topuklar!</span></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-hQelAgkI/AAAAAAAAFak/QzJx5hbuCl0/s1600/rainbowwarrior.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390704583444038210" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-hQelAgkI/AAAAAAAAFak/QzJx5hbuCl0/s400/rainbowwarrior.jpg" border="0" alt="" /></a>Ben yine yerimde duramayıp yola koyuldum. Oradan oraya gezerek sürekli yer değiştirme meselesine radikal bir çözüm getirerek sürekli hareket halindeki bir deniz aracına 3 aylığına yerleşerek sorunu kökten çözdüm. Greenpeace&#8217;in &#8220;Gökkuşağı Savaşçısı&#8221; gemisine gönüllü tayfa olarak kabul edilince kafadaki bütün planlar ister istemez bir kenara konarak ivedilikle harekete geçildi.</p>
<p>Ama son yazımdan sonra anlatacak bir sürü şey biriktiğini farkettim. Nerden başlasak? İstanbul, Rize, Antalya hattının sonunda annemin lezzetli yemekleri ve &#8220;ev&#8221; haliyle keyifli zaman geçirip yine cadı kazanı istanbul&#8217;a döndüm geçen ay. Bu seferki proje, topyekün tadilata girişen kız arkadaşıma yardım etmekti. Üzeyir Usta ile tanışıklığımız da böyle başladı. Kendisi Çorumlu, her işi yapar bir inşaat ustası olmanın yanında doksan kiloluk vücudunun 30 kilosunu kapsayan göbeğini çatı kapağından oldukça çevikçe geçirebilme yeteneğine sahip. Az çok tadilat işine girişenler bilir. Bu işler adamı kanser eder. Zira çekiç, malayı bi eline alan adam ikincisinde kendini usta diye pazarlamaya başlıyor.</p>
<p>Ahilik, zanaatkarlık gibi bütün etik kurumlar da ne yapsan yedirirsin temalı inşaat sektörüne devredildiği için iş yaptırırken paranoyak olmak gerekiyor. O yüzden bir iş yaptıracaksanız ustadan önce bir aracı ya da müteaahit ile muhatap olmayı tercih ediyor birçok insan. Bu aracı insanların temel fonksiyonu aslında &#8220;güven&#8221; satmak. Bir işi hakkıyla yapmanın standardı, yapmamanın yaptırımı olmadığından biz her işle birlikte güven ve ruh sağlığı için de para ödüyoruz genelde.</p>
<p>Ben de uzun zamandır oynamadığım eli cebinde gıcık sorular sorup sürekli onun bunun düzeltilmesini isteyen sinir bozucu &#8220;iş sahibi&#8221; rolünü oynadım. Beğenmedim kendimi ama işler böyle yürüyor bu alemlerde <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Suni krizler yaratıp, ek masraflar üzerinde tartışma hallerinden tutun da, ödeme zamanları veya küçük ayrıntı düzeltmelere kadar baştan sona bir tiyatro oyunundan farksız bence bu işler.  Her türlü mal ve hizmet alımlarında bilgi ve tecrübeye sahip olan taraf diğerini en iyi şekilde kazıklamak ya da kandırmak için elinden geleni yapıyor. Ama Üzeyir Usta&#8217;ya laf ettirmem. Çatı tamirini hakkıyla bitirdi. Kendisini inşaat kalfası olarak niteliyor zaten. Ben ayrılırken daire içi tadilata girişiyordu. Usta arayanlar bana bir eposta atsın telefonunu göndereyim <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tabi bu gemiye gelme işi çıkınca birsürü kağıt sepet işlerine girişmek gerekiyor. Ben hayatım boyunca vize alma müessesesini aşağılayıcı bulmuşumdur. Gidip o sıralara giren, camın arkasına laf anlatmaya çalışan her insanoğlu da eminim benimle aynı fikirdedir. Bu seferki durağımız yunanistan konsolosluğu idi. Çok zor vize veriyorlar uyarıları ve ekşi sözlkte sayfalarca giriş gözümü korkutmadı değil gitmeden önce. Zaten vizeyi de kolay vermediler ama bol bol aşağılanıp abuk subuk sorulara muhatap olduğum diğer konsolosluklara kıyasla daha insanca bir tavır gördüm. Bu kuzey avrupalı olmak ile akdenizli olmak arasındaki farkmış gibi geldi bana. Derdinizi anlayana kadar anlatabildiğiniz insanların olduğu, iki kelimeden daha uzun cevaplar veren, yaptığı işten nefret etmeyen insanlar gördüm, sevindim. &#8220;Gideceğin gemide güzel kızlar var mı?&#8221; sorusunu da hollanda konsolosluğundan bekleyemezsiniz herhalde <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İstanbul&#8217;daki zamanımın bir bölümünü de Vertigo&#8217;nun bilimum televizyon film vs. için yaptığı <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-gCTSkibI/AAAAAAAAFaM/ZqnjMcNzQr8/s1600/3937237450_ab0a51f9bb.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390703240384121266" style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 400px; height: 171px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-gCTSkibI/AAAAAAAAFaM/ZqnjMcNzQr8/s400/3937237450_ab0a51f9bb.jpg" border="0" alt="" /></a>uçma efektleri işlerine giderek geçirdim. Bunlardan en fazla ağzımı açık bırakan Yaş15 adlı Fox TV yarışma programını anlatmak ister bu deli gönül. Memleketin çeşitli yerlerinden toparlanmış sesi güzel 15 kızımızın şarkılarla yarıştığı bu program; kızlar kadar, hatta daha fazla annelerini öne çıkaran bir konsepte sahip. Lolita modunda görsel tüketim piyasasına sunulan bu gençler, televizyona çıkıp şarkı söyleme ve yeni arkadaşlar edinmekle yetinirler diye gece kıyafetleri ile anneleri devreye sokularak, çeşitli gazlama halleri ile rekabet ve yarışma heyecanı ve sonuçta rating tesis edilmiş. Anne kız arasındaki duygusal dalgalanmalar ise ratinglerin pik yaptığı anlar olsa gerek.</p>
<p>Niye şaşırıyorsun diyenler var duyuyorum. Ama çok fazla televizyon izleyemediğim için bu tür rating şovlarına bağışıklığım yok benim. Diğer yandan da eğlence sektörünün acımasız ikiyüzlülüğünden bihaber, çocukları için güzel birşey yapmaktan başka niyeti olmayan aileleri birebir gözlemlemek çok ağır bir deneyimdi benim için. Bir ara gözlerim yaşardı kalabalığa bakarken. Medeniyet denen şey bu olmasın başka bişey olsun lütfen, ruhumuza tecavüz etmeyin diyesiydim ama oturdum baktım öyle. (ööööyle yabancılaştım kaldım diyim ben sana..)</p>
