<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prensese Mektuplar &#187; politika</title>
	<atom:link href="http://www.prensesemektuplar.com/category/politika/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prensesemektuplar.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 15:28:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Demokratik Müzik, Arabesk Referandum</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/08/demokratik-muzik-arabesk-referandum.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/08/demokratik-muzik-arabesk-referandum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 15:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[muzik]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[ali nazik]]></category>
		<category><![CDATA[arabesk]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[Fazıl Say]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim tatlıses]]></category>
		<category><![CDATA[iş bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin bey]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[turgut özal]]></category>
		<category><![CDATA[yozlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1978</guid>
		<description><![CDATA[St.Louis&#8217;e dönerken Müslüm Gürses dinliyordum uçakta. Altımda serili uçsuz bucaksız Kuzey Amerika kıtası, Müslüm babanın dertli nameleri ile inledi yeminlen. Savulun lan hostes tayfası, dünya tersine dönse vazgeçmem anladın mı diyesim geldi çok feci, ama bir kültür şoku durumuna mahal vermemek için sesimi kıstım. Rakı da servis etmiyorlar bu gavur uçaklarında. Halbu ki Seattle&#8217;a giderken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>St.Louis&#8217;e dönerken Müslüm Gürses dinliyordum uçakta. Altımda serili uçsuz bucaksız Kuzey Amerika kıtası, Müslüm babanın dertli nameleri ile inledi yeminlen. Savulun lan hostes tayfası, dünya tersine dönse vazgeçmem anladın mı diyesim geldi çok feci, ama bir kültür şoku durumuna mahal vermemek için sesimi kıstım. Rakı da servis etmiyorlar bu gavur uçaklarında. Halbu ki Seattle&#8217;a giderken Fikret Kızılok nameleri eşlik etmişti de Rocky dağlarını bizim Toroslara benzetip memleket hasreti depreştirmiştim. Geçen gün <a href="http://video.cnnturk.com/2010/programlar/8/26/5n1k-24-08-2010">5N1K programında Fazıl Say</a>&#8216;a denk gelince aklıma ilk bu geldi. Klasik Müziği severek sıklıkla dinlememe karşı, Müslüm babanın damardaki yeri ve zamanı başka, Bethoven&#8217;in Bach&#8217;in yeri ve zamanı başka.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/muhsin_beyy.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2009" title="muhsin_beyy" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/muhsin_beyy.jpg" alt="" width="505" height="250" /></a></p>
<p>Ama arabesk tartışması ve yozlaşma diyince aklıma gelen ikinci şey Muhsin Bey filmi oldu. Köyden kente göç etmiş Ali Nazik&#8217;in, şehir de müzisyen olup kolay yoldan para ün kadın arayışına karşılık, Muhsin Bey iyi bir müzisyen olmak için notasıyla şöfejiyle çalışmayı, emeği, hakketmeyi, değerleri savunur. Filmin tüm olayının özeti çatıdaki intihar sahnesindedir. Ölmekten başka seçeneği kalmadığını düşünen Ali Nazik, çatıdan kendini atmak ister, ama korkusuna yenik düşer. Muhsin Bey gelir yanına, ikisi de yüksekten korkuyor, ikisinin de gözleri kapalı. &#8220;Sesime gel&#8221; der Ali Nazik, ve bu çağrıya kulak verir Muhsin Bey. İkisi de birbirine sarılmış, dans eder gibi, bir iki bir iki adımları sayarak çekilirler yüksekten: &#8220;Şimdi ben geri gidiyorum, sen ileri adım atıyorsun&#8221; diye diye değerleri temsil eden Muhsin Bey, kurtulmakdan başka hiç bir şeyi umursamayan Ali Nazik&#8217;i çeker alır ölümün eşiğinden. Bir kültür geriye giderken, başka bir kültür ileriye gider. Ve işte tam da orda, Ali Nazik&#8217;in, arabeskin, göçün getirdiklerinin yükselişi başlar bir ülkenin semalarında. Muhsin Bey&#8217;in ve önün taşıdığı değerlerin, kentli insanın, dürüstlük, erdem gibi değerlerin de düşüşü&#8230;<span id="more-1978"></span></p>
<p>Hepimizin bildiği, Tanzimattan bu yana tekrarlanan bir hikaye var: Batılı fikirlerle donanmış aydınlar halkına yabancılaşmıştır. Halkını iyiliğe götürmek istese de halkın isteklerinden ve zevklerinden habersizdir. Bu argümanı öne sürenler ardına popülist sloganlar atmaktan da kaçınmazlar. Halka soralım bir! Halk bunu istiyor! Halkın sevdiği şeyleri hiçe sayamazsınız!</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/specialize-labor.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2011" title="specialize-labor" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/specialize-labor.jpg" alt="" width="269" height="250" /></a>Soralım tabi eyvallah, her şeyi halka danışalım icabında Antik Yunan&#8217;daki gibi, ama toplumda bir de iş bölümü diye bir şey var. İş bölümünün niye ortaya çıktığı da çok belli, işlerin daha etkili bir şekilde yürümesi için. Herkes her şeyi kabaca yapacağına, herkes belli bir alanda uzmanlaşın, ürettiğimiz şeyleri değiş tokuş edelim, herkes kazansın. Sonra, bu değiş tokuşun da çok etkili olmadığını anladık, hadi bunun yerine para diye bir şey koyalım ortaya, herkes malının değerini belirlesin, ona göre alıp-satalım ürettiklerimizi. Bir kaç bin yıl ileri sar bandı, al sana karmaşık ekonomik ve sosyo-politik ilişkileri ile bügün yaşadığımız dünya. Tabi, sistem karmasiklastıkca uzmanlaşma ve ona paralel olarakta uzun bir eğitim de yanında geliyor. Sonuçta, en basit iş bile belli bir eğitim gerektiriyor, yapılan iş karmaşıklaştıkça o eğitimin süresi de uzuyor. Ne biliyim bugün bir tip eğitimin 6 yıl, turizm-otelcilik eğitimin ise 2 yıl olması, eğitim zorluklarının ise karşılaştırılamaz olması yapılan işlerin karmaşıklığıyla paralel.</p>
<p>Şimdi tıbbi bir problemim olsa gider bir doktora danışırım, hizmetinin karşılığı da parasıyla veririm. Doktor da ne sebze ne meyve yetiştirmekden anlamamasına rağmen, gider benim verdiğim parayla marketten yiyecek alışverişini yapabilir. Hukuki bir problemim olduğunda gider bir avukata, ekonomik bir konuda gider bir iktisatçıya, ev yaptırırken mimara mühendise danışırım di mi? Benim mesleğim neyse onda da insanlar bana danışır, ben de onlara verdiğim hizmet sayesinde ekmeğimi kazanırım. Toplumda iş bölümü dediğin böyle bir güzellik. Herkes belli bir alanda eğitim alıp belli bir foksiyonu yerine getiriyor olmasına rağmen, bütün diğer fonksiyonlardan da faydalanır.</p>
<p>Tabi pratikte işler biraz daha karmaşık. Bir kere çalışma hayatı sıkıcı olabiliyor ve birilerinin günlük ritmin sıkıcılığından bizi kurtarması yaratıcı eserlerle duygularımızı harekete geçirmesi gerekiyor. Burada sanat dünyası devreye giriyor. Bulunduğumuz yaşam koşullarının daha iyi hale getirilmesi gerekiyor burada bilim ve teknoloji devreye giriyor. Haklılık haksızlıklardan doğan çatışmaların düzenlenmesi gerekiyor. Burada anayasa, hukuk devreye giriyor. Herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması gerekiyor burada polis devreye giriyor. Ülkenin olası dış saldırılarından korunması gerekiyor ki vatandaşlar huzur içinde yaşayabilsin, burada ordu devreye giriyor. Bunların her biri de başka iş bölümleri ve başka eğitim süreçlerini gerektiriyor. Bir de bütün bu ülke içi ve ülke dışı işlerin çekip çevrilmesi işi var ki orada meclis ve siyasetçiler devreye giriyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/commons.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2012" title="commons" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/commons.jpg" alt="" width="320" height="260" /></a>Şimdi bütün bu adamlar belli eğitimlerden geçmiş, belli işleri yapmaya vakıf olmuş insanlar. Herkes kendi işine baksa, herkes kedi işini en iyi şekilde yapsa, işler tıkır tıkır yürüycek. Boşa kalan vaktinde de başkalarının keyfini kaçırmadan ne yaparsan yap, iste alsana çillop toplum. Tabı, gerçekte işler böyle olmuyor. Özellikle çıkarlarımız konusunda o kadar ipleri başkasına kaptırma taraftarı değiliz. Bir devlet çatısı altında bir toplum içinde yaşamak kendi yakınlarımızla kabile halinde yaşamakdan daha avantajlı, ama yine de insan dediğin herşeyden çok kendisini ve yakınlarını düşünen bir mahlukat (bkz. <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/ortak-mulklerin-trajedyasi.html">ortak mülklerin trajedyası</a>). Normalde toplum yapısı, insanların bu fevri bencil hareketlerini, toplumun genel çıkarına ters düşeceği için kontrol altında tutma yönündedir. Politik bir gücü eline geçiren kafasına göre takılmaya başlayabilir, toplum burda devreye girip höt der. Ne biliyim, herkes kolay yoldan para kazanıp yan gelip yatmaya eğilimlidir, ama herkes kolay yoldan para kazanır yan gelir yatarsa, kısa zamanda toplumda üretim azalacağı için herkes kaybeder. O yüzden toplum kolay yoldan para kazanmayı yan gelip yatmayı kontrol altında tutar. Ürettiğin kadar tüketmelisin. Bu ürettiğin domates olur, fındık olur, apartman olur, sağlık olur, hizmet olur, para olur, müzik olur, resim olur, araştırma olur, yönetim olur vs. vs. Bu uretim tüketim kantarının ayarını kaçırdın mi, hangi ülke olursan ol batarsın, bak misal Amerika&#8217;da ki ekonomik krize.</p>
<p>Kritik olan konu bu üretilen şeylerin bir birleri ile olan ilişkisi, yani bir birlerine kıyasla değerleri. Domates yetiştirmekle ile sağlık hizmeti aynı şey değil, bir diğerinden daha değerli. Dedik ya, eskiden takas ediyorduk, ne biliyim 5 domates 1 kilo buğday ediyor, ve bunu yaparken de üretilen şeyleri yetiştirme zorlukları ve maliyetlerine bakıyorduk. Tabı, ne kadar ürettildiği ve ne kadar insanın onları tüketmek istediği de önemli. Meyve sebzede iş nisbeten kolay olsa da, biraz daha karmaşık üretimlere geldiğimizde karşılaştırmak da giderek zorlaşıyor. Şimdi bir saatlık sağlık hizmeti, kaç saatlık otel hizmetine bedel? Ne biliyim. Ya da üç saatlık polislik görevi, kaç saatlık hudut nöbetine bedel? İşler karmaşıklıp göz kararı değer tespiti yapmak zorlaştıkça başka parametreler devreye giriyor. Mesela, maliyet. Bir sağlık hizmetinin maliyeti nedir: Hastene masrafları, araştırma geliştirme masrafları, o doktorun aldığı uzun eğitimin maliyeti, bir hatanın yol açacağı masraflar vs. Buna karşılık bir otelcinin eğitim ve otel masraflarını koyuyoruz. İkinci önemli bir nokta, sağlık hizmeti vermeye hevesli ve doktor olmaya yeterli zihinsel donanıma sahip insan sayısını, sağlık hizmetine ihtiyacı olan insan sayısına (hemen hemen herkes) orani, öte yanda otelci olmaya hevesli insan saysını otel hizmetine ihtiyacı olan insan sayısına oranlıyoruz. Sonuçta, doktorluk hem çok daha yüksek maliyetli, yetiştirilmesi zor, buna rağmen hem de çok daha fazla insana hizmet ettiği için, daha düşük maliyetli, yetiştirilmesi kolay ve çok daha az insana hizmet eden otelcilikten daha değerli. Genel olarak, bir şeyin üretimi ne kadar zorsa ve buna paralel olarak topluma katkısı ne kadar büyükse, o kadar fazla toplumsal değeri oluyor.</p>
<p>Burada yapılan çok kritik bir hata toplumsal hizmet ve değer ilişkisinden çoğunluğun sevdiği değerli olur ilişkisini çıkarmak. Topluma doktorluk gibi direk bire bir hizmet sağlayanları genellikle toplum da sever, doktorları, avukatları, mühendisleri severiz hatta kızlarımızı da veririz seve seve o derece. Ama onları değerli yapan toplumdaki bireylerin onları sevmesi değildir. Yani, bireylerin bir şeye verdiği değerlerin toplami, o şeyi bir toplumsal değer yapmaz. Yemek-içmek hepimiz için çok değerlidir ama yemek-içmek bir toplumsal değer değildir çünkü toplum yapısına artı veya eksi bir şey katmaz (ha bireyler için çok önemlidir o ayrı). Toplumdaki insanlar bir hizmeti sevmese bile, o üretilen şey toplumdaki insanların genelinin hayatlarını daha iyi bir hale getiriyorsa değerlidir. Toplumsal değerin tanımı budur. Doktorları sevmeseydik de doktorluk hizmeti yine de değerli olacaktı. Avukatları değerli yapan insanların onları sevmesi değil, toplumsal hak ve hukuku sağlamaları. Sanatçıları yazarların düşünürlerin değerli yapan yapan insanların onları sevip sevmemesi değil, insanlığın ufkunu ileriye taşımaları. Kaç kişi Kant&#8217;tı Wittgenstein&#8217;i okur tanır bilir sever, onlar sevmeyince Kant&#8217;in Wittgenstein&#8217;in insanlığın düşün dünyasına kattığı değer azalır mi? İnsanlar sevdi diye Ayn Rand değerli bir filozof mu olur?</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/6a00d83451c1db69e200e54f08b8618833-640wi.jpg"><img class="size-full wp-image-2013 alignright" title="6a00d83451c1db69e200e54f08b8618833-640wi" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/6a00d83451c1db69e200e54f08b8618833-640wi.jpg" alt="" width="282" height="271" /></a>Peki, hayatımı daha iyi bir hale getiriyorsa neden sevmeyeyim? Mevcut kısa vadeli çıkarlarına ters düştüğü için ve uzun vadede hayatını daha iyi bir hale getirdiğini bulunduğun bireysel noktadan göremediğin için. Sana direk sunulan hizmetlerin değerini tartabilirsin, ama sana dolayli yoldan sunulan hizmetlerin değerini görmek o kadar kolay değil. Dedik ya, birey olarak çok daha kısa vadeli ve yakın çevremizi düşünüyoruz. Oysa, toplumsal değer dediğin, uzun vadeli ve toplumun geneline yayılan bir şey. Çok bilindik bir örnek, Atatürk cumhuriyeti kurduğunda reformları ardına ardına yaptığında kimsenin hoşuna gitmemişti, ama bu Atatürk&#8217;un bu ülkeye yaptığı hizmeti değersiz kılmaz, ki zamanla da ne kadar değerli olduğu anlaşıldı. Anlaşılmasaydı da değerli olucaktı. Bir çok toplumsal değer, insanlara direk değil dolayli yoldan uzun vadeli ve genele yayılan bir hizmet götürür, birey olarak bazen kaybetsekte, toplum olarak kazançlı çıkarız. (bkz <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/mahpuslarin-acmazi.html">mahpusların açmazı</a>) Bazen polis sana ceza keser, mahkemede haksız bulunursun tepen atar, mühendise mimara para kaptırırsın, ama uzun vadede bu kurum ve kişilerin olması senin hayatını daha yaşanılabilir bir hale getirir.</p>
<p>Şimdi, arabesk mevzusuna dönersek. Arabesk müzik ve getirdiği kültür ve yaşam felsefesi, toplumdaki insanların yaşamını daha iyi bir yere götürmedi ve götürmez. Bu çok açık. Köyden kente göç eden, kültür şoku yaşayan, ekonomik olarak ezilen bir kitleyi, ne şehirli yaptı ne köylü kültürünü korudu. Ortaya koyduğu yeni karma kültür, ne göç edenlerin yaşamını iyileştirdi, ne de şehirdekilerin yaşamını iyileştirdi. Bu kültür köylü kökenli olmayan insanlara da yayıldıkça toplumun genel yapısını da tehdit etmeye başladı. Arabesk insanları daha iyi bir yaşama götüren, eğitim alması, ekonomik olarak daha iyi bir yere gelmesi, toplumun ürettiği nimetlerden faydalanması, kendi kültürünü geliştirmesinin yerine, yerinde durması, ezilmişliğini kabullenmesi, fırsatçı ve laubali olması, kendi çıkarından başkasını düşünmemesini, yeri gelince hak hukuk tanımaması gibi fikirleri aşıladı. Dikkat ederseniz, arabeskin aşıladığı fikirler fevri ve bencildir, tam da toplumun genel çıkarlarına zıt fikirler. Bireyler arasında bu kadar popüler olması, bireylerin zaten buna doğuştan eğilimli olmasından kaynaklanıyor. Dedik ya, bireyler zaten kendi çıkarlarını ve yakınlarını herşeyin üstünde tutma eğilimindeler.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/arabesk.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2014" title="arabesk" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/arabesk.jpg" alt="" width="575" height="432" /></a></p>
<p>Arabesk kültürü bizi insanlar arasında iş bölümü olan bir devlette hak ve özgürlere sahip uzun vadede herkesin kabile yaşantısına göre kazançlı çıktığı vatandaş olmakdan, güçlü olanın güçsüzü ezdiği kabile topluluğuna götürür. 5000-10.000 yıl önce insanlar gayet arabesk bir dünyada yaşıyorlardı aslında, hak hukuğun olmadığı, güçlü olanın güçsüzü ezdiği, ezilenin gayet boynu bükük oturduğu, yapabilecek başka bir şeyi olmadığı için mevcut durumunu kabullendiği, kendi çıkarı için fırsat kolladığı, efkardan cigara tellendirdiği bir tarihden geliyoruz. Bak mağara insanlarına hepsi arabesk fikirlerle yaşıyorlardı. Hatta sempanzelerin ve baboonların dünyası çok daha arabesk, güçlü olan erkek baboon 2-3 dışı baboonu koluna takar haremine götürür. Diğer erkek baboonları iter kakar, itilen kakılan alt sınıf baboonlarda ise koşar, akşamları efkarlanıp ince belli bardaktan raki yudumlarlar, ne yapsın gariplerim ne kadın var ne ekmek elde, lider baboonu devirmek için bir zayıf bir anını kollarlardı falan  filan.</p>
<p>Buradan bakınca arabesk kültürün yavsaklığı ayyuka çıkıyor. Bu kültür resmen açık açık maymunların dünyasına geri dönelim diyor, hem de altında şehir yaşamının tüm nimetleri ile. Arabesk kültürü savunanların altlarında arabası, evlerinde televizyonu, marketten aldığı yicek ve içecekleri, polisi can ve mal güvenliğini sağlar, doktoru yarasına bakar, askeri ülkesini kollar, bu hizmetlerin sağlanması için insanlar uzun eğitimlerden geçer, o rakısını yudumlar, sigarasını tellendirir kendi işine geleni kullanır, işine gelmeyeni hiçe sayar. Toplumsal iş bölümünün nimetlerinden faydalınır ve hak ve özgürleri devlet tarafından korunur, ama o kendi çıkarlarına ters düşenleri yok sayma hakkını kendinde görür. Belki toplumun üst kesimlerinde ki insanlar kadar bu hizmetlerden faydalanamıyor çoğu, ama onlara isyan edicem derken oturduğun dalı kesiyorsun. Eğer gerçekten bu düzenden memnun değilsen, kabile hayatına hak hukugun olmadığı bir yaşantıya dönmek istiyorsan şehir yaşamının nimetlerini de bırak, işin düşünce doktora gitmeyi de bırak, bir sorunun olduğunda mahkemeye gitmeyi de bırak, bilim ve teknolojinin nimetlerini de bırak vs. Ama hem bunları kullanıp, hem de bunların altını kazarsan bunun adı yavsaklıktır.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/1986_turgut_ozal_basbakan.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2015" title="1986_turgut_ozal_basbakan," src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/1986_turgut_ozal_basbakan.jpg" alt="" width="618" height="410" /></a></p>
<p>Arabesk müziğe karşı olduğum anlamı çıkmasın tabi, müzikte herkes istediğini dinler. Ama insan beyninin ne kadar esnek bir yapı olduğunu, sevdiğimiz beğendiğimiz şeylerin nasıl yaşam deneyimlerimiz sonucunda şekillendiği anlatmaya sayfalar yetmez. Düşünün ki normalde beynin sol yarım küresinde olması gereken dil bölgesi, o bölgede doğuştan bir sorun olduğunda beynin sağ yarım küresine geçebiliyor. Düşünün ki beyin kanaması sonucu beynin bir yarım küresini ameliyatla aldığınızda, tek kalan diğer yarım küre alınan yarım kürenin foksiyonlarını devralabiliyor. Ki bunlar karmaşık bilişsel fonksiyonlar, öyle çikolatıyı ve muzu sevmek, bamyadan nefretmekten gibi basit ilişkilerdirmelerden bahsetmiyoruz. Yani diyorum ki arabesk müzikteki 80&#8242;lerden sonraki patlamanın, sadece müzikte zevklerle ilgili olduğunu sanıyorsanız, sade koyden kente gocle ilgili oldugunu saniyorsaniz aldanıyorsunuz. İbrahim Tatlıses&#8217;ı Turgut Özal&#8217;dan ayrı düşünemezsiniz, kültürel yozlaşmayı 12 Eylül&#8217;den ayrı düşünemezsiniz. Müzik sade boş vakitlerinizde dinlediğiniz bir şey değildir. 60&#8242;larda patlayan Rock müzik sadece müzik değildi, bir kültürel değişimdi aynı zamanda. Bu değişimlerin özgürleştirici ileriye götüren değişimler mi olduğu, yoksa bizi maymunların dünyasına kendi eğitilmemiş doğamıza götüren değişimler mi olduğu, toplumsal yaşamı, birlikte özgürce yaşamayı ne şekilde etkilediğinden belli olur. Herkes arabesk fikirleri benimserse, toplumda hak hukuk kalmaz, herkes bir birinin kuyusunu kazdığından toplumsal güven kaybolur, adam kayırmaca, torpil, rüşvet alır basını gider, herkes kolay yoldan para peşinde koştuğundan toplumsal üretim azalır, kimse uzun sancılı eğitimle uğraşmaz, araştırma sanat kültür gibi direk para getirmeyen şeylere önem verilmez vs. Ki hepimizin bildiği bunlar 80&#8242;lerden bu yana Türkiye&#8217;de olan şeyler.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/evren_12_eylul.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2020" title="evren_12_eylul" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/08/evren_12_eylul.jpg" alt="" width="335" height="239" /></a>Şimdi bir de anayasa referandumu furyası var. Güya 80&#8242;lerle, 12 Eylül anayasasıyla yüzleşiyoruz, güya anayasayı halkın oyuna açıp çok demokratik bir şekilde sağlıycaz bu dönüşümü. İnsanlar yeterince yazdı çizdi çok fazla detayına girmeye gerek yok, ama böyle saçma sapan bir yaklaşım daha olamaz. Sen toplum düzenini sağlaması gereken bir belgeyi, bireyleri fevri ve bencil çıkar ilişkilerinden çıkarıp demokratik bir toplumda bir vatandaş yapan bir belgeyi, o bireysel çıkarlarından ötesini göremeyen sen ben gibi insanalara oylattırıyorsun. Ben ne anlarım abi anayasadan, bana niye soruyorsun, bunca avukat, hukukçu, siyasetçi, şu bu boşuna mı okudu boşuna mı para alıyor. İnsanlara sorarsan kendi tuttuğu takım ne diyorsa ona oy atar, başka ne yapıcak. En mantıklısı hayır demek ya da ciddi bir kitleye ulaşacağını düşünüyorsan boykot etmek ki bu soruyu soran bana böyle saçma sapan sorularla gelme demek istediğini anlasın. Git bilenlere danış, git onlarla çöz bunu. Halk oyuyla demokratik bir anasaya kavuşmak mucize olur, tarihte bunun eşi benzeri yok. Olamaz da. Demokratik anayasalar bu konuda eğitim almış alanında uzmanlaşmış kişiler ile halkın oyuyla halkı temsil eden partiler arasında, tartışarak uzlaşarak yapılır (ya da bunu yapmış ülkelerden kopya çekerek). Anayasayı askerde yapsa, bir parti de yapsa, anayasa mahkemesi de yapsa, bu iki bileşen (halkı temsil eden partiler ve konunun uzmanı kurumlar) sağlanmadıkça ne demokratik bir anasaya olur, ne de anasaya demokratik bir şekilde yapılmış olur. Halka sorunca her şey demokratik oluyor sanılıyor hep, o zaman kanser tedavisini de halka soralım o da halkı ilgilendiriyor daha demokratik olur tedaviler, uzaya nasıl gidicez onu da halka soralim, memleketi nasıl koruycaz onu da halka soralım vs. Halkı ilgilendiren kararlar uzmanlaşmış bilgi gerektiriyorsa halka değil, halkı temsil eden partiler tarafindan bu konuda uzman kişilere sormali, sonrada kendi aralarında uzlaşmalı. Uzlaşamıyorsa, erken seçime gidip halkın kendi aralarında uzlaşabilecek başka partileri seçmelerine izin verilmeli.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana bir kendini kurtarma telaşında. Bu devamlı tehdit, bu devamlı başka ülkeler ve kültürler arasında ezilmişlik halinden efkarlanıyoruz, çaresiz hissediyoruz, kendimizi kurtarmak için ne olursa yaparız diyoruz, yeter ki şu durumdan bir kurtulalım, biz de rahata kavuşalım, dünyada bizi de adam yerine koysunlar. Muhsin Bey filminin final sahnesini aklıma getiriyor bu, köyünden gelen saf ve ezik Ali Nazik yüzünden hapse düşen Muhsin Bey, Ali Nazik&#8217;i çalıştığı gazinoda ziyarete gider. Ali Nazik türkü söylemeyi bırakmış, arabeskle ünlü olmuş, bağır açık, elde viski, boynunda altın kolye, üzerinde rüküş bir takım elbise özrünü yineler:</p>
<p>-agam kusura kalma kendimi kurtarmam gerekti<br />
-&#8230;kurtardın mı bari?</p>
<p>NazIm</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;bodytext=St.Louis%27e%20d%C3%B6nerken%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20G%C3%BCrses%20dinliyordum%20u%C3%A7akta.%20Alt%C4%B1mda%20serili%20u%C3%A7suz%20bucaks%C4%B1z%20Kuzey%20Amerika%20k%C4%B1tas%C4%B1%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20baban%C4%B1n%20dertli%20nameleri%20ile%20inledi%20yeminlen.%20Savulun%20lan%20hostes%20tayfas%C4%B1%2C%20d%C3%BCnya%20tersine%20d%C3%B6nse%20vazge%C3%A7mem%20anlad%C4%B1n%20m%C4%B1%20diye'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;notes=St.Louis%27e%20d%C3%B6nerken%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20G%C3%BCrses%20dinliyordum%20u%C3%A7akta.%20Alt%C4%B1mda%20serili%20u%C3%A7suz%20bucaks%C4%B1z%20Kuzey%20Amerika%20k%C4%B1tas%C4%B1%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20baban%C4%B1n%20dertli%20nameleri%20ile%20inledi%20yeminlen.%20Savulun%20lan%20hostes%20tayfas%C4%B1%2C%20d%C3%BCnya%20tersine%20d%C3%B6nse%20vazge%C3%A7mem%20anlad%C4%B1n%20m%C4%B1%20diye'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;t=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;annotation=St.Louis%27e%20d%C3%B6nerken%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20G%C3%BCrses%20dinliyordum%20u%C3%A7akta.%20Alt%C4%B1mda%20serili%20u%C3%A7suz%20bucaks%C4%B1z%20Kuzey%20Amerika%20k%C4%B1tas%C4%B1%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20baban%C4%B1n%20dertli%20nameleri%20ile%20inledi%20yeminlen.%20Savulun%20lan%20hostes%20tayfas%C4%B1%2C%20d%C3%BCnya%20tersine%20d%C3%B6nse%20vazge%C3%A7mem%20anlad%C4%B1n%20m%C4%B1%20diye'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;title=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F08%2Fdemokratik-muzik-arabesk-referandum.html&amp;t=Demokratik%20M%C3%BCzik%2C%20Arabesk%20Referandum&amp;s=St.Louis%27e%20d%C3%B6nerken%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20G%C3%BCrses%20dinliyordum%20u%C3%A7akta.%20Alt%C4%B1mda%20serili%20u%C3%A7suz%20bucaks%C4%B1z%20Kuzey%20Amerika%20k%C4%B1tas%C4%B1%2C%20M%C3%BCsl%C3%BCm%20baban%C4%B1n%20dertli%20nameleri%20ile%20inledi%20yeminlen.%20Savulun%20lan%20hostes%20tayfas%C4%B1%2C%20d%C3%BCnya%20tersine%20d%C3%B6nse%20vazge%C3%A7mem%20anlad%C4%B1n%20m%C4%B1%20diye'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1978&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/08/demokratik-muzik-arabesk-referandum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerel Grup Eylemine Giriş</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 09:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[cargill]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetsiz doğrudan eylem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil itaatsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yerel grup eylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1176</guid>
		<description><![CDATA[Yerel. Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Yöresel. 2- Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan. 3- Lokal. Grup. Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. 2- Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Şimdi grup kelimesinin birinci anlamını al, yerel kelimesinin ikinci anlamına yerleştir. O zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yerel. </em>Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Yöresel. 2- Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan. 3- Lokal.</p>
<p><em>Grup. </em>Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. 2- Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip.</p>
<p>Şimdi grup kelimesinin birinci anlamını al, yerel kelimesinin ikinci anlamına yerleştir. O zaman şöyle diyebilir miyiz?</p>
<p><em>Yerel Grup</em>: <em>Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütününün bulunduğu yere göre tanımlanması. </em></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/asaakimahalle.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1871" title="asaakimahalle" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/asaakimahalle-300x256.jpg" alt="" width="300" height="256" /></a>Mesela mahalle ortamında yaşamış olanlar bilir. Mahalle çocukları bir trip içindedirler adeta, kendi geyiklerini yaratırlar, takma isimler olsun, yeni oyunlar olsun, ne bileyim moda akımlarına özenme filan. Büyüklere yönelik grup halinde bir tutumları da vardır. Mahallede kendilerine iyi davranmayan bi bakkal amca varsa gidip ondan sakız çalarlar cezalandırmak olsun hesabı, sonra gidip daha iyi, tonton bakkal amcadan cips kola alırlar. İşte, Prenses, esasında bu çocuklar  planlı, programlı, işbölümlü filan yerel grup eylemleri içinde yaşarlar. Mesela biz, 8-9 yaşlarındayken, bir yılbaşı akşamı büyüklerin keyfini bozmayalım diye onların eğlendikleri mekana mesafeli bir yerde oyalandırılırken cıngar çıkartıp, bir takım uyduruktan dramalar yaratıp bir şekilde büyüklerin olduğu yere kabul edilmeyi başarmıştık. Sanırım yalan uydurmaya ortaklık etme suçundan annemden sağlam çimdik yemiştim masa altından, ama tüm mahalle çocuklarıyla birlikte büyüklerin eğlence dünyasına çocuk olarak kabul edililip, onların da ona göre davranmayı kabul etmelerini sağlamıştık. Süper organize bir eylemdi. Gruptan bir kişi tüm dramı yaratan olacaktı, hani mızmızcı çocuk rolü. O mızmızlanınca diğer çocuklar ayaklanıp onlar da mızmızlanacaklardı ve iki ikişi de iletişim kişisi olarak gidip büyüklerden birini (mümkünse en hassas, sevgi dolu anne veya babayı) yakalayıp ayaklanmayı korkunç dramatik bir felaket olmuşcasına, doğaçlama yalan yöntemini kullanarak anlatacaktı ki birilerinin dikkatini çeksin mevzu, rakı masasında gündeme otursun, kulaktan kulağa gezsin ve dayanamayan ana baba yüreği olaya müdahale etsin. Tabi bu sözcüler grubun bilinen yaramazları değil de ya çokbilmişleri ya da inekleriydi. Çünkü inekleri büyükler daha çok dinler.<span id="more-1176"></span></p>