<p>Tabi insanlık, ikiyüzlülük ve acımasızlıktan bahsedip IMF protestolarından bahsetmemek olmaz. Çok istememe rağmen düzenlenen gösterilerin hiç birine katılamadım açıkçası. Aslen bir gazeteci misali prenses okurlarına günü gününe haber geçme niyetindeydim. Umarım gidenlerin ağzından daha ayrıntılı bir yazı görürüz buralarda. Benim olaylarla ilk alakam cihangirin bir ara sokağında, bir arkadaşımın evinde, günün ilk kahvesiyle uyanmaya çalışırken gerçekleşti. Sesleri duyup pencereden bakarken bir grup eylemcinin sokağımızdan geçtiğini gördük. Ardından da kahraman türk polisi, yetişip 30 kadar eylemci ile sokağın geri kalanını biber gazına tuttu. Gaz maskeleri olduğu için polisimize hatırlatmak isterim: bu attıklarınız belediyenin sinek ilaçlamasına benzemiyor. Can yakıyor, bi ara maskeleri çıkartıp bakasınız!</p>
<p>Eylemcilerin şiddetinden bahsedenleri de duyar gibiyim. Medyanın neleri sulandırıp neleri abarttığını televizyonlarınızı kapatıp internette biraz dolaşırsanız birebir tanıklıklarla bulabileceksiniz. Sokak sokak gazlama işlemini de, vur deyince öldürse de çevik kuvvetin keyfinden yapmadığı aşikar. Eylemcileri de dinlemek lazım diyen başbakanın eylemcilere özel muamele için talimat ve bol bol gaz verdiğini söylemek hiç de kötü bir tahmin olmasa gerek. Şiddetin ne olduğu ve hangi toplumun ne derecede şiddeti tolore ettiği gayet tartışmalı bir konu. Ben açıkçası kendi katıldığım eylemlerde şiddetsizlik tarafında yer alıyorum. Ama bütün dünya halklarının iliğini emen bir uluslararası para kuruluşunu protesto ederken, işlemleri -başka bir dünyada olsak-  finansal terörizm olarak nitelenebilecek bankaları ve çok uluslu şirket şubelerini taşlarla hedef almanın kimi eylemciye göre neden şiddet değil de bir nevi meşru müdafa sayılabileceğini anlamakta zorlanmıyorum açıkçası.</p>
<p>Gelgelelim, amacı IMF karşıtı bir kamuoyu oluşturmak olan herhangi muhalif bir örgütün, polis <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-hE-a5CYI/AAAAAAAAFac/jFULhS1XOhM/s1600/untitled.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390704385833109890" style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 242px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-hE-a5CYI/AAAAAAAAFac/jFULhS1XOhM/s400/untitled.jpg" border="0" alt="" /></a>provakasyonunu ve türk medyasını bile bile bu türden şiddet içeren bir iletişim stratejisini benimseyebileceğini hiç sanımıyorum. Bana kalırsa kitlelere etki etmekten çok, fırsattan istifade, küçük örgütçü hesaplarla, eyleyen grubun özgüveni ve birlik duygusunu pekiştirmeyi amaçlayan girişimler bunlar. Yapanın da vardır bir hesabı diyorum. Polis onların onlar da polisin değirmenine bol bol su taşımaya devam edecek nasıl olsa.  Diğer yandan da Direnistanbul gibi son derece yaratıcı ve şiddetsiz grupların da hakkını yememek lazım.  Merhaba direnistanbul. Ne güzel oluşumsun sen. Sakın ha kurumsallaşmayasın emi! demek geldi içimden bütün samimiyetimle.</p>
<p>Halkımızın olaylara tepkisi ile ilgili de birkaç tanıklıktan bahsetmek istiyorum. Televizyonda gören görmüştür bu tophanedeki olayları. Polisten kaçarak siraselvilerden aşağıya topuklayan yüz kadar eylemci bir anda karşılarında tophane esnafını bulur. Odun, sandalye ve sopalarla silahlanan esnaf PKK&#8217;lılar geliyor diye de iyice bilemiştir birbirini. Vatanı savunmanın verdiği güvenle birkaç eylemciyi hastanelik edip geri kalanlarını da gururla püskürtmüşler. Çevik kuvvet zaten yorulmuş koşturmaktan, oturup izlemiş duyarlı halkımızın tepkisini. IMF, bankalar, kriz vs.  vurunca memleketin zenginine değil tophaneliye vuruyor aslında. Şimdi bu adam kalkıp IMF&#8217;ye hayır diyene saldırıyorsa, tophaneliye veriştirmek yerine, bizim de şapkayı öne koyup bu işte yanlışlık nerede  diye bir düşünmeye başlamamız gerekiyor sanıyorum naçizane.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-lP3VmMgI/AAAAAAAAFas/RAv01Fo7Mgo/s1600/PA090780.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390708970956927490" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Ss-lP3VmMgI/AAAAAAAAFas/RAv01Fo7Mgo/s400/PA090780.JPG" border="0" alt="" /></a>Velhasıl bu İstanbul bana pek yaramadı. Zaten henüz bir buçuk ay olmuş ve herhangi bir yerleşiklik imaresi gösteremezken kuyruğu kıstırıp sıvışmakta buldum çareyi. Yine böyle hariçten gazel okumaya geri döndüm. Güverte tayfası olarak elime boya fırçasını çoktan aldım. Öyle bütün gün denize baktığımız sanılmasın. Bütün gün boya, temizlik, düzenleme ve bilimum işlerle geçiyor.(çaylak sakarlıklarımı bi sonraki yazıya saklıyorum) Yunan adaları açıklarından akdenize doğru salınırken herkese akıl sağlığı diliyorum. Birkaç saat önce dünyanın en dar su yollarında biri olan Korint Kanalından geçtik. İstanbulda darlandıktan sonra bu dar kanalın güzelliği içimi açtı yemin ediyorum. Ben sakin sakin denizde seyrediyorum arkadaşlar. Herkese de tavsiye ediyorum. Gidin bi yere açılın biraz sakinleyin istanbullular. Dünyanın birçok yerinde yaşayarak gezmek kesinlikle istanbulda yaşamaktan daha ucuz benden demesi. Şu saatlerde Greenpeace&#8217;in efsanevi gemisi Gökkuşağı Savaşçısı&#8217;na yunuslar eşlik ediyor.  Yine tepemde gökyüzü altımda deniz var. Daha ne istenir ki hayattan?</p>
<p>tuna</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;title=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;bodytext=Ya%20da%2C%20televizyon%20niyetine%20%C4%B0stanbuldan%20ikiy%C3%BCzl%C3%BCl%C3%BCk%2C%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BCl%C3%BCk%20ve%20%C5%9Fiddet%20manzaralar%C4%B1...tuna%20h%C4%B1zla%20topuklar%21%0D%0A%0D%0ABen%20yine%20yerimde%20duramay%C4%B1p%20yola%20koyuldum.%20Oradan%20oraya%20gezerek%20s%C3%BCrekli%20yer%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20meselesine%20radikal%20bir%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%20getire" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;title=Hari%C3%A7ten%20Gazel" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;title=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;notes=Ya%20da%2C%20televizyon%20niyetine%20%C4%B0stanbuldan%20ikiy%C3%BCzl%C3%BCl%C3%BCk%2C%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BCl%C3%BCk%20ve%20%C5%9Fiddet%20manzaralar%C4%B1...tuna%20h%C4%B1zla%20topuklar%21%0D%0A%0D%0ABen%20yine%20yerimde%20duramay%C4%B1p%20yola%20koyuldum.%20Oradan%20oraya%20gezerek%20s%C3%BCrekli%20yer%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20meselesine%20radikal%20bir%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%20getire" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;t=Hari%C3%A7ten%20Gazel" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Hari%C3%A7ten%20Gazel%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;title=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;annotation=Ya%20da%2C%20televizyon%20niyetine%20%C4%B0stanbuldan%20ikiy%C3%BCzl%C3%BCl%C3%BCk%2C%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BCl%C3%BCk%20ve%20%C5%9Fiddet%20manzaralar%C4%B1...tuna%20h%C4%B1zla%20topuklar%21%0D%0A%0D%0ABen%20yine%20yerimde%20duramay%C4%B1p%20yola%20koyuldum.%20Oradan%20oraya%20gezerek%20s%C3%BCrekli%20yer%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20meselesine%20radikal%20bir%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%20getire" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;title=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F10%2Fharicten-gazel.html&amp;t=Hari%C3%A7ten%20Gazel&amp;s=Ya%20da%2C%20televizyon%20niyetine%20%C4%B0stanbuldan%20ikiy%C3%BCzl%C3%BCl%C3%BCk%2C%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BCl%C3%BCk%20ve%20%C5%9Fiddet%20manzaralar%C4%B1...tuna%20h%C4%B1zla%20topuklar%21%0D%0A%0D%0ABen%20yine%20yerimde%20duramay%C4%B1p%20yola%20koyuldum.%20Oradan%20oraya%20gezerek%20s%C3%BCrekli%20yer%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20meselesine%20radikal%20bir%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%20getire" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=123&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/10/haricten-gazel.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitlesel Enerji Yolsuzlukları</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/kitlesel-enerji-yolsuzluklar.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/kitlesel-enerji-yolsuzluklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 21:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[dogu]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/08/kitlesel-enerji-yolsuzluklari.html</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Prenses Sana, ruhuna gıda bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Celestine Prophecy adıyla yayınlanan ve Türkçeye Dokuz Kehanet adıyla Altın Kitaplar yayınlarından çevirilen bir kitap. New Age akımının takipçileri tarafından baş tacı edilen bu kitabı, elimden geldiğince şüphecilerin oklarını üzerine çeken noktalarını göz ardı ederek anlatmaya çalışacağım. Zira kitabın genel kurgusunun ve çizmeye çalıştığı ruhani patikanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Prenses</p>
<p>Sana, ruh<a href="http://3.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Spr65a1JcAI/AAAAAAAAAsA/AFKEtoLnWDI/s1600-h/celesprop.gif" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375884969581834242" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 134px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vdzwybLeLmE/Spr65a1JcAI/AAAAAAAAAsA/AFKEtoLnWDI/s200/celesprop.gif" border="0" alt="" /></a>una gıda bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Celestine Prophecy adıyla yayınlanan ve Türkçeye Dokuz Kehanet adıyla Altın Kitaplar yayınlarından çevirilen bir kitap.   New Age akımının takipçileri tarafından baş tacı edilen bu kitabı, elimden geldiğince şüphecilerin oklarını üzerine çeken  noktalarını göz ardı ederek anlatmaya çalışacağım. Zira kitabın genel kurgusunun ve çizmeye çalıştığı ruhani patikanın çok dışında, değindiği spesifik noktalar, üzerine düşünülmesi ve kafa yorulması için, zihinlere yeni kapılar açabilir. O yüzden bu yazıda ya da kitabı okuduğunda karşılaşacağın herhangi bir doktriner saptamayı göz ardı etmekte yarar var.</p>
<p>Kitabın tamamı kurgusal bir maceranın içerisinde açıklanan, güya mayalar tarafından yazılan ve yeniden ortaya çıkarılan, dokuz içgörü’den (insight) oluşuyor. Bu içgörülerin ilginç olduğunu düşündüğüm ayrıntılarını bir sitede bulduğum özetlerden çevirerek dikkatine sunuyorum.  İnanıyorum ki her bir okuyucunun,  bu yazının tamamından ya da küçük bir cümlesinden öğrenebileceği bir şeyler var.  Bu yazı kitaba dair spoiler içerse de bu spoiler sadece kavramlardan ibaret ve kitabı okumakla sadece kavramlara dair anlayışını biraz daha netleştireceksin.<br />
Tuna</p>
<p>“…<br />
Fiziksel dünyaya dair yeni bir kavrayış edinerek, insanlar, geçmişte algılayamadıkları bir enerji türünü fark etmeye başlayacaklar. Evrenin temeli saf enerjiden oluşur ve insan niyeti ve beklentileri, enerji formunda  dışa akarak diğer enerji sistemlerini etkilerler.  Bu evrensel enerjinin insanlar tarafından algılanması, güzelliğe yönelik artan bir hassasiyet şeklinde ortaya çıkar. İnsan ilgisinin yöneldiği bitkiler, diğerlerine kıyasla daha hızlı büyür. İlgi ve sevgiyle büyüyen bitkilerin tüketilmesi, vücudumuzun verimliliğini ciddi anlamda arttırır. Enerji alanlarını bir kez çıplak gözle görebilme kabiliyetine kavuştuğumuzda, eski ormanlar ve vahşi ekosistemler gibi belirli alanların daha fazla enerji yaydığını anlayabileceğiz.</p>