<p>Demek istediğim, Prenses, birbirini az-çok tanıyan ilgisi, bilgisi farklı ancak görüşleri, çıkarları aynı olan kimselerin biraraya gelip ortak çıkar doğrultusunda hareket etmesi, pek çok şeyi değiştirebilir. Var olan gerçekleri iyileştirebilir. Bu gruplar çoğalıp birbirleriyle fikir ve zikir alışverişinde bulundukça da kitlelerin zararına ve fakat bir takım bireylerin menfaatine ortaya çıkan bozuklukların en azından gündeme gelmesi sağlanabilir, bir sonuca ulaşması ise bu grubun hedefleri ve buna bağlı olarak taktikleri ama en önemlisi de grubun enerjisiyle şekillenir. Sonuçta bir şeyler ortaya çıkarmak için kendi kendine organize olmuş bir grup illa ki dünyayı topyekün değiştirmeyi hedefliyor olmayabilir, hani mahalle çocukları örneğini düşünelim tekrar. Sadece birbiriyle geçinebilen ve ortak anlar, mekanlar, ilgi alanları paylaşan kişilerin kendi dünyalarını değiştirmeyi amaçlamasıyla ortaya çıkan bir şey bu. Bunu özellikle belirtiyorum Prenses, zira aktivizm (eylemsellik) denildiğinde başka başka çağrışımlar geliyor insanların aklına, çoğu zaman siyasi tarih içindeki örneklere dayanarak ve kelimenin gerçek anlamından uzakta. Esasında aktivizm, öncelikle çok basit bir bireyin, çok basit olan hayatında karşılaşmak istediği şeyleri mümkün kılacak her türlü eylemde bulunabilmesi değil midir? Yani amaç ya da hayal doğrultusunda benimsenen strateji. İçecek suyun kalmamışsa ve suyun kimde olduğunu biliyorsan, onu gidip almak için en pratik ve etkili yöntemi denemez misin? İşte bu bireysel stratejiler küçük grup içinde kendini sürdürebilmek için roller ve kişiler bulduğunda bir yere doğru gidebiliyor. Önemli olan nokta &#8220;kendi kendine organize olabilme&#8221;dediğimiz şey. Zira bu tür eylemsellik halleri, evet, bir amaç yolunda kullanılan stratejilerdir ve ancak önemli olan bu an ve bu mekanda gerçekleşen eylemselliğin durumudur. Yani amaç uğrunda başarı için kendini parçalayan bir grup eylemselliği düşünülemez. Ha düşünülür de her yol mübah kafasıyla sürdürülebilir bir grup harekete geçirilemeyeceğinden bir kerelik biraraya gelip iş çıkaran bir grup, daha ilk eylemsellik halinde dağılabilir, sırf o ana değil de epey uzaktaki esas hedefe odaklanılarak egolar şişirildiğinden.</p>
<p>Bu sebeplerden &#8220;yerel grup&#8221; hareketinden bahsetmek istedim Prenses. Daha büyük, ulusal, uluslararası vesaire hareketlenmelerde öncelikle eylemsellik kısıtlı oluyor zira bütçesi, kaynakları ve kapasitesi büyük olan gruplarda ne olup biteceğini adım adım hesaplayan bir grup kişi karar alma mekanizmasında ve sen bu kişilerden biri olmak zorunda değilsin. Grubun geneline güvenirsin, desteğini verir yapacağını yaparsın, genel amaçla aynı görüşte olabilirsin ama karar alma mekanizmasını doğrudan gözlemleyemediğin için taktiksel eylemlilik adına yaptığın işleri benimseyemeyebilirsin ve gruptaki sürekliliğin de uzun olmaz genelde bu sebepten. Bu da büyük grubun dengeleridir, ayrılanların yerini yeni ve başka tecrübe/beklentilerle gelenler alır ve grup evrilip başka bir şeye dönüşür sen içinde olsan da olmasan da. Yani büyük grup kendi kendini organize etmez/edemez. Bunda kötü, tü kaka bişiy yok Prenses, yanlış anlama sen takıl kafana göre, büyük gruplar okul gibidir. Psikolojik dengeler, insan ilişkileri, hiyerarşi mekanizmaları, tanımadığın insanlarla, yeri geldiğinde bilmediğin dillerde iş çıkarabilme ve özellikle etkili iletişim ile bir sonuca varma üzerine çok şahane deneyimler edinirsin. Ha, başta kafanda oluşturduğun hedef her neyse ona ulaşamama ihtimalin epey büyük ama öğrendiklerini daha sonra küçük bütçeli, küçük hedefli ama çabuk aktifleşebilen bir grup içinde kullanırsın ki harika da olur zannımca.</p>
<p>Küçük grup kampanya stratejileri, grup içinde etkili iletişim, konsensus ile çabuk karar alma vesaire vesaire gibi konulara dalıp bu mektubu uzuuun bir didaktik yazıya çevirmek istemiyorum, Prenses çünkü yazılmışı var diyorum. Hakikaten konuyle ilgili Türkçe bilgi ararsan hani merak edip, çok şahane insanların oluşturduğu <a href="http://www.siddetsizlik.org/">şiddetsizlik web sitesini</a> güzelce gözden geçirebilirsin. Aradığın her şey orada var! Ben bunun yerine Avrupa&#8217;dan gayet eğlenceli ve öğretici bir küçük grup blokaj eylemiyle seni başbaşa bırakmayı tercih ediyorum bu yazıda.</p>
<p>Aşağıdaki video, Belçika&#8217;nın bağımsız/yerel grup hareketlenmeleri tarihiyle meşhur, görece özgür kişilerin yaşadığı Gent şehrindeki genetiği değiştirilmiş organizmaların üretimi ve tüm dünyaya dağıtımını elinde tutan Cargill soya fabrikasının blokajı eyleminde çekildi. Bu kişiler herhangi bir organizasyona göbekten bağlı değil, aynı şehirde yaşayan ve ortak ilgileri olan kişilerden oluşmuş otonom bir gruba dahil. Videonun başında Cargill&#8217;in genetiği değiştirilmiş soya tohumuyla kalıcı can ve doğa tahribatı verdiği Latin Amerika&#8217;daki çiftçi ailelerine bu üretimin neye mal olduğu anlatılıyor. Sonrasında ise Gent şehrindeki Cargill fabrikasını bir gün boyunca &#8220;kapatan&#8221; eylemcilerin bunu anlatmak ve duruma doğrudan müdahale etmek için yaptığı yerel grup eylemi&#8230;.</p>
<p>Haydi afiyet olsun, Prenses!</p>
<div id="flashcontainer642"><object id="embed_642" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="406" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="flashvars" value="file=http://www.politube.org/flv/642.flv&amp;image=http://www.politube.org/thumb/642&amp;largecontrols=false&amp;showdigits=true&amp;callback=http://www.politube.org/flv_callback/642&amp;autostart=false" /><param name="src" value="http://www.politube.org/flvplayer.swf" /><embed id="embed_642" type="application/x-shockwave-flash" width="406" height="343" src="http://www.politube.org/flvplayer.swf" flashvars="file=http://www.politube.org/flv/642.flv&amp;image=http://www.politube.org/thumb/642&amp;largecontrols=false&amp;showdigits=true&amp;callback=http://www.politube.org/flv_callback/642&amp;autostart=false" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;bodytext=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;notes=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;t=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;annotation=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;t=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;s=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1176&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehitler ve Bitmeyen Şafakları</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 10:50:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[şafak]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1672</guid>
		<description><![CDATA[Şimdiye kadar birçok arkadaşım askere gitti. Bedelli, bedelsiz, er, uzun dönem kısa dönem&#8230; Hepsi de birçok hikaye ile döndü. Kolay yapanı da var, zor yapanı da var, torpilli yapanı da. Ne olursa olsun çoğunun ortak noktalarından bir tanesi &#8216;devreleri kapamak&#8217; üzerine. Yani &#8216;inanmadığınız ama yaptığınız, tüm verilen emirlere karşı olumlu/olumsuz fark etmez uymak zorunda olduğunuz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1676" class="wp-caption alignleft" style="width: 417px"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/581_Cobra_sunrise-8.jpg"><img class="size-full wp-image-1676 " src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/581_Cobra_sunrise-8.jpg" alt="" width="407" height="305" /></a><p class="wp-caption-text">Afganistan&#39;taki ABD askerlerinin üzerine Şafak Sökerken</p></div>
<p>Şimdiye kadar birçok arkadaşım askere gitti. Bedelli, bedelsiz, er, uzun dönem kısa dönem&#8230; Hepsi de birçok hikaye ile döndü.</p>
<p>Kolay yapanı da var, zor yapanı da var, torpilli yapanı da.</p>
<p>Ne olursa olsun çoğunun ortak noktalarından bir tanesi &#8216;devreleri kapamak&#8217; üzerine. Yani &#8216;inanmadığınız ama yaptığınız, tüm verilen emirlere karşı olumlu/olumsuz fark etmez uymak zorunda olduğunuz, herşeye karşı duygularınızı arka plana itip bir daha düşünmemek&#8217; diye açıklanan durum.</p>
<p>Dü-şün-me-me-ye zorlanmak. Ne zor değil mi? Hele bir de düşünmeyi seviyorsanız.</p>
<p>Dün halen asker olan bir arkadaşım aradı. Tam olarak bu biçimde ifade etmedi ama kendisi de böyle yapmış anlaşılan. Her ne kadar benim ne yaptığımı ve keyfimi sormak istese de her iki cümle sonrası söz kendi yaptığı mantıksız şeylerin, gerçektende ne kadar mantıksız olduğunu benle paylaşmaya çalıştı. Çünkü ben onu anlıyordum. Kendisine saçma gelen şeyler bana da saçma geliyordu ama bu durumu paylaşacağı bir kişi yoktu etrafında.<span id="more-1672"></span></p>
<p>Dün askerlik görevini yaparken beni arayan arkadaşım için endişelenmediğimi fark ettim. Ama onun sivil yaşama döndükten sonraki halini düşündüğümde endişelendim. Tam da kanın gene oluk gibi akmaya başladığı bu şiddet günlerinde.</p>
<p>Askerlik yapan ama bunun gerekliliğine inanmayan, ruhunda hissetmeyen, esasında sadece şafak sayarak bitmesini bekleyen binlerce genç var. Belki de yüzbinlerce. Buna itirazı olan var mı? Peki onbinlerce o zaman. Ama varlar. Ölüm haberleri geldiğinde &#8216;kahraman&#8217; ilan edilen ama ölmeden konuştuklarında belki mahkemelerde sürünecek, askerliği uzayacak insanlardan bahsediyoruz.</p>
<p>Siz hiç bir askerin askerlik kurumu aleyine konuştuğunu duydunuz mu? Böyle bir şey mümkün olabilir mi?</p>
<p>Güneydoğu&#8217;da komando olarak  askerlik yapmış bir arkadaşım bana özel sohbetimizde askerlik sonrası nasıl karısının gırtlağına bıçak dayadığını anlatıyordu. Nasıl korkarak ve tepkilerle uyandığından söz ediyordu. Fiziksel olarak ona birşey olmamıştı. Tüm uzuvları yerindeydi, sağlıklıydı ama aklı ve onun getireceği sonuçları kimse hesaba katmıyordu. Ölseydi &#8216;şehit&#8217; olacaktı ama sırf &#8216;hayır&#8217; diyemediği için sadece sağlıklı bir bedenle geri döndü. Ama ya akıl? Kol koptuğunda eksikliği görülür ama ya akıl gittiğinde?</p>
<p>Aklımızı kaybettikten sonra yaşamımızın ne önemi kalıyor ki? Üstelik bir de çocuğu var bu arkadaşımın. Ölü çocukları gördükten sonra bir insan çocuğuna nasıl sarılabilir ki?</p>
<p>Dünden beri kafamdan bunlar geçerken bir yandan da hayatında çatapat patlamamış arkadaşımın elindeki silahla nöbet tuttuğunu hayal ediyorum. Bir yanda onun üniformasına ateş etmek isteyip içindekini öldürmek zorunda kalacak insanoğlunu, bir yandan da o üniformaya ait olmayan ve sırf zorunluluktan o üniformayı giyen savaşçı olmayan arkadaşımı. Konu onun ölmesi ya da yaşaması değil. Konu onun ve onun gibilerin bu durumu ne kadar hak ettiği ile alakalı. Hayatında kimse ile kavgası olmayan insanların birilerini öldürmeye zorlanması.</p>
<div id="attachment_1674" class="wp-caption alignleft" style="width: 349px"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/canakkale-sehitler-abidesi.jpg"><img class="size-full wp-image-1674 " src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/canakkale-sehitler-abidesi.jpg" alt="" width="339" height="420" /></a><p class="wp-caption-text">Çanakkale Şehitler Abidesi</p></div>
<p>Bir keresinde bir Lübnanlı asker, İsrail&#8217;li asker ve Türk asker kaçağının beraber geçirdiği bir zamana şahit olmuştum. Sohbet ettiler, içki içtiler ve ülkelerine geri döndüler. Bu konu ile dalga geçilmiş ama detaylara girilmemişti. Biri hariç ikisi de bu işi zorunlu olarak yapıyordu. Seçim şansları yoktu. Sonra herkes kendi yoluna gitti. Onlara bildiğim kadarıyla birşey olmadı ama anlatılanların aksine kimse bundan zarar görmedi. Düşman ülke askeriyle bir gece sohbet ettikleri için ülkelerinde &#8216;vatan hain&#8217;i olup hapse girme tehditine karşın bu insanlar sadece ilgilendikleri konulardan söz ettiler ve yöneticilerinin kabullenemeyeceği bir şey yaptılar. Güldüler. Birbirilerinin anlattıkları hikayelere güldüler. Ne kadar trajik değil mi?</p>
<p>Esasında üniforma temsiliyetini öldürmek isteyen kişi ile asker olmak zorunda kalan arkadaşım da bir araya gelseler eminim çok eğlenirler. Kimse eğlenmek varken savaşmayı seçmez. Kimse sohbet etmek varken ateş etmeyi düşünmez. Bunu düşünenler ancak başkasına yaptırır. Ve işte esas düşman orada. Birbirine ateş ettirende. Sınır denen yerde nöbet tutmak zorunda kalan arkadaşımda ya da ona ateş etmeye çalışanda değil.</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;bodytext=%0D%0A%0D%0A%C5%9Eimdiye%20kadar%20bir%C3%A7ok%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20askere%20gitti.%20Bedelli%2C%20bedelsiz%2C%20er%2C%20uzun%20d%C3%B6nem%20k%C4%B1sa%20d%C3%B6nem...%20Hepsi%20de%20bir%C3%A7ok%20hikaye%20ile%20d%C3%B6nd%C3%BC.%0D%0A%0D%0AKolay%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20zor%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20torpilli%20yapan%C4%B1%20da.%0D%0A%0D%0ANe%20olursa%20olsun%20%C3%A7o%C4%9Funun%20ortak%20noktalar'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;notes=%0D%0A%0D%0A%C5%9Eimdiye%20kadar%20bir%C3%A7ok%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20askere%20gitti.%20Bedelli%2C%20bedelsiz%2C%20er%2C%20uzun%20d%C3%B6nem%20k%C4%B1sa%20d%C3%B6nem...%20Hepsi%20de%20bir%C3%A7ok%20hikaye%20ile%20d%C3%B6nd%C3%BC.%0D%0A%0D%0AKolay%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20zor%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20torpilli%20yapan%C4%B1%20da.%0D%0A%0D%0ANe%20olursa%20olsun%20%C3%A7o%C4%9Funun%20ortak%20noktalar'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;t=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;annotation=%0D%0A%0D%0A%C5%9Eimdiye%20kadar%20bir%C3%A7ok%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20askere%20gitti.%20Bedelli%2C%20bedelsiz%2C%20er%2C%20uzun%20d%C3%B6nem%20k%C4%B1sa%20d%C3%B6nem...%20Hepsi%20de%20bir%C3%A7ok%20hikaye%20ile%20d%C3%B6nd%C3%BC.%0D%0A%0D%0AKolay%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20zor%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20torpilli%20yapan%C4%B1%20da.%0D%0A%0D%0ANe%20olursa%20olsun%20%C3%A7o%C4%9Funun%20ortak%20noktalar'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;title=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html&amp;t=%C5%9Eehitler%20ve%20Bitmeyen%20%C5%9Eafaklar%C4%B1&amp;s=%0D%0A%0D%0A%C5%9Eimdiye%20kadar%20bir%C3%A7ok%20arkada%C5%9F%C4%B1m%20askere%20gitti.%20Bedelli%2C%20bedelsiz%2C%20er%2C%20uzun%20d%C3%B6nem%20k%C4%B1sa%20d%C3%B6nem...%20Hepsi%20de%20bir%C3%A7ok%20hikaye%20ile%20d%C3%B6nd%C3%BC.%0D%0A%0D%0AKolay%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20zor%20yapan%C4%B1%20da%20var%2C%20torpilli%20yapan%C4%B1%20da.%0D%0A%0D%0ANe%20olursa%20olsun%20%C3%A7o%C4%9Funun%20ortak%20noktalar'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1672&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sehitler-ve-bitmeyen-safaklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unabomber: Modernite ve İlkel Yaşam</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 15:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[anarsi]]></category>
		<category><![CDATA[ilkel yasam]]></category>
		<category><![CDATA[manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[theodore john kaczynski]]></category>
		<category><![CDATA[unabomber]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlik]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[yesil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[Theodore John Kaczynski, ya da popüler adıyla Unabomber. Chicago doğumlu dahi matematikci. 16 Yaşında Harvard&#8217;da lisans okumaya başladı, doktorasını Michigan Üniversitesinde Matematik alanında tamamladı ve 25 yaşında Berkeley&#8217;de assistan profosör oldu. Ama iki yıl sonra istifa edip Montana&#8217;da herkesden ve herşeyden uzakta, kendi yaptığı klübesinde elektrik veya su tesisatı dahi olmadan 25 yıl tek başına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Hoody-unabomber.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1399" title="Hoody-unabomber" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Hoody-unabomber-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Theodore John Kaczynski, ya da popüler adıyla Unabomber. Chicago doğumlu dahi matematikci. 16 Yaşında Harvard&#8217;da lisans okumaya başladı, doktorasını Michigan Üniversitesinde Matematik alanında tamamladı ve 25 yaşında Berkeley&#8217;de assistan profosör oldu. Ama iki yıl sonra istifa edip Montana&#8217;da herkesden ve herşeyden uzakta, kendi yaptığı klübesinde elektrik veya su tesisatı dahi olmadan 25 yıl tek başına topladıkları ve yetiştirdikleri ile yaşadı. Belki dünyanın ondan hiç haberi olmadan da ölüp gidebilirdi, modern yaşam eleştirisini, teknoloji karşıtlığını ve ilkel yaşamı savunusunu bütün dünyaya duyurmaya karar vermeseydi, ve bunu yapmak için 1978 yılından yakalandığı 1995 yılına kadar 16 el yapımı bombayı üniversiteler, hava yolları, teknoloji enstitüleri gibi yerlere gönderip 4 kişi öldürüp 23 kişi yaralamasaydı. Bombalamalarının fazla extrem olduğunu kendisi de kabul ediyor, ama amacına da ulaştı: Bombalamalarını durdurmak için bir şart koştu, yazdığı <a href="http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=404">Endüstriyel Toplum ve Geleceği</a> adlı manifestosunu New York Times ve Washington Post gazetelerinde yayınlanması. Ve Unabomber&#8217;in 35.000 kelimelik manifestosu 19 Eylül 1995 yılında bu gazetelerde yayınlandı. Mesajını binlerce kişiye ulaştırdı ama mesajını okuyanlardan birisi de erkek kardeşiydi, fikirlerin abisinin fikirlerine olan benzerliğinden şüphelenip polise haber vermesiyle, 17 yıldır elleri boş takipte olan polisler sonunda Unabomber&#8217;ı Montana&#8217;daki klübesinde ele geçirirler.</p>
<p>Prensese Mektuplar olarak şiddetin hiç bir zaman sonuç getirmeyeceğine, sadece daha fazla şiddete neden olacağına inansak da, Ted Kaczynski&#8217;in modern toplum eleştirisi ve teknoloji karşıtlığı yine de oldukca dikkate deger. Bu sebeple Dünya özgürlük mahkumları ağı ve Veganarşi fanzin adıyla Ted ile 2003 yılında yapılan, teknoloji karşıtlığının sebeplerinin yanısıra anarşistler, yeşil anarşistler, anarko-ilkelçiler, vejetaryenlik/veganlık ve hayvan hakları mücadelesi gibi konulara da getirdiği oldukça ilginç eleştirilerle üzerine düşünülesi kafa yorulası bir mektup-ropörtajını yayınlayalım dedik :<span id="more-1393"></span></p>
<p>04.10.2003</p>
<p>sevgili  vegan,</p>
<p>12 ağustos tarihli mektubuna çok geç cevap verdiğim için  üzgünüm.  fakat genelde mektuplara cevap vermekle baya bi meşgulüm ve  senin mektubun aceleyle cevap verilemeyecek bir mektuptu, çünkü  bazı soruların uzun, karmaşık ve dikkatlice üzerinde düşünülmesi  gereken cevapları gerekiyordu.</p>
<p>bu aynı nedenden dolayı, bütün  sorularına cevap vermek bana aşırı derecede zamana mal olurdu. yani  sorularının bazılarına -en önemli görünen ve kolaylıkla ve kısaca  cevaplanabilen- cevap vereceğim.</p>
<p><strong>soru 2</strong>- nerede ve ne zaman  doğdun?</p>
<p><strong>cevap 2</strong>- şikago-illinois (amerika&#8217;da) 22 mayıs 1942&#8242;de  doğdum.</p>
<p><strong>soru 3</strong>- hangi okullardan mezun oldun?</p>
<p><strong>cevap 3</strong>-  illinois&#8217;teki evergreen park&#8217;ta ilk okulu ve liseyi bitirdim.  harvard üniversitesinden bir diploma ve michigan üniversitesinden  matematik bölümünde doktorluk ve mastır diploması aldım.</p>
<p><strong>soru  4</strong>- ne işi yapıyordun?</p>
<p><strong>cevap 4</strong>- michigan üniversitesinden  doktorluk diplomasını aldıktan sonra, kaliforniya üniversitesinde 2  yıllığına bir matematik profesör asistanı oldum.</p>
<p><strong>soru 5</strong>- evli  miydin, çocuğun falan var mıydı?</p>
<p><strong>cevap 5</strong>- hiç evlenmedim ve  çocuğum yok.</p>
<p><strong>soru 6,7,8,9</strong>- sanırım matematikçiydin ve daha önce  şimdiki gibi düşüncelerin yoktu. düşüncelerinde değişikliğe yol açan  ne oldu? sorunun kaynağının uygarlık olduğunu ne zaman düşünmeye  başladın?<br />
uygarlığı neden reddettiğini anlatır mısın bize? ormanda  yaşamaya ve eyleme geçmeye ne zaman/nasıl karar verdin?</p>
<p><strong>cevap  6,7,8,9</strong>- bu sorulara tam ve bütün olarak vereceğim cevaplar aşırı  derecede uzun ve karmaşık olurdu, ama şunları söyleyeceğim:</p>
<p>modernliği  ve uygarlığı reddetme sürecim 11 yaşımdayken başladı. 11 yaşımdayken  içinde neandertal insanın kalıntılarından yaşamının spekülatif bir  anlamaya çalışılması bulunan bir kitabı okuduktan sonra ilkel yaşam  biçimine karşı ilgi duymaya başladım. sonraki yıllarda, 16 yaşında  harvard üniversitesine girdiğimde, uygarlıktan kaçmayı ve bazı vahşi  yerlere gitmeyi hayal ederdim. aynı dönem esnasında, endüstriyel  toplumdaki insanların içinde yaşadıkları koşulları kontrol eden,  büyük organizasyonların insafına kaldığı ve<br />
özgürlükten yoksun  oldukları, bir makine çarkının sadece bir dişlisi konumuna  getirildiklerini gittikçe artarak farkına vardıkça modern yaşamdan  hoşnutsuzluğum büyüdü.</p>
<p>harvard üniversitesine girdikten sonra,  bana ilkel insanlar hakkında daha çok bilgi vermiş olan ve onların  <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/wild-asparagus.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1403" title="wild-asparagus" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/wild-asparagus-199x300.jpg" alt="" width="172" height="260" /></a>kırlarda yaşamalarını sağlayan bazı bilgileri elde etmeye bir istek  veren bazı antropoloji kursları aldım. örneğin, ilkel insanların  yenebilir bitkiler hakkındaki bilgilerine sahip olmayı dilerdim.  fakat yenebilir yabanıl bitkiler hakkında kitaplar olduğunu  keşfettiğimde iki üç yıl sonrasına kadar bu bilgileri nereden elde  edeceğim hakkında bir fikrim yoktu. aldığım ilk kitap euell  gibbons&#8217;un the wild asparagus (yaban kuşkonmazı) oldu<br />
ve sonra  kolejdeyken okuldan mezun olduğumda yazları her hafta birkaç kere  şikago yakınlarındaki cook county orman korularına yenebilir bitkilere  bakmaya giderdim. önceleri bütün yollardan ve patikalardan<br />
uzak  ormanın içine yalnız başıma gitmek korkutucu geliyordu. fakat ormanı  ve içinde yaşayan hayvanları ve bitkileri tanımaya başladığım gibi,  yabancılık duygusu yok oldu ve ağaçlık arazide çok çok fazla rahatladım.  ayrıca bütün yaşamımı uygarlık içinde harcamak istemediğimden ve  vahşi doğada yaşamak istediğimden kesin olarak emin oldum.</p>
<p>bu  arada, matematikte durumum iyiydi. matematik problemlerini çözmek eğlenceliydi,  ama derin bir anlamda matematik sıkıcı ve boştu çünkü bana göre  onun amacı yoktu. şayet uygulamalı matematik üzerine<br />
çalışsaydım,  nefret ettiğim teknolojik toplumun gelişimine katkıda bulunurdum,  böylece sadece saf matematiğe çalıştım. fakat saf matematik sadece  bir oyundu. matematikçilerin neden önemsiz bir oyunda bütün  yaşamlarını boşa harcamaktan mutlu olduklarını anlamadım ve hala da  anlamıyorum. ben şahsen tamamen böyle bir yaşamdan memnun değildim.</p>
<p>ne  istediğimi biliyordum: vahşi doğaya gitmek ve orada yaşamak. ama bunu  nasıl yapacağımı bilmiyordum. o günlerde hiçbir ilkelci hareket, hiçbir  survivalist yoktu ve matematikte geleceği parlak bir kariyeri bırakıp  orman veya dağlarda yaşamaya giden her hangi birine ahmak veya deli  gözüyle bakılırdı. böyle bir şeyi neden istediğimi anlayabilecek  hiçbir kişiyi tanımıyordum. bu yüzden, kalbimin derinliklerinde,  uygarlıktan asla kaçamayacağım konusunda kendimi suçlu  hissediyordum.</p>
<p>çünkü modern yaşamı tamamen kabul edilemez  buluyordum, ve 24 yaşımda bir çeşit bunalıma girene kadar gittikçe  artarak umutsuz hissediyordum: öyle berbat hissediyordum ki yaşayıp  yaşamadığımı umursamıyordum. fakat bu noktaya ulaştığımda, ani bir  değişim gerçekleşti: yaşayıp yaşamadığımı umursamıyorsam öyleyse  yapabildiğim her hangi bir şeyin sonuçlarından korkmamam  gerektiğinin farkına<br />
vardım. o yüzden ne istersem yapabilirdim.  özgürdüm! bu benim yaşamımdaki en büyük dönüm noktamdı çünkü bu  şimdiye dek elde ettiğim cesaretin ta kendisiydi. bu nokta kırlara  sonuçlarının neler olabileceğine takmadan yakında gideceğim  konusunda netleştiğim zamandı. biraz para kazanmak için kaliforniya  üniversitesi&#8217;nde 2 yılımı öğretmenlik yaparak harcadım, sonra  pozisyonumdan istifa ettim ve ormanda yaşayacak bir yer aramaya  gittim.</p>
<p><strong>soru 9</strong>- ormanda yaşamaya ve eyleme geçmeye ne zaman/nasıl  karar verdin?</p>
<p><strong>cevap 9</strong>- bu sorunun son kısmına tam bir  cevap vermek çok zaman alacağından, 14 ağustos 1983&#8242;te yazdığım  günlükten bir alıntı yaparak kısmi bir cevap vereceğim:</p>
<blockquote><p>6  ağustos&#8217;ta doğuya uzun ve çetin bir yürüyüşe başladım. köşegen kanyon  adı verdiğim bir kanyondaki gizli kampıma gittim. bir sonraki gün  boyunca orada kaldım. orada ormanın huzurunu hissettim. fakat orada  birkaç kara üzüm vardı ve bununla birlikte geyikler vardı, çok küçük  bir oyun vardı. bundan başka, alabalık deresinin çeşitli kollarının  çıktığı çok güzel ve izole bir plato göreli uzun zaman oldu. bu  yüzden 7 ağustos&#8217;ta o bölgeye yola çıkmaya karar verdim. krater  dağının civarındaki yollardan biraz geçtikten sonra, zincir<br />
testerelerini  duymaya başladım; sesin rooster bill deresinden geldiği anlaşılıyordu.  ağaçların kesildiğini zannettim; durumdan hiç hoşlanmadım fakat  platoya vardığımda böyle şeylerden kaçınabileceğimi düşündüm. oraya  yolculuğumda yamaçlardan geçerken, aşağıda önceden orada olmayan  yeni bir yol gördüm ve stemple deresinden karşıdan karşıya geçmek  için yapıldı gözükmekteydi. bu beni birazcık rahatsız etti. yine de,  platoya devam ettim. orada bulduğum şey kalbimi kırdı. plato geniş,  çok iyi yapılmış yeni yollarla çaprazlama çizilmişti. plato  ebediyen mahvedilmişti. onu kurtarabilecek tek şey şimdi teknolojik  toplumun yıkılması olacaktı. buna tahammül edemezdim. bu plato  bölgedeki en güzel ve en izole yerdi ve burada çok iyi anılarım vardı.</p>
<p>yollardan biri, birkaç yıl önce uzun bir süre kamp yaptığım ve bir çok  mutlu zaman geçirdiğim güzel bir yerin 60 metre içinden geçiyordu.  acı ve öfke dolu bir biçimde geri döndüm ve güney humbug deresinin  yakınlarında kamp yaptım…</p></blockquote>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/mn-unabomber12_p_0495915970.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1401" title="mn-unabomber12_p_0495915970" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/mn-unabomber12_p_0495915970.jpg" alt="" width="580" height="426" /></a>sonraki gün kulübemi yapmaya başladım.  rotam beni geçmişe güzel bir yere götürdü, benim en gözde tuttuğum  kaynatmayı gerektirmeden güvenle su içilebilecek bir saf su pınarı  olan bir yer. durdum ve pınarın ruhuna bir çeşit dua okudum. bu dua  ormana yapılanlar için intikam alma yeminini içeriyordu. günlüğüm  şöyle devam ediyor:</p>
<blockquote><p>…ve sonra olabildiğince hızlı bir şekilde  eve geri döndüm- bir şeyler yapmam gerekiyordu!</p></blockquote>
<p>neden gitmem  gerektiğinin ne olduğunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p><strong>soru 10,17</strong>-  teknolojik bölgelere karşı eylem yapma fikrine ne neden oldu?  uygarlığın yıkılması için sence ne yapılması gerekiyor?</p>
<p><strong>cevap  10,17</strong>- bu sorulara tam bir cevap vermek çok uzun zaman alırdı. ama  şunları söylemek yerinde olur:</p>
<p>uygarlık problemi teknoloji  problemiyle özdeştir. teknolojiden bahsettiğimde sadece araçlar ve  makineler gibi fiziksel aygıtlardan söz etmiş olmadığımı öncelikle  açıklamama izin verin. kimya, sivil mühendislik veya biyo-teknoloji   teknikleri gibi teknikleri de dahil ediyorum. ayrıca iş yönetimi  benzeri organizasyonel teknikler kadar eğitimsel psikoloji veya  propaganda gibi insan tekniklerini de dahil ediyorum. elbette ki, bu  teknikler, bütün teknolojik sistemin bağlı olduğu fiziksel aygıtlar  – araçlar, makineler ve yapılar &#8211; olmadan ileri düzeyde var  olamazlar.</p>
<p>bununla birlikte, kelimenin en geniş manasıyla sadece  modern teknolojiyi değil toplumun en eski evrelerinde var olmuş olan  teknikleri ve fiziksel aygıtları da kapsamaktadır. örneğin,  sabanlar, hayvanlar için koşun takımları, demircilik araçları, bitki  ve havyaların evcilleştirilip yetiştirilmesi ve tarım teknikleri,  hayvan<br />
çiftçiliği ve metal işçiliği gibi. eski uygarlıklar, insanın  üzerinde ve organizasyonel tekniklerin büyük sayılarda insanı  yönetmek için kullanıldığı gibi bu teknolojilere bağlıydılar.  uygarlıklar üzerinde temellendikleri teknoloji olmadan var  olamazlar. aksine, teknoloji nerede varsa, uygarlık da muhtemelen  yakında veya daha sonra gelişmektedir.</p>
<p>bu yüzden, uygarlık  sorunu teknoloji sorunuyla eşit sayılabilir. teknolojiyi daha geriye  itebilirsek, uygarlığı da daha geriye itebiliriz. eğer teknolojiyi  taş devrine tamamen döndürebilirsek, ortada uygarlık kalmayacaktır.</p>
<p><strong>soru  11</strong>- şiddetin zorbalık olduğunu düşünmüyor musun?</p>