<p>Er ya da geç insanlar; evrenin tek, bütünlüklü ve dinamik bir enerjiden ibaret olduğunu anlayacaklar. Ve kendimizi böylesine zayıf, eksik ve güvensiz hissetmemizin sebebinin de bu enerjiyle bağımızı koparmamızdan kaynaklandığını görecekler. Bu enerji eksikliğini gidermek için insan bildiği tek yöntemle kendi enerjisini arttırmaya çalışıyor: Psikolojik anlamda diğer bireylerden enerji çalarak. Ve bu enerji hırsızlığı da dünyadaki bütün çatışmaların altında yatan bilinçsiz rekabeti açıklıyor.   Bir insan diğeriyle herhangi bir diyaloga girdiği anda iki durumdan biri ortaya çıkar: Ya daha güçlü ya da daha zayıf hissederek diyalogu sonuçlandırır.  Konuşmada baskın konuma geçmek için ne söylememiz gerekiyorsa onu söyleriz. Her bir taraf, kurulan anlık ilişkinin kontrolünü elinde tutmaya çalışır. Başarılı olması -bakış açımızın üstün gelmesi ya da takdir görmesi- halinde zayıf hissetmek yerine psikolojik bir tatmin hissederiz.  İnsanları kontrol ettiğimizde enerjilerini kendimize doğru yönlendiririz. Diğerinin enerjisini emmek pahasına kendimizi enerjiyle doldururuz. Bu tatmin hissiyatı, durumu tekrar etmemiz için bizi motive eder. İnsanların çoğu, sürekli olarak bir başka insanın enerjisini avlama durumundadır.</p>
<p>İnsanlar, enerjilerini diğer insanlardan değil, evrensel kaynaktan almanın yollarını öğrenmek zorundadır. Yemek, enerji almanın ilk yoludur. Ama yiyeceklerdeki enerjiyi tamamen alabilmek için yenilen yiyecek takdir edilmeli ve tadına varılmalıdır. Tat, (güzellikte olduğu gibi) bir algı kapısıdır. Yemek öncesi dua etmek gibi yemeği kutsal bir deneyime ya da takdire dönüştürme hali, yiyecekteki enerjiyi vücuda geçirebilmenin önemli bir yoludur. Bilinçli yeme eylemiyle yiyeceklerden kaynaklı kişisel enerji arttırıldıktan sonra, bu enerjiyi yemeden de vücuda almanın yollarını öğrenebiliriz. Evrensel enerjiye açık hale gelmek için bu enerjiyle bağlantıya geçmelisiniz. Bu da takdir etme yeteneğimizi geliştirerek olabilir. Ama bunu bir adım öteye götürerek takdir hissini, doyma hissine dönüştürebilirsiniz.  Bir şeyi gerçekten takdir etmeyi başardığınızda, o nesnenin altında yatan sevginin size akmasına izin verirsiniz. Nesnelerin güzelliği ve eşsizliğini takdir ettiğinizde, o nesnelerden enerji akışı size doğru yönelir. “Aşk”ı hissettiğiniz bir seviyeye geldiğinizde sadece niyetlenmek,  gerisin geri enerji göndermeniz için yeterlidir.</p>
<p>Alternatif bir enerji kaynağı var olsa bile, insanları kontrol etme alışkanlığından tamamen kurtulmadığımız sürece evrensel enerji kaynağıyla bağlantıda kalamayız. Bu alışkanlıkla ilgili sürekli bir bilinç geliştirmek anahtar öneme sahiptir. Bu bilinç ise, kendi spesifik kontrol yöntemimizin, çocukluğumuzda ilgiyi –enerjiyi-, kendimize yönlendirmeye çalışırken öğrenildiğini fark etmekle olabilir. Kendileri zaten bir dramı yaşayan ebeveynlerimiz, bizden enerji çekmek için çabalarlar. Enerjiyi geri kazanmak için bizim daha çocukken bir strateji geliştirmemiz gerekir. Bu yöntem hayat boyu tekrar ettiğimiz “bilinçsiz kontrol dramı” denen bir duruma dönüşür.  Her insan, kendi ailesiyle olan deneyimini tekrar gözden geçirerek gerçekten kim olduğunu keşfetmek zorundadır. Bunu bir kere keşfettikten sonra geçmişteki kontrol dramından sıyrılarak gerçekte neler olduğunu görme fırsatı yakalayabiliriz. Her insan enerjiyi kendine yönlendirmek için diğerini manipüle eder. Bu manipülasyon; agresif olarak –insanları ilgiyi kendine yönlendirmek için doğrudan zorlayarak-, ya da pasif olarak –insanların sempatisi ya da merakıyla oynayarak- gerçekleştirilebilir. Genel kontrol dramı şekilleri özetle şunlardır:</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Mesafeli, soğuk</span>:  Enerjiyi kendi tarafınıza yönlendirmek için geri çekilerek gizli ya da gizemli gözükürsünüz.  Bu dramın içine birinin çekilerek sizinle ilgili neler olup bittiğini çözmeye çalışacağını umarsınız.  Ve birisi bunu denediğinde muğlâk kalarak onları mücadele etmeye, daha derin kazmaya ve gerçek duygularınızı açığa çıkarmak için çabalamaya zorlarsınız. Karşınızdaki insanı ne kadar uzun süre ilgili ve gizemin içinde tutabilirseniz, enerjisini de o kadar çok emebilirsiniz.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Sorgucu</span>: Yanlış bir şeyler bulma amacıyla sorular sorup diğer insanın dünyasını masaya yatırarak bir dram ortaya koyar. Ve yanlışı bulduklarında diğerinin hayatının bu noktasını eleştirirler. Bu strateji başarı sağlarsa, Eleştirilen insan bu dramın içine çekilir. Sorgucunun etrafındayken daha bir kendilerinin farkında hale gelirler. Sorgucunun yaptıklarına ve düşündüklerine daha bir dikkat ederek onun yanlış olduğunu fark edebileceği bir şey yapmamaya çalışırlar. Bu psişik hürmet, sorgucuya arzuladığı enerjiyi sağlar. Sorgucu sizi kendi yolunuzdan çeker ve enerjinizi emer çünkü siz kendinizi onun düşünebilecekleri üzerinden yargılamaya başlarsınız.</p>
<p><span style="font-weight: bold;">Yıldıran, sindiren</span>:  sizi fiziksel ya da sözlü olarak tehdit eden biridir. Size kötü bir şeyler olabileceği korkusu ile bu insanlara dikkatinizi ve enerjinizi vermeye zorlanırsınız. Bu, dramlar içinde en agresif olanıdır.</p>
<p>Zavallı Ben: Hâlihazırda kendilerine olan kötü şeylerden, sizin bunlardan sorumlu olabileceğiniz imasıyla, bahsederler. Eğer yardım etmezseniz, bu kötü şeylerin devam edeceğini de ima ederler.  Zavallı Ben, hiçbir neden olmadığını bildiğiniz halde sizi suçlu hissettiren biridir. Söyledikleri ya da yaptıkları her şey, sizi onlar için yeterince şey yapmadığınız fikrine karşı kendinizi savunma durumunda bırakır.</p>
<p>İnsanlar farklı durumlarda, birden fazla dramı kullanırlar. Ama çoğumuzun baskın bir kontrol dramı vardır. Ve bu dramlardan hangisi küçükken ailemizle işe yaradıysa, onu kullanma eğilimindeyizdir.  İnsan, ailesinin ilgisini çekebilmek için ne gerekiyorsa sonuna kadar yapar. Bu yüzden de; sorgucu ebeveynler mesafeli,  sindiren ebeveynler zavallı ben, mesafeli ebeveynler ise sorgucu çocuklar yaratma eğilimindedir. Çocukluğunuza bakarak kendi kontrol dramınızı açığa çıkarttıktan sonra gerçek soruya geri dönme şansı yakalarsınız: Neden bu aileye doğdum? Ebeveynlerinizin hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair değerleri, size aktarılan asıl başlangıç noktasıdır. Ve düşünsel insan evrimi diye bahsettiğimiz kavram da bu değerleri kendi çocuklarınıza iletmek için bir adım öteye, yükseğe götürmekten ibarettir. Hayatınıza tek bir bütünlüklü hikâye olarak baktığınızda yaşamınızın bu sorunun cevabı üzerine kurulduğunu görebilirsiniz.  Ortak bir evrimsel amaçta birleşen iki insan bir çocuk dünyaya getirerek düşünsel evrimlerini bir üst basamağa taşımak için çalışırlar.</p>
<p>İnsan, kendi yaşamsal amaçlarında netleşerek bir diğerinin evrimine kendini angaje etmeyi başardığında,  diğer insana karşı geliştirdiği bağımlılıkla, kendi evrimsel yolunu kesintiye uğratabilir. Aşk ilk kez gerçekleştiğinde, iki insan biliçsiz olarak birbirilerine enerji vermeye başlar. Bu da “aşık olmak ” dediğimiz hafiflemişlik ve yükselmişlik hissine yol açar. Bu hissin karşısındaki insandan sürekli olarak gelmesi beklentisine girdiklerinde, evrensel enerjiye kendilerini kapatırlar.  Ve bu içe kapanış, onları birbirilerinden gelecek olan enerjiye daha da bağımlı kılar. İşte bundan sonra aldıkları enerji hiç yetmemeye başlar. Bu eksiklik duygusuyla enerji vermeyi bırakır ve daha fazla enerji için birbirilerini kontrol etme dramına düşerler. Sonunda da olağan güç mücadelesi başlar.</p>
<p>Ailemiz içinde enerji rekabeti nedeniyle birçoğumuz önemli bir süreci tamamlayamadan büyür: (dişil ya da eril) karşı cins yönümüzü kişiliğimize entegre etme sürecinden bahsediyoruz.  Bu eksiklikten dolayı da karşı cins enerjisine bağımlı hale geliriz. Evrenin enerjisi hem dişil hem de erildir. Zaman içinde bizde bulunmayan karşı cins enerjisini alabilir hale geliriz ama bunu zamanından erken yapmak evrensel enerji ile bağımızı bloke eder. Örneklemek gerekirse:  C harfi gibi enerjisel anlamda “eksik” olarak dolanırız. Bu da bizi çemberi tamamlayabilecek -O harfi olabilecek- karşı cins enerjisine karşı oldukça alıcı bir konuma getirir.  Çemberin tamamlanması ise bize ani bir enerji patlaması ve tamamlanmışlık duygusu verir. Bu duygu da evrensel enerjiyle tam bir uyum halinde olduğumuza dair bir yanılsama yaratır.  Ama problem şudur ki; bu tamamlanmışlığı sağlamak için iki insan gerekmesine rağmen çemberi oluşturan her birey kendisinin tam olduğuna dair bir yanılsama içerisindedir. Her birey sanki diğeri kendisinin bir uzantısıymış gibi diğerini kontrol etmek ister. Bu iki insanın oluşturduğu tekliğin iki başı ve iki egosu vardır. Bu ilüzyon, sonunda güç çatışmasıyla bir anda gözler önüne serilir. Sadece, evrensel enerjiyle bağlantılarımızı ve kendi bütünlüğümüzü dengeledikten sonra bizi kendi bireysel evrim yolumuzdan dışarıya çekmeyecek daha yüksek bir ilişkiye hazır hale gelebiliriz.<br />
…”<br />
* Metnin daha geniş ingilizce versiyonu için http://www.homestar.org/bryannan/celistin.html</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;bodytext=Sevgili%20Prenses%0D%0A%0D%0ASana%2C%20ruhuna%20g%C4%B1da%20bir%20kitaptan%20bahsetmek%20istiyorum.%20Celestine%20Prophecy%20ad%C4%B1yla%20yay%C4%B1nlanan%20ve%20T%C3%BCrk%C3%A7eye%20Dokuz%20Kehanet%20ad%C4%B1yla%20Alt%C4%B1n%20Kitaplar%20yay%C4%B1nlar%C4%B1ndan%20%C3%A7evirilen%20bir%20kitap.%20%20%20New%20Age%20ak%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1n%20takip%C3%A7ileri%20taraf%C4%B1ndan%20ba" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;notes=Sevgili%20Prenses%0D%0A%0D%0ASana%2C%20ruhuna%20g%C4%B1da%20bir%20kitaptan%20bahsetmek%20istiyorum.%20Celestine%20Prophecy%20ad%C4%B1yla%20yay%C4%B1nlanan%20ve%20T%C3%BCrk%C3%A7eye%20Dokuz%20Kehanet%20ad%C4%B1yla%20Alt%C4%B1n%20Kitaplar%20yay%C4%B1nlar%C4%B1ndan%20%C3%A7evirilen%20bir%20kitap.%20%20%20New%20Age%20ak%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1n%20takip%C3%A7ileri%20taraf%C4%B1ndan%20ba" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;t=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;annotation=Sevgili%20Prenses%0D%0A%0D%0ASana%2C%20ruhuna%20g%C4%B1da%20bir%20kitaptan%20bahsetmek%20istiyorum.%20Celestine%20Prophecy%20ad%C4%B1yla%20yay%C4%B1nlanan%20ve%20T%C3%BCrk%C3%A7eye%20Dokuz%20Kehanet%20ad%C4%B1yla%20Alt%C4%B1n%20Kitaplar%20yay%C4%B1nlar%C4%B1ndan%20%C3%A7evirilen%20bir%20kitap.%20%20%20New%20Age%20ak%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1n%20takip%C3%A7ileri%20taraf%C4%B1ndan%20ba" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;title=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Fkitlesel-enerji-yolsuzluklar.html&amp;t=Kitlesel%20Enerji%20Yolsuzluklar%C4%B1&amp;s=Sevgili%20Prenses%0D%0A%0D%0ASana%2C%20ruhuna%20g%C4%B1da%20bir%20kitaptan%20bahsetmek%20istiyorum.%20Celestine%20Prophecy%20ad%C4%B1yla%20yay%C4%B1nlanan%20ve%20T%C3%BCrk%C3%A7eye%20Dokuz%20Kehanet%20ad%C4%B1yla%20Alt%C4%B1n%20Kitaplar%20yay%C4%B1nlar%C4%B1ndan%20%C3%A7evirilen%20bir%20kitap.%20%20%20New%20Age%20ak%C4%B1m%C4%B1n%C4%B1n%20takip%C3%A7ileri%20taraf%C4%B1ndan%20ba" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=118&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/kitlesel-enerji-yolsuzluklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarhana Çorbası</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/tarhana-corbas.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/tarhana-corbas.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 15:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/08/tarhana-corbasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Prensesim Guzelim, Ben sana diyim. Bu millet delirmiş haberi yok daha. Bilmiyor muyduk kaçıp giderken? Tabi ki biliyorduk ama bizim kürkçü dükkanı istanbulumuzda değişen pek birşey yok. Herkes deli gibi bir koşturmaca halinde, yoğun bir hayat yaşamakta. Gelgelelim bu koşu bandı üzerinde yaşanan hayatlarımızda arpa boyu yollarda ileri geri gidip gelmiş istanbul son bir yılda. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prensesim Guzelim,</p>