<p><strong>cevap 11</strong>- iddia  edilen eylemlerime gönderme yaparak, &#8220;şiddetin zorbalık olduğunu  düşünmüyor musun? diye sormuşsun. elbette ki şiddet zorbalıktır. ve  ayrıca şiddet doğanın kaçınılmaz bir parçasıdır da. eğer yırtıcı  hayvanlar av türlerinin üyelerini öldürmezlerse, av türleri  yenebilen her şeyi tüketerek kendi çevrelerini talan edecekleri  kadar çoğalırlar. çoğu türde hayvan kendi türünün üyelerine karşı  bile şiddet kullanır. örneğin, şu çok iyi biliniyor ki, vahşi  şempanzeler çoğu kez diğer şempanzeleri öldürür (<em>time dergisinin 19  ağustos 2002 sayısındaki 56. sayfayı incele!</em>). ayılar ve diğer baş  yırtıcılar dergisi (<em>cilt 1., sayı 2, sayfa 28-29</em>, ayıların  dövüştüğünü ve bir ayının yaralandığını gösteren bir resim sergiliyor  ve bu gibi yaralanmaların ölümcül olabileceğinden bahsediyor. deniz  kuşları arasında, her yuvada iki yumurta bulunur. yumurtadan yavru  çıktıktan sonra, yavru kuşlardan biri diğerine saldırır ve onu  yuvadan atar, sonunda diğeri ölür. (<em>science news cilt 163,15 şubat  2003&#8242;teki &#8220;sibling desperado&#8221; adlı makaleyi oku!</em>).</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/hunter_gatherer_by_Blepharopsis.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1405" title="hunter_gatherer_by_Blepharopsis" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/hunter_gatherer_by_Blepharopsis-1024x682.jpg" alt="" width="577" height="384" /></a></p>
<p>vahşi doğadaki  insanlar en saldırgan türlerden birini teşkil ediyor. avcı-toplayıcı  insanların kültürlerinin iyi bir genel incelenmesi little, brown  and company, (<em>boston ve toronto, 1971</em>) tarafından yayınlanan carleton  s. coon&#8217;un yazdığı avcı insanlar kitabıdır ve bu kitapta insanlar  tarafından diğer insanlara karşı şiddet uygulayan avcı-toplayıcı  toplumlardaki sayısız örnekleri bulacaksınız. profesör coon şunu  açığa çıkarıyor ki (<em>sayfa xix. 3,4,9,10</em>), avcı toplayıcı insanları  takdir ediyor ve uygar olanlardan daha şanslı saymaktadır. fakat o  dürüst bir insan ve modern insanın hoşuna gitmeyen şiddet gibi ilkel  yaşamın bu yönlerini sansürlemiyor.</p>
<p>bu yüzden, şu açık ki,  şiddetin önemli bir miktarı insan yaşamının doğal bir parçasıdır.  şiddette kendi başında bir yanlışlık yok. belirli her hangi bir  durumda, şiddetin iyi veya kötü olup olmadığı onu nasıl ve hangi  amaçla kullanıldığına bağlıdır.</p>
<p>modern insanlar neden şiddete tek  başına bir kötülük olarak bakıyorlar ki o zaman? bunu sadece tek  bir nedenden yapıyorlar: propaganda tarafından beyinleri yıkanıyor.  modern toplum insanları şiddet tarafından korkmayı öğretmek için  propagandanın çeşitli biçimlerini kullanmaktadır çünkü  tekno-endüstriyel sistemin ürkek, uysal ve kendi otoritesini kabul  ettirdiği popülasyonlara ihtiyacı vardır, sorun çıkarmayacak veya  sistemin düzenli işleyişini aksatmayacak bir popülasyon. güç esas  olarak fiziksel kuvvete dayanmaktadır. insanlara şiddetin yanlış  olduğunu öğreterek (tabii sistem kendisi şiddeti polis veya ordu  yoluyla kullandığından hariç olarak), sistem fiziksel güç üzerindeki  kendi tekelini devam ettirmektedir ve bu yüzden bütün gücü kendi  ellerinde tutar.</p>
<p>insanların şiddetin yanlış olduğu inançlarını  açıklamak için uyduracakları her hangi bir felsefi veya ahlaki  rasyonalizasyon,  insanların bu inaçların gerçek nedeninin sistemin  propagandasını habersiz bir biçimde yuttuklarını gösterir.</p>
<p><strong>soru  12,13,14,15</strong>- anarşistler, yeşil anarşistler, anarko-ilkelciler,vejetaryenlik/veganlık  ve hayvan ürünlerinin kullanımı ve hayvan yenmesi hakkında ne  düşünüyorsun? onlara katılıyor musun? hayvan/dünya özgürlüğü  konusundaki fikrin ne? earh first!, earth/animal liberation front  gibi örgütlere nasıl bakıyorsun?</p>
<p><strong>cevap 12,13,14,15</strong>- burada sözünü  ettiğin bütün gruplar tek bir hareketin parçalarıdırlar. (buna ga  &#8220;yeşil anarşist&#8221; hareket diyelim). elbette ki, bu insanların  uygarlık ve teknolojiye karşı oldukları boyutu doğrudur. fakat, bu  hareketin gelişimindeki biçiminden dolayı aslında tekno-endüstriyel  sistemi korumaya yardımcı<br />
olabilir ve devrime bir engel olarak  hizmet ederler. bunu açıklayacağım:</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/200px-Greenanarchist2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1407" title="200px-Greenanarchist2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/200px-Greenanarchist2.jpg" alt="" width="200" height="284" /></a>isyanı doğrudan yok etmek  veya bastırmak zordur. isyan güç tarafından bastırıldığında, sık  sık otoritelerin kontrol etmek için zor buldukları bazı yeni  biçimlerde sonradan yeniden patlak verirler. örneğin, 1878&#8242;de alman  reichstag hareketin ezilmesinin ve hareketin katılımcılarını  dağıtmasının, şaşırtmasının ve cesaretlerini kırmasının bir sonucu  olarak sosyal demokratik harekete karşı sert ve baskıcı kanunları  yasalaştırdı. ama sadece kısa bir süreliğine. hareket kendisini  sonunda yeniden bir araya getirdi, daha enerjik hale geldi ve kendi  fikirlerini yaymanın yeni yollarını buldu, böylelikle 1884&#8242;te daha  öncesinden daha da güçlü hale geldi. <em>g.a. zimmermann, das neunzehnte  jahrhundert : geschichtlicher und kulturhistorischer rückblick,  druck und verlag von geo. brumder, milwaukee, 1902, sayfa 23.</em></p>
<p>bu  yüzden, insan meselelerinin kurnaz izlemcileri bir toplumun güçlü sınıflarının  kendilerini isyana karşı sadece sınırlı bir boyuta kadar doğrudan  baskı ve güç kullanarak ve isyanın yönünü değiştirmek için<br />
temel  olarak manipulasyona bel bağlayarak daha etkili savunabileceklerini  bilmektedirler. kullanılan en etkili yöntemlerden biri, isyankar  itici güçlerin sisteme zarar verdiği yollarda ifade edildiği  kanalları sağlamaktır. örneğin, sovyetler birliği&#8217;nde hicivsel bir  dergi olan krokodil&#8217;in şikayetler için bir yol açmak ve sovyet  sistemine her hangi ciddi bir biçimde isyan etmemek veya kimsenin  sistemin meşruluğunu sorgulamamasına öncülük edecek bir yolda  otoritelerin içselleştirilmesi için tasarlanmıştı.</p>
<p>fakat  batı&#8217;nın &#8220;demokratik&#8221; sistemi, sovyetler birliğinde bulunmuş olandan  daha etkili ve sofistike  olan isyanın yönünü değiştirmek için  mekanizmaları yavaş yavaş geliştirmektedir. şu hakikaten olağanüstü  bir gerçektir ki, modern batı toplumlarındaki insanlar isyan  ettiklerini tasarladıklarına karşı sistemin değerlerinin lehine<br />
ayaklanmaktadırlar.  irksal ve dinsel eşitlik, kadınlar ve homoseksüeller için eşitlik,  hayvanlara insancıl muamele lehine sol &#8220;isyanlar&#8221; falan filan. fakat  bunlar amerikan kitle medyasının bize her gün sürekli öğrettiği  değerlerdir. solcuların tamamıyla medya propagandasıyla öyle  beyinleri yıkanmış ki, tekno-endüstriyel sistemin kendi değerleri  olan bu değerler açısından sadece &#8220;isyan edebilirler&#8221;. bu bakımdan  sistem, kendisine zararlı olan kanallarında solun isyankar itici  güçlerinin yönlerini başarılı bir şekilde<br />
değiştirmiştir.</p>
<p>teknolojiye  ve uygarlığa karşı isyan gerçek bir isyandır, varolan sistemin  değerleri üzerine gerçek bir saldırıdır. fakat yeşil anarşistler,  anarko-primitivistler, falan filan (ga hareketi) uygarlığa karşı  isyanlarının büyük boyutlarda etkisiz hale getirilmesine neden olan  soldan aşırı derecede etkilenmiş olmalarının altında kalmıştırlar.  uygarlığın değerlerine karşı isyan edecek yerde, kendilerine bir çok  uygarlaşmış değer edindiler ve bu uygarlaşmış değerleri kapsayan  ilkel toplumların imgesel bir resmini inşa ettiler. onlar avcı-toplayıcıların günde sadece iki veya üç saat (haftada 14-21  saate tekabül eder) çalışmış olduklarını, cinsiyet eşitliği  olduğunu, hayvan haklarına saygı gösterdiklerini ve kendi çevrelerine  zarar vermemeye özen gösterdiklerini falan filan iddia etmektedirler.  ama bunların hepsi bir efsanedir. bunların uygarlıktan<br />
nispeten  etkilenmekten kurtulmuş oldukları zamandaki avcı-toplayıcı toplumları  kişisel olarak gözlemleyen insanlar tarafından yazılmış bir çok  raporu okursanız, göreceksiniz ki:</p>
<p><strong>(i)</strong> bütün bu toplumlar hayvan  ve hayvan yiyeceklerini yemektedirler; hiçbiri vegan değildi.<br />
<strong>(ii)</strong> bu toplumların çoğu, hayvanlara karşı acımasızdılar.<br />
<strong>(iii)</strong> bu  toplumların çoğunluğu cinsiyet eşitliğine sahip değildi.<br />
<strong>(iv)</strong> günde  iki veya üç saat veya hafta da 14-21 saat çalışma tahmini  &#8220;çalışmanın&#8221; yanıltıcı bir tanımlanmasına dayanmaktadır. tamamen  göçebe avcı-toplayıcılar için en gerçekçi minimum tahmini, galiba  haftada yaklaşık kırk saattir ve bazıları bundan daha fazla çalışmaktaydı.<br />
<strong>(v)</strong> bu toplumların çoğu barışçıl değillerdi.<br />
<strong>(vi)</strong> rekabet çoğunda veya  belki de bu toplumların tamamında vardı. bazılarında rekabet sert  biçimler alabiliyordu.<br />
<strong>(vii) </strong>bu toplumlar kendi çevrelerine zarar  vermemeye özen göstermek boyutunda fazlasıyla değişmektedirler.  bazıları mükemmel doğal kaynakları koruma yanlıları olabilirler, ama  diğerleri aşırı avlanma, ateşin pervasızca kullanımı veya başka  biçimler yoluyla kendi çevrelerine zarar vermişlerdir.</p>
<p>bir  önceki ifadelerin desteklenmesinde sayısız sağlam bilgi kaynağından  bahsedebilirdim, fakat eğer öyle yapsaydım, bu mektup manasız bir  biçimde uzun olurdu. daha uygun durumlar için tam belgelemeyi  erteleyeceğim. burada birkaç örnekten bahsedeceğim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Deforestation-in-DRC-009.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1409" title="Deforestation-in-DRC-009" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Deforestation-in-DRC-009.jpg" alt="" width="584" height="361" /></a></p>
<p><strong>hayvanlara  yapılan zulüm</strong>. mbuti pigmeleri: &#8220;çocuk hayvanın midesinin et  kısmında hayvanı yerde kıpırdamaz hale getirerek onu mızrakla tek vuruşla  avladı. fakat hayvan hala yeterince canlıydı ve kurtulmak için  mücadele ediyordu… maipe hayvanın boynuna başka bir mızrak vuruşu  yaptı, ama hayvan hala kıvranıyor ve mücadele ediyordu. hayvanın  kalbini deşecek olan üçüncü mızrak vuruşu gelmeden hayvan direnmeyi  bıraktı.</p>
<p>&#8220;…pigmeler ölen hayvanı işaret eden ve gülen heyecanlı  bir grupta yer almaktadırlar….&#8221;</p>
<p>&#8220;diğer zamanlarda ölüm ne  kadar yavaş gelirse etin daha yumuşak olacağıyla açıklayan ve  hala  canlı olan kuşların tüylerini yakan pigmeler görmüştüm. ve kendileri  gibi değerli olan av köpekleri, doğumlarından ölümlerine kadar  acımasız bir biçimde tekmelenmekteydiler.&#8221; colin turnbull, orman  insanları, simon and<br />
schuster, 1962, sayfa 101. eskimolar:  gontran de poncins&#8217;le birlikte yaşamış olan eskimolar köpeklerini  vahşi bir biçimde dövüyorlar ve tekmeliyorlardı. <em>gontran de poncins,  kablona, tüme-life boks, alexandria, virginia, 1980, sayfa  29,30,49,189,196,198,199,212,216.</em></p>
<p>siriono: siriono bazen  hayvanları canlı olarak tutsak ederdi ve onları kampa geri  götürürlerdi, ama onlara yiyecek hiçbir şey vermezlerdi, ve çocuklar  hayvanlara yakında ölecek bir biçimde çok kabaca davranırlardı.  <em>allan r. holmberg, nomads of the long bow: the siriono of eastern  bolivia, the natural history pres, garden city, new york, 1969,  sayfa 69-70,208.</em> (siriono, yılın belirli zamanlarında kısıtlı bir  boyutta mahsül ektiklerinden bu yana, saf avcı-toplayıcı değillerdir,  fakat çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla yaşarlardı. <em>holmberg,  sayfa 51, 63, 67, 76-77, 82-83, 265.</em>)</p>
<p><strong><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/picture.aspx_.jpeg"><img class="alignright size-medium wp-image-1412" title="picture.aspx" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/picture.aspx_-216x300.jpg" alt="" width="216" height="300" /></a>cinsiyet eşitliğinin  yokluğu.</strong> mbuti pigmeleri. turnbull mbuti&#8217;lerin arasında, &#8220;bir kadın  bir erkekten sosyal olarak aşağı değildi&#8221; (<em>colin turnbull, wayward  servants, the natural history pres, garden city, new york, 1965,  sayfa 270</em>), ve bu yüzden &#8220;kadına karşı ayrımcılık yapılmamakta&#8221;  (<em>turnbull, forest people, sayfa 154)</em> diyor. fakat aynı kitaplarından  turnbull, mbuti&#8217;nin bugünkü cinsiyet eşitliği kavramına sahip  olmadığını gösteren bir takım gerçekleri de belirtmektedir. &#8221; belirli  bir orandaki erkeklerin karılarını dövmelerine iyi olarak bakılmakta  ve karıların kocalarına karşı saldırıya geçmesi beklenmektedir.&#8221;  <em>wayward servants, sayfa 287.</em> &#8220;o karısından çok memnun olduğunu ve  karısını dövemenin gerekli olduğunu düşünmediğini söylemektedir.&#8221;  <em>orman insanları, sayfa 205</em>. erkek dişisini yere atar ve sille tokat  döver <em>wayward servants, sayfa 211</em>. koca karısını döver <em>wayward  servants, sayfa 192</em>. mbutiler amerikalıların &#8220;tarihe tecavüz&#8221; olarak  adlandırdıklarını uygulamaktadırlar wayward servants, sayfa 137.  turnbull kendi karılarına emirler veren erkeklerin iki durumundan  bahsetmektedir <em>wayward servants, sayfa 288-289; orman insanları  sayfa 265</em>. turnbull&#8217;un karılarına emir veren erkeklerden bahseden  kitabında hiçbir durum göremedim.</p>
<p>siriono: siriono karılarını  dövmezdi. <em>holmberg, sayfa128</em>. fakat: &#8220;bir kadın erkeğinin  hizmetindeydi.&#8221; <em>holmberg sayfa 125</em>. &#8220;dağınık aile genelde en yaşlı  aktif erkek tarafından yönetilirdi&#8221;. sayfa 129. &#8220;kadınlar…erkekler  tarafından yönetilirlerdi.&#8221; <em>sayfa 147</em>. &#8220;cinsel teklifler genelde  erkekler tarafından yapılırdı…eğer bir erkek ormanda bir kadınla  yalnız kalırsa…onu yere kaba bir şekilde yatırır ve her hangi bir  söz söylemeden kadından ödülünü alırdı.&#8221; <em>sayfa 163</em>. aileler  kesinlikle erkek çocuklara sahip olmayı tercih<br />
ederlerdi. <em>sayfa 202.  ayrıca sayfa 148.156.168-169,210,224&#8242;e de bakın.</em></p>
<p>avustralyalı  aborjinler: &#8221; avustralya&#8217;da en kuzeyde ve batıda…fark edilebilir  bir güç 30-50 arası yaş gruplarının olgun, tamamıyla üyeliğe adapte  olmuş ve genellikle çok karılı erkeklerin ellerinde bulunmaktadır ve  kadınlar ve daha genç erkekler üzerindeki kontrol onlar arasında  paylaşılmaktadıydı.&#8221; <em>carleton s. coon, avlanan insanlar (önceden  bahsetmiştim), sayfa 255.</em> bazı avustralyalı kabileler arasında, genç  kadınlar temel olarak erkekler için çalışmaları gerektiği için  yaşlı erkeklerle evlenmeye zorlanmaktaydılar. reddeden kadınlar razı  olana dek dövülürdü. <em>aldo massola, the aborigines of south-eastern  australia: as they were, the griffin pres, adelaide, avustralya,  1971</em>. tam sayfa numarasını bilmiyorum ama 70. ve 80. sayfalar  arasında bulabilirsin.</p>
<p><strong>çalışmak için harcanan zaman</strong>. bunun iyi  bir genel tartışması elizabeth cashdan tarafından yapılmıştır. &#8220;avcı  ve toplayıcılar: gruplarda ekonomik davranış&#8221;, <em>stuart plattner&#8217;da  (editör) economic anthropology, stanford university pres, 1989,  sayfa 21-48</em>. cashdan, belirli bir grup kung bushmen&#8217;in haftada 40  saatten biraz fazla çalıştıklarını keşfeden richard lee&#8217;nin bir  çalışmasını tartışmaktadır. ve cashdan, lee&#8217;nin çalışmasının  kung&#8217;ların en az derecede çalıştıklarında ve yılın diğer  zamanlarında daha çok çalışmış olabileceğini anladığı kanıtının  bulunduğunu 24-25. sayfalada işaret etmektedir. cashdan yine lee&#8217;nin  çalışmasının çocukların bakımında harcanan zamanı belirtmediğini  26. sayfada işaret eder. ve 24-25. sayfalarda cashdan lee ile  birlikte çalışmış olan bushmen&#8217;lerden daha fazla saat  çalışmış olan  diğer avcı-toplayıcılardan bahseder. haftada kırk saat tamamıyla  göçebe avcı-toplayıcıların belki de tahminen minimum çalışma  süreleridir. <em>gontran de poncins, kablona (önceden bahsedildi), sayfa  111</em>, onun birlikte yaşadığı eskimolar günde 15 saat çalışıyorlardı.  o belki de onların her gün 15 saat çalıştığını söylemek  istemiyordu, fakat kitabından şu açık ki, onun eskimoları ağır  çalışmaktaydı. av yapmak için tuzaklar kullanan mbuti pigmeleri  arasında, &#8220;hem erkeklerin hem de kadınların içinde zaman ve  kazandıklarında yerine getirdikleri tuzak kurma neredeyse tüm gün  süren bir uğraşıydı…&#8221; <em>turnbull, orman insanları, sayfa 131.</em> siriono  arasında erkekler ortalama olarak her diğer günde avlanmaktaydı. <em> holmberg, sayfa 75-76</em>. çalışmaya tan vaktinde başlarlar ve  genellikle kampa öğlen 4 ve 6 arasında dönerlerdi. <em>holmberg, sayfa  100-101.</em> bu avlanmayı ortalama en az 11 saat yapar, ve haftada üç ve  bir yarım günde, bu ortalama olarak haftada en az 38 saatlik  avlanma süresine denk gelir. erkekler avlanmadıkları günlerde önemli  bir oranda bir çalışma da yaptıklarından beri (<em>sayfa 76, 100</em>), haftalık  çalışmaları, yıl üzerinden ortalaması alındığında, 40 saatten çok  daha fazladır. aslında, holmberg siriono&#8217;nun yalnız bu aktivitelerde  bir hafta yaklaşık 56 saat anlamına gelen avda veya toplamada  (<em>sayfa 222</em>) uyanıklık zamanlarının yaklaşık yarısını harcadıklarını  tahmin etmiştir. diğer çalışmalarda katıldığında, çalışma haftası 60  saatin üzerinde olmuş olurdu. siriono kadını &#8220;eşinden daha az  dinlenmekten hoşlanmakta&#8221; ve &#8220;çocuklarını olgunluğa getirme  yükümlülüğü dinlenmek için biraz zaman bırakıyordu.&#8221; <em>holmberg, sayfa  224. </em>siriono&#8217;nun ne kadar ağır çalışmak zorunda olduğunu gösteren  diğer bilgiler için<em>, 87, 107, 157, 213, 220, 223, 246, 248-249, 254, 268.  sayfalara bakın.</em></p>
<p><em><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Boesmans.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1414" title="Boesmans" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Boesmans.jpg" alt="" width="577" height="432" /></a></em><strong>şiddet. </strong>daha önce de bahsettiğim gibi, şiddetin  sayısız örneği coon&#8217;un avcı insanlar kitabında bulunabilir. gontran  de poncins&#8217;e göre, <em>kablona, sayfa 116-120,125,162-165,237-238,244</em>,  cinayetler geçmişte genelde bıçakla yapılırdı- onun eskimoları  arasında oldukça yaygındı.  mbuti pigmeleri, turnbull onlar arasında  hiçbir cinayet olyından bahsetmediğine göre, belki de bildiğim en  az şiddet kullanan ilkel topluluklardı (çocuk öldürmelerinden ayrı  olarak; <em>wayward servant, sayfa 130</em>). bununla birlikte, the forest  people and wayward<br />
servants kitabı boyunca turnbull, yumruk ve  sopalarla yapılan bir çok dövme ve kavga olayından söz etmektedir. <em> paul schebesta, die bambuti-pygmaen vom ituri, cilt i, institut  royal colonial belge, brüksel,<br />
1938, sayfa 81-84</em>&#8216;te 19. yüzyılın ilk  yarısında mbuti&#8217;lerin ormanda yaşamış olan köylü afrikalılara karşı  ölümcül bir savaş açtıklarının kanıtını göstermiştir. (çocuk  öldürmeleri için, schebesta, sayfa 138&#8242;e bakın.)</p>
<p><strong>rekabet.</strong> avcı ve toplayıcı toplumlarda rekabetin varlığı bazılarında meydana  gelen kavgalar ile gösterilmektedir. mesela <em>coon&#8217;un, avcı insanlar  kitabının 238,252,257-258. sayfalarına bakın</em>. eğer fiziksel<br />
bir  dövüş bir çeşit rekabet değilse, hiçbir şeydir.</p>
<p>dövüşler eşler  için rekabetten meydana gelmiş olabilir. örneğin, <em>turnbull, wayward  servants, sayfa 206</em>&#8216;da, bir erkek için kavga eden iki kadından  birinin üç dişini kaybetmesinden bahseder. <em>coon, sayfa 260</em>&#8216;da,  avustralya aborjin erkeklerinin kadınlar için dövüştüklerinden söz  eder. yemek için rekabet de kavgaya neden<br />
olurdu. &#8220;bu (et)  paylaşımının herhangi bir tartışma veya keskinlik olmadan yapıldığı  anlamına gelmez. tam tersine kavgalar sık sık av sonrası kampa  dönerken uzun ve gürültülü bir şekilde yapılırdı…&#8221; turnbull wayward  servants, <em>sayfa 158. coon</em>, bazı eskimolar arasında balina eti  paylaşı için &#8220;çok gürültülü tartışmalardan&#8221; söz eder. <em>avcı insanlar,  sayfa 125</em>.</p>
<p>*                              *<br />
*</p>
<p>ilkel  insanların rekabetçi olmadığı, vejetaryen doğal kaynakları koruma  yanlıları oldukları, cinsiyet eşitliğine sahip oldukları, hayvan  haklarına saygı gösterdikleri ve yaşamak için çalışmak zorunda olmadıklarının  ne kadar saçma bir imge olduğunu gösteren somut gerçeklerden  bahsetmeye devam edebilirdim. ama bu mektup çok fazla uzadı,  verdiğim bütün örnekler yeterli olacaktır.</p>
<p>avcı-toplayıcı yaşam  biçiminin modern yaşamdan daha iyi olmadığını ima etmeye  çalışmıyorum. tam tersine, mukayese edilemeyeceğine inanıyorum.  avcı-toplayıcılar üzerinde çalışmış olan birçok belki de çoğu  gözlemci onlara saygılarını, takdirlerini ifade etmiştir veya onlara  gıpta ile bakmıştır. mesela, <em>cashdan, sayfa 21</em>&#8216;de, avcı-toplayıcı  yaşam tarzını &#8220;yüksek derecede başarılı&#8221; bulduğundan söz etmektedir.  <em>coon sayfa xix.</em>&#8216;da avcı-toplayıcıların &#8220;tam ve memnun edici  yaşamlarından&#8221; bahsetmiştir. <em>turnbull, orman insanları, sayfa 26</em>&#8216;da  şöyle der: (mbutiler) yaşamlarını berbat eden o kadar zorluk, problem  ve trajedilere rağmen sevinç ve mutluluk dolu ve dertten yoksun  insanlardır.&#8221; <em>schebesta, sayfa 73</em>&#8216;te şöyle yazar: &#8220;ne çok tehlike  var, ama tarih öncesi çağlara ait ormanlardaki sayısız yolculukları  ve av gezileri ne eğlenceli deneyimler! bizim şiirsel olmayan  mekanik çağımızın, orman insanlarının mistik-sihirli düşünme biçimlerine  derin bir şekilde dokunabilecek ve onların davranışlarına şekil  verebilecek bir işareti yoktur.&#8221; ve <em>sayfa 205</em>&#8216;te: &#8221; pigmeler,<br />
bizden  önce fiziksel organizmalarının bozulmadan ve doğaya uygun olarak  kendilerine özel yaşayan insanlar gibi insan ırkının en doğal insanlarından  biri olarak durmaktadırlar. ilkesel özellikleri arasında görülmedik  bir şekilde sağlam doğallık ve canlılık, ve emsalsiz bir neşelilik  ve dertten uzaklık vardır. onlar, doğanın kanunlarına uygun olarak  yaşamlarını geçiren insanlardırlar&#8221;.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/pg-24-new-guinea_233364s.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1416" title="pg-24-new-guinea_233364s" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/pg-24-new-guinea_233364s.jpg" alt="" width="586" height="400" /></a></p>
<p>ama açıktır ki, ilkel  yaşamın uygar yaşamdan neden daha iyi olduğunun nedeni ne cinsiyet  eşitliğidir, ne hayvanlara gösterilen merhamettir, ne rekabetin  olmayışıdır veya şiddetsizliktir. bu değerler modern uygarlığın saf  değerleridirler. bu değerleri avcı-toplayıcı toplumlar üzerinde  tasarlayarak, ga hareketi gerçeklikte asla var olmamış olan ilkel  bir ütopya mitini yaratmıştır.</p>
<p>o yüzden, ga hareketi uygarlık ve  modernliği reddettiğini iddia ettiği halde, modern toplumun en  önemli değerlerinin bazılarına esir kalmıştır. bu nedenden dolayı,  ga hareketi etkili bir devrimci hareket olamaz.</p>
<p>ilk olarak,  ga hareketinin enerjisinin bir parçası, ırkçılık, cinsiyetçilik,  hayvan hakları, homoseksüel hakları falan filanlar gibi sahte  devrimci sorunlar lehine gerçek devrimci hedeflerden genel olarak  modern teknolojiyi ve uygarlığı yok etmek için sapmaktadır.</p>
<p>ikinci  olarak, bu sahte devrimci sorunlara teslim olduğundan dolayı, ga  hareketi çok fazla solcuyu modern uygarlıktan kurtulmakla ilgilenmeyen,  daha çok ırkçılık, cinsiyetçilik gibi solcu sorunlarla uğraşan cezp etmektedir. bu da hareketin enerjisini teknoloji ve uygarlık  sorunundan uzaklaşmasına neden olmaktadır.</p>
<p>üçüncü olarak,  kadınların, hayvanların, homoseksüellerin haklarını koruma amacı  uygarlığı yok etme amacıyla birbirlerine zıttır, çünkü ilkel  toplumlarda kadınların ve homoseksüellerin çoğu zaman eşitliği<br />
olmamıştır,  ve böyle toplumlar genelde hayvanlara zalimce davranırlardı. eğer  birinin hedefi bu grupların haklarını savunmaksa, o zaman en iyi  politikası modern uygarlıkla uzlaşmaktır.</p>
<p>dördüncü olarak, ga  hareketinin modern uygarlığın saf değerlerinin çoğunu saf bir ilkel  ütopya miti olarak benimsemesi, tekno-endüstriyel sistemden  kurtulmak için etkili, gerçekçi eylem yapmak yerine ütopyacı  fantezilerine çekilmeye daha eğimli pratik olmayan, saf, hayalci ve  uyuşuk insanları çok fazla cezp etmektedir.</p>
<p>aslında, ga  hareketinin hıristiyanlıkla aynı rotaya kayabileceği gibi bir mezar  tehlikesi de vardır. başlangıçta, isa&#8217;nın liderliği altında,  hıristiyanlık sadece dinsel bir hareket değildi ayrıca sosyal bir  devrim hareketiydi. tamamıyla dinsel bir hareket olarak hıristiyanlık  başarılı oldu, fakat devrimci bir hareket olarak tamamıyla  başarısızlığa uğradı. kendi zamanının sosyal eşitsizliklerini  düzeltmek için hiçbir şey yapmadı, ve hıristiyanlar<br />
imparator  konstantin&#8217;le anlaşma fırsatı bulur bulmaz, roma imparatorluğunun  güç-yapısının bir parçası olup bütün değerlerini sattılar.</p>
<p>ga  hareketi ve eski hıristiyanlığın psikolojisi arasında rahatsızlık veren  bir benzerlik ortaya çıkmaktadır. iki hareket arasındaki paralellikler  göze çarpmaktadır: ilkel ütopya= eden&#8217;in bahçesi; uygarlığın  gelişimi= ilk günah, bilgi ağacından elmanın yenmesi; devrim=  cezalandırma günü; ilkel ütopyaya geri dönüş=tanrının<br />
krallığına  varış. veganizm belki de hıristiyanlığın (paskalya sırasında oruç  tutmak) ve diğer dinlerin beslenme kısıtlamaları gibi aynı  psikolojik rolü oynamaktadır. ağaç kesme makinelerinin falan bloke  edilmesinde kendi vücutlarını kullanan eylemciler tarafından alınan  riskler, kendi inançları için ölen eski hıristiyanların<br />
şehitliğiyle  karşılaştırılabilir (hıristiyanların şehitliği bugünkü eylemcilerin  taktiklerinden daha fazla cesaretlilik istiyor o ayrı). ga hareketi  hıristiyanlıkla aynı yolda gitmeye devam ederse, devrimci bir  hareket olarak tamamen bir başarısızlık olacaktır.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Ted-dac3bc.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1418" title="Ted-dac3bc" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Ted-dac3bc-204x300.jpg" alt="" width="204" height="300" /></a>ga hareketi  belki sadece işe yaramaz olmayacaktır, aynı zamanda da işe yaramaz  olandan daha kötü olacaktır, çünkü bu hareket etkili bir devrimci  hareketin gelişiminde bir engel olabilecektir. teknolojiye ve  uygarlığa karşı muhalefet ga hareketinin programlarının önemli bir parçası  olduğundan beri, teknolojik uygarlığın dünyaya neler yaptığı hakkında  endişeli olan genç insan bu hareketin içine sürüklenmektedirler.  elbette ki sadece bu genç insanlar solcu, saf, hayalci, beceriksiz  tipler değildirler; bazılarının gerçek devrimciler olmaya  potansiyelleri vardır. ama ga hareketi içinde solcular ve diğer işe  yaramaz insanlar içinde boğulmaktadırlar, böylece etkisiz hale  getirilmekte ve yozlaşmakta ve onların devrimci potansiyelleri boşa  harcanmaktadır. bu anlamda, ga hareketi potansiyel devrimcilerin yok  edicisi olarak tanımlanabilir.</p>
<p>kendisini ga hareketinden ve onun  saf uygar değerlerinden katı bir şekilde ayıracak yeni bir devrimci  hareket gereklidir. cinsiyet eşitliğinin, hayvanlara merhamet  göstermenin, homoseksüellere tolerans göstermenin yanlış olduğunu  ima etmiyorum. fakat bu değerlerin teknolojik uygarlığı yok etme  çabasıyla hiçbir ilgisi yoktur. bunlar devrimci değerler  değildirler. etkili bir devrimci hareket, bunların yerine beceri,  kendi kendine disiplin, dürüstlük, fiziksel ve zihinsel dayanma  gücü, dışsal etkenlere ve sınırlamalara tolerans göstermeme,  fiziksel acıya tahammül etme kapasitesi ve hepsinin üstünde  yüreklilik gibi ilkel toplumların katı değerlerini<br />
benimsemelidir.</p>
<p>saygılarımla,<br />
ted  kaczynski</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;bodytext=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%27da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%27de%20assista'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;notes=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%27da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%27de%20assista'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;t=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;annotation=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%27da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%27de%20assista'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;t=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20&amp;s=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%27da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%27de%20assista'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1393&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar temizliği</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/bahar-temizligi.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/bahar-temizligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 15:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[egitimli orta sinif]]></category>
		<category><![CDATA[elitist]]></category>
		<category><![CDATA[otorite]]></category>
		<category><![CDATA[ozgurluk]]></category>
		<category><![CDATA[vicdani ret]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu askerlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1059</guid>
		<description><![CDATA[Ben bir karar verdim. Askere gidiyorum. Orta sınıfa mensup, ailesinden milliyetçi dogmalarla büyümemiş her türk insanı gibi ben de askerliğe hayatımın üzerine devletin koyduğu bir ipotek gözüyle bakıyorum. Gürültülü patırtılı uğurlama törenleriyle askere uğurlanan bir kitle var bu ülkede. Ama diğer yandan sessiz sedasız &#8220;şalteri kapatıp&#8221; giderek askerliğini yapan ve bu dönemi bir daha hatırlamamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/War.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-888" title="War" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/War-230x300.jpg" alt="" width="230" height="300" /></a>Ben bir karar verdim. Askere gidiyorum. Orta sınıfa mensup, ailesinden milliyetçi dogmalarla büyümemiş her türk insanı gibi ben de askerliğe hayatımın üzerine devletin koyduğu bir ipotek gözüyle bakıyorum. Gürültülü patırtılı uğurlama törenleriyle askere uğurlanan bir kitle var bu ülkede. Ama diğer yandan sessiz sedasız &#8220;şalteri kapatıp&#8221; giderek askerliğini yapan ve bu dönemi bir daha hatırlamamak üzere zihninin yüksek raflarına kaldıran bir grup insan da var. <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html">Deniz&#8217;in yazısında</a> anlattığı ruh haline uzun yıllardır ben de girip çıkıyorum. İdari boşluklar bulalım, yurtdışına çıkalım, gay taklidi yapalım da askerliği erteleyelim konulu konuşmalar sanırım hepinizin etrafında bol miktarda dönüyordur. Hatta geçen gün psikiyatri kitabından bir hastalığı çalışan bir tiyatrocunun psikiyatristleri dize getirip çürük raporu aldığı geyiklerini bile duydum.</p>
<p>Deniz&#8217;in sonuçlarına katlanmak pahasına askere gitmeme kararını saygıyla karşılıyorum. Deniz itaat etmeyi, öldürmeyi ve öldürmenin eğitimini almayı kendi vicdanına aykırı bulduğu için gitmiyor benim anladığım kadarıyla. Bu çok ciddi bireysel bir duruş. İnsan kendine olan saygısını korumak için bu tür zor kararlar vermek zorunda kalıyor. Çok saygı duyuyorum. Benim bu konuda kafamda kurduğum gerçeklik ise biraz farklı. Yaklaşık 5 yıldır yasal yollarla askere gitmemeyi başardım. Kaçak durumuna düştükten sonra seyahat özgürlüğü, yurtdışına çıkış, işe girme ve daha birçok konuda ciddi yaptırımlar sözkonusu biliyorsunuz. Bir şekilde bütün bu idari yaptırımların dışında bir hayat kurmak da tabii ki mümkün. Şimdi bu noktadan sonra şöyle bir soruyorum kendime: askere gitmeden geçirdiğim her bir gün, hayatıma dair hür irademle verdiğim kararların ne kadarını askerlik gerçeğini gözönünde bulundurarak alıyorum? Yola çıkarken, eve dönerken, bir işe başlarken, ülkeye dönerken, hayatıma dair yeni bir düzen kurarken. Tahakküm altına girmeyeceğim, otoriteye boyun eğmeyeceğim derken hayatımın tamamı benim kendi zihnim ve askerlikten kaçınma korkusuyla kurduğum bir &#8220;sivil ölüme&#8221; dönüşüyor.<span id="more-1059"></span> Ve bu ruh halinin, uzun vadede askerlikten kaçınan kişi tarafından içselleştirilmesi; kaçınılan otorite ve tahakkümün, gündelik hayatta verilen her karara yayılmasına neden oluyor kanımca. Ben bu demokles kılıcının gölgesinde yaşamak istemediğim için askere gitmeye karar verdim. Hayatım üzerinde sadece 6 ay yasal söz hakkına sahip bir otoritenin gücünü onlarca yıla uzatmaktan hiç hoşlanmadım. Hangi ülkede yaşayacağıma kimsenin karar vermesine izin vermek istemediğim için. Sivil haklarımın kısıtlanmasını kabullenmediğim için.</p>
<p>Bu çelişkiler yumağında gerçekten kim haklı gibi bir soru yok aslında. Deniz de ben de, hayatımızda hür irademiz ile aslen tercih etmeyeceğimiz bir durum ile başetmeye çalışıyoruz. O yüzden yukarıda yazdıklarım, otoritenin; bu ağır yaptırımları, bir yurttaş olarak bana uygulamasının haklı açıklaması asla olamaz. Deniz kırk katır diyor ben kırk satır diyorum bu durumda. Avrupa insan hakları mahkemesinin ağzından söylemek gerekirse, &#8220;Başvurucunun hemen hemen “sivil ölüm” olarak tabir edilebilecek gizli bir yaşamı sürmeye zorlanması ve başvurucunun bunu kabul etmek zorunda kalmış olması, demokratik bir toplumdaki cezalandırma rejimine aykırıdır.&#8221; Askere gitmeyi reddeden Osman Murat Ülke&#8217;nin yaşamaya zorlandığı hayat yüzünden Türkiye Cumhuriyeti 11bin avro tazminat ödemeye mahkum edilmiş. Çağdaş demokrasilerin birçoğunda askerliğe alternatif sivil hizmet, anayasal bir hak olarak bireyin vicdani hürriyetini garanti altına alıyor. AİHM de kararın devamında Türkiye&#8217;yi bu tür bir yapılanmaya gitmesi konusunda uyarıyor.</p>
<p>Bu mesele Türkiye&#8217;de sadece milliyetçi bir tabu mu acaba? Ya da ordunun gerçekten bu kadar çok personele ihtiyacı var mı? Hepimiz düşman saldırısına her an hazır mı olmalıyız bu ülkede yaşayan erkekler olarak? Ben bu konularda uzman değilim. Dünyadaki en kalabalık ordular listesinde bir yeri var mı açıp bakmak lazım. Benim anladığım kadarıyla askerlik kurumu bütün bu soruların cevabından bağımsız olarak &#8220;resmi ideoloji&#8221;nin halka empoze edilmesi ve birleştirici ulusal devlet yapısının gücü ve otoritesinin, çoğu zaman travmatik ama bir o kadar didaktik ve babacan bir şekilde birey üzerinde pekiştirilmesi amacını taşıyor. Zora koşarak, akılsızca itaat etmeye zorlayarak genç zihinlerde devletin gücünü pekiştirmek oldukça pratik bir yönetimsel yaklaşım bana kalırsa. Devlet ve kurumları binalardan oluşmuyor. Devletin; varlığını ve gerçekliğini ve gücünü, çeşitli şekillerde (ideolojik, lojik, eğitimsel, milliyetçi vs.) her bireyin kafasında kurması gerekiyor. Bu anlamda diyebiliriz ki zorunlu askerlik  -resmi ideolojinin anladığı anlamda- devletin varlığını ve sürekliliğini garanti altına alan bir kurum. Tabi resmi ideoloji bu tespiti yaparken hür iradeye sahip özgür bireylerin, her zaman devletin ya da vatandaşlarının zararına hareket edeceği önkabulüyle hareket ediyor. Ama dediğim gibi birbirine benzeyen, tektipleştirilen, inançları, sevinçleri ve doğruları tek bir elden üretilen bir ülke dolusu insanın, devlet tarafından çok daha kolay yönetilebilir olması teknokratik elitlerin çok da işine geliyor. Ben olsam benim de işime gelirdi. İşte o yüzden devlet aygıtı yapısı ve varoluşundaki felsefi nedenlerden bahsetmeden, o devletin uygulamaları ve ideolojisi konusunda konuşmak biraz zorlaşıyor. o yüzden çok da uzatmayayım lafı bu bağlamda.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/Rumen-Dragostinov-1Bulgaria.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-884" title="Rumen-Dragostinov-1Bulgaria" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/Rumen-Dragostinov-1Bulgaria-208x300.jpg" alt="" width="208" height="300" /></a>Şimdi yine perspektifi değiştirip başka bir yerden bakalım bir de. Ben bu devletin eğitim olanaklarından faydalanarak eleştirel düşünmeyi öğrendim. Düşünsel olarak kendimi geliştirip, düşüncelerimi anlaşılabilir bir sıralamada yazıya dökebilecek olgunluğa ulaştım. Ne düşünüyor olduğumdan bağımsız olarak, klişeler, sloganlar, dogmalar ya da şiddet gibi ilkel araçlara başvurmadan kendimi ifade edebileceğim şekilde zihinsel anlamda donanıma sahip oldum. Galiba bu durumda ben bir birey oluyorum. Ve bu yüzden daha fazla özgürlük daha fazla adalet, daha iyi bir yönetim talep edebiliyorum. Kendim için neyin iyi olduğu konusunda herkesten bağımsız bir bakış açım var. Talep ettiğim özgürlükleri elde edebilmek için iki yolum var. Demokratik araçları kullanarak bu özgürlüklerimi devletten talep edebilirim. Bunu yapabilmek için de çoğunluğun benim gibi düşünmesi gerekiyor demokratik bir güç odağı yaratabilmem için. Bu konuda eğitimi bir araç olarak benimseyip uzun vadede hür iradeli bireylerin sayısını arttırmaya çalışabilirim. Ya da çok daha kolayı, proganda ve daha bir sürü manipülasyon ve kampanya tekniğini kullanarak insanların fikirlerini değiştirmelerini sağlayabilirim. Her iki şekilde de, amacım ne kadar ulu olursa olsun, yukarıdaki yaklaşımım beni de halka üstten bakan zorba elitist konumuna sokuyor. Ben sanırım insanların hakettikleri gibi yönetildiklerine inanıyorum. Varolan özgürlük alanlarını bile kullanmayan büyük bir kitlenin yaşadığı bir ülkede insanların daha fazla özgürlük talep etmesini bekliyorum. Prematüre düşünce bebeğiyim ben. Eğitimli orta sınıfın genç bir üyesi olarak azınlıkta olduğumu ilk defa bütün açıklığıyla görüyorum. Benim ve içinde yaşayıp Türkiye sandığım balonun aslında çok daha büyük bir yer olduğunu görüyorum galiba yavaştan. Benim sınıfsal ayrıcalıklarımı,  herkesin sahip olduğu ortak ekonomik, sosyal ve kültürel zemin olarak görme yanılgısındayım hala. Benim sorunlarımın onları ilgilendirmediğini görüyorum. Çünkü çoğu çok daha yaşamsal önceliğin peşinde kıyasıya bir varoluş mücadelesi veriyor. Ötekileri anlamaya çalışamam çünkü bu benim sahip olduğum orta sınıf ayrıcalıklarından feragat etmem anlamına gelir. Daha adaletli bir sınıfsal düzen için daha azıyla yetinemem. Ülkeyi değiştirmek benim yararıma değil ki. Ayrıcalıklarımla oluşturduğum azınlık- altkültür balonumda mutlu mutlu yaşar giderim.</p>
<p>Sonra benim orta sınıf değerlerimi gözettiğini düşündüğüm devlet, alır beni bu alt sınıf üyeleriyle aynı muameleye tabi tutar. Tuvalete tersten sıçanlarla, okuma yazma bilmeyenlerle, köyünün ötesinde bir dünyayla tanışıklığı olmayan insanlarla aynı kaba koyar. Bana onlar gibi muamele eder. Onlarla yaşamaya zorlar.Yer temizlettirir, angaryaya koşar işçi gibi çalıştırır. Bu süre içinde de bütün özgürlük ve ayrıcalıklarımı elimden alır. Askerlik yapan birçok insanın hissettiği aşağılanma duygusu biraz bundan kaynaklanıyor galiba. Ordunun eşitçiliğine vurgu yaparak Türkiye&#8217;deki kökleşmiş orta sınıf ahlakı ve bilinçaltının eleştirisi yapılabilir mi ki acep?</p>
<p>Bu soru gibi daha yüzlerce soruyla, sanırım ben önümüzdeki altı ayımı sosyolojik bir araştırma gezisindeymişçesine geçireceğim. Asla bağlantıda olmadığım ve olamayacağım bir kitleye &#8220;türkiye gerçeğine&#8221; bakacağım (bu türkiye gerçeği de ne büyük klişedir ey prenses). Nasıl bir ülkede nasıl insanlarla yaşadığımı anlamaya çalışacağım. İnsan ırkının otoriteyle ilişkisini izleyeceğim. Grup sosyolojisi çalışacağım. Kendi kişisel yolculuğuma dair de listemde birkaç şey var. Kendi kişisel tercihlerim, sevdiklerim, alışkanlıklarım ve hayatımda önem verdiğim herşeyden uzakta 6 ay geçirmek zorundayım. Kendi hayatıma böylesine uzak bir mesafeden bakabilmek sanırım 10 yıllık öğrenme, biriktirme ve dönüşme sürecimde nereye geldiğimi, kim olduğumu görebilmek için bana bir şans verecek. Neyin gerçekten benim için önemli olduğunu anlamak için belki bir şansım olabilir. O yüzden hayatımın baharında bahar temizliği yapmaya gidiyormuşum hissiyatındayım bir şekilde. Tabi gidince ne olur bilare göreceğiz.</p>
<p>Bu arada da kimsenin değil kendi hayatının savunucusu olan, bunun için de kendi hayatını baştan sona bir eylem haline getiren vicdani redcilere saygı duyacağım.</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;title=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;bodytext=Ben%20bir%20karar%20verdim.%20Askere%20gidiyorum.%20Orta%20s%C4%B1n%C4%B1fa%20mensup%2C%20ailesinden%20milliyet%C3%A7i%20dogmalarla%20b%C3%BCy%C3%BCmemi%C5%9F%20her%20t%C3%BCrk%20insan%C4%B1%20gibi%20ben%20de%20askerli%C4%9Fe%20hayat%C4%B1m%C4%B1n%20%C3%BCzerine%20devletin%20koydu%C4%9Fu%20bir%20ipotek%20g%C3%B6z%C3%BCyle%20bak%C4%B1yorum.%20G%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCl%C3%BC%20pat%C4%B1rt%C4%B1l%C4%B1%20u'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;title=Bahar%20temizli%C4%9Fi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;title=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;notes=Ben%20bir%20karar%20verdim.%20Askere%20gidiyorum.%20Orta%20s%C4%B1n%C4%B1fa%20mensup%2C%20ailesinden%20milliyet%C3%A7i%20dogmalarla%20b%C3%BCy%C3%BCmemi%C5%9F%20her%20t%C3%BCrk%20insan%C4%B1%20gibi%20ben%20de%20askerli%C4%9Fe%20hayat%C4%B1m%C4%B1n%20%C3%BCzerine%20devletin%20koydu%C4%9Fu%20bir%20ipotek%20g%C3%B6z%C3%BCyle%20bak%C4%B1yorum.%20G%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCl%C3%BC%20pat%C4%B1rt%C4%B1l%C4%B1%20u'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;t=Bahar%20temizli%C4%9Fi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Bahar%20temizli%C4%9Fi%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;title=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;annotation=Ben%20bir%20karar%20verdim.%20Askere%20gidiyorum.%20Orta%20s%C4%B1n%C4%B1fa%20mensup%2C%20ailesinden%20milliyet%C3%A7i%20dogmalarla%20b%C3%BCy%C3%BCmemi%C5%9F%20her%20t%C3%BCrk%20insan%C4%B1%20gibi%20ben%20de%20askerli%C4%9Fe%20hayat%C4%B1m%C4%B1n%20%C3%BCzerine%20devletin%20koydu%C4%9Fu%20bir%20ipotek%20g%C3%B6z%C3%BCyle%20bak%C4%B1yorum.%20G%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCl%C3%BC%20pat%C4%B1rt%C4%B1l%C4%B1%20u'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;title=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fbahar-temizligi.html&amp;t=Bahar%20temizli%C4%9Fi&amp;s=Ben%20bir%20karar%20verdim.%20Askere%20gidiyorum.%20Orta%20s%C4%B1n%C4%B1fa%20mensup%2C%20ailesinden%20milliyet%C3%A7i%20dogmalarla%20b%C3%BCy%C3%BCmemi%C5%9F%20her%20t%C3%BCrk%20insan%C4%B1%20gibi%20ben%20de%20askerli%C4%9Fe%20hayat%C4%B1m%C4%B1n%20%C3%BCzerine%20devletin%20koydu%C4%9Fu%20bir%20ipotek%20g%C3%B6z%C3%BCyle%20bak%C4%B1yorum.%20G%C3%BCr%C3%BClt%C3%BCl%C3%BC%20pat%C4%B1rt%C4%B1l%C4%B1%20u'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1059&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/bahar-temizligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olmadı bir daha çağıralım bakalım&#8230;</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 10:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[anti-militarist]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[savas karsiti]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[vicdani ret]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1022</guid>
		<description><![CDATA[Artık ne yapacabileceğim konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Belki bu yazının sonuna doğru bir formül bulabilirim. Bir yolum vardı gidiyordum, bozuldu&#8230; Tam bu bozukluğun esasında hayatıma renk ve heyecan kattığını gördüm ve kabullendim, şimdi kendimi eskisinden daha bozuk bir yolda bulmuş durumdayım. Durumumda olan belki yüzbinlerce insan var şu Anadolu dediğim topraklarda. Hepsinin de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık ne yapacabileceğim konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Belki bu yazının sonuna doğru bir formül bulabilirim.</p>
<p>Bir yolum vardı gidiyordum, bozuldu&#8230; Tam bu bozukluğun esasında hayatıma renk ve heyecan kattığını gördüm ve kabullendim, şimdi kendimi eskisinden daha bozuk bir yolda bulmuş durumdayım.</p>
<p>Durumumda olan belki yüzbinlerce insan var şu Anadolu dediğim topraklarda. Hepsinin de durumu benden daha iyi veya kötü olabilir ama herkesin derdi üç aşağı beş yukarı aynı. Buna ek olarak benim durumumdan çok daha kötü durumda yaşayan insancıklar ve onların acıları var. Herhangi bir gazeteyi alıp okumak yeterli. Aile içi cinayetler, yurtlarda tecavüze uğrayan bebeler, kirlenen topraklar ve o topraklarda yaşamak zorunda kalan insanlar. Anlatacağım durumum belki bunların içinde en masum olanı ama herkesin derdi kendine. Bu da benim derdim. Herkes nasıl kendi yaptığından sorumlu oluyorsa ben de kendi yaptıklarımdan sorumlu oluyorum. Evet efendim gelelim derdime;</p>
<p><a rel="http://icmihrak.blogspot.com/2010/03/principles-of-population-zoology.html" href="http://icmihrak.blogspot.com/2010/03/principles-of-population-zoology.html" target="_blank"><img class="alignleft" title="luzumsuzaoldur copy" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/luzumsuzaoldur-copy-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>1994 yılında bir nedenle yurtdışına gitme ihtimalim belirdiğinde ilk işim askerlik şubesine gidip durumumu öğrenmek olmuştu. Öğrenciydim ve öğrenci olmamın tek nedeni askerlik idi. Kanunlardan tam olarak emin değildim ve sınırda hoş olmayan bir sürpriz ile karşılaşmak istemiyordum. Şubedeki kadın görevli bana &#8216;yoklama kaçağı&#8217; olduğumu ve gidip komutan bilmem kim ile görüşmemi söyledi. Çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. 21 yaşımda iken askere gitme fikrinin ne olduğu konusunda çok az bir fikrim vardı. Yelken sporu ile uğraşıyordum, çevre hareketine ucundan bulaşmıştım, deliler gibi bisiklete binip uzun yol yapma hayalleri kuruyordum ve hepsinden önemlisi &#8216;askerliğin&#8217; neden gerekli olduğunu bir türlü anlamamıştım. Bir de yurtdışına çıkmak istediğimde sorun oluyordu. Şimdi diyeceksiniz ki &#8216;salak mısın? hiç mi Milli Güvenlik dersi almadın? Hiç mi gazete okumuyorsun? Anan, baban arkadaşların falan filan hiç mi anlatmadılar sana?&#8217; Tabii ki teknik olarak bunun farkındaydım ama kendi üzerime hiç yakıştıramamıştım. Kot pantolon giyince kendini rahat hisseden bir insana zorla kumaş pantolon giydirmek gibi. Herkesin gözü üzerimde olur sanırdım aile ziyaretlerine gittiğimizde. Oysa şimdi olsa önemli olmaz ama o zaman önemliymiş. Bir de rakçılık da var kanda. Neyse askerlik şubesinde kalbimin gümbür gümbür attığını, elimdeki dosyayı orada rastgele bir yere bıraktığımı, zaten içerisi kalabalık gibi gözüken komutanın odasının önünden geçip oradan çıktığımı hatırlıyorum. Sanki çok önemli bir durum varmış gibi kapıdaki askere selam verdiğimi de hatırlıyorum. Aman kaçtığım anlaşılmasın haliyle&#8230; Şimdi düşünüyorum da ne komikmiş yaptığım..<span id="more-1022"></span></p>
<p>Bu durumu uzun yıllar düşündüm. Uzun yıllar orada beni tutsalardı ne yapardım diye düşündüm. Herhalde kıvırtacaktım. Lafı oradan buradan getirip bir yerlere götürüp eveleyip geveleyecektim. Ama bu duygu içimde kaldı durdu. Takip eden yıllarda hep kendimi belli bir dengede tutmaya çalıştım, bu duyguyla beraber.</p>
<p>Gel zaman git zaman aradan tam 14 yıl geçmiş. <a href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=46395">Bir gazete haberini</a> görene kadar herşey kısmen yolunda gidiyordu. Bu zaman boyunca hiçbirşeyden kaçmadım. Kimlik kontrollerine girdim çıktım, katıldığım etkinliklerde defalarca göz altına alınıp yargılandım. Ailemden, eve giden polislerin olduğunu duymuştum ama açıkcası o kadar, askerlik kurumu ile ilgilenmiyordum. Bir yandan eve gelip beni soruyorlardı, bir yandan da gözaltına alındığımda kayıtlarımda aranıyor gözükmüyordum. Bunun nasıl olabildiği konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Merakım var ama açıkcası bu benim işime geldiği için kurcalamakda istemedim.</p>
<p>Sonuçta beni evde bulamayanlarla yaşananları ailem bana anlattığında sadece dinliyordum olanları. Ne yapabilirdim ki?  O dönemlerde evden ayrı yaşadığım için istemediğim şeyleri duymamak daha kolay oluyordu. Benim tanıyan sevgili ailem de hiç üstüme gelmedi bu konularda. Nasıl gelsinler ki? Zamanında okula bile dayak yiyerek gitmiş ve sürekli baskıdan kaçan bir yapım olduğunu bilen ve bununla yıllarca yaşamak zorunda kalan bir aile ne yapabilir ki? Hele bir de evlat olunca.. Tabii ki hiçbirşey. Ya evlatlıktan red edecekler ya da durumu böyle idare edeceklerdi. Aklıma gelmişken  umarım onların kafasını şimdiye kadar pek ağrıtmamışımdır.</p>
<p>Madem kaçmıyorum, neden mi ikametgahımı değiştirmedim? Neden başkalarına bu kadar yük oldum? Çok basit. Ben ne vatanımı, ne ailemi, ne dinimi ne de başka bir şeyi seçtim. Üzerime giydiğim kıyafetler dahil herşey benim için dışarıdan bir dayatma. Ancak kimseye bir hesap vermek zorunda hissetmedim kendimi. Hesap isteyen çok oldu ama galiba ben vermemeyi başardım. Kendim hariç kimseyle bir alacağım vereceğim yok. Neden bir başkası veya devlet benim oturduğum yeri bilsin ki? Neden onu kendime çekeyim ki? Ne yediğimi, içtiğimi arkadaşlarımı, düşüncelerimi onunla paylaşayım ki?</p>
<p><strong> &#8216;O&#8217; kim bir kere? </strong></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/askeribolgetabela-copy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1034" title="askeribolgetabela copy" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/askeribolgetabela-copy-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Nereden çıkmış nasıl olmuş? Bir de üzerine kendilerine borçlanmışım haberim yok. Haberim var ama sanki her haber verene gitmekle mükellefim. Eğer vatan borcuysa zaten 5 yıl zorunlu ilkokul okuyup bir de üstüne 6 yıldan fazla orta ve lise eğitimi aldım. Hepsi acı içinde geçirdiğim yıllardı ve mezuniyetim bile o zaman çıkan bir yasa sayesinde olmuştu. Eğer ortada bir borç varsa ben zaten aklımın şekilleneceği ilk yıllarımı devlet babaya kayıtsız şartsız vererek yapmışım. Eğer benim nasıl bir vatan evladı olduğumu görmek istiyorsa devlet, açsın arşivlerini ve karnelerime baksın. Kaldığım sınıfların, aldığım cezaların listesini bi incelesin. Eğer onda yoksa arşivimden çıkarıp gösterebilirim esasında beni nasıl yetiştiremediklerini.</p>
<p>Ayrıca o yaşta seçme şansım yoktu, tabii ki herkes böyle yapıyordu, neden bana başka türlü  davranılsın ki? Ama çok acımasızca değil mi? Daha yemek yemek, giyinmek gibi en temel ihtiyaçların dahil birilerine bağımlı ol, sonra bir kurum çıksın ve &#8216;ben seni yetiştiririm&#8217; desin. Çok sinsice. En savunmasız ve en her şeye atlayabileceğiniz zamanlar. Biz de elimiz mahkum kabul ediyoruz. Bir sürü dayatma. Marşlar, antlar, sıra olmalar, bacak bacak üstüne atmamalar, sınıfta arkadaşınla bir rahat sohbet edememeler.. Çişe gideceğin zaman bile belli. Daha o yaştan vermişler tornaya biçimlendiriyorlar.</p>
<p>Şimdi bakınca nasıl da açık seçik gözüküyor o yıllar. O zamanlar tabii farkına varmıyor insan.<br />
Peki neden ben bu dayatmaları  kabul etmek zorundayım ki? Neden birey olamıyorum? Neden kendim için varolamıyorum? Neden anatomi öğrenmiyorum da anlamadığım duaları öğrenmek zorunda kalıyorum? Neden gökteki yıldızları öğrenmiyorum da sonradan kültürümüzle alakası olmayan dilleri öğrenmek zorunda kalıyorum? Nedenler böyle uzar gider. Benim doğrularım var hayatta ve &#8216;bu neden?&#8217; diye soracağım onlarca soru oldu hayatımda. Nedenleri yıllar geçtikce anladım ama bunları NEDEN KABUL ETMEK ZORUNDA KALDIĞIMI gerçekten anlamıyorum.</p>
<p>Kesinlikle başka birşey için varolmayı kabul etmiyorum. Canım yandığında bunun acısını ben çekiyorum. Sıkıldığımda oflayan ben oluyorum. Depresyona girersem hayaller ile ben başa çıkmak zorundayım. Tam tersi mutlu olduğumda ben gülüyorum, kızları görünce ben tahrik oluyorum. Keyif de benim, acı da benim. Peki neden bana ait olan ve benim ölümümle yok olacak bu duygular üzerinden başkalarına çıkar sağlayayım? Neden varlığını bile sorgulayamadığım bir yapıya hizmet edeyim? Neden sevincim karnemdeki numaralar ve bunu takip ederek alacağım çok haneli maaşlar olsun?</p>
<p><strong>Neden başka bir sistem seçmek ya da denemek şansım olmasın ki? </strong></p>
<p>Hizmet edenlerin ve böyle yaşayanların ne günahı mı var? Tabii ki hiçbir günahı yok. Herkes kendinden sorumlu. Herkes hesabı esasında kendine veriyor. Kimi farkında ve kabullenmiş, kimi farkında değil. Açıkcası kendimi haklı gördüğüm konularda sadece kendimi haklı görüyorum. Herkesin gerçeği kendine. Kimseyi kendi bulduğum doğrular üzerinden yargılamak ve sınıflandırmak istemiyorum.</p>
<p>Nerede kalmıştık&#8230; 14 yıl sonrasında artık yoklama kaçaklarının aranmayacağını öğrendim. Mahkeme kararı gerekiyormuş. Kafamdaki tüm dengeler değişti. Ben burada yaşamaya ve zamanı geldiğinde karşıma çıkacak bu askerlik konusu ile yüzleşmek üzere yaşamımı zaten bir rutine oturtmuştum. Sonra bir gün adalet bakanı beni ve benim gibi olan yüzbinlerce kişiyi serbest bıraktı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/earth-day-earth-in-hands.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1036" title="earth-day-earth-in-hands" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/earth-day-earth-in-hands-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Gezmeyi seven, değişik kültürleri ve insanları tanımayı seven hep yolculuğun, gitmenin iyi geldiği BEN sonunda bu coğrafyadan başka coğrafyalara gidebilecektim. 36 yaşımda ilk kez kuzey avrupa&#8217;ya gitme şansını elde ettim. Şans mı? İşte burası tartışılır. Şans diyelim şimdilik. Ne pasaport polisini geçtiğimde ne de uçaktan baktığımda &#8216;sınır&#8217;larda kırmızı çizgiler görmedim. Ülkelerin üzerinde isimler de yazmıyordu. Yıllarca baktığım haritalar bile yalanmış esasında. Arkadaşlar, sınırlarda ciddi ciddi silahlı arkadaşlar var. Herşeyin şaka olmadığını ve Hollanda&#8217;nın gerçek olduğunu, yanında Belçika diye bir ülke olduğunu plakaların ve dillerin nasıl değiştiğini gözlerimle gördüm. Nasıl mı? Adalet bakanının yayınladığı genelge ile. O zamandan beri yol planları yapıyorum. Profesyonel mesleğimin deniz üzerinde olması yolculuk planlarımı daha bir anlamlı kılıyor ve çocukluğumdan beri hayalini kurduğum dünyanın en yüksekteki gölüne gitmekten, güney okyanuslarında charter yapan firmalarda çalışmaya kadar bir sürü proje kuruyordum kafamda. Bir yandan da ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum, yıllarca hapis yatan, ya da 80 sonrası kaçmak zorunda olan arkadaşlarım gibi daha paranoyak bir hayat yaşamadığımı. Biraz esaret ile beraber artık dünya benimdi. Hem hapis yatmadım hem de şimdiye kadar yurtdışına çıkmak haricinde ne istediysem yaptım. Şans mı? Olsun sonuçta yapmıştım.</p>
<p>Şimdi ne mi oldu? Dün yani 26 Mart günü artık sistemin eski haline döndüğünü <a href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=56740">gördüm</a>. Uzun lafın kısası her an aranmaya başlayabilirim. Sadece ben mi? Yüzbinlerce kişi. Her an kendimi yüzbinlerce arkadaşımla askerlik şubesinde bulabilirim. Şu anda 14 yılda oluşan ve sonrasında kaybettiğim reflekslerimi tekrar kazanmaya çalışacağım. Kesinlikle daha önce de yaptığım gibi herhangi bir şeyden kaçmayacağım ama gidip kucaklarına da oturmayacağım. Neden gideyim ki? 37 yıldır barış içinde geçirdiğim, kimseye tokat bile atmadığım huzurlu bir hayatım varken neden şimdi gidip birilerinin nasıl gırtlaklanacağını öğreneyim ki? Kendimi ve vatanımı savunmak için mi? Kendim ve vatan mı?</p>
<p>Hadi canımmm ben devlet olmasa da var olabilirim ama ben olmadan &#8216;O&#8217; var olabilir mi acaba?</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;bodytext=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;notes=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;t=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;annotation=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;t=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;s=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1022&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Ayı Fırını</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 03:50:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[kamerika guncesi]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[anarsi]]></category>
		<category><![CDATA[anarsist]]></category>
		<category><![CDATA[black bear]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[firin]]></category>
		<category><![CDATA[kara ayi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=995</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığım ekolojik köyün ekmekleri Black Bear (Kara Ayı) adlı çalışanların sahibi olduğu ve işlettiği bir fırından geldiğini söylemiştim, ne zamandır bu fırınla ilgili yazıcam diyordum kısmet bugüneymis. Geçen cuma günü fotoğraf makinemi kapıp bu fırını ziyarete gittim, hem biraz fotoğraf çekeyim hem de bu fırın nasıl çalışır, ne üretir, ne yapar ne eder bir öğreneyim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yaşadığım ekolojik köyün ekmekleri Black Bear (Kara Ayı) adlı çalışanların sahibi olduğu ve işlettiği bir fırından geldiğini <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/sehrin-kalbinde-ekolojik-bir-yasam.html">söylemiştim</a>, ne zamandır bu fırınla ilgili yazıcam diyordum kısmet bugüneymis. Geçen cuma günü fotoğraf makinemi kapıp bu fırını ziyarete gittim, hem biraz fotoğraf çekeyim hem de bu fırın nasıl çalışır, ne üretir, ne yapar ne eder bir öğreneyim diye. Şimdi bu abiler kendilerini anarşist diye tanımlıyor, ve anarşist diyince biliyorum insanın aklına kaos kargaşa gibi kelimeler geliyor ama ben gayette tıkır tıkır düzenli çalışan bir fırın gördüm. Anarşistlerin düzenle iliskisini Elif&#8217;e paslayip, ben bu kendini anarşist olarak tanımlayan fırının düzeninden bahsedicem.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4598-4.jpg"><img class="aligncenter" title="DSC_4598-4" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4598-4-1024x687.jpg" alt="" width="561" height="374" /></a></p>