<p>Ben sana diyim. Bu millet delirmiş haberi yok daha. Bilmiyor muyduk kaçıp giderken? Tabi ki biliyorduk ama bizim kürkçü dükkanı istanbulumuzda değişen pek birşey yok. Herkes deli gibi bir koşturmaca halinde, yoğun bir hayat yaşamakta. Gelgelelim bu koşu bandı üzerinde yaşanan hayatlarımızda arpa boyu yollarda ileri geri gidip gelmiş istanbul son bir yılda. Paraların üzerinden ilginç karakterler, yeni nesil rol modeller olarak bize bakıyor. Havaalanından dönerken yanımda oturan şahsiyet ile beşinci dakikada ortak tanıdıklarımı buluyorum. İstiklal caddesine adımımı attığım anda iki arkadaşım sekerek yanımda bitiyor. Beyoğlu köyünde ahali, milyonlarca insanla birlikte yaşadığını sanarken aynı beş on bin kişilik topluluk tanıdıklarını birbiriyle tanıştırıp daha bir kaynaşmış, iyice cemaat olmuşlar. Memlekete trici gelmiş, arpalar arası mesafeler daha da kısalmış. Benim cep telefonum kapanmış.Ve bu ülkede cep telefonu olmadan yaşamak imkansız hala gelmiş. 2 haftadır  yeni bir hat almamak için ümitsiz bir direniş gerçekleştiriyorum. Telefon kullanmam için uygulanan mahalle baskısı bir yana cep telefonu olmadan banka ve kredi kartı işlemleri gerçekleştirmek, internetten bilet ıvır zıvır almak ve bilimum kağıt kürek işleri imkansız hale gelmiş. &#8220;Cep telefonum yok&#8221; cümlesi insanlarda küfür etkisi yaratıyor, deneyin görün derim.</p>
<p>Ben istanbula sakin ve yavaş bir giriş yapayım derken bu azgın derenin suyuna yine kapıldım. Gelir gelmez bizim <a href="http://www.vertigoeffects.com/">Vertigo</a>&#8216;nun işlerine koşturmaya başladım yine. Bilmeyenler için Vertigo, uçma efektleri ve en<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgMFFRAlSI/AAAAAAAAArw/T24dfKscbUo/s1600/yedikoca.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375059436719084834" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgMFFRAlSI/AAAAAAAAArw/T24dfKscbUo/s200/yedikoca.JPG" border="0" alt="" /></a>düstriyel tırmanış alanında faaliyet gösteren, benim de güya parçası olduğum egzantrik bir oluşum. Filmlerde özel emniyet kemeri, tel ve makara sistemleriyle süpermen matrix gibi uçma sekilleri yaratıyor.Post prodüksiyoncular da sonradan bizim telleri, aparatları silip güzel şekiller yapıyorlar. Cemal insanı yeni bir tanıtım filmi yapmış, siteden bakın eğlenin bi ara. Neyse işte bi reklam için dilber isimli karaktere absürd bir ay yürüyüşü yaptırdıktan sonra soluğu Ezel Akay&#8217;ın çektiği &#8220;yedi kocalı hürmüz&#8221; filminin setinde aldık. Kocaları havada sektirdik.  Teatral bir atmosfer ile Tim Burton tarzı manipule edilmiş dekorlar ve yepyeni müziklerle, açıkcası, bana oldukça güze bir iş çıkacakmış gibi geldi.</p>
<p>Filmde kullanılmamasına rağmen bir haftadır bu &#8220;bir de yetmez bes tane ver allahım ver&#8221; şarkısı ağzıma dolandı. Sözlerini bilmediğim şarkıyı dilime dolayarak etrafımda yarattığım terör de cabası. Ayten Gökçer aynı adlı ünlü müzikalde söylemiş, Sezen Aksu sonradan olaya el atıp yeni bir tad yakalamış. İstanbulumuzun çok kocalı post modern karılarına cep telefonu melodisi olarak önereceğimdir.</p>
<p>Ver allahım ver derken bu sefer de Rize&#8217;nin Çamlıhemşin kasabasındabir iş çıktı. Semih Kaplanoğlu&#8217;nun &#8220;Yusuf Üçlemesi&#8221;nin üçüncü filmi&#8221;Bal&#8221; için y<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgDfDMgM5I/AAAAAAAAArI/l5q2X9QHfBg/s1600/yumurta.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375049987235263378" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 216px; height: 306px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgDfDMgM5I/AAAAAAAAArI/l5q2X9QHfBg/s320/yumurta.jpg" border="0" alt="" /></a>ola koyulduk. Karakovan balcısı bir baba ile oğlunun hayatını hikaye eden film Yusuf&#8217;un hayatının birinci safhasına yani çocukluğuna gidiyor. Bu vesileyle kara kovan balı konusunda baya birşey kaptım. Normal arı kovanlarına hiç benzemeyen bu kovanlar silindirik bir ağaç gövdesi kesitinin içi oyularak yapılıyor. Ağaçların yüksek noktalarına yerleştirilen kovanlar, aynı zamanda becerikli tırmanıcılar<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgFz7XH2YI/AAAAAAAAArQ/aWhieSOyb98/s1600/karakovan.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375052544932829570" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgFz7XH2YI/AAAAAAAAArQ/aWhieSOyb98/s200/karakovan.jpg" border="0" alt="" /></a> olan balcılar tarafından toplanıyor. Çamlıhemşin&#8217;e yolunuz düşerse Dağcı Sinan&#8217;ı bulun o size anlatır. Güzel ruhlu, hiperaktif bir abimiz kendisi. Üzerinde koskocaman dağcı yazan sarı otomobilini tanımakta hiç zorlanmayacaksınız. Biz oyuncuların güvenli şekilde ağaca tırmanması ve düşmesini sağlayan sistemleri kurduk. Seke seke dallarda dolaşan Dağcı Sinan, bu kadar teferruatlı tırmanış malzemeleri kullanmamızdan dolayı bizi azarlayıp gereksiz buldu haliyle. Çocukluğundan beri Kaçkar buzulları ve ağaçlarda dolaşan pratik bir karadeniz insanına sofistike tırmanış sistemlerinin gerekliliğini anlatmak nafile bir çaba; hiç denemedim tabii ki.</p>
<p>Karadeniz&#8217;e son kez gideli neredeyse altı yıl olmuştu. Ben her seferinde &#8220;eşeğim ben! niye her <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SpiLJ_OH2_I/AAAAAAAAFLg/6KygYqs4Wzs/s1600/firtinavadi.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375199158972439538" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 248px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SpiLJ_OH2_I/AAAAAAAAFLg/6KygYqs4Wzs/s400/firtinavadi.jpg" border="0" alt="" /></a>sene gelmiyorum&#8221; diye kendime kızıyorum. Fırtına deresinin buz gibi sularına eşlik eden sisli ormanlar ve dik yamaçlar başımı döndürdü yine. Karadenizli müteahhit kardeşlerimizin fırsatını bulduğu yerde diktiği apartmanlar dışında burada gündelik hayat ve tarım yapma tarzı yüzyıl öncesinden çok farklı değil. Orman içindeki boşluklarda ekilen çay ve mısır tarlalarını yabani karayemiş ağaçları(MANİ: Karamişin dibine Karayemiş fidani  Benimi alacasun Yoksa eski sevdani) ve böğürtlen çalıları çevreliyor. Biz de şapırdatarak yedik ne bulduysak zaten. Yayla şenliklerinde üçbin kişilik horonların hikayesini ancak film ekibinden dinleyebildik. Bu mevsim oldukça yağmurlu ama yağmuru bile ayrı keyif. Camlıhemşinli kıraathaneciler bile bu sigara yasağını uygulamaya başlamışlar. Ama bizim kahveci abi zula bir köşede pencere açıp sigara içmemize izin verdi sağolsun. Muhabbet ederken karedenizli girişimci bir ruhun kahvenin dışına çıkan iki hortum ile bu meseleyi çözdüğünü de belirtti. Bir hortumun ucuna sigarayı takıp nefes çekiyorsun diğer hortumdan ise dumanı dışarı üflüyorsun. Süper sistem, bana kalırsa yaygınlaşmalı!</p>
<p>Fırtına vadisinde yapılması planlanan baraj projesi şimdilik askıya alınmış gibi gözüküyor. Ama sadece Artvin ili sınırları içinde 116 hidroelektrik santral başvurusu var. Macahel Vadisi ile ilgili<br />
<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=951022&amp;Date=27.08.2009&amp;CategoryID=41">tartışmaları</a> son dönemde takip etmişsinizdir. Bütün karadeniz sahili boyunca yüzlerce endemik dağ ekosistemi, yapan inşaat konsorsiyumundan başka kimseye yararı olmayan bu projelerin tehdidi altında. Bizim vur deyince öldüren ayarsız enerji bakanlığı, her dereye hidroelektrik<br />
santrali yaptırarak Kyoto yükümlülüklerini yerine getirebileceğini sanıyor. Ama yöre insanı da boş durmuyor, sesini duyuruyor, dava açıyor ve bu girişimleri geri püskürtüyor. Bu arada fırtına vadisi ve devamında ayder yaylası ve kaçkar dağı etekleri, israilli turistlerin yoğun tercih ettiği bir yer haline gelmis. Sürdürülebilir Dağ Turizmi çalışmalarıyla karadeniz&#8217;deki birçok doğal güzellik doğayı tahrip etmeden korumaya yönelik katma değer sağlanarak yaşatılabilir. Siz hala gitmediyseniz ve bu yazıyı türkçe okuma kabiliyetine sahipseniz ayıplama melodisi olarak cık cık cık seslerini yazının fonuna ekleyiverin.</p>
<p>İşimizi bitirip trabzon<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgKAverjOI/AAAAAAAAArg/xt8ke7-hxbA/s1600/karadenizoto.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375057163128114402" style="margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; float: left; width: 200px; height: 169px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgKAverjOI/AAAAAAAAArg/xt8ke7-hxbA/s200/karadenizoto.jpg" border="0" alt="" /></a>a uçağa yetişmeye çalışırken kafamda binbir türlü düşünce uçuşuyordu. Bir adada herhangi bir kara taşıtına binmeden aylar geçirdikten sonra çirkin karedeniz otoyolunda 140km hızla giden bir  SUV jip ile seyreden bünye çelişkiler yumağı oldu haliyle. Karbon ayak izimin akibetinden otoyolun, sehirlerin denizle baglantısını kesen yapısına, giderek hızlanan medeniyetin anlamsızlığından memleket sevgisine kadar. Düşüncelerim arabanın yağmurda kayarak karşı şeride uçmasıyla kesildi. Ön lastikler ve jant haşat oldu ama kimse yaralanmadan kazayı sağsalim atlattık. Ben de bu durumu yanlış yolda aşırı hızla gittiğime dair ciddi bir uyarı olarak aldım kendi hayatım adına.</p>
<p>Bu tarhana çorbası tadındaki uzun yazıyı artık bitirmek istiyorum ama<br />
bir kelamım daha var. Döndüğümden beri neredeyse konuştuğum her<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgTy7AenHI/AAAAAAAAAr4/UpYXe-NuCFs/s1600/tarhana.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375067920820771954" style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 168px; height: 200px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_vdzwybLeLmE/SpgTy7AenHI/AAAAAAAAAr4/UpYXe-NuCFs/s200/tarhana.JPG" border="0" alt="" /></a><br />
insandan &#8220;niye döndün ki?&#8221; serzenişleri aldım. Aslında şaşırmamam<br />
gerekiyor. Birkaç yıl önce okuduğum bir araştırma &#8220;ey türk gençliği&#8221;nin yüzde doksandan fazlasının imkan verilmesi halinde bir daha arkasına bakmadan yurtdışına gideceğini belirtiyordu. Neresi olduğu da farketmiyor. Yükselen toplumsal değerlerimiz arasında memleketten nefret etme ve terk-i diyar eyleme en üst sırada. Evet birçok sorun var ve bu ülkede yaşam bazen dayanılmaz hale gelebiliyor. Ama ben bu memleketin zenginliklerine, diline, kültürüne, doğasına, insanına ve herşeyine biraz daha hassas ve aşık bir gözle bakan gözlerin güzellikleri seçmekte hiç zorlanmayacağını düşünüyorum. Birazcık memleket dışında yaşayarak güçlendirdiğim memleket sevgisini, bu dışarıdan (içe) bakan turist gözlerini bundan sonra da korumaya çalışarak beslemeyi umuyorum. Ne dediğimi anlatamadığımı düşünerek bitirirken sözü Edip Cansever&#8217;e devrediyorum. O kesin anlatır.<br />
tuna</p>
<p>MENDİLİMDE KAN SESLERİ</p>
<p>Her yere yetişilir<br />
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama<br />
Çocuğum beni bağışla<br />
Ahmet Abi sen de bağışla</p>
<p>Boynu bükük duruyorsam eğer<br />
İçimden öyle geldiği için değil<br />
Ama hiç değil<br />
Ah güzel Ahmet abim benim<br />
İnsan yaşadığı yere benzer<br />
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer<br />
Suyunda yüzen balığa<br />
Toprağını iten çiçeğe<br />
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine<br />
Konyanın beyaz<br />
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer<br />