<p>Efenim, fırınımız Güney St.Louis&#8217;de, belki de St.Louis&#8217;ın en alternatif en renkli caddesi olan Cheeroke caddesinde yer alıyor. Bu Cheeroke caddesi başlı başına bir yazı konusu, onu bir başka bahara bırakıp fırının içine girdiğinizde rengarenk sıcak bir ortam ekmek kokuları ile sizi karşılıyor. Black Bear temel olarak ekmek ve çeşitli kurabiyeler üreten bir fırın olmasının yani sıra, aynı zamanda mini kütüphanesi ve keyifli mekanı ile bir kafe hizmeti de görüyor. Bilgisayarını kapıp kahvenin içerek ders çalışmak, leziz yemekleri ve pizzaları ile karnını doyurmak, ortalıktaki dergiler ve kitapları okuyarak pazar tembelliği yapmak için bire bir. <span id="more-995"></span></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4610-7.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-999" title="DSC_4610-7" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4610-7-1024x687.jpg" alt="" width="561" height="375" /></a><br />
Tezgahın arka tarafına geçtiğinizde ise hummalı bir çalışmanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bir yanda değişik karışımlarda hamurlar yoğrulurken öte yanda masada hamurlardan gramajına göre parçalar kesilip, Black Bear çalışanları tarafından değişik ekmek ve bagel şekli verilip tepsilere diziliyor, oradan 1887 yılında yapılmış olan devasa bi fırında pişiriliyor. Fırından çıkan sıcak ekmekler soğumaları için bekletildikten sonra dilimlenip poşetlere yerleştiriliyor. Dükkanda satılacaklar raflardaki yerini alırken, lokantalara veya değişik pazarlara sipariş olanlar kasalardaki yerini alıp şehrin dört bir tarafına dağıtılıyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4816-32.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1001" title="DSC_4816-32" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4816-32-1024x687.jpg" alt="" width="565" height="378" /></a></p>
<p>Black Bear tarihi Lickhalter fırınından aldıkları tariflerle &#8220;Lickhalter&#8221; ekmekleri ve diğer bir çok modern karışımlı ekmek üretiyor. Lickhater fırını 1915 yılında açılmış, çavdar ekmekleri meşhurmuş. 1950ler ve 60larde St.Louis&#8217;ın en büyük fırınıymış hatta. 1970lerde Lickhalter ailesi fırını devretmiş ardına bir de yangınla fırın tarihin sayfalarına gömülmüş. Ta ki 1998&#8242;e Lickhalter&#8217;in meşhur ekmek tarifleri, Black Bear adıyla tekrar gün ışığına çıkana dek. 2004 yılında benim ziyaret ettiğim Cherooke caddesindeki, eskiden Vandora tiyatrosu olarak bilinen ve 1998&#8242;den beri boş duran mekanı satın alıyorlar. Vandora tiyatrosunu sürdürülebilir tasarım prensipleri ve yeşil bir mimarı ile restore ediyorlar. Kabaca, olabildiğince yerel iş gücü<br />
ve yerel malzemeyle, büyük ölçüde kendin yap usulüyle, enerji kayıplarını en aza indirecek, mevcut malzemeleri tekrar kullanıma kazandıracak, mümkün mertebe ikinci el malzemelerle (bütün fırın malzemeleri ikinci el misal, iç dekorasyonun çoğu da ikinci el) yapmışlar, mevcut alanın maksimum kullanan ve insanların keyifle takılabileceği geniş tavanlı ferah mekanlar yaratmışlar. Tuvaletlerde insanlar şiir yazması için tebeşir tahtaları bile var!</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4783-29.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1003" title="DSC_4783-29" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4783-29-1024x687.jpg" alt="" width="582" height="389" /></a></p>
<p>2006 yılında yeni mekanlarına taşındıktan sonra fırın dışı aktivitelere de hız vermişler. Mekanlarını kültürel, politik veya bilimum yaratıcı aktivetelere açmışlar. Müzik, film gösterimi, performanslar beri gelsin. Bir çok farklı politik grup burada sunumlar veya toplantılar gerçekleştirebiliyor. Fırının arkasına yaptıkları bahçede yemeklerinde kullanmak üzere sebze, meyve ve gönülleri zenginlestirmek için çiçek yetiştiriyorlar.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4831-34.jpg"></a><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4671-18.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1017" title="DSC_4671-18" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4671-18-1024x687.jpg" alt="" width="585" height="390" /></a><br />
Ekmeklerinden, yemeklerinden pek bahsetmiycem prenses ki canın çekmesin. Fırında fotoğraf çekerken o nefis kokuların arasında neler çektiğimi bir ben bilirim <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama şu kadarını söyleyeyim, hayatımda yediğim en leziz ekmekler bu fırından, hastasiyim. Hiç bir katkı maddesi kullanılmadan, tamamen doğal, yerel, organik ürünlerden yaptıkları ekmekler gerçekten müthiş. Öyle ki şu an St.Louis&#8217;deki en lüks restoranların büyük çoğunluğu ekmeklerini Black Bear&#8217;den alıyor. St.Louis&#8217;de burayı bilmeyen yok yani.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"></a><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4629-1.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1010" title="DSC_4629-1" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4629-1-1024x687.jpg" alt="" width="583" height="389" /></a></p>
<p>Tabi insan her başarılı girişimin arkasında değirmenin suyunun nasıl döndüğünü merak ediyor. Black Bear&#8217;de işler çok ilginç bir şekilde dönüyor. Birincisi burada bir hiyararşi yok, kimse kimseye ne yapmasını söylemiyor, bütün işin gidişatını denetleyen birisi de yok. Bütün kararlar konsensusla alınıyor, hafta bir çarşamba günleri toplanıp gündemlerindeki konuları tartışıyorlar. Ama karar alma, katılım esasına dayali. Ne kadar ekmek o kadar köfte yani. Daha çok emek koyanın daha çok söz hakkı var. Herkes saat başına aynı ücreti alıyor. İster 15 yıldır Black Bear&#8217;de çalış ve en karmaşık işleri yapıyor ol, ister üç günlük bulaşıkçı ol aynı ücretle çalışıyorsun. Şu anda çalışanlardan 6-7 kişi hayatlarını sadece Black Bear&#8217;den kazanıyor. Çok bir şey kazanmıyorlar, ama yaşamlarını devam ettirebiliyorlar. Onun dışında bir grupda yarı zamanlı çalışan var. Hemen hemen herkes her işi yapıyor, ama işleri öğrenmesi biraz zaman aldığından bazı işler belli bir birikim<br />
gerektiyor. Yani uzmanlaşma var, özellikle fırıncı ve her gün eldeki siparişlere göre ne kadar ekmek yapılacağını hesaplama gibi işler daha deneyimli çalışanlar tarafından yapılıyor. Ama altı ay-bir yıl kadar Black Bear&#8217;de çalıştığın zaman her işi yapabilir hale geliyorsun. Yani uzman sınıf yok. Bunun en somut örneği, şu an kurucu üyelerden hiçbiri Black Bear&#8217;de çalışmıyor artık. Ama onların yerine başka insanlar gelip onların yaptıkları işi yapıyorlar, yani insanlar değişse de aynı sistem devam edebiliyor çünkü bilgi aktarılıyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"><img title="DSC_4603-6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6-1024x687.jpg" alt="" width="585" height="391" /></a></p>
<p>Hiyerarşinin, bir kontrol mekanizmasının olmaması sorun yaratmıyor mu, tabi ki yaratıyor bazen. Tartışma toplantılardan, email listelerinden hiç eksik olmaz diyip gülüyorlar bunu sorduğumda. Tartışmalar, fikir ayrılıkları yaşantılarının doğal bir bileşeni. Tartışmaların verimliliklerini azaltığı da oluyor. Arada kızıp çekip gidenler de oluyor. Oluyor ama, bu da sürecin bir parçası diyorlar. Bazen fikirlerini kabul ettirmeyi, bazen başkalarının fikirlerini kabul etmeyi, bazen de ortada kalan konularda herkesin kafasına göre takılmasını kabul ediyorsun bir süre sonra diyorlar. Sonuçta ekmekler raflardaki yerini aldıkları sürece çözülemeyecek bir sorun yok.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"><br />
</a></p>
<p>Black Bear leziz ekmekleri ile olduğu kadar, ekmek kadar temel bir şeyi insan gibi üretmesiyle  de kalbimde taht kurdu. İnsan isteyince ve biraz prensipli olunca prenses, başka bir dünya mümkün be!</p>
<p>NazIm</p>
<p>ps: Black Bear hakkında daha fazla bilgi için <a href="http://www.blackbearbakery.org/">websayfalarına</a> bakabilirsiniz. Burada çektiğim diğer fotoğraflar için ise sizi <a href="http://picasaweb.google.com/nazimkeven/BlackBearBakery#">şuraya</a> alalım</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;bodytext=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;notes=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;t=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;annotation=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;t=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;s=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=995&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürt Kızı</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kurt-kizi.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kurt-kizi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 14:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[dersim]]></category>
		<category><![CDATA[kurt]]></category>
		<category><![CDATA[turk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[Yine memleket semalarında çıldır geldi bana. Devleti bir yandan, ordusu bir yandan, islamcısı kemalisti başka bir yandan dumurdan dumura koşturuyor beni. Eşcinsel düşmanı bir bakan, kürt düşmanı başka bir bakan şeklinde uzayan bir listede herkesin herkese düşman edildiği, ayrıştırıldığı ve yalnız bırakıldığı bir paradigmanın bayraktarlığına soyunmuş herkes. Piyasa ekonomisinin ve paranın tek geçerli akçe olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine memleket semalarında çıldır geldi bana. Devleti bir yandan, ordusu bir yandan, islamcısı kemalisti başka bir yandan dumurdan dumura koşturuyor beni. Eşcinsel düşmanı bir bakan, kürt düşmanı başka bir bakan şeklinde uzayan bir listede herkesin herkese düşman edildiği, ayrıştırıldığı ve yalnız bırakıldığı bir paradigmanın bayraktarlığına soyunmuş herkes. Piyasa ekonomisinin ve paranın tek geçerli akçe olduğu ortamda, kürdün de eşcinselin de islamcının da solcunun da parası olanı makbul. Hak istiyorsan, hoşgörü istiyorsan sen de çalış özgürlüğünü, hakkını, adaletini, saygını satın al. Siyasetçiler için ise durum tam tersi. Siyaset sermayelerini, herkese bol keseden kapış kapış satabilecekleri toplumsal önyargıları kaşıyarak kat be kat arttırabileceklerini çok iyi anlamışlar anlaşılan. O yüzden gündem denen saçmalık tam da bu karşılıklı kaşıma ve kaşınma reflekslerinden oluşuyor. Bu safsatanın çok üstünde ise asıl güç savaşı sessiz sedasız geleceğimizi şekillendiredursun.</p>
<p>Ben bugün kendi kişisel deneyimimden yola çıkarak birazcık kürt meselesinden bahsetmek istiyorum. Ülkedeki kürt siyasetini anladığımdan değil, anlamadığım birçok nokta olduğundan aslında. Ben de dahil herkes klişelerin arkasına saklanıp konuştuğundan. Neyse hikayemiz şöyle başlıyor. Geçen ay 90 yaşındaki anneannemi ziyaret ettim. Kendisi hem asker kızı hem de asker karısı olarak hayatındaki erkeklerin ve genç cumhuriyetin sessiz ve sabırlı tanığı olmuş hep. Yeni düzenlediği bir fotoğraf albümünü gösterirken 1938 Elazığ yazan bir fotoğrafta kim kimdir diye anlatıyordu. Bu kim diye fotoğrafta işaret ettiğim 12 yaşlarında bir kızı sorduğumda isim vermeden o &#8220;kürt kızı&#8221;, bi süre bizimle kaldı besleme olarak, sonra da kocaya kaçtı dedi sakince. Biraz daha sorunca anladım ki Dersim isyanı sırasında öksüz kalan veya ailelerinden koparılan kız çocukları asker ailelerine dağıtılmış. Tabi o bu işe hayır işlediği gözüyle bakıyordu. O dönemde jandarma olarak görev yapan kocası ve babasının uygulamalarından pek bahsetmezken, &#8220;isyan ettiler, Atatürk de cezalandırılmalarını emretti, cezalandırıldılar&#8221; şeklinde özetledi. Atatürk&#8217;ün yanlış bir şey yapma ihtimali bile birçoğumuz gibi onun da kafasının ucundan geçmemiş anlaşılan. 90 yaşında bir cumhuriyet kadınından başka türlüsünü beklemek de gerçekten haksızlık olur.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/dersim381.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-914" title="dersim38" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/dersim381.jpg" alt="" width="586" height="428" /></a></p>
<div>
<p>Bu hikaye anlatılmaya bile gerek olmayan küçük bir anekdot olarak kalacaktı ki 2 hafta önce <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&amp;Date=27.2.2010&amp;ArticleID=98267">Yıldırım Türker&#8217;in Radikal&#8217;deki yazısını </a>gördüm. <span id="more-893"></span>Yaklaşık 3 yıllık bir araştırma sonucu hazırlanan bir belgeselden bahsediyordu. Birileri kalkmış, sayıları hiç de az olmayan dersim operasyonu mağduru bu &#8220;kürt kızları&#8221;nın belgeselini çekmiş. Bir çoğu çeşitli nedenlerle konuşmak istemese de belgeselde hikayelerini anlatan neneler neler yaşadıklarını anlatmışlar.</p>
<p>Belgeselin adı, &#8216;İki Tutam Saç&#8212;Dersim&#8217;in Kayıp Kızları.&#8217;  Dersim Katliamında ailelerinden koparılıp rütbeli subaylara evlatlık verilmiş küçük kız çocuklarının hikâyesini anlatıyor. Huriye ve Fatma&#8217;nın ağzından. Bir de de kayıp olan iki ablasının birer tutam saçını önüne koyup katliamdan kurtulmayı başarmış anasından dinlediklerini anlatan Şemsi Karakoç&#8217;un. Anası katliamdan önce kızlarının kahküllerinden birer tutam kesip göğsünde saklamış. Çeşme başında askerlere yakalanınca, kızlarını merhamet eder öldürmezler diye bırakıp kaçmış. O iki tutam saçı koklamakla geçmiş ömrü. Vasiyet etmiş, ölünce mezarıma koyun diye. Hayatta kalan küçük kızı kıyamamış, saklamış. Biri sarı biri kara iki tutam saç, 70 yıldır kayıp kızlardan aileye yegâne yadigâr.</p>
<p>Belgeselci Nezahat Gündoğan, bir söyleşide diyor ki: &#8220;Köken olarak Dersimliyim. Hep 1938 ve sonrasına dair trajik hikâyeleri dinleyerek büyüdüm. Yaşadığımız ülkede insanların yazılmayan tarihlerine karşı bir duyarlılığım var. Dersim tarihi üzerine bir çalışma yapıyorum yaklaşık üç senedir. Ancak benim filmimde esas üzerinde durduğum bu tarihsel süreci başlı başına ortaya koymak değil, bir arka planı anlatmak. Üzerinde asıl durduğum konu 1938&#8242;de katledilenler, sürgüne gönderilenlerin yaşadıkları dramlar dışında bir de o dönem çocukların yaşadığı dramlar. O dönem aileleri öldürülen ya da ailelerinden zorla alınan çocuklar. Özellikle de kız çocukları. Bunları anlatmak istiyorum.&#8221;</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="420" height="339" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/xcg8qh" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" src="http://www.dailymotion.com/swf/xcg8qh" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xcg8qh">Dersim&#8217;in Kayıp Kızları &#8211; İki Tutam Saç Belgeseli</a></strong><br />
<em>by <a href="http://www.dailymotion.com/DersimNews">DersimNews</a></em></div>
<p>Belgesel, İnönü&#8217;nün 1925 tarihli Şark Islahat Planı&#8217;ndaki sözleriyle açılıyor: &#8220;Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.&#8221; Bu sözleri 1931&#8242;de Fevzi Çakmak&#8217;ın, 1936&#8242;da Mustafa Kemal&#8217;in Dersim&#8217;i &#8216;korkunç çıban&#8217; olarak adlandıran sözleri takip ediyor.</p>
<p>Burada benim asıl vurgulamak istediğim mesele kürt siyaseti yada kürdün türkün haklılığından çok ötede. Biz bu topraklarda yaşayan insanlar olarak nasıl bir tarihsel ideolojik bilinçaltı ile yaşadığımızı anlamadığımız sürece bu etnik ayrışma süreci devam edecek gibi geliyor bana. Ötekine &#8220;nankör kürt&#8221; deyip işin içinden çıkan bünyelerin, bir halka reva görülen muameleyi görmeden bilmeden anlamadan bu söyleminden vazgeçmeyeceğini görebilmek bence asıl mesele. Hatırlarsanız 12 Eylül döneminde Diyarbakır Askeri Cezaevinde yaşanan insanlığa sığmayan fiziksel ve psikolojik işkence metodları geçtiğimiz yıllarda tanıklarının ağzından hazırlanan bir raporla gündeme gelmişti.</p>
<p>Terörist hareket diye yargılayıp paketlediğimiz meselelerin arkasındaki insani dramı ve zulmü anlamadan, bugün insanların neden hala dağda olduğunu kendimize akılcı bir şekilde asla ifade edemeyeceğiz.</p>
<p>Dersim İsyanına dair, Nokta Dergisinden alıntı <a href="http://www.bianet.org/biamag/toplum/118252-dersimde-1937-1938de-ne-oldu">bianet haberinde</a> de isyan sırasında yapılan Bakanlar Kurulu&#8217;nun gizli bir kararında şöyle deniyordu: &#8220;Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.&#8221;</p>
<p>Yine aynı haberde mülkiye müfettişi Hamdi Bey&#8217;in bölgeye ilişkin raporunun bölgeyi nasıl şekillendirdiğini anlıyoruz: &#8220;Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır&#8230;Okul açmak, yol yapmak, refah sebeplerini sağlayacak fabrikalar kurmak, kendilerini meşgul etmeye yarayan çeşitli sanayi işleri sağlamak, özet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaştırmak suretiyle ıslaha çalışmak hayalden başka bir şey değildir.&#8221;</p>
<p>Demem o ki; akılcı bir zihin, &#8220;öteki&#8221;ni anlamak için klişelere takılmadan, bugünün sosyopolitik yapısı ve çatışmalarını tarihsel bir nedensellikle açıklayabilmelidir. Ben kendi adıma resmi tarihin perdesini birazcık aralayarak bu anlama ve öğrenme çabası içine yeni yeni girmeye başladım. Darısı sizlerin başına. &#8220;İki tutam saçın peşinde&#8230;Dersimin Kayıp Kızları&#8221; belgeseli 3 mart&#8217;ta CRR&#8217;de yapılan prömiyerden sonra istanbul film festivali başta olmak üzere çeşitli festivallerde gösterime girecek imiş. Bilgilerinize.</p>
</div>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;bodytext=Yine%20memleket%20semalar%C4%B1nda%20%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1r%20geldi%20bana.%20Devleti%20bir%20yandan%2C%20ordusu%20bir%20yandan%2C%20islamc%C4%B1s%C4%B1%20kemalisti%20ba%C5%9Fka%20bir%20yandan%20dumurdan%20dumura%20ko%C5%9Fturuyor%20beni.%20E%C5%9Fcinsel%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20bir%20bakan%2C%20k%C3%BCrt%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20ba%C5%9Fka%20bir%20bakan%20%C5%9Feklinde%20uzayan%20bir%20l'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;notes=Yine%20memleket%20semalar%C4%B1nda%20%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1r%20geldi%20bana.%20Devleti%20bir%20yandan%2C%20ordusu%20bir%20yandan%2C%20islamc%C4%B1s%C4%B1%20kemalisti%20ba%C5%9Fka%20bir%20yandan%20dumurdan%20dumura%20ko%C5%9Fturuyor%20beni.%20E%C5%9Fcinsel%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20bir%20bakan%2C%20k%C3%BCrt%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20ba%C5%9Fka%20bir%20bakan%20%C5%9Feklinde%20uzayan%20bir%20l'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;t=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;annotation=Yine%20memleket%20semalar%C4%B1nda%20%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1r%20geldi%20bana.%20Devleti%20bir%20yandan%2C%20ordusu%20bir%20yandan%2C%20islamc%C4%B1s%C4%B1%20kemalisti%20ba%C5%9Fka%20bir%20yandan%20dumurdan%20dumura%20ko%C5%9Fturuyor%20beni.%20E%C5%9Fcinsel%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20bir%20bakan%2C%20k%C3%BCrt%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20ba%C5%9Fka%20bir%20bakan%20%C5%9Feklinde%20uzayan%20bir%20l'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;title=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkurt-kizi.html&amp;t=K%C3%BCrt%20K%C4%B1z%C4%B1&amp;s=Yine%20memleket%20semalar%C4%B1nda%20%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1r%20geldi%20bana.%20Devleti%20bir%20yandan%2C%20ordusu%20bir%20yandan%2C%20islamc%C4%B1s%C4%B1%20kemalisti%20ba%C5%9Fka%20bir%20yandan%20dumurdan%20dumura%20ko%C5%9Fturuyor%20beni.%20E%C5%9Fcinsel%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20bir%20bakan%2C%20k%C3%BCrt%20d%C3%BC%C5%9Fman%C4%B1%20ba%C5%9Fka%20bir%20bakan%20%C5%9Feklinde%20uzayan%20bir%20l'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=893&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kurt-kizi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gökkuşakları ve Cinsellik</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/gokkusaklari-ve-cinsellik.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/gokkusaklari-ve-cinsellik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 10:33:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Caglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[escinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[gay]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[homoseksuel]]></category>
		<category><![CDATA[lezbiyen]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Aliye Kavaf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=839</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Prenses, Pek öyle gündeme dair yazılar, yorumlar yapmıyorum biliyosun fakat şimdi bahsedeceğim konuda kendimi tutamadım açıkçası. Aklıma iğneleme, hakaret -işin aslı küfür dolu milyon tane cümle gelmesine rağmen kendimi tutmaya çalışarak sevgili aileden sorumlu bakan Selma Aliye Kavaf&#8217;ın son günlerde yaptığı homofobik açıklamayı seninle paylaşmak isterim. Kendileri gazeteciliğin, basının yüzkarası Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Prenses,</p>
<p>Pek öyle gündeme dair yazılar, yorumlar yapmıyorum biliyosun fakat şimdi bahsedeceğim konuda kendimi tutamadım açıkçası.</p>
<p>Aklıma iğneleme, hakaret -işin aslı küfür dolu milyon tane cümle gelmesine rağmen kendimi tutmaya çalışarak sevgili aileden sorumlu bakan Selma Aliye Kavaf&#8217;ın son günlerde yaptığı homofobik açıklamayı seninle paylaşmak isterim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-840" title="1" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/1-201x300.jpg" alt="" width="201" height="300" /></a>Kendileri gazeteciliğin, basının yüzkarası Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte: &#8220;Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence. Dolayısıyla eşcinsel evliliklere de olumlu bakmıyorum. Bakanlığımızda onlarla ilgili bir çalışma yok. Zaten bize iletilmiş bir talep de yok. Türkiye&#8217;de eşcinseller yok demiyoruz, bu vaka var&#8221; buyurmuşlar..</p>
<p>Bu muhteşem açıklamayla kendisinin nasıl ayrımcı bir bakış açışına sahip olduğunu gözümüze sokmaktan çekinmeyen bakan, belki de millet olarak hala ne kadar atgözlüklü olduğumuzun da canlı ispatı. Cinsel eğilimleri/seçimleri sebebiyle hedef gösterdiği insanların hayatlarına ne hakla müdahale etmeye kalktığını sormak ise muhtemelen bizim eşşekliğimiz..</p>
<p>Kendisine öncelikle eşcinselliğin ne olduğunu açıklamak gerekir belki de.. Burada wikipedia&#8217;dan yardım alıyoruz hemen:</p>
<p>&#8220;Eşcinsellik, kişinin cinsel, duygusal ilgi ve isteğinin (cinsel yöneliminin) kendisiyle aynı cinsten kişilere dönük olmasıdır. Sadece kendi cinsine yönelenlere homoseksüel, hem karşı cinsine, hem kendi cinsine yönelenlere de biseksüel denir.&#8221; Buraya kadar anlaşılması kolay değil mi sevgili prenses? Devam edelim..</p>
<p>&#8220;Amerikan Psikiyatri Kurumu, 1973 yılında eşcinselliği, &#8220;Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Klavuzu&#8221;ndan çıkarmıştır. 1 Ocak 1993 tarihinde dünya sağlık örgütü (WHO) eşcinselliği &#8220;Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması&#8221;ndan çıkarmıştır. ICD-10 maddesi &#8220;cinsel yönelim, tek başına, bir rahatsızlık/hastalık olarak kabul edilemez&#8221; şeklindedir.&#8221; Sanırım bakanın takıldığı yer burası. Eşcinsellik genetik bir bozukluk mudur, çocukluktan kalan bir travma mıdır ya da bir tercih midir?<span id="more-839"></span></p>
<p>Millet olarak onun bunun yatak odasına girmeye çok meraklı olduğumuz su götürmez bir gerçek. Fakat biz halk olarak bunu bir adım ileri de taşıyoruz. İzlemek için girdiğimiz yabancının yatak odasındakinin kim olacağına, ölçülerine, yaşına hatta cinsiyetine de karışma hakkını kendimizde görüyoruz. Big Bother bizi sokaklarda mobesesiyle izlerken, parmak kamerasıyla gömlek cebimize çoktan girmiş de haberimiz yok belki..</p>
<p>Biz hiçbir zaman bilim toplumu olmayı beceremedik. Evinde televizyondan başka bir hiç araçtan haber almayan insanlarla, cebine internet girince onu sadece facebook ve mail kontrol etmek için kullanan hatta interneti kullanmanın, araştırma yapmanın suç olduğunu düşünen yöneticilerle bu ülke nereye kadar gider bilemiyorum. Türk Medeni Kanunun&#8217;a göre eşcinselliği &#8220;kusur&#8221; olarak ilan etmişiz bile çoktandır. Eşcinsellik evliyseniz boşanma sebebi ve tüm haklarınızı kaybedeceğiniz bir kusur.</p>
<p>Sözü buraya kadar getirmişken Türkiye&#8217;de tüm zorluklara rağmen faaliyet gösteren birkaç kurumun ve <a href="http://bianet.org/bianet/bianet/120513-bakan-kavafa-bildiriciye-ve-hurriyet-editorlerine-ayrimcilikla-mucadele-dersleri">biahaber merkezinden tolga korkut</a>&#8216;un bu konuda söylediklerine link vermeden geçmek istemiyorum.</p>
<p>Tolga Korkut:</p>
<p>&#8220;Eşcinsellik bir yönelim. Kavaf&#8217;ın sözleriyse açık ayrımcılık. Sarışınların ya da mavi gözlülerin veya boyu 1,80&#8242;den uzun olanların hasta olduğunu söylemekten farkı yok. Ama Kavaf bu sözlerinin nelere yol açtığının farkında değil.</p>
<p>1. Her şeyden önce eşcinsell<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/getoverit.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-844" title="getoverit" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/getoverit-212x300.jpg" alt="" width="154" height="220" /></a>iğin tedavi edilebilir olduğunu söylemek, toplumun eşcinselllerin diğerlerine göre daha az korunma hakkı olduğunu, kendilerine ayrımcılık yapılabileceğini ima ediyor.<br />
2. Eşcinsellerin ayrımcılığa karşı hak mücadelesini gerekçesizleştirmeyi, haksız çıkarmayı amaçlıyor. Valiliklerin ayrımcılıkla mücadele eden LGBTT örgütlerine karşı &#8220;genel ahlaka aykırılık&#8221; iddiasıyla açtığı davaları anımsayın.<br />
3. Eşcinsellere yönelik damgalamayı, ayrımcılığı güçlendiriyor. İnsanca bir yaşam sürebileceklerine, buna hakları olduğuna dair gerçeği gizliyor. Tersini doğru kabul ediyor. Sistematik şiddeti meşrulaştırıyor. Bunun nereye kadar varabileceğini somut bir örnekle anımsatalım: Kasım 2008&#8242;den beri Ankara ve İstanbul&#8217;da sekiz transseksüel kadın öldürüldü.&#8221;</p>
<p>Lamdaistanbul:<a href="http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=5&amp;altMenuID=5&amp;icerikID=8639"> http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=5&amp;altMenuID=5&amp;icerikID=8639</a><br />
Türkiye Psikiyatri Derneği: <a href="http://www.psikiyatri.org.tr/PressPopUp.aspx?Id=39">http://www.psikiyatri.org.tr/PressPopUp.aspx?Id=39</a><br />
Pembe Hayat: <a href="http://www.pembehayat.org/?q=node/220">http://www.pembehayat.org/?q=node/220</a></p>
<p>Bir tarafından baktığımızda belki eşcinsellikle ilgili tartışmaları gündeme getireceği için bakanın iyi birşey yaptığını düşünebiliriz. Ülkemizde cinsellik bile halen bir tabuyken herkesin gözü önünde olan kişiler tarafından eşcinsellerin ötekileştirilmelerinin neresi iyi diyebilirsiniz. Eğer sağlıklı kollardan bu konu gündeme getirilir ve tartışılmaya cesaret edilirse kimbilir belki de aklında bunun hakkında cevaplandırılmaya yönelik soru işareti olan birileri daha kazanılmış olur. Biz de çaktırmadan emeklemeye başlarız böylece&#8230;</p>
<p>Bir de sana bu konunun birebir muhatapları tarafından yapılmış güzel bir video izletmek isterim prenses. Buyur bakalım.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.nartube.com/e9585c670220c86cd28798d300f2041a49090ac3:9gIE6FUUTlA:false.v" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="300" src="http://www.nartube.com/e9585c670220c86cd28798d300f2041a49090ac3:9gIE6FUUTlA:false.v" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<a title="NarTube watch video, clips, musics, movies, films, fragman, free, video izle, diziler, klipler, filmler, sinema, bedava, ücretsiz, müzik" href="http://www.nartube.com" target="_blank">www.NarTube.com</a></p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;bodytext=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0APek%20%C3%B6yle%20g%C3%BCndeme%20dair%20yaz%C4%B1lar%2C%20yorumlar%20yapm%C4%B1yorum%20biliyosun%20fakat%20%C5%9Fimdi%20bahsedece%C4%9Fim%20konuda%20kendimi%20tutamad%C4%B1m%20a%C3%A7%C4%B1k%C3%A7as%C4%B1.%0D%0A%0D%0AAkl%C4%B1ma%20i%C4%9Fneleme%2C%20hakaret%20-i%C5%9Fin%20asl%C4%B1%20k%C3%BCf%C3%BCr%20dolu%20milyon%20tane%20c%C3%BCmle%20gelmesine%20ra%C4%9Fmen%20kendi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;notes=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0APek%20%C3%B6yle%20g%C3%BCndeme%20dair%20yaz%C4%B1lar%2C%20yorumlar%20yapm%C4%B1yorum%20biliyosun%20fakat%20%C5%9Fimdi%20bahsedece%C4%9Fim%20konuda%20kendimi%20tutamad%C4%B1m%20a%C3%A7%C4%B1k%C3%A7as%C4%B1.%0D%0A%0D%0AAkl%C4%B1ma%20i%C4%9Fneleme%2C%20hakaret%20-i%C5%9Fin%20asl%C4%B1%20k%C3%BCf%C3%BCr%20dolu%20milyon%20tane%20c%C3%BCmle%20gelmesine%20ra%C4%9Fmen%20kendi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;t=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;annotation=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0APek%20%C3%B6yle%20g%C3%BCndeme%20dair%20yaz%C4%B1lar%2C%20yorumlar%20yapm%C4%B1yorum%20biliyosun%20fakat%20%C5%9Fimdi%20bahsedece%C4%9Fim%20konuda%20kendimi%20tutamad%C4%B1m%20a%C3%A7%C4%B1k%C3%A7as%C4%B1.%0D%0A%0D%0AAkl%C4%B1ma%20i%C4%9Fneleme%2C%20hakaret%20-i%C5%9Fin%20asl%C4%B1%20k%C3%BCf%C3%BCr%20dolu%20milyon%20tane%20c%C3%BCmle%20gelmesine%20ra%C4%9Fmen%20kendi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;title=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fgokkusaklari-ve-cinsellik.html&amp;t=G%C3%B6kku%C5%9Faklar%C4%B1%20ve%20Cinsellik&amp;s=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0APek%20%C3%B6yle%20g%C3%BCndeme%20dair%20yaz%C4%B1lar%2C%20yorumlar%20yapm%C4%B1yorum%20biliyosun%20fakat%20%C5%9Fimdi%20bahsedece%C4%9Fim%20konuda%20kendimi%20tutamad%C4%B1m%20a%C3%A7%C4%B1k%C3%A7as%C4%B1.%0D%0A%0D%0AAkl%C4%B1ma%20i%C4%9Fneleme%2C%20hakaret%20-i%C5%9Fin%20asl%C4%B1%20k%C3%BCf%C3%BCr%20dolu%20milyon%20tane%20c%C3%BCmle%20gelmesine%20ra%C4%9Fmen%20kendi'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=839&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/gokkusaklari-ve-cinsellik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEKEL İşçileri ve Direniş</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/tekel-iscileri-ve-direnis.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/tekel-iscileri-ve-direnis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 19:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Meren</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[direnis]]></category>