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir<br />
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları<br />
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına<br />
Öylesine benzer ki<br />
Ve avlularına<br />
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)<br />
Ve sözlerine<br />
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)<br />
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer<br />
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne<br />
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına<br />
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına<br />
Minibüslerine, gecekondularına<br />
Hasretine, yalanına benzer<br />
Anısı işsizliktir<br />
Acısı bilincidir<br />
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan<br />
Gülemiyorsun ya, gülmek<br />
Bir halk gülüyorsa gülmektir<br />
Ne kadar benziyoruz Türkiye&#8217;ye Ahmet Abi.<br />
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden<br />
Dirseğin iskemleye dayalı<br />
&#8211; Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben &#8211;<br />
Cıgara paketinde yazılar resimler<br />
Resimler: cezaevleri<br />
Resimler: özlem<br />
Resimler: eskidenberi<br />
Ve bir kaşın yukarı kalkık<br />
Sevmen acele<br />
Dostluğun çabuk<br />
Bakıyorum da simdi<br />
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.<br />
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi<br />
Biz eskiden seninle<br />
İstasyonları dolaşırdık bir bir<br />
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar<br />
Nazilli kokardı<br />
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası<br />
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında<br />
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen<br />
Kadının ütülü patiskalardan bir teni<br />
Upuzun boynu<br />
Kirpikleri<br />
Ve sana Ahmet Abi<br />
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki<br />
Sofranı kurardı<br />
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı<br />
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi<br />
Çocuklar doğururdu<br />
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi<br />
O çocuklar büyüyecek<br />
O çocuklar büyüyecek<br />
O çocuklar&#8230;<br />
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi<br />
Umudu dürt<br />
Umutsuzluğu yatıştır<br />
Diyeceğim şu ki<br />
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler<br />
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi<br />
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse<br />
Çocuklar, kadınlar, erkekler<br />
Trenler tıklım tıklım<br />
Trenler cepheye giden trenler gibi<br />
İşçiler<br />
Almanya yolcusu işçiler<br />
Kadınlar<br />
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi<br />
Ellerinde bavullar, fileler<br />
Kolonyalar, su şişeleri, paketler<br />
Onlar ki, hepsi<br />
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler<br />
Ah güzel Ahmet Abim benim<br />
Gördün mü bak<br />
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar<br />
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket<br />
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile<br />
Gelse de<br />
Öyle sürekli değil<br />
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün<br />
O kadar çabuk<br />
O kadar kısa<br />
İşte o kadar.</p>
<p>Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar<br />
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar<br />
Mendilimde kan sesleri.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;bodytext=Prensesim%20Guzelim%2C%0D%0A%0D%0ABen%20sana%20diyim.%20Bu%20millet%20delirmi%C5%9F%20haberi%20yok%20daha.%20Bilmiyor%20muyduk%20ka%C3%A7%C4%B1p%20giderken%3F%20Tabi%20ki%20biliyorduk%20ama%20bizim%20k%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC%20d%C3%BCkkan%C4%B1%20istanbulumuzda%20de%C4%9Fi%C5%9Fen%20pek%20bir%C5%9Fey%20yok.%20Herkes%20deli%20gibi%20bir%20ko%C5%9Fturmaca%20halinde%2C%20yo%C4%9Fun%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;notes=Prensesim%20Guzelim%2C%0D%0A%0D%0ABen%20sana%20diyim.%20Bu%20millet%20delirmi%C5%9F%20haberi%20yok%20daha.%20Bilmiyor%20muyduk%20ka%C3%A7%C4%B1p%20giderken%3F%20Tabi%20ki%20biliyorduk%20ama%20bizim%20k%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC%20d%C3%BCkkan%C4%B1%20istanbulumuzda%20de%C4%9Fi%C5%9Fen%20pek%20bir%C5%9Fey%20yok.%20Herkes%20deli%20gibi%20bir%20ko%C5%9Fturmaca%20halinde%2C%20yo%C4%9Fun%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;t=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;annotation=Prensesim%20Guzelim%2C%0D%0A%0D%0ABen%20sana%20diyim.%20Bu%20millet%20delirmi%C5%9F%20haberi%20yok%20daha.%20Bilmiyor%20muyduk%20ka%C3%A7%C4%B1p%20giderken%3F%20Tabi%20ki%20biliyorduk%20ama%20bizim%20k%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC%20d%C3%BCkkan%C4%B1%20istanbulumuzda%20de%C4%9Fi%C5%9Fen%20pek%20bir%C5%9Fey%20yok.%20Herkes%20deli%20gibi%20bir%20ko%C5%9Fturmaca%20halinde%2C%20yo%C4%9Fun%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;title=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F08%2Ftarhana-corbas.html&amp;t=Tarhana%20%C3%87orbas%C4%B1&amp;s=Prensesim%20Guzelim%2C%0D%0A%0D%0ABen%20sana%20diyim.%20Bu%20millet%20delirmi%C5%9F%20haberi%20yok%20daha.%20Bilmiyor%20muyduk%20ka%C3%A7%C4%B1p%20giderken%3F%20Tabi%20ki%20biliyorduk%20ama%20bizim%20k%C3%BCrk%C3%A7%C3%BC%20d%C3%BCkkan%C4%B1%20istanbulumuzda%20de%C4%9Fi%C5%9Fen%20pek%20bir%C5%9Fey%20yok.%20Herkes%20deli%20gibi%20bir%20ko%C5%9Fturmaca%20halinde%2C%20yo%C4%9Fun%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=117&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/tarhana-corbas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