		<category><![CDATA[Evren Özesen]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[tekel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[Bu seferki konuk fotoğrafçım Evren Özesen, konu ise TEKEL İşçileri ve Direniş. TEKEL işçilerinin, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarı ile 61. gününü doldurmakta olan eylemlerine ışık tutmaya çalışmak, bu hadiseyi görmezden gelmeyip daha geniş bir kitleye ulaştırmaya çalışmak temel bir sorumluluk gibi. Bununla beraber Evren Özesen&#8217;in fotoğrafları eşliğinde bu konuyu ele almaya karar verdiğimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu seferki <a href="http://meren.org/blog/category/konuk-fotografci/">konuk fotoğrafçı</a>m Evren Özesen, konu ise TEKEL İşçileri ve Direniş. TEKEL işçilerinin, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarı ile 61. gününü doldurmakta olan eylemlerine ışık tutmaya çalışmak, bu hadiseyi görmezden gelmeyip daha geniş bir kitleye ulaştırmaya çalışmak temel bir sorumluluk gibi.</p>
<p>Bununla beraber Evren Özesen&#8217;in fotoğrafları eşliğinde bu konuyu ele almaya karar verdiğimde bu fotoğrafların altını hak ettikleri şekilde dolduramayacağımın farkında idim (Türkiye&#8217;deki eğitim anlayışının kendisine emanet edilen gençlere attığı kazıkların en sağlamlarından birisi olduğuna inandığım <em>Fenci-Sosyalci</em> ayrımı yüzünden, iş toplumsal mevzulara geldiğinde dut yemiş bülbüle dönen tek <em>Fenci</em>&#8216;nin ben olmadığımı da biliyorum (yetiştirdiği nesillerin analitik düşünme araçları ile donatılacak olan kısmını, sosyal problemlerden hiç anlamayacak şekilde eğitmeyi seçen bir ülkenin buna karar verirken olsa olsa başlama çizgisinin hemen gerisinde iki ayakkabısını da bağcıkları ile sıkıca birbirine bağlamaya karar veren bir maratoncu kadar ileri görüşlü olduğunu düşünüyorum)).</p>
<p>Bu konunun ve bu konuya dair fotoğrafların benim vizyonsuzluğuma kurban gitmesine müsaade etmemek, bu mevzuyu sizlere medyada çıkan ve duymaktan artık sıkıldığınız basmakalıp haberlerden ve birbirinin aynısı köşe yazılarından edinilmiş fikirler ile iletmemek adına fikrine ve duruşuna güvendiğim kişi ve topluluklardan bu konuya dair özgün yorumlarını benimle paylaşmalarını rica etmeye karar verdim. Yazı boyunca sizlere Özesen&#8217;in objektifinden TEKEL işçileri ile beraber işte bu görüşler ve düşünceler eşlik edecek.</p>
<p>Dolayısıyla, birbirinden farklı perspektiflere yer verip <em>benim gibiler</em> için küçük bir kaynak oluşturmak da bu yazının amaçları arasında sayılabilir.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgEMKuPHI/AAAAAAAAH-U/I52gJR5jT0k/s576/01.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ankara&#8217;lı bir fotoğrafçı olan Evren Özesen TEKEL işçilerinin direnişini 33. gününden beri belgeliyor ve fotoğraflarını <a href="http://tekeldirenisi.blogspot.com/">http://tekeldirenisi.blogspot.com/</a> adresindeki günlüğünde yayınlıyor. Sadece fotoğraf çekmekle kalmayıp olan bitenin iç yüzünü yazılarıyla da aktarmaya çalışarak &#8220;<em>belgelemek</em>&#8221; fiilinin içini iyice doldurmuş bence. <span id="more-691"></span>Şimdiye kadar yaptığı en kapsamlı belgesel fotoğraf çalışması TEKEL direnişi günlüğü olmuş, fakat profesyonel fotoğrafçılık kariyerinin bir parçası olmasını istediği belgesel fotoğrafçılığı hayatının sonuna kadar sürdürmek gibi bir niyeti var. Evren Özesen, gönderdiği e-posta içerisinde bu çalışma ile ilgili şöyle demiş:</p>
<blockquote><p>Yaklaşık bir aydır işim olmadığı zamanlarda orada zaman geçiriyorum. Birçok Ankaralı&#8217;nın Anadolu&#8217;nun her yerinden gelmiş bu insanlarla çok ciddi dostluklar kurduğunu, birçok konuda fikir alışverişinde bulunduğunu gözlemledim. Bu gözlem orada bulunmayan birçok insana sıradan gelebilir ama hiç de öyle değil. Direnişin sürdüğü bölge gündüz ve gece geç saatlere kadar işlek olan bir bölge. Resmi dairelerden, mağazalardan, lokantalardan, birahane ve barlardan çıkan insanlar günün ve gecenin her saati bu yolu kullanıyor. Duraklayıp sohbet edenler, çeşitli yardımlarla gelenler, sarhoş naraları atanlar&#8230; Hepsi bir şekilde bu insanlarla orada iletişime geçiyor. Aradan kimi güçlerin çekilip salt insanların, iklimin ve sokağın sözünün geçtiği bir yerde her şeyin gerçekten sorunsuz devam edebildiğini görmek insanı gerçekten umutlandırıyor. &#8220;<em>Esnaf rahatsız oluyor, halk tedirgin</em>&#8221; gibi kimi ara bozucu lafların orada nasıl ters yüz edildiğini görmekten de ayrıca haz duyuyorum.</p></blockquote>
<p>Özesen&#8217;e tekrar döneceğim. Fakat onun da e-postasında dile getirdiği gibi işçi sınıfının başlattığı bu harekete dair söylenecek çok şey var.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgEMxSXWI/AAAAAAAAH-Y/KawvlooQsv8/s576/02.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://loker.radiobrecht.org/">Koray Löker</a> bu konuda söyleyecekleri olanlardan ilki. Medya ve Görsel Araştırmalar üzerine yüksek lisans yapmış Bilkent Üniversitesi mezunu bir tiyatro yönetmeni olan Koray, aynı zamanda Irak Dünya Mahkemesi&#8217;nde medya koordinatörlüğü, Uluslararası Af Örgütü&#8217;ne gönüllü bilişim danışmanlığı yapmış olan bir aktivist de. Görüşlerine başvurduğum, kendisinden olan bitenin bir çerçevesini çizmesini istediğim ilk kişi idi. Bana aşağıdaki mektubu yazmış:</p>
<blockquote><p>TEKEL işçilerinin Ankara günlerini izlemek&#8230;</p>
<p>Televizyonu sahtekarca, gazeteleri birbirinin kopyası olarak gören, bildik haber kaynaklarına küsen, İnternet&#8217;te dolaşırken gördüklerinden sonuçlar çıkaran, alternatif haber kaynaklarına kulak vermeye eğilimli bir arkadaş grubunun ortasında yaşarken bazen gündem kayar. Memleketi yerinden oynattığına inanılan olaylara tanık olunur ve sokakta hiçbir yansımasıyla karşılaşılmaz. Kimi zaman da memleket yerinden oynar (Ajdar yeni bir şarkı söylemiştir, Hülya Avşar bacağını kırmıştır, ordu darbe yapacak iddialarına bir yenisi eklenmiştir) ve ne kulağınız ne ruhunuz duyar. Gündem nedir, kimin gündemi memleketin gündemidir? İletişim kuramından, sosyolojiye bir çok alanda önemli bir soru bu herhalde. Gündelik yaşamda ise çoğunlukla kayıp gidiyor dikkatten.</p>
<p>2010 yılının başları bu sorunun herkes için yanıtlarını birbirine benzeten bir olaya denk geldi. Türkiye&#8217;nin birçok şehrinde TEKEL&#8217;e bağlı işletmelerde, atölyelerde çalışan işçiler, özelleştirme sonucunda maruz bırakıldıkları şartlara isyan ederek Ankara&#8217;da toplandılar.</p>
<p>Önce kitlesel bir basın açıklamasına polisin sert müdahalesi düştü haberlerin arasına. Basın açıklamasının yapıldığı parkın havuzlarına atılan, düşen, kaçmak zorunda kalan işçiler. Sert kışın dondurucu soğuğunda sırılsıklam olmuş, biber gazı ve coplarla kovalanırken haklarını aramaya çalışıyorlardı.</p>
<p>Türkiye bu görüntülere yabancı değildi. Bir basın açıklaması ya da gösteride sert tepkilerle karşılaşan insanlardı muhalif olanlar. Hatta bu durum zaman zaman sadece polis müdahalesi gibi yasal olduğu iddia edilen formlarda değil, vatandaşın linç girişimlerinde, linç aktörlerinin para aldığı ortaya çıkan durumlarda bile sahneleniyordu.</p>
<p>Değişik olanın, bıçak kemiğe dayanınca, aslanın ağzına kafasını sokmak zorunda kalan işçiler olduğu anlaşıldı kısa sürede. İşçiler ne o parkı ne de mücadeleyi terk etmediler. Gün oldu, kendilerine sahip çıkmayan sendikalarının binalarını bastılar. Mitinglerde kürsüye çıkıp &#8220;<em>mücadele bizim, biz konuşacağız</em>&#8221; dediler. Gün oldu, sendika başkanlarıyla birlikte sabahladılar. Ama ne kavgalarını, ne umutlarını başkalarına devretmediler. Nöbetleşe, Türkiye&#8217;nin her yanından gelip Ankara&#8217;daki sendika binasının önünde uzun soluklu bir oturma eylemine başladılar. Naif, basit bir inatçılıktı onların tavrı. Sorun çözülene kadar evlerine dönmeyecek, sorunun onlar için ne kadar yaşamsal bir öneme sahip olduğunu göstereceklerdi.</p>
<p>Böyle de oldu. Yıllardır gerçek gücün emekten doğacağını tekrar eden solcular heyecanlandı, hükumet muhalifleri, işçileri sahiplenerek iktidara karşı bir koz olarak kullanmayı denedi, sendikalar eski parlak günlerinin hasretini direniş çadırlarında andı ama sokaktaki insan, halk, baş rolde hep TEKEL işçisini gördü. Belki de bu fark önemliydi.</p>
<p>Gerçi bu fark uzun zamandır ilk kez ortaya çıkıyor değil. Geçtiğimiz yıllarda benzeri şekillerde nice işçi direnişine sahne oldu Türkiye. Tek başına direnen bir kadının iş yerini dize getirişini izledik Desa&#8217;da. Paşabahçe benzerlerini yaşadı. Doğru adreslere bakanlar, birkaç yıldır artan bir ivmeyle memleket gündemini kuşatan mikro direnişleri görüyordu zaten. Belki de bu kez gerçekten farklı olan, hem eylemin kendiliğindenliği hem de içerdiği yoğun ironiydi.</p>
<p>Tokat&#8217;ta bir park&#8230; Üç dört kadın, ellerinden sıkıca tuttukları çocuklarını neredeyse sürükleyerek bir araya geliyorlar. Sonra başkaları ekleniyor onlara, sonra kalabalık gruplar. Kendi kendine bir miting havası doğuyor bir anda. Oysa basit bir buluşma bu. Yakınları Ankara&#8217;da direnişte olanlar, onları nasıl destekleyeceklerini konuşmak üzere sokakta buluşuyor. Ankara&#8217;da direnenlerin kimi zaman kocaları, kimi zamansa karıları oluyor buluşanlar&#8230; Kadın ve erkek birlikte, kardeşçe, eşit şekilde direnirken yeni deneyimler de kazanılıyor. Birçok kentte tekrar ediyor manzara. Serdar Kayaoğlu, &#8220;<em>Sakarya caddesi Ankara&#8217;nın midesi gibidir, işçiler bu kez Ankara&#8217;nın midesine oturdu</em>&#8221; diyordu bir söyleşide. <em>Ankara&#8217;nın midesine oturanlar</em> direnişi, özel bir kampanyaya gerek duymadan ülke çapında yaymış oluyorlar.</p>
<p>Ülkenin bir çok ayrı cenahında aynı konuyu konuşan insanlar, haber ağlarına ve medyaya gerçek anlamda alternatif bir haberleşme ağı haline geldiler. Üstelik ne İnternet ne de gelişen yeni medya teknolojileri yaptı bunu. Öyle Twitter üzerinden yaşanan bir başka devrim falan değil, bayağı eski usül, telefondan gurbetteki eşin sesini, koyvermemeye zorlanan gözyaşlarının eşliğinde duymak vardı işin içinde. Ne Twitter ne de Facebook bu hale getirdi bu direnişi. Direnenlerin gerçekten de kaybedecekleri bir şeyleri kalmamış olması ve bu hale gelene kadar hep güvendiklerinden yedikleri kazıklar nedeniyle kararlı ve şüpheci tavırları onları farklı kıldı.</p>
<p>Havuza atılmış, soğuk ve titreyen bir işçi, polislere &#8220;<em>siz benim oğlumun adını biliyor musunuz?</em>&#8221; diye bağırıyor. Kendince önemli birinin babasına vurduğunu sanan polis, gamsız. Görevini yapmanın ve egemen ideolojinin bekçiliğinin pervasızlığı var. &#8220;<em>Ne fark eder, oğlunun kim olduğu, kim olursa olsun!</em>&#8221; diye yanıtlıyor. Polis, işçinin &#8220;<em>iki yaşındaki oğlumun adını Tayyip koydum ben. Bu hükumet benim oyumla geldi iktidara</em>&#8221; yanıtına ne tepki verdi, göremedik. Görüntü dondu kaldı babanın suratında&#8230;</p>
<p>PKK tarafından yönlendirilmekle de suçlandılar, sendikaların hesaplarına alet edilmekle de&#8230; İş güvencesi, sosyal haklar ve bugüne kadar sundukları emeklerinin karşılığını almak isteyen işçiler, hükumet tarafından yılda on ay çalışabilecekleri, iki ay ücretsiz kalacakları, emeklilik birikimlerinin gasp edildiği bir sözleşmeye razı edilemeyince hemen düşmanlaştırıldılar. Ama oyuna gelmediler.</p>
<p>Memleketin etnik çatışmalarla bölünmek için çaba sarf edildiği, ırkçılığın tırmandığı günlerde her etnik kökenden insanın emekle ortaklaştığını görmek insanın içini ferahlatıyor. Giresun, Denizli ve Batman&#8217;dan işçiler, Kürt, Türk, Laz demeden bir arada haklarını arayabiliyor. Onlarla birlikte üşüyen, bekleyen, mücadelelerine omuz verenlerle tanıştıkça değişiyor işçiler. Oğlunun adını Tayyip koyan işçi tam nerededir bilinmez, ama toplumun ortalama eğilimlerini taşıyan bir çok insan yaşadıklarını yaşamışlarla, paylaşım üzerinden tanıştıkça başka insanlar oluyor. &#8220;<em>Bundan böyle travesti diye kimsenin aşağılanmasına izin vermeyeceğim</em>&#8221; diyor bir işçi. Kendisi de uzun yıllar böyle direnişler vermiş, hala veren işçi arkadaşlarıyla dayanışan, uzun yıllardır sendikalı bir cam işçisi alanda şunları söylüyor bir arkadaşıma: &#8220;<em>En azından bir solcu linç edildiğinde ya müdahale edecekler veya lince katılmayacaklar</em>&#8220;. Oysa bu insanlar 1 Mayıs&#8217;a katılanları dövmenin fena bir fikir olmadığını düşündüklerini anlatmaktan da çok çekinmiyorlar. Tabii geçmişte kalmış. Şimdi bu sene 1 Mayıs için randevulaşırken hatırlanıyor bu detay.</p>
<p>Ankara&#8217;da TEKEL direnişini izlemek, memleketin dönüşümündeki bir çok kırılma noktasını bir tiyatro oyunu gibi, bir küçük sahne içinde belirli bir zaman dilimine sıkıştırılmış olarak izlemeyi düşündürüyor. Hayat bir oyun, bizler de oyuncuyuz diye düşünerek. Bu perdenin mutlu sonla bitmesini umarak.</p></blockquote>
<p style="text-align: center;">***</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgEfEyWTI/AAAAAAAAH-c/TQq4oe6425Y/s576/03.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu arada duydunuz mu bilmiyorum, fakat <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Noam_Chomsky">Noam Chomsky</a> de TEKEL işçilerinin direnişine dair bir açıklama yapmış ve şöyle <a href="http://yesilgazete.org/2010/02/11/noam-chomskyden-tekel-direnisine-mesaj/">demiş</a>:</p>
<blockquote><p>Dünya&#8217;nın birçok yerinde çalışan insanların haklarına yapılan sert müdahalelerin yaşandığı bu zamanda, TEKEL işçileri ve ailelerinin temel hakları için verdikleri bu mücadele ve cesareti görmek hayranlık verici.</p></blockquote>
<p>İşçilerin başlattıkları bu hareketin yankı getirdiğini görmek çok güzel. Bununla beraber başbakan dün yaptığı bir açıklamada yine önümüzdeki günlerde &#8220;<em>işçilere müdahale edeceklerini, çadırları kaldıracaklarını</em>&#8221; söylemiş. Ankaralı bu duruma ne der kestirmesi kolay değil. Başbakan bu gün yaptığı bir başka açıklamada da fok balıkları için ayağa kalkan insanlığın, Gazze&#8217;de öldürülen çocukları görmediğinden yakınarak &#8220;<em>Ey insanlık, neredesin</em>?&#8221; <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25057304/">demiş</a>. İnsanlığın nerede olduğunu tespit etmek benim haddime değil, fakat işçilerin yanında olmadığı da aşikar sanki.</p>
<p>İnsanlığın tanımı, nerede olduğu, nerede olmadığı, kimin haklı, kimin haksız olduğu. Ankara soğuk, işçiler çadırlarda bekleşiyor. Siyaset dediğimiz geniş bir ova, politikacılar çelişki ve ironilerine binmiş at koşturuyorlar.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgErZvl0I/AAAAAAAAH-k/za5rf22PWe0/s576/05.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Devlet ve otorite kavramı ile alıp vermediği en çok olan anarşist hareketin içinden gelen <a href="http://icmihrak.blogspot.com/">iç-mihrak</a>&#8216;ın duruşunun da çok önemli ve aydınlatıcı olacağını tahmin ettiğim için kendilerinin fikrini sordum. Gönderdikleri mektup Türkiye&#8217;deki liberal anlayış, sendikalar, Sol ve hükumet perspektifinden işçilerin eyleminin nasıl göründüğünü tartışıyor:</p>
<blockquote><p>Önce Türkiye&#8217;deki anlamı bağlamında &#8216;liberal&#8217; siyasetin yüzeysel bakış açısından, olayların gündelik görünümlerinden, &#8216;neden&#8217;e doğru yapılan aceleci sıçramadan söz edelim. Bu düşünce tarzına göre, TEKEL özelleştirildikten sonra, TEKEL depolarında yapılacak bir iş kalmamıştır. Buralarda çalışan işçiler fiilen çalışmamaktadırlar ve neoliberal bir bakış açısıyla, çalışmayan kişilerin istihdam edilmesi doğru değildir. Devlet aklı, bu işçilere iki seçenek sunacak kadar yüce gönüllüdür; hatta cömertlikle <em>malul</em>dür: kıdem tazminatınızı alın ve hayatınızın kalanında kendinizi özel sektörün şefkatli kucağına bırakın veya devlete ait başka işletmelerde sözleşmeli olarak (yani kamu sektöründe geleneksel olarak alışkın olunan iş garantisinden yoksun olarak) çalışmaya devam ederek bir işe yaradığınızı hem bize hem de kendinize kanıtlayın&#8230; Elbette işçilerin direnişi bu bakışla tamamıyla amaçsız, haddini aşmış bir eylem, bir nankörlük olarak görülür.</p>
<p>Sendikal mantık açısından bakıldığında, sendika denen ve devlete göbek bağıyla (formel hukuki bağlarla ve yöneticilerinin enformel çıkar bağlarıyla) bağlı olan bu <em>temsili</em> işçi örgütleri, kendilerini çoktan kaptırmış oldukları ekonomist rehavet çerçevesinde, kendilerini bu direnişi, en azından <em>spektaküler</em> tarafıyla desteklemek zorunda hissediyorlar. Hatta işi, bir genel grev örgütlemeye çabalama görüntüsü yaratmaya kadar götürüyorlar. Ancak farklı konfederasyonların devlet örgütü nezdindeki farklı çıkarları nedeniyle, bu genel grev elbette örgütlenemedi. Bu sayede bu &#8216;sarı&#8217; sendikalar da kendilerini devletle girişilecek ve büyük ihtimalle mağlubiyetle, yönetsel altüst olmayla neticelenecek bir unvan müsabakasından kurtulmuş buldular. Sendikalarda çalışan nice sendika emekçisine söylenecek bir şey yok, onların samimiyetleri elbette sorgulanmaz ancak böyle bir yönetsel organizasyonda nasıl sendikacılık yapılabileceği usanmadan tartışılmalıdır. Bu sendikaların öngörülemez biçimde, direnen işçileri yüzüstü bırakacak çeşit çeşit uzlaşmalara girmeleri mümkündür, hatta kendi mantıkları içinde neredeyse zorunludur.</p>
<p>Türkiye solundan bahsetmeyi çok isterdik. Ancak böyle bir mefhumun bile, en azından kitlesel bir <em>parti</em> olarak, varlığı son derece şüphelidir. Küçük sektler halinde örgütlenmiş Türkiye solu dışında, özellikle sosyal demokrat hareketin liderliğine talip olduğunu tasavvur eden CHP bile, bu direnişe mevcut hükumeti zora sokma, askeri bir müdahale ile yıkılması başarılamayan hükumeti, ülkedeki huzur olduğunu düşündükleri şeyi bozarak ortadan kaldırma imkanı olarak bakıyor. İşçilerin direnişi, kemalist tahakkümü yeniden inşa etmenin bir aracı olarak kullanılmaya çalışılıyor. Oysa bu &#8216;kurucu&#8217; parti, sadece bu kuruculuk sıfatından gelen saiklerle bile, işçi hareketi ile kanlı bıçaklı olmak, en azından pasif agresif metotlarla işçi hareketinin çevresinden dolanmak zorundadır. Kemalizm kesinlikle siyasal bir rakibe tahammül edebilecek bir düşünce değildir çünkü; hele bu rakip popüler bir emek muhalefetinden köken alıyorsa&#8230;</p>
<p>Hükumetin bakış açısı ise ülkedeki liberal siyaset çerçevesine kısmen otursa da, bundan daha fazlasını içeriyor. Kendisine direnen bu odaktan rahatsızlığı had safhaya çıkmış olan hükumet, işi bu direniş hareketinin dış odaklarca, hatta adlı adınca PKK tarafından provoke ediliyor olduğunu söylemeye kadar vardırıyor. Direnen işçilere sunulan seçenekleri kendi cömertlikleri olarak, bir bahşetme eylemi olarak görüyorlar; oysa siyasal mücadeleleri vicdan açısından değerlendirmek yer yer faydalı da olsa, oldukça tehlikelidir. Kemalist odaklar tarafından (sivil ve askeri) kuşatılmış hisseden hükumet, elbette bu direnişi de bir karalama, hal etme projesinin bir parçası olarak görüyor.</p>
<p>Pekala, direnen işçiler tüm bu kapışmanın neresinde duruyorlar? İslami-neoliberal bir hükumet tarafından karmakarışık (yerel/evrensel/vicdani/siyasal vs.) nedenlerle itilmiş, kurucu ideoloji tarafından bir kurtuluş söylencesini hayata geçirmek için kullanılmış, sendika konfederasyonları tarafından kandırılmış, (her iki kanattan) basın tarafından bir ajitasyon aracına indirgenmiş durumdalar. Siyah bantları ile halen direniyorlar. Belki de devletin sağladığı iş güvencesi için direnmeleri bazı <em>pürist</em> anarşistler tarafından ihanet olarak değerlendirilecektir fakat her türlü bakış açısından, halen direniyor olmaları bile saygı ve destekle karşılanmalıdır. iç-mihrak, direnen TEKEL işçilerine naçizane destek verebilmek için kendisinden istenen her şeyi yapmaya hazırdır. Yeter ki (umalım ki)<em> işçilerin iradesi </em>gerçekleşebilsin&#8230;</p></blockquote>
<p style="text-align: center;">***</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgKlBUlXI/AAAAAAAAH-o/-X6XrwpE2LY/s576/06.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Aşağıdaki fotoğraf ne kadar güçlü bir fotoğraf. Belgesel fotoğrafın neden &#8220;geçerken çekilerek&#8221; yapılamayacağını gösteriyor bana. Televizyonda konuşan milletvekilinin ne dediğini duymak mümkün olmasa da kendisini izleyen yüzlerden ne demediğini okumak neredeyse mümkün.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgK0kOQRI/AAAAAAAAH-s/BhxkIcbB-d8/s576/07.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>TEKEL işçilerinin direnişi üzerine bir mektup da <a href="http://burakavci.blogspot.com/">Burak Avcı</a>&#8216;dan, kendisi sosyal medyada &#8220;<em>siz de görüşlerinizi gönderin</em>&#8221; çağrıma kulak veren bir öğrenci:</p>
<blockquote><p>Son yıllarda Türkiye gündemini işgal eden konuların başında laiklik geliyor. Bu tartışma, &#8220;<em>yapay</em>&#8221; bir sorun değildir; tarihsel ve siyasal anlamda önemli bir arka plana sahiptir, fakat ülkemizin laiklik sorunundan daha önemli sorunları olmasına rağmen, siyasetçilerin mevcut ülke şartlarını &#8220;<em>halı altına süpürme</em>&#8221; taktiğine uygun olarak uzun yıllardır gündemin üst sıralarındaki yerini korumaktadır. Bu durum, Rıza Türmen&#8217;in &#8220;<em>Türkiye&#8217;de partilerin politikalarını seçmenler yönlendirmiyor; partiler seçmenlerin politik görüşlerini yönlendiriyor</em>&#8221; tezine pararel olarak toplumsal zeminde karşılık bulmakta; insanların &#8220;<em>laiklik</em>&#8221; üzerinden kendilerini konumlandırmalarına neden olmaktadır. İş güvencesi olmadan, açlık sınırının çok altında bir maaşla &#8220;<em>merdiven altı</em>&#8221; bir işletmede çalışan türbanlı bir kızın, ekonomik anlamda çözüm vaad eden bir siyasi oluşuma destek vermesi beklenirken, başına taktığı türbanla kendini politik arenada tanımlaması ve siyasi bağlamdaki tartışma türban üstünden yapıldığı için kendini muhafazakar partilere yakın görmesi Türmen&#8217;in tezinin en somut örneğidir. TEKEL işçilerinin direnişi bu bağlamda çok önemlidir.  İşçiler sosyoekonomik düzlemdeki sorunları dile getirmekte ve bu sorunlar ülke gündeminde hak ettiği yeri almaktadır. TEKEL işçilerinin eylemi, politik gündemi yönlendiren dinamiklerin siyasetçilerin tekelinden çıkıp toplumsal bir zemine oturmasın bir işaretidir. TEKEL işçilerinin emek-sermaye çelişkisine dikkat çekerek yürüttükleri bu eylem, bireylerin kendilerine siyasetçiler tarafından dayatılan siyasi konumlandırmalara karşı çıktıklarının güzel bir örneğidir. Bir anlamda halkın ülke gündemine yaptığı bir balans ayarıdır. &#8220;<em>Merdiven altı</em>&#8221; işletmede çalışan o türbanlı kızın insanca bir yaşam için, hakkını aramak için sokağa çıkmasıdır. Bu direnişten, toplumun sosyal demokrat politikalara ne kadar muhtaç olduğunu görerek, &#8220;<em>sol bitti sağa kayıyoruz</em>&#8221; diyen (sosyal demokrat) partilerin önemli dersler çıkarması gerekiyor. Umudumuz, TEKEL işçileriyle başlayan &#8220;<em>tekel kırma</em>&#8221; girişiminin toplumun tüm katmanlarına yayılarak ülkemizi &#8220;<em>halk tekelinde bir demokrasiye</em>&#8221; kavuşturması.</p></blockquote>
<p style="text-align: center;">***</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgK9qGcRI/AAAAAAAAH-w/KjbE7fw03Kk/s576/08.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><br class="blank" /></p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="right"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgLFYMGkI/AAAAAAAAH-0/a3gFUMbj96U/s400/09.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren</em></td>
<td align="left"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgLLvA8SI/AAAAAAAAH-4/ZTYUKI8GYmE/s400/10.jpg" alt="" /><br />
<em>Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kapısını çaldığım gruplardan bir diğeri de bilim, sanat, kültür ve aktivizm insanlarını bünyesinde barındıran <a href="http://www.prensesemektuplar.com/">Prensese Mektuplar</a> ekibi. Prensese Mektuplar&#8217;ın mektubu şöyle:</p>
<blockquote><p>Sevgili Prenses,</p>
<p>TEKEL direnişini neden desteklemek lazım sence?</p>
<p>Herkes kendi görüşüne yakın bir destek noktası bulacaktır muhakkak. Mesela kimisi devrimin proletaryanın harekete geçmesiyle geleceğine inandığı için destekleyecektir. Kimisi &#8220;yaşasın otonom grupların kendi hakları için mücadelesi&#8221; diyecek, kimisi sırf iktidar partisi yıpranıyor diye desteklerken, kimisi ekmek derdinde olduğundan ve sıranın kendisine de geleceğini bildiğinden destekliyor olacaktır. Kimisi devletçi olduğundan, özelleştirmeye karşı olduğundan, kimisi işçilerin haklarının yenmesini kaldıramadığından destekliyor olacaktır&#8230;</p>
<p>Karşı çıkanlar da olabilir elbet, kimisi &#8220;<em>4/C&#8217;ye bile eyvallah diyecek milyonlarca işsiz var</em>&#8221; derken, kimisi AKP sempatisi yüzünden &#8220;<em>direnmesinler</em>&#8221; isteyebilir. Kimisi &#8220;<em>bizim vergimizi TEKEL işçilerine kaptırmayın</em>&#8221; derken, kimisi sermayedar olduğu için, o paranın kendi cebinden çıkacağını bildiği için huysuzlanabilir&#8230;</p>
<p>Ama Prenses, TEKEL direnişi sırf böyle bir farklı görüş spekturumu yarattığı için ve uzun zamandır ilk kez işsizlik, ekmek, yaşam güvencesi, özelleştirme, haklar, haksızlıklar gibi seni, beni, bu ülkenin vatandaşların bire bir etkileyen çok önemli ve tartışılması gereken konuları kamuoyunda tartışmaya açtığı için bile desteklenmeye değerdir. En azından, yıllardır Ergenekondu, baş örtüsüydü, İslamdı, laiklikti, kesik baş cinayetiydi,  domuz gribi dehşetiydi, Fenerbahçeydi, Galatasaraydı derken oluşturulan suni gündem bu direnişle delindiği için desteklenmelidir.</p>
<p>Bu direnişin sonunun nereye bağlanacağını bu gün itibarı ile görmek zor olabilir. Fakat hayatımızı etkileyen somut konuları somut bir şekilde tartışmazsak, masallarla, suni tartışmalarla, yarışma programlarıyla, pembe dizilerle uyumaya devam eder, haklarımıza sahip çıkmazsak, ne olmaz onu biliyoruz: Cacık olmaz. Evet, haklarımıza sahip çıkmazsak, bizden cacık bile olmaz!</p></blockquote>
<p style="text-align: center;">***</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgQC1MtzI/AAAAAAAAH_E/WL7UNnrgMFw/s576/13.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><br class="blank" /></p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgP-s1u8I/AAAAAAAAH-8/glpp2JNgRw8/s576/11.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bitirirken fotoğrafları ile bize ne olup bittiğini aktaran Evren Özesen&#8217;e bir daha dönmek istiyorum. Fotoğrafa olan ilgisi Ankara Üniversitesi&#8217;nde Arkeoloji okuduğu yıllarda başlamış. 2006 yılından beri de profesyonel anlamda fotoğrafçılık yapıyor, reklam, tanıtım fotoğrafları çekiyormuş. Özel gün fotoğrafçılığı da yaptığını, diğerleri ile kıyaslayınca bunu yapmaktan daha çok keyif aldığını belirtmiş. Sebebi de gerçek insanlarla, gerçek mekanlarda, gerçek ışık koşullarında, mükemmeliyet kaygısı olmadan fotoğraf çekmenin ona daha anlamlı geliyor olmasıymış. Bu seçkideki fotoğraflara bakınca söylediği daha çok anlam ifade ediyor.</p>
<p>Küçük bir teknik bilgi: Burada yer alan ve günlüğünde yayınladığı fotoğraflarının tümünü full-frame olmayan fotoğraf makinesine takılı 24mm&#8217;lik bir lens ile, flaş kullanmadan çekmiş. Gönderdiği e-postada değindiği ayrıntılardan birisi de sabit odak uzaklıklı lens kullanmanın fotoğraflarda bir bütünlük ve dil ortaklığı oluşturmak açısından kendisine ne kadar yardımcı olduğu.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/S3XgP9qEtRI/AAAAAAAAH_A/nGJOkC4mXAE/s576/12.jpg" alt="" /><br />
<em>© Evren Özesen</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu yazının yayınlandığı tarih itibarı ile gelecekte ne olacağı belirsiz. Fakat dilerim TEKEL işçileri sahneyi sessizce terk edip gitmezler ve haklarını arayan insanların kararlılığı ve adanmışlığı başkentten başlayarak Türkiye&#8217;nin her yanına yayılır.</p>
<blockquote><p><em>Not: Bu günlük girdisi <a href="http://meren.org/blog/">Meren&#8217;in Fotoğraf Günlüğü</a> ile eş zamanlı olarak yayınlamaktadır.</em></p></blockquote>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;bodytext=Bu%20seferki%20konuk%20foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1m%20Evren%20%C3%96zesen%2C%20konu%20ise%20TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F.%20TEKEL%20i%C5%9F%C3%A7ilerinin%2C%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20kaleme%20al%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20tarih%20itibar%C4%B1%20ile%2061.%20g%C3%BCn%C3%BCn%C3%BC%20doldurmakta%20olan%20eylemlerine%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20tutmaya%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak%2C%20bu%20hadiseyi%20g%C3%B6rme'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;notes=Bu%20seferki%20konuk%20foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1m%20Evren%20%C3%96zesen%2C%20konu%20ise%20TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F.%20TEKEL%20i%C5%9F%C3%A7ilerinin%2C%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20kaleme%20al%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20tarih%20itibar%C4%B1%20ile%2061.%20g%C3%BCn%C3%BCn%C3%BC%20doldurmakta%20olan%20eylemlerine%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20tutmaya%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak%2C%20bu%20hadiseyi%20g%C3%B6rme'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;t=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;annotation=Bu%20seferki%20konuk%20foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1m%20Evren%20%C3%96zesen%2C%20konu%20ise%20TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F.%20TEKEL%20i%C5%9F%C3%A7ilerinin%2C%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20kaleme%20al%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20tarih%20itibar%C4%B1%20ile%2061.%20g%C3%BCn%C3%BCn%C3%BC%20doldurmakta%20olan%20eylemlerine%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20tutmaya%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak%2C%20bu%20hadiseyi%20g%C3%B6rme'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;title=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Ftekel-iscileri-ve-direnis.html&amp;t=TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F&amp;s=Bu%20seferki%20konuk%20foto%C4%9Fraf%C3%A7%C4%B1m%20Evren%20%C3%96zesen%2C%20konu%20ise%20TEKEL%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20Direni%C5%9F.%20TEKEL%20i%C5%9F%C3%A7ilerinin%2C%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20kaleme%20al%C4%B1nd%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20tarih%20itibar%C4%B1%20ile%2061.%20g%C3%BCn%C3%BCn%C3%BC%20doldurmakta%20olan%20eylemlerine%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20tutmaya%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak%2C%20bu%20hadiseyi%20g%C3%B6rme'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=691&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/tekel-iscileri-ve-direnis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grevdeyiz</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/grevdeyiz.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/grevdeyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 05:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=587</guid>
		<description><![CDATA[Paylaş:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/02/17458_323389123227_683408227_4986230_558039_n.jpg"><img class="size-medium wp-image-586 aligncenter" title="17458_323389123227_683408227_4986230_558039_n" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/02/17458_323389123227_683408227_4986230_558039_n-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p style="text-align: left;">
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;title=Grevdeyiz&amp;bodytext=%0D%0A'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;title=Grevdeyiz'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;title=Grevdeyiz&amp;notes=%0D%0A'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;t=Grevdeyiz'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Grevdeyiz%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;title=Grevdeyiz&amp;annotation=%0D%0A'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Grevdeyiz&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Grevdeyiz&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;title=Grevdeyiz&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F02%2Fgrevdeyiz.html&amp;t=Grevdeyiz&amp;s=%0D%0A'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=587&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/grevdeyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genetiğiyle oynanan kültür</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/genetigiyle-oynanan-kultur.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/genetigiyle-oynanan-kultur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 21:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/11/genetigiyle-oynanan-kultur.html</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem haberin var mıdır Prenses ama Türkiye&#8217;de Eylül ayının sonunda &#8220;gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik&#8221; diye bir yönetmelik çıktı. Bu yönetmeliğin izniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) artık ülkeye rahat rahat girebilecek, ithal ve ihraç edilebilecek. Süreç şöyle gelişti: Haziran ayında -tam da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilmem haberin var mıdır Prenses ama Türkiye&#8217;de Eylül ayının sonunda &#8220;gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik&#8221; diye bir yönetmelik çıktı. Bu yönetmeliğin izniyle Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) artık ülkeye rahat rahat girebilecek, ithal ve ihraç edilebilecek.</p>
<p>Süreç şöyle gelişti: Haziran ayında -tam da ben Türkiye&#8217;deyken- bir GDO (Ulusal -güya- Biyogüvenlik) yasa tasarısının taslağı ortaya atıldı bir anda (?!). Esasında,  Ocak ayının başında<br />
<!--  		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } --></p>
<p>Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü&#8217;nde tasarı ile ilgili bir bileşenler toplantısı yapılıyor ve bu toplantıya -yeterince bileşen gibi görünmediklerinden olacak- Ziraatçiler Derneği, Çiftçi-Sen, <a href="http://www.gdoyahayir.org/">GDO&#8217;ya Hayır Platformu</a>, <a href="http://www.bugday.org/">Buğday</a> gibi bizim anladığımız dilde &#8220;biyogüvenlik&#8221; üzerine çalışmaları olan sivil toplum kuruluşları yerine Cargill, Monsanto gibi ülkemizde ve tüm dünyada GDO üreten, ithal eden ağa baba şirket temsilcileri davet ediliyor. Arada neler dönüyor bürokrat-işadamı ortamlarında bilemiyoruz ama sonra Nisan ayı oluyor ve bu yasa tasarısı dillere pelesenk edilmeden hemen önce TBMM&#8217;den beş milletvekili ile bir TÜBİTAK temsilcisi, ABD Tarım Bak<a href="http://4.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqByHCvTUI/AAAAAAAAAIU/KU75s1-p9p8/s1600/monsan_dees.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407277000495680834" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 233px; height: 205px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqByHCvTUI/AAAAAAAAAIU/KU75s1-p9p8/s320/monsan_dees.jpg" border="0" alt="" /></a>anlığı&#8217;nın ve dünyadaki GDO&#8217;lu tohum üretiminin %71ini elinde tutan Monsanto şirketinin sponsorluğunda ABD&#8217;ye gidiyor ve dönüşte ismini basında bulamadığım bir milletvekilimiz, Meclis&#8217;e gelmesi beklenen biyogüvenlik yasa tasarısı ile ilgili çok şey öğrendiğini, Türkiye&#8217;nin ABD&#8217;ye tarımsal ürün ihracatı için çok sağlam kaynak olduğunu, &#8220;pamuk, mısır ve yağlı tohumlarda halihazırda ABD ihracatında ikinci sırada olduğumuzu&#8221; anlatıyor. Şimdi ne alaka hakkaten deme Prenses. Adam önce diyor Biyogüvenlik Yasasıyla ilgili çok şey öğrendim, sonra anlatıyor ABD&#8217;ye ihracat, yağlı tohum, yağlı müşteri, canavar tohum&#8230; Ekonomik güvenlik konusunda bir şeyler öğrendikleri kesin de biyogüvenlik konusu pek anlaşılamamış gibi geldi sanki bana. Neyse, sonra tasarı geçti, geçmedi, iptal davası açıldı vesaire derken, bu arada sivil toplum kuruluşları uyanıp, kapılar ardında nelerin döndüğünden emin olmadıkları halde insanları bir dolaplar döndüğü konusunda uyandırmak suretiyle harekete geçiyorlar ama Ekim ayının sonlarında zırt diye yönetmelik çıkıveriyor.</p>
<p>Peki bu yönetmelik sayesinde başımıza ne şekil çoraplar örülebilir?</p>
<p>En öncelikli açmazı, ürünleri bu ürün GDO&#8217;ludur veya GDO&#8217;suzdur diye etiketleme iznini vermiyor bu yönetmelik. Şimdi, esasında epey bir zamandır zaten çaktırmadan GDOlu ürün yemekteyiz, Prenses. Marketten aldığın ürünlerin bir çoğunda genetiğiyle oynanmış soya olsun, şeker, palmiye yağı olsun -ha bir de şu Arı Domates denilen şirin mi şirin dallı domates var ya, o da öyle- her türlüsü mevcut ama üzerinde &#8220;GDO içerir&#8221; ibaresi olmadığı için memlekete girebiliyordu. <span id="more-138"></span>Şimdi bu yazsa da girebilecek ve ayrıca burada üretilenlerin de üzerinde böyle bir şey yazmayacak. Ben en çok bu noktada takılıyorum. Hayır yönetmelik çıkartılırken halka sordun mu? Hayır. İlgili sivil toplum kuruluşlarına? Hayır. Ee şimdi zorla yedirecen de bari haberi olsun milletin, bilsin ne yiyor çoluğu çocuğu, bilsin karaciğer yetmezliği olursa niye oldu, hamileyse niye düşük yaptı&#8230;Haa bu arada hamileyse demişken&#8230; Bu yönetmelikte özellikle bebek mamalarında GDO&#8217;lu ürün kullanılmayacağı belirtilmiş. Demek fena bir şey bu&#8230; O zaman hamile veya süt vermekte olan anne de yemesin, di mi? Bebek doğar doğmaz mama yemeye başlamaz ki, anne sütü içer.</p>
<p>Benim canımı en çok sıkan şu ki, gurbet ellerde yaşayan herbivorous (otobur) bir homo-sapiens (insan) olarak Türkiye benim için &#8220;iyi&#8221; sebze-meyvenin olduğu yerdi hep. Şimdi GDO&#8217;lu tohumla ilgili en büyük sorun bu şeyin çok hızlı bulaşması. Yani toprak bir kere GDO&#8217;lu tohum yüzü görsün, bir daha ecüş bücüş biberleri, çatlakları olan nefis Çanakkale domatesini o toprakta bulamazsın. Yakınlardaki başka toprakta da bulamazsın, tozlaşma (bkz. orta okul fen bilgisi dersi. Ama bu tozlaşma sadece rüzgar vasıtasıyla olabiliyor çünkü börtü böcek bile GDO&#8217;lu mahsüle gitmiyor) sebebiylen. Her yediğin tornadan çıkmış gibi.</p>
<p>Çiftçiye edilen vaatler çok cazip: ucuz fiyata alabiliyorsun, verimli tohum, ilaç masrafı filan yok. Evet cazip ama eksik bu bilgi&#8230;. Efendim, bu tohum kısırdır. Yani bu sene ürün alırsın ama seneye alamazsın. E bu tohumlar zaten doğada bulunmadıkları, laboratuarlarda üretildikleri için, çiftçi mısır mı ekiyor, gidip her yıl çok mutemelen Monsanto firmasından tohum alması gerekecek. Tabi düşük fiyatla pazarlama amaçlı satılan tohumlar her yıl biraz daha pahalanacak. Bir yandan tohum verimli diye çiftçi toprağında olduğu gibi monokültür yapmaya başlayacak. Yani diyelim mısır&#8230;Ekti ve bu yıl offf acayip verim aldı, aldığı gibi sattı tonlarca mısırı diyelim Kelloggs firmasına mısır gevreği olsun diye. Tabi müşteri yağlı olunca seneye de bunu yapmak istiyecek ve yine aynı işlem, git Monsanto&#8217;dan tohum al, önceden 15 çeşit mevsimsel ürün hasadı yapıp götürüp pazarda sattığın arazinin yüzde yüzüne bu sefer bu genetiğinde ne olduğunu bilmediğin mısırı ek, sonra sat yine Keloggs&#8217;a. Kolay gibi görünüyor değil mi? Gelsin paralar ohhhh&#8230;.Monsanto kazansın, çiftçi kazansın, Kelloggs kazansın. Yanlızzz&#8230;&#8230;Tabi şöyle bir gerçek var ki GDO&#8217;lu ürün monokültürü tarımsal istihdama pek ihtiyaç duymuyor. Yani şöyle ki&#8230; Çiftçilik ya da bahçecilik, yaylacılık bilgi, ilgi, sevgi ister. Bağında, bahçende hangi sebze meyveden ne kadar var, ne kadar su ister, hasatı ne zaman olur, ne çeşit sulama gerekir veya yaylandaki büyükbaş, küçükbaş h<a href="http://1.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqCMfFnMkI/AAAAAAAAAIc/JqkXaXKInU0/s1600/soya_monoculture.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407277453626782274" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 329px; height: 241px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SwqCMfFnMkI/AAAAAAAAAIc/JqkXaXKInU0/s320/soya_monoculture.jpg" border="0" alt="" /></a>ayvanların sağlığı nasıl, süt veriyor mu, peynir ne zaman yapılır vs. gibi&#8230; Ama mesela bilmem kaç dönüm arazine göz alabildiğince mısır (veya Latin Amerika&#8217;da olduğu gibi soya) ektiğinde hiç böyle bir bilgiye, ilgiye, sevgiye ihtiyacın olmayacak. Her şey tıkır tıkır, börtü böcek, fare, hiçbişiy gelip didiklemiyor ürününü, yani zaten halihazırda süper endüstriyel yöntemlerle yapılan tarım faaliyetleri daha bir teknolojik hale gelecek, ve makineler sürecek tarlanı, bahçeni, bir müddet sonra sana da ihtiyaç kalmayınca tarlan için güzel bi fiyat biçecek bir zengin iş adamı, sen de satıp şehre göçeceksin. Sonrası da bildiğimiz Türk filmi hikayesi ancak bu sefer kendi ekip biçtiğin bir şey olmadığı için elinde, süpermarkete gidip içinde ne olduğunu bilmediğin ürünleri alan sen olacaksın ve muhtemelen için cız edecek&#8230;</p>
<p>Bu senaryoyu popomdan uydurmuyorum Prenses. Bunun yaşandığını Dünya defalarca gördü. Latin Amerika, Hindistan&#8230; Brezilya&#8217;daki topraksızlaşmanın hızlanması, gezegenimizin en muhteşem, biyoçeşitliliği en yüksek ormanı Amazonlar&#8217;ın tahribatını kat be kat arttıran menet bu GDO ekimi. Kaldı ki bir de <a href="http://www.foeeurope.org/agrofuels/index.html">biyoyakıt mevzusu</a> pek moda şimdi. Büyük, çok uluslu firmalar yeşil-yıkama (greenwash) amacıyla daha çok biyoyakıta sardırdığı için ve de genetiği değiştirilmiş organizmaların insan sağlığı üzerindeki zararları üzerine kampanyalar yapıldığından, bu şirketler dönümlerce araziye soya, palmiye, mısır gibi ürünler ekmek suretiyle orman ve biyoçeşitlilik alanlarını, &#8220;iklime faydalı&#8221; araba yakıtı üretmek için talan ediyorlar.</p>
<p>Ha, ne diyordum, Brezilya&#8217;daki topraksızlaşma&#8230;. Mafyöz toprak ağaları üç (birbirine uluslararası finans kuruluşlarının da destekleriyle göbekten bağlanmış) ana sektörde çalışan çok uluslu şirketlerle elele verir, halaybaşını da tarım bakanı çeker. Mc. Donalds, Burger King gibi burger üreticilerinin talep ettiği büyükbaş hayvan üretimi, GDO (hem beslenme ve yem amaçlı, hem biyoyakıt üretimi için) ve kerestecilik. Böyle böyle zaten yüzyıllardır önce Avrupalıların istilasıyla daha sonra da feodal yapının sillesini yemek suretiyle kölelikten kurtulamamış yerli halk, 70&#8242;lerde başlayıp 90&#8242;larda hızlanan ekonomik/ekolojik tahribat taktiğini benimsemiş neo-liberal kapitalizmin kölesi konumuna düşer. Halkın elinde avucundaki topraklara toprak ağaları tarafından el konulup, devletin emri, uluslararası finans kuruluşlarının kavliyle çok uluslu şirketlerin hizmetine sunulur. Tabi nesillerdir çiftçilik yapan milyonlarca yerli, bir anda yersiz haline düşünce ver elini Sao Paulo, Rio de Janeiro gibi büyük şehirler. Ee çiftçi adam okumuş, yazmış ve çiftçilik dışında profesyonel deneyimi olmayan birisi olarak, halihazırda popülasyonu yüksek olan bir şehre gidince de tabi işte gelişmekte olan ülkelerin &#8220;büyük&#8221; sorunu olarak ortaya çıkan gettolar yani varoşlar büyüdükçe büyür, evsizlik, açlık, işsizlik ve doğal olarak paralelinde suç oranı artar.</p>
<p>Bu uzunca yazının kıssadan hissesi, Prenses, hiç bir şey tesadüf değil ve de durup dururken çıkmıyor yasalar, yönetmelikler. Ve maalesef çoğunluğun ve en önemlisi yasanın doğrudan etkileyeceği kişilerin fikri sorularak da çıkmıyor&#8230;. Mesela bakalım 2009&#8242;da Istanbul nasıl dünya gündeminde ilk sayfaya oturdu: Mart ayında<a href="http://alternatifsuforumu.org/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=53&amp;Itemid=33"> Dünya Su Forumu</a> için Birleşmiş Milletler delegeleri ile bilimum devlet başkanı ve büyük çok uluslu şirket yöneticisi İstanbul&#8217;da toplanıp su kaynaklarının nasıl en &#8220;yararlı&#8221; şekilde paylaşılabileceğini tartışıyor, Eylül ayında sel felaketi oluyor ve konutlandırılmış dere yataklarını sel alıyor götürüyor, bir sürü can ve mal kaybı oluyor, Ekim ayında IMF ve DB toplantısı için yine bir sürü şirket temsilcisi ve onların lobilediği bürokratlar Istanbul&#8217;da buluşup krizin daha da korkunç olacağını, gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasının zorlaşacağını, işsizliğin artacağını konuşuyor, IMF ve DB yetkililerinin gitmesinin akabinde hükümetin Amerika&#8217;dan <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=954124&amp;Date=23.11.2009&amp;CategoryID=81">7.8 milyarlık füze</a> alma anlaşmasını duyuyoruz, Eylül ayının sonunda da GDO&#8217;lu ürünlerin rahatça ama sessizce girip çıkmasına izin veren bu yönetmelik patlıyor.</p>
<p>Hani gerçekten komplo teorilerinden filan hoşlanmam ama Prenses, aynı mekanda buluşan, çıkarları aynı aktörler ve bir sürü doğrudan etkilenen kişinin sürekli itirazlarına kulak asmayan siyasetçiler&#8230;. Yani hiç bir şey tesadüflerden ibaret değil.  Umarım bu uzun mektubum içini daraltmamıştır. Sadece uzaktaki gözlemci olarak, içinde olup net göremiyorsan diye durumu netleştirmek istedim.</p>
<p>Hepimize afiyet olsun.</p>
<p>Elif</p>
<p><!--  		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } --></p>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: 85%;"></p>
<p></span></p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;bodytext=Bilmem%20haberin%20var%20m%C4%B1d%C4%B1r%20Prenses%20ama%20T%C3%BCrkiye%27de%20Eyl%C3%BCl%20ay%C4%B1n%C4%B1n%20sonunda%20%22g%C4%B1da%20ve%20yem%20ama%C3%A7l%C4%B1%20genetik%20yap%C4%B1s%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F%20organizmalar%20ve%20%C3%BCr%C3%BCnlerinin%20ithalat%C4%B1%2C%20i%C5%9Flenmesi%2C%20ihracat%C4%B1%2C%20kontrol%20ve%20denetimine%20dair%20y%C3%B6netmelik%22%20diye%20bir%20y%C3%B6ne'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;notes=Bilmem%20haberin%20var%20m%C4%B1d%C4%B1r%20Prenses%20ama%20T%C3%BCrkiye%27de%20Eyl%C3%BCl%20ay%C4%B1n%C4%B1n%20sonunda%20%22g%C4%B1da%20ve%20yem%20ama%C3%A7l%C4%B1%20genetik%20yap%C4%B1s%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F%20organizmalar%20ve%20%C3%BCr%C3%BCnlerinin%20ithalat%C4%B1%2C%20i%C5%9Flenmesi%2C%20ihracat%C4%B1%2C%20kontrol%20ve%20denetimine%20dair%20y%C3%B6netmelik%22%20diye%20bir%20y%C3%B6ne'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;t=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;annotation=Bilmem%20haberin%20var%20m%C4%B1d%C4%B1r%20Prenses%20ama%20T%C3%BCrkiye%27de%20Eyl%C3%BCl%20ay%C4%B1n%C4%B1n%20sonunda%20%22g%C4%B1da%20ve%20yem%20ama%C3%A7l%C4%B1%20genetik%20yap%C4%B1s%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F%20organizmalar%20ve%20%C3%BCr%C3%BCnlerinin%20ithalat%C4%B1%2C%20i%C5%9Flenmesi%2C%20ihracat%C4%B1%2C%20kontrol%20ve%20denetimine%20dair%20y%C3%B6netmelik%22%20diye%20bir%20y%C3%B6ne'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;title=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F11%2Fgenetigiyle-oynanan-kultur.html&amp;t=Geneti%C4%9Fiyle%20oynanan%20k%C3%BClt%C3%BCr&amp;s=Bilmem%20haberin%20var%20m%C4%B1d%C4%B1r%20Prenses%20ama%20T%C3%BCrkiye%27de%20Eyl%C3%BCl%20ay%C4%B1n%C4%B1n%20sonunda%20%22g%C4%B1da%20ve%20yem%20ama%C3%A7l%C4%B1%20genetik%20yap%C4%B1s%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F%20organizmalar%20ve%20%C3%BCr%C3%BCnlerinin%20ithalat%C4%B1%2C%20i%C5%9Flenmesi%2C%20ihracat%C4%B1%2C%20kontrol%20ve%20denetimine%20dair%20y%C3%B6netmelik%22%20diye%20bir%20y%C3%B6ne'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=138&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/genetigiyle-oynanan-kultur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Honduras`tan Darbe Gunlukleri :P</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/07/hondurastan-darbe-gunlukleri-p.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/07/hondurastan-darbe-gunlukleri-p.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 22:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[orta amerika guncesi]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/07/hondurastan-darbe-gunlukleri-p.html</guid>
		<description><![CDATA[Honduras&#8217;ta 28 Haziran&#8217;da gerceklesen darbenin ardindan gectigimiz hafta, yogun politik gelismelere sahne oldu. Darbenin ilk gununden itibaren bunun bir darbe olup olmadigina dair atesli tartismalar yasandi. Anayasanin ongordugu sekilde meclis baskani baskanlik koltuguna gecici olarak atandiktan sonra Yuksek Mahkeme, anayasayi ihlal ettigi icin devlet baskani Manuel Zelaya&#8217;yi gorevden uzaklastirmasi yonunde orduya talimat verdigini acikladi. Yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.vueltaenu.co.cr/contenidos/reemplazos/20090209/zelaya.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 375px; height: 254px;" src="http://www.vueltaenu.co.cr/contenidos/reemplazos/20090209/zelaya.jpg" alt="" border="0" /></a>Honduras&#8217;ta 28 Haziran&#8217;da gerceklesen darbenin ardindan gectigimiz hafta, yogun politik gelismelere sahne oldu. Darbenin ilk gununden itibaren bunun bir darbe olup olmadigina dair atesli tartismalar yasandi. Anayasanin ongordugu sekilde meclis baskani baskanlik koltuguna gecici olarak atandiktan sonra Yuksek Mahkeme, anayasayi ihlal ettigi icin devlet baskani Manuel Zelaya&#8217;yi gorevden uzaklastirmasi yonunde orduya talimat verdigini acikladi. Yani aslinda su anda bir askeri cunta yonetiminden bahsetmek mumkun degil. Geceleri uygulanan sokaga cikma yasaginin disinda da ciddi bir askeri tedbir yok ortada. Zaten Zelaya&#8217;nin gorevden uzaklastirilmasi; yuksek mahkeme, meclis, ordu ve hatta Zelaya&#8217;nin kendi liberal partisini iceren bir oligarsik konsensus cercevesinde gerceklesebildi.</p>
<p>Zelaya&#8217;nin arkasindaki halk desteginin yuzde 30 civarinda oldugu tahmin ediliyordu darbeden once. Darbeden hemen sonra ortamdaki hava daha cok yasasin Zelaya&#8217;dan kurtulduk seklindeydi ozellikle medya ve orta ve ust sinif halk kitlesi arasinda. Bunun nedenlerine az sonra deginecegim. Diger yandan lehte aleyhte sokak gosterileri catismalar ve mitingler yer yer devam ediyor. Zelaya&#8217;nin bu politik oyuna Chavez destegiyle dunya kamuoyunu dahil etmesi, oligarsinin pek de beklemedigi bir adimdi bana kalirsa. Dunya kamuoyunun Orta amerika&#8217;da daha fazla askeri mudahaleye goz yumulmayacagi mesajini vermesi oldukca olumlu bir gelisme. Ama  bu yazida dunya kamuoyuna biraz mesafeli durup &#8220;kahrolsun darbeciler&#8221; retoriginin otesinde Honduras&#8217;taki guc dengelerini anlamaya calisacagim.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlDxLyb_JfI/AAAAAAAAExo/7HLSyQ4N2GY/s1600/media_monkeys.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 226px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlDxLyb_JfI/AAAAAAAAExo/7HLSyQ4N2GY/s320/media_monkeys.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355045141763532274" border="0" /></a>Ben Honduras anakarasina 1 saat mesafedeki Utila Adasindan bakarak ne olup bittigini anlamaya calisiyorum. Bodrum&#8217;dan bakarak Ankara&#8217;daki politik gelismeleri anlamaya calismak gibi biraz. Mesele buradan bakinca dunya kamuoyunun fikir birliginden cok daha farkli gozukuyor acikcasi. Nedenlerine gelince: Honduras korfez adalarinin ingilizce konusan halki, politik ve kulturel olarak hondurasla bir gonul bagi hissetmiyorlar. Basin yayin uzerindeki sansur baska bir tanesi. Turkiye&#8217;de surekli olarak elestirdigimiz kartel medya bile bir miktar cok sesliligi icinde barindiriyor. Honduras&#8217;ta ise zaten sayili olan ulusal gazete ve televizyon yayinlari -amerikan yanlisi is dunyasinin gudumunde- darbeden cok daha once halki Zelaya&#8217;ya karsi kiskirtmak uzerine kuruluydu. Zelaya&#8217;nin Venezuella yanlisi &#8220;solcu&#8221; politikalarinin da bu kiskirtmalara canak tuttugunu belirtmek gerekiyor.</p>
<p>Zelaya&#8217;nin karsi atagi ise yeni bir yasa ile televizyonlarda gunde 2 saat devlet propagandasina olanak saglamak oldu. Zelaya&#8217;nin kamu ve dis yardimlardan gelen kaynaklari ozellikle yoksul kesime yonelik propaganda ve dogrudan yardimlar icin kullanmasi da diger bir nokta (bizim akpli belediyelerin komur yardimi misali). Sonucta her iki tarafin da populist propaganda metodlarini sonuna kadar kullandigi bir gercek.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SlDxreVAvBI/AAAAAAAAExw/c2xxaIC6rjU/s1600-h/desinformation.gif"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SlDxreVAvBI/AAAAAAAAExw/c2xxaIC6rjU/s320/desinformation.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355045686121380882" border="0" /></a>Bu metodlarin ne kadar demokrasinin erdemlerini icerdigi ise asil tartisma konusu. Honduras&#8217;taki basin, yeni hukumeti halkin nasil destekledigini ve Zelaya yanlilarinin siddet iceren gosterilerini gosterirken uluslararasi basin ise Zelaya&#8217;yi yere goge sigdiramiyor. Dezenformasyon, taraf tutma ve kutuplasma uzerine kurulu kriz yonetimi her iki taraf tarafindan benimsenen taktikler olunca kimse kalkip demokrasi savunuculuguna girismesin. Honduras&#8217;ta demokrasi oyunun bir parcasi degil, zaten yoktu, yakin zamanda da olmayacak, olmasi icin de bir neden yok.</p>
<p>Meseleye Zelaya yanlilari acisindan bakilrsa resim kabaca soyle: Amerikan yanlisi zengin azinligin cikarlarini korumak uzere kurulu bir &#8220;demokratik sistem&#8221; mevcut. Bu sistem yoksul cogunlugun temsilini dislarken tamamen kendine demokrat, statukocu, korler sagirlar birbirini agirlar rejimini olusturuyor. Zelaya, yoksullar tarafindan secilmediyse de yoksullar icin tek umut olarak ortaya cikiyor. Asgari ucreti %60 yukselterek ozel sektore attigi kazik yoksullarin gonlunu bir anda kazandi. Tabi devlet kendi asgari ucretli calisanlarina maas odeyebiliyor mu son uc aydir diye de sorarlar adama.  %40 daha ucuz venezuella petrolunu ulkeye getirerek refah artisi sozunu vermesi ve yoksullarin yonetimde daha fazla yer alip gelir dagilimindaki esitsizligin giderilecegini mujdelemesi, kaybedecek hicbirseyi olmayan bu fakir halk icin son yillarin en buyuk firsati.</p>
<p>Zelaya karsitlarini olusturan muhafazakar, milliyetci, dindar ya da orta sinif burjuva kesim ise mevcut politik ve sosyal ustunlugunu kaybetmekteyi kabullenecek gibi gozukmuyor. Ancak orta ve ust sinif seckinlerin hakimiyetinin cok otesinde meseleye bir de ulkenin tarihsel dinamikleri uzerinden bakmak anlam kazaniyor bu noktada. Zelaya iktidara bu soylemle gelmedi. Zelaya&#8217;nin vaad ettigi Bolivarci duzen ve ulkeyi ABD ekseninden Chavez eksenine tasima cabasi, mevcut muhafazakar politik dengelerde hicbir yere oturmuyor. Zira bu abi bigun kalkip Chavez&#8217;le kanka oluyor. Chavez de al benim recete bu, destek ve petrol de arkanda. Kitlelerle de boyle iletisim kuracaksin yuru ya kulum diyor. Bunu derken Zelaya&#8217;nin tabandan destegi olmadigini soylemiyorum. Aslen, yavas yavas kitlelerin destegiyle politik dengeleri degistirerek yukselen bir hareketten Honduras&#8217;ta bahsetmenin imkansizligina vurgu yapiyorum.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlDzQRKQtKI/AAAAAAAAEx4/aMTYQxsyqwk/s1600/quo-large.gif%2B%28GIF%2BImage%2C%2B450x358%2Bpixels%29.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 299px; height: 234px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlDzQRKQtKI/AAAAAAAAEx4/aMTYQxsyqwk/s320/quo-large.gif%2B%28GIF%2BImage%2C%2B450x358%2Bpixels%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355047417753416866" border="0" /></a>Statukonun boylesine yeni ve farkli bir guc unsurunu bir anda hazmetmesini beklemek imkansiz. Tabi ki statuko kendini savunacak ve tabii ki bunun mesru kilifini anayasal sistem ve demokrasi adiyla hazirlayacak.  Eger ordu bu anlamda bir muttefik ise tabi ki orduyu destekleyecek. (Bu vesileyle bizim memleketin &#8220;sosyal demokrat&#8221; zorbasina da selam edelim.) Zelaya karsiti rejimin ulkedeki butun kiliselerin destegini aldigini da belirtelim. Honduras&#8217;ta yoksullar  &#8220;gorunmez&#8221; olduklarindan sokakta karsilasacaginiz insan grubu daha cok bizim anadolu tasrasi muhafazakarligi ile ifade edilebilir. Bu kesim ekonomik donusumun kendine getirebilecegi yararlari (eger getirecekse tabi) bi kenara itip, Zelaya`nin ithal edecegi modeldeki dinsizlik, kuba tipi yoksul totaliterlik veya antikomunist perspektiften Zelaya&#8217;ya karsi cikiyor. Oligarklara da bu muhafazakar halkin korkusunu beslemekten ote pek bir zahmet kalmiyor.</p>
<p>Sokaktaki insan ulusal bagimsizlik uzerinden Zelaya&#8217;nin ekonomik modeline karsi cikabiliyorsa, butun dezenformasyonun otesinde, asil neden ulkenizin devlet baskaninin Venezuella valisi gibi calismaya baslamasi seklinde ozetlenebilir. honduras baskanlik makaminin yuz yildir amerikan valisi gibi calismasi mevcut statuko dahilinde &#8220;normal&#8221; oldugundan ulusal bagimsizlik refleksi olusturmuyor haliyle. ya da kimse simdiye kadar bu damara basmamis.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SlD0JFuMquI/AAAAAAAAEyA/b60k7vciaMc/s1600-h/confused-democracies01.png"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 198px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SlD0JFuMquI/AAAAAAAAEyA/b60k7vciaMc/s320/confused-democracies01.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355048393935465186" border="0" /></a>Ben gercekten bu demokrasi denen kavramin artik iyice cilkinin ciktigini goruyorum. Cumle icinde demokrasi kelimesini kullandigimiz her sefer ve bunu kullanan her kisi bambaska bir anlama atifta bulunuyor. Bu sihirli kelime, kullanicisinin hayatini kolaylastirmanin otesinde pek bir anlam tasimiyor. Askeri darbe tabii ki kinanmasi gereken bir kavram. Ama demokrasi denen guc oyununda mesruiyet, dogrudan halktan kaynaklanmadigi surece (ve bazen kaynaklandigi zaman bile) bu isler zor diyorum ben. Halk ve demokrasi adina gucu kullanan ordu, parlamento, yuksek mahkeme ya da dost bir dis askeri gucun mesruiyeti, bir cok rejimde sadece o anki guc dengesinin nasil kurulu olduguna bagli. O yuzden kimse kalkip demokrasi cigirtkanligi yapmasin, ben duymuyorum.</p>
<p>Zelaya&#8217;nin Bolivarci demokrasi idealine gelirsek. Zelaya’nin bu donusumu demokrasi sinirlari icinde yapmaya calistigini dusunmek bana kalirsa biraz naïf kaciyor. Hayir ama lutfen, o gorev suresini uzatmaya calismiyordu, anayasayi bile degistirmeye niyeti yoktu, bunlarin hepsi karsi propaganda derseniz ben size ancak tatli tatli gulumseyebilirim. Dunya kamuoyu bunlari bir haftadir konusuyor ama Honduras aylardir bu sureci tartisiyordu. Zelaya’nin sol politikalarinin ne kadarinin  salt populist, ne kadarinin yoksullugu gidermekte faydali oldugunu bile sorgulamiyorum. Zira Zelaya’nin kafasindaki devrimin (?) bu asamasinda  her ne pahasina olursa olsun halk destegi almak oncelikli. Bu dogrudur yanlistir tartisir dururuz tabi.</p>
<p>Bir taraf secmem gerekseydi, yoksulun yaninda oldugu icin Zelaya’yi secerdim. Zira hondurasta diktatorluk disi bir cozum ufukta gozukmuyor. Ama kimsenin kendi iktidari icin, (o iktidar ne kadar erdemli olma potansiyeli tasisa da,) yoksulluktan kirilan bir halki ekonomik ambargoya ya da ic savasa maruz birakmasini kabullenemem. Arkadaslar, hondurasta insanlar zaten yasamla olum arasindaki ince sinirda yasiyorlar. Daha neyi alacaksiniz ellerinden?  “spin doctor” larin elinden cikmis metinleri,siz Zelaya’yi yanlis anladiniz diye yorum olarak gonderirseniz yine siz bilirsiniz.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlD1Q2jIrnI/AAAAAAAAEyI/mUbQ0mE2eIc/s1600/bolivar%2Bchavez.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 250px; height: 276px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/SlD1Q2jIrnI/AAAAAAAAEyI/mUbQ0mE2eIc/s320/bolivar%2Bchavez.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355049626813116018" border="0" /></a>Bolivya, Ekvator ve Nikaragua&#8217;da izlenmeye calisilan Bolivarci Chavez modelinin antiemperyalist, abd hegamonyasina alternatif bir blok olusturma cabasindan bir suphe yok. Ama isin icinde sermaye cevreleri, abd ve geleneksel muhafazakarlarin guclu direnisini goze onune alinca soyle bir soru ortaya cikiyor: Bolivarcilar emekten ozgurlukten yana bir sistem kurmak icin totaliterizme ve zorbaliga basvuruyorlar mi? Tabii ki evet ve bir yandan da kacinilmaz bir evet. Bu rejimlerin otoriter baskici karakterleri, &#8220;devrimin kazanimlarini korumak&#8221; maksatli oldugunda dunya solu tarafindan cok rahat gormezden gelinebiliyor. Chavez rejiminin keskin politik soylemli populist karakterinin yoksul guney amerika halklarinin gunluk hayatinda ne tur bir olumlu gelisme yarattigini zaman icerisinde hep birlikte gorecegiz. Ama simdilik gorunen, yeniden secilme donguleri, gelisiguzel secimler, baski altinda tutulan medya ve sokak cetelerinin terorune terkedilmis halklar.</p>
<p>Devrim bir gecede olmuyorsa biz de bir gecede elestirmekten vazgecmeyecegiz haliyle.  Guney Amerika&#8217;da  solun yukselisi hala dunya sol hareketi icin buyuk bir umut olusturuyor. Benim umudum var ve bu yonetim deneyimlerine bakarak ogrenecegimiz cok sey oldugunu dusunuyorum. Sol rejimlerin ezilen halklar icin getirdigi kazanimlardan hic bahsetmedigime bakmayin. Zaten hepimiz bunlardan bahsedip duruyoruz surekli. Ne yazik ki pembe benim en sevdigim renk degil.</p>
<p>Tuna</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;bodytext=Honduras%27ta%2028%20Haziran%27da%20gerceklesen%20darbenin%20ardindan%20gectigimiz%20hafta%2C%20yogun%20politik%20gelismelere%20sahne%20oldu.%20Darbenin%20ilk%20gununden%20itibaren%20bunun%20bir%20darbe%20olup%20olmadigina%20dair%20atesli%20tartismalar%20yasandi.%20Anayasanin%20ongordugu%20sekilde%20meclis%20baskan'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;notes=Honduras%27ta%2028%20Haziran%27da%20gerceklesen%20darbenin%20ardindan%20gectigimiz%20hafta%2C%20yogun%20politik%20gelismelere%20sahne%20oldu.%20Darbenin%20ilk%20gununden%20itibaren%20bunun%20bir%20darbe%20olup%20olmadigina%20dair%20atesli%20tartismalar%20yasandi.%20Anayasanin%20ongordugu%20sekilde%20meclis%20baskan'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;t=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;annotation=Honduras%27ta%2028%20Haziran%27da%20gerceklesen%20darbenin%20ardindan%20gectigimiz%20hafta%2C%20yogun%20politik%20gelismelere%20sahne%20oldu.%20Darbenin%20ilk%20gununden%20itibaren%20bunun%20bir%20darbe%20olup%20olmadigina%20dair%20atesli%20tartismalar%20yasandi.%20Anayasanin%20ongordugu%20sekilde%20meclis%20baskan'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;title=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F07%2Fhondurastan-darbe-gunlukleri-p.html&amp;t=Honduras%60tan%20Darbe%20Gunlukleri%20%3AP&amp;s=Honduras%27ta%2028%20Haziran%27da%20gerceklesen%20darbenin%20ardindan%20gectigimiz%20hafta%2C%20yogun%20politik%20gelismelere%20sahne%20oldu.%20Darbenin%20ilk%20gununden%20itibaren%20bunun%20bir%20darbe%20olup%20olmadigina%20dair%20atesli%20tartismalar%20yasandi.%20Anayasanin%20ongordugu%20sekilde%20meclis%20baskan'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=103&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/07/hondurastan-darbe-gunlukleri-p.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Honduras&#8217;ta Darbe!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/hondurasta-darbe.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/hondurasta-darbe.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 03:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[orta amerika guncesi]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/06/hondurasta-darbe.html</guid>
		<description><![CDATA[Tanidik bir muz cumhuriyeti! Selam! Tuna Honduras`tan bildiriyor! Hondurasta bu sefer de darbe oldu. Honduras`ta bulundugum son dort ayda bir kus gribi, bir deprem ve adaya dusen bir uyustucu ucaginin ardindan orta amerikaya yakisir sekilde sonunda Honduras`ta darbe de oldu. Sasirdik mi, tabiii ki hayir Efenim olayin ajanstaki ozeti soyle: Orta Amerika ülkelerinden Honduras&#8217;ta cumhurbaşkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: bold;">Tanidik bir muz cumhuriyeti!</span></p>
<p>Selam! Tuna Honduras`tan bildiriyor! Hondurasta bu sefer de darbe oldu. Honduras`ta bulundugum son dort ayda bir kus gribi, bir deprem ve adaya dusen bir uyustucu ucaginin ardindan orta amerikaya yakisir sekilde sonunda Honduras`ta darbe de oldu. Sasirdik mi, tabiii ki hayir <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />   Efenim olayin ajanstaki ozeti soyle:</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Skg9oTpVAGI/AAAAAAAAEtc/ZClhWeohxtU/s1600/zelayahat.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 229px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Skg9oTpVAGI/AAAAAAAAEtc/ZClhWeohxtU/s320/zelayahat.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352595919807512674" border="0" /></a>Orta Amerika ülkelerinden Honduras&#8217;ta cumhurbaşkanı ile ordu arasındaki anayasa krizi,  askeri darbeyle sonuçlandı. Başkanlık Sarayı&#8217;nı basan askerler, anayasa değişikliğiyle ilgili referandum öncesinde solcu Cumhurbaşkanı Manuel Zelaya&#8217;yı tutukladı. Ordunun itirazına rağmen görev süresinin uzatılmasını öngören anayasa değişikliği referandumunda ısrar eden devlet başkanı Zelaya, önce bir hava üssüne götürüldü, ardından da Kosta Rika&#8217;ya sürgüne gönderildi. Honduras Devlet Başkanı Manuel Zelaya, yüksek mahkeme, ordu, kongre ve kendi partisinden bazı üyelerin muhalefetine rağmen anayasal reform için referandum yapma sözü vermişti. Zelaya, geçen hafta görev süresinin 4 yıl uzatılmasını sağlayacak referandumun düzenlenmesi konusunda kendisine yardımcı olmayı reddeden genelkurmay başkanını görevden almıştı.</p>
<p>Bizim adadaki tembel atmosfer darbeyle degisecek gibi degil. sakin bir pazar gunu hukum surmekte burada. Ben de son 4 aydir ilk defa isten 2 gun izin alabildigim icin su anda savas ciksa parmagimi oynatmaya niyetim yok. Aslinda bir haftadan beri, oturup size Honduras`ta suregiden anayasal krizi anlatan bir yazi yazmak niyetindeydim, bi turlu zaman olmadi. Ben haberleri takip edip kendi kendime gelismelerin bu kadar tanidik olmasina guluyordum. Burnunu kendi ulkesindeki olaylara gomup politik gelismelerin benzersizligine kanaat getirenlere buyrun bir de burdan yakin diyesim geldi. Biliyosunuz biz de bir politik kriz atlattik (mi?) yakin gecmiste. Benzer politik modellerin benzer idari krizler yaratacagi cok acik ortada. Yasama, yurutme, yargi ve ordudan olusan taraflarin kuvveti nasil ayirip paylasacaklarinda kilitlenip kaliyor modern &#8220;demokratik parlementer&#8221; sistemler. Politik konjektorun sokaktaki insanin yasam kalitesini arttirmaya dogru yonelmesini beklemek bir hayal tabi ki. Oligarsinin degisik taraflarinin oyun tahtasi olmaktan ote bir anlam tasimiyor bu politika ve politik sistem. Evet burada da karsit gruplarin mobilize ettikleri kitleler bambaska naif soylemlerle sokaga cikiyorlar. Onlar Kimler? Darbe karsiti demokratlar ile ulusalci orducu disguclerinoyununagelmeyelimci kitleler!!</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Skg9zMuEdBI/AAAAAAAAEtk/IsyoBQdg0Co/s1600/Banana_Republicans-2.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 249px; height: 320px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_sXSK55eTrFc/Skg9zMuEdBI/AAAAAAAAEtk/IsyoBQdg0Co/s320/Banana_Republicans-2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352596106926912530" border="0" /></a>Aslinda olay ozetle soyle, devlet baskani bi donem daha gorevde kalabilmek icin anayasayi degistirmek ister. Bunun icin de referanduma gitmeye karar verir. Anayasa mahkemesi referandumu yasadisi ilan eder. Genelkurmay baskani da duruma karsi cikar. Devlet baskani genelkurmay baskanini ve butun kuvvet komutanlarini isten kovar. Ordu da pazar sabahi referandum baslamadan once devlet baskanini paketleyip Costa Rica`ya postalar. Simdi haberlerden takip edince devlet baskaninin solcu diye nitelendigini  farkettim. Benim burada edindigim izlenim, Zelaya`nin merkez sag Liberal Parti`den gelen ve idaresini diktatorluge donusturup gorevde kalmaya calisan klasik bir orta amerika lideri oldugu. Bu gorev suresini uzatma girisimleri yeni nesil guney amerika liderlerinin cok sevip benimsedikleri bir taktik. Yeni nesil  petrol  destekli populist diktatorluk rejimlerinin daha sol, ozgurlukcu, emekci  rejimler olup olmadigini butun dunya solu daha uzun bir sure tartisir bana kalirsa.</p>
<p>Ama ajanslarin Zelaya`dan solcu lider olarak bahsetmelerinin ardinda bambaska bir neden var. Bu Zelaya Amca goreve gelir gelmez ulkenin isleriyle ugrasmaktansa guclu guney amerika liderleriyle ittifak kurup yerini saglamlastirmanin daha makul olacagina karar vermis kendince. Bol bol politik ticari ittifaklar kurmus bizim solcu abilerle. 2008`de ALBA adi verilen guney amerika solcular kulubune Chavez abisinin destegiyle katilarak davullu zurnali solcu olmus. Partisi oglum biz sagciyiz naaptin sen dese de resmi bir aciklamasinda memleketteki yoksullukla basedecek destegi baska yerde bulamadim. ben de solcu oldu naapalim demeye getiren bir aciklama yapmis. Kendini ulkesinin yoksullarina adayan bu amcanin hondurasin en buyuk toprak agalarindan bi tanesi oldugunu tekrar hatirlatalim herkese. Bu yuzden, Chavez basta olmak uzere Venezuella, Bolivya, Ekvator gibi solun iktidarda oldugu ulkeler askeri mudaheleye varabilecek karsi mudahale tehditleriyle Zelaya`ya desteklerini belirttiler.  Onumuzdeki gunlerde olaylarin gelismesine bakacagiz artik kim kime mudahale edecek diye. Tabi hondurasta devlet baskanini paketleyen ordu buna darbe demiyor. Anayasa Mahkemesinin kararina uymayan baskani gorevden uzaklastirdik diyor. 5 tane bakan gorevden alinmis ama secimlere kadar meclis baskani, anayasa mahkemesi tarafindan, devlet baskani olarak atandi.Yani isler bu kadar lackalastiktan sonra kalkip anayasanin ustunluguymus demokrasiymis istediginiz kadar anlatin, ben pek anlamiyorum. kimin kime dis gecirebildiginde bitiyor olay bu noktada.</p>
<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/Skg-xlv2gnI/AAAAAAAAEts/AsDW6WSiDmA/s1600-h/800px-Banana_republic.svg.png"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 192px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/Skg-xlv2gnI/AAAAAAAAEts/AsDW6WSiDmA/s320/800px-Banana_republic.svg.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352597178797163122" border="0" /></a>Yukarida bahsettigim kuvvetlerin guncel olarak hangi cikarlari temsil ettiginin analizini yapabilecegimi sanmiyorum.Ama honduras tarihinden -Muz cikarlarindan- bahsedebilirim. Gelin size Honduras`a niye Muz Cumhuriyeti dendigini anlatayim da sonra bana komplo teorisyeni demeyin. 19. yuzyilin sonlarinda amerikan sirketleri hondurasin verimli topraklarinin muz yetistirmeye uygun oldugunu kesfeder. Sogutma teknolojisindeki gelismelerin ardindan muz endustrisi patlar.  1918 yilinda Honduras`taki muz bahcelerinin yuzde yetmisbesi amerikan sirketlerine ait idi seklinde de bir not duselim. Iki rakip amerikan sirketi kaliyor sonunda er meydaninda. Birisi liberal partiyi digeri de ulusal partiyi destekliyor. Partiler arasi cekismelerin altinda yatan temel nedenlerin cogu da aslen bu iki rakip sirket arasindaki paylasim kavgasina dayaniyor. Meselenin ne kadar ayyuka ciktigini da muz cumhuriyeti deyiminin kullanim genisligine bakarak siz tahmin edin <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Tabi yakin gecmise kadar Honduras`in, amerikan cikarlarinin bolgedeki tam destekcisi oldugunun da altini cizelim. Guatemala, Salvador ve Nicaragua`daki kirli ic savaslarda yeralan CIA destekli kontrgerilla gruplarinin buyuk bolumu hondurastaki kamplarda agirlanip egitim gormusler. Tabi guney amerika&#8217;dan cook uzaklarda yeralan Orta Amerika ulkelerinde bu kirli gecmis ile hesaplasmanin gerceklesmesi henuz soz konusu bile degil. Sanirim bu da tanidik gelmistir herkese.  Sonucta Honduras dunya gelismislik endeksinde 117. siraya gerilemis. ulkede halkin yarisi aclik sinirindaymis. hikaye bunlar.. biz kim daha bi demokrasiden yana, anayasal rejimi kolluyor ona bakalim di mi? <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' />  nasil olsa bunye ucuncu dunyada darbelere alisik.</p>
<p>Efenim velhasil, aldigimiz duyumlara gore gun boyu Honduras`ta elektrik ve televizyon yayini kesilmis. Aksam saatlerinde geri geliyordu. Bizim biricik adamiz Utila`da ise ortalik sut liman, kimsenin darbeyle falan bir isi yok. Ada halkinin kulturel olarak kendini Honduras`tan ayri gordugu net bir gercek. Sokaktaki konusmalarda; &#8220;ortalik karissa da biz de amerikan mandasina girsek korfez adalari olarak&#8221; diyenlere rastliyorum bol bol. anneme de buranin sakin ve guvenli oldugunu tekrar bi hatirlatayim bu vesileyle. ne demis atalarimiz: aman turistleri urkutmeyelim <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>ps: simdi benim kafam karisti, ne diyosunuz darbeyi mi destekleyeyim yoksa solcu lideri mi? bi deyiverin&#8230;</p>
<p>tuna</p>
<p>Bu yazidan bir hafta sonra yazilan Hondurastan darbe ile ilgili ikinci guncelleme <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/07/hondurastan-darbe-gunlukleri-p.html">burada</a>.</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;title=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;bodytext=Tanidik%20bir%20muz%20cumhuriyeti%21Selam%21%20Tuna%20Honduras%60tan%20bildiriyor%21%20Hondurasta%20bu%20sefer%20de%20darbe%20oldu.%20Honduras%60ta%20bulundugum%20son%20dort%20ayda%20bir%20kus%20gribi%2C%20bir%20deprem%20ve%20adaya%20dusen%20bir%20uyustucu%20ucaginin%20ardindan%20orta%20amerikaya%20yakisir%20sekilde%20sonunda%20Ho'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;title=Honduras%27ta%20Darbe%21'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;title=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;notes=Tanidik%20bir%20muz%20cumhuriyeti%21Selam%21%20Tuna%20Honduras%60tan%20bildiriyor%21%20Hondurasta%20bu%20sefer%20de%20darbe%20oldu.%20Honduras%60ta%20bulundugum%20son%20dort%20ayda%20bir%20kus%20gribi%2C%20bir%20deprem%20ve%20adaya%20dusen%20bir%20uyustucu%20ucaginin%20ardindan%20orta%20amerikaya%20yakisir%20sekilde%20sonunda%20Ho'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;t=Honduras%27ta%20Darbe%21'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Honduras%27ta%20Darbe%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;title=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;annotation=Tanidik%20bir%20muz%20cumhuriyeti%21Selam%21%20Tuna%20Honduras%60tan%20bildiriyor%21%20Hondurasta%20bu%20sefer%20de%20darbe%20oldu.%20Honduras%60ta%20bulundugum%20son%20dort%20ayda%20bir%20kus%20gribi%2C%20bir%20deprem%20ve%20adaya%20dusen%20bir%20uyustucu%20ucaginin%20ardindan%20orta%20amerikaya%20yakisir%20sekilde%20sonunda%20Ho'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;title=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fhondurasta-darbe.html&amp;t=Honduras%27ta%20Darbe%21&amp;s=Tanidik%20bir%20muz%20cumhuriyeti%21Selam%21%20Tuna%20Honduras%60tan%20bildiriyor%21%20Hondurasta%20bu%20sefer%20de%20darbe%20oldu.%20Honduras%60ta%20bulundugum%20son%20dort%20ayda%20bir%20kus%20gribi%2C%20bir%20deprem%20ve%20adaya%20dusen%20bir%20uyustucu%20ucaginin%20ardindan%20orta%20amerikaya%20yakisir%20sekilde%20sonunda%20Ho'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=100&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/hondurasta-darbe.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Iran&#8217;da dusler, kan, gozyasi ve politika</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/iranda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/iranda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 21:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/06/iranda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html</guid>
		<description><![CDATA[2005 yazinda secimler yapilirken Irandaydim. Iran&#8217;a bu ilk gidisimde yillardir kafama hic farkinda olmadan yerlesen, mollalar, kara carsaflilar, islam, baskici bir rejim gibi kelimelerle ozetlenebilecek bir ulkeden cok bam baska bir Iran bulmustum. Turkiye&#8217;den hemen hemen hic bir farki olmayan bir yasam, cogunlukla basortulerini yariya kadar takan makyajli farsi guzeli kadinlar, istanbulda gordugun siklikla gorebildigin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKWkKBv3iI/AAAAAAAAEcc/7Z9XYGQqBxw/s1600-h/IranCrowd2.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351004855180713506" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 294px; height: 219px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKWkKBv3iI/AAAAAAAAEcc/7Z9XYGQqBxw/s320/IranCrowd2.jpg" border="0" alt="" /></a>2005 yazinda secimler yapilirken Irandaydim. Iran&#8217;a bu ilk gidisimde yillardir kafama hic farkinda olmadan yerlesen, mollalar, kara carsaflilar, islam, baskici bir rejim gibi kelimelerle ozetlenebilecek bir ulkeden cok bam baska bir Iran bulmustum. Turkiye&#8217;den hemen hemen hic bir farki olmayan bir yasam, cogunlukla basortulerini yariya kadar takan makyajli farsi guzeli kadinlar, istanbulda gordugun siklikla gorebildigin kara carsaflilar, caddeler boyunca giden kitapcilar, cok egitimli bir nufus, Istanbul Universitesini hic aratmayan Tahran Universitesi, sevencen guler yuzlu yardimsever  insanlar, turizmle bozulmamis kapali carsilar pazar yerleri. Kendimi o kadar fazla evde ulkemde hissettigim bir yer hatirlamiyorum. Yine de Tahran&#8217;in kesmekesinden ve trafiginden hizla kacip kendimizi Isfahan&#8217;a atmistik da bi ohh cekmistik sisepol koprusununun altindaki caycida.</p>
<p>Secim zamani oldugu icin insanlarla konustugumuzda siklikla konu secimlere geliyor ve her seferinde ayni cevabi alip sasaliyorduk. Kimin secilecegi konusunda herkes hem fikirdi, Ahmedinejat, desteklediklerinden degil, Amerika&#8217;nin oylesi isine geldigi icin. Insanlarin hep bir agizdan soyledigi, Bush yonetiminin orta doguda kendisine meydan okuyacak bir guce bir dusmana ihtiyaci oldugu, Ammedinejat gibi radikal cikislari ile unlu tutucu baskici bir liderin onlar icin tam bicilmis kaftan olacagi yonudeydi. Sonucta Bush yonetiminin ortadogu tiyatrosu dusman-kurtarici dinamigi uzerine kuruluydu. Guclu bir dusman bir tehdit olmazsa, kurtaricinin guc kullanimini nasil aklayacaksiniz? Biz Iran&#8217;dan ayrilirken Ahmedinajat&#8217;in secildigi aciklanmisti, insanlarin tamamen hakli olduklarini gormemiz icinse bir 4 yilin daha gecmesi gerekiyordu.</p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKW9SqESXI/AAAAAAAAEck/o093ozL9HVs/s1600-h/Iran-Usa.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351005286994037106" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 293px; height: 182px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKW9SqESXI/AAAAAAAAEck/o093ozL9HVs/s320/Iran-Usa.jpg" border="0" alt="" /></a>Bizim tarih kitaplarinda okudugumuz, 1978&#8242;den once Iran soguk savas donemi Amerika&#8217;nin Rusya karsinda ortadogunadaki en saglam muttefigi, basinda sah abimiz sahlana sahlana saliniyor. 1978 deki islami devrimi takiben Amerika-Iran iliskileri sogumaya baslayip 1979&#8242;da Tahran Amerikan baskonsoloslugunda yasanan rehine krizi sonrasi tamamen felc oldugu. Sonrasinda, Iran-Irak savasinda da Amerika destekli Saddam Huseyin Iranlilarin pek sempatisini kazanmis olamazdi her halde. Silah ve istihbaratin sempatisi olmuyor ne yazik ki, denize dusen yilana sarilir. Daha savas sirasinda Iran-Amerika iliskileri tekrar ivme kazanmisti bile.</p>
<p>Tarih kitaplarinda yazmayan ise Iran&#8217;da butun universitelerde genclerin hayallerini ayni Turkiye&#8217;de oldugu gibi Amerikaya doktoraya, mastera gitmenin susledigi. Bizde dersanelerin OSS basarilari listelerini duvarlarina astiklari gibi Iran&#8217;da universitelerin Amerikaya gonderdikleri ogrencilerin listelerini duvarlarin astiklari. Halklar arasinda pek dusmanlik yok gibi, tam tersine dostluk ve sempati ruzgarlari esiyor. Buna Iran&#8217;da konustugum herkesin Amerika&#8217;yi dusman degil tam tersine dost olarak gordugunu eklemek de lazim. Kimse olasi bir Amerika saldirisindan da korkumuyordu, cunku oyle bir seyi olasilik disi olarak goruyorlardi, iki dost atisir ama bir birine saldirmaz. Yine tarih kitaplarinda yazmayan islami devrimden sonra devrimden kacan Iran burjava sinifina Amerika ve Kanada&#8217;nin kucak actigi, burada luks hayatlarina devam eden Iranlilarin da Iran&#8217;daki rejimi elestirdikleri, yerden yere vurduklari, rejim karsiti hareketlere maddi manevi destek olduklari.</p>
<p><a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKXJgo9nVI/AAAAAAAAEcs/3K2fsBqzp_I/s1600-h/iran-president-mahmoud-ahmadinejad.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351005496905932114" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 205px; height: 216px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKXJgo9nVI/AAAAAAAAEcs/3K2fsBqzp_I/s320/iran-president-mahmoud-ahmadinejad.jpg" border="0" alt="" /></a>Obama ile birlikte Amerika ortadogu politikasinin degisecegini biliyorduk ama, degisimin icindeyken degisimi algilamak cok zor. Oyle her seyin altinda Amerika&#8217;yi ve kotu gucleri arayan komplo teorisyenlerinden degilim ama, gorunen koy de klavuz istemiyor. Amerika artik Iran&#8217;da radikal meydan okuyan bir lider istemiyor, cunku dedik ya Obama&#8217;nin ortadogu politikasi farkli. Obama Ahmedijat&#8217;in restlerine rest ceken Bush&#8217;un poker masasi taktiklerini uygulayamaz, imajina uymaz bir kere. Huseyin Amerikanin bozulan imajini tazeleyecek. Ona biraz daha demokratik boyalarla suslenmis bir liderle karsilikli diyalog lazim.</p>
<p>Musevi. Humeyni&#8217;nin islami devrim sirasinda sag kolu. Iran-Irak savasi sirasinda ulkenin lideri, o donemde Amerika ile tekrar koprulerin kurulmasinda az emegi gecmedi. Iran kontra skandaliyla aciga cikan, 1986 yilinda Israil ve Reagan ile kapali kapilar altindan pazarliklari yuruten ve Lubnandaki amerikan rehineleri serbest birakma karsiligi Amerika&#8217;dan silah satin almanin yolunu acan isim. Eski disisleri bakani, bati ile ve ozellikle Amerika ile iyi iliskileri var. Ahmedinejat&#8217;in tutucu baskici yaklasimlarina politikalarina karsi, daha devrimin ozune donmeyi savunuyor. Bizim anladigimiz anlamda bir ozgurlugun lafi gecmiyor. Bir cok insan Musevi&#8217;yi desteklemek icin cikmiyor sokaga, asil istedikleri biraz daha ozgurluk, biraz daha rejimin insanlari rahat birakmasi. Musevi o noktada &#8216;alternatif&#8217; oldugu icin one cikiyor, &#8216;ozgurlukcu&#8217; oldugu icin degil. Insanlar seslerini duyurup Musevi&#8217;yi basa gecirebilirlerse, Musevi de onlarin sesini biraz duyar her halde.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKXu58_EgI/AAAAAAAAEc0/bUyvvfS1A-0/s1600-h/5185_94243524453_45061919453_1793983_3960176_n.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351006139355959810" class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKXu58_EgI/AAAAAAAAEc0/bUyvvfS1A-0/s320/5185_94243524453_45061919453_1793983_3960176_n.jpg" border="0" alt="" width="135" height="195" /></a>Ve dunya. Tahran&#8217;in sokaklarinda gosteriler kan ve goz yasi surerken, Iran avrupanin ve kuzey amerikanin gundemi haline geliyor. Herkes insanlarin ozgurlukleri icin savasmasini izliyor, herkes ozgurlukleri icin savasan insanlara destek oluyor. Liderler ardi ardina Iran hukumetine kinama mesajlari gonderiyor, insanlarin bariscil gosterilerine bu kadar sert mudahale edemezsin diyor. Twitteri yayinda tutuyorlar. Irandan gelen haberleri butun dunyaya geciyorlar. Bir an icin dunya adina sevincle doluyorum, ne guzel diyorum, ozgurluk dusu.  Ama cok da sevinemiyorum. Bu coskuya katilamiyorum. Icimden bir ses yanlis olan bir seyler var diyor.</p>
<p>Belki daha alti ay once Israil Gazze&#8217;de gupe gunduz katliama giristiginde ayni ulkelerin ve kurumlarin hic bir ses cikarmadiklarini ve hatta butun dunyanin haber almamasi icin bu sefer bloggerlari sansurledeklerini hatirladigimdan inanamiyorum samimiyetlerine. Gazze&#8217;de olanlara gozlerini yumarken, Iran&#8217;da olanlarla neden bu kadar ilgililer diye sormadan edemiyorum. Gazze ne bir ilk ne de bir son, sadece dunya kamuoyunun ikiyuzlu politikalarinin simdilik en taze ornegi.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKYocTpunI/AAAAAAAAEc8/mecJzkL2RGs/s1600-h/iran_rally2.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351007127830379122" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 204px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXSK55eTrFc/SkKYocTpunI/AAAAAAAAEc8/mecJzkL2RGs/s320/iran_rally2.jpg" border="0" alt="" /></a>Iran&#8217;da insanlar gidisattan rahatsiz. Secimlerde muhtemelen hile de yapildi. Insanlari sokaga cikaran da dunya kamuoyu degil haliyle. Ama dagin eteklerinde kopan kar parcalarini bir ciga donusturen etmenler, o ilk parcalari koparan etmenlerden cok farklidir. Cig icin, kar ile dolu bir kulvari tetikleyecek ve onu harekekete gecirecek olaylar ve idealler, bu olaylarin insanlara duyuracak bilgi akisi ve insanlari organize edip harekete gecirecek maddi manevi destek lazim.</p>
<p>Politika ulkelerin cikarlari icin her turlu halti yedikleri kirli bir zanaat. Politik bir olayin analizinde ozgurluk esitlik gibi insani ideallerden once, politik aktorler arasinda ki cikar iliskilerine bakmak lazim. Ancak o zaman o ideallerin arkasinda donen dolaplari gorebilir, belli bir ideal icin mi savasiyoruz, yoksa baska bir amaca mi alet oluyoruz anlayabiliriz.</p>
<p>NazIm</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;bodytext=2005%20yazinda%20secimler%20yapilirken%20Irandaydim.%20Iran%27a%20bu%20ilk%20gidisimde%20yillardir%20kafama%20hic%20farkinda%20olmadan%20yerlesen%2C%20mollalar%2C%20kara%20carsaflilar%2C%20islam%2C%20baskici%20bir%20rejim%20gibi%20kelimelerle%20ozetlenebilecek%20bir%20ulkeden%20cok%20bam%20baska%20bir%20Iran%20bulmustum.%20T'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;notes=2005%20yazinda%20secimler%20yapilirken%20Irandaydim.%20Iran%27a%20bu%20ilk%20gidisimde%20yillardir%20kafama%20hic%20farkinda%20olmadan%20yerlesen%2C%20mollalar%2C%20kara%20carsaflilar%2C%20islam%2C%20baskici%20bir%20rejim%20gibi%20kelimelerle%20ozetlenebilecek%20bir%20ulkeden%20cok%20bam%20baska%20bir%20Iran%20bulmustum.%20T'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;t=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;annotation=2005%20yazinda%20secimler%20yapilirken%20Irandaydim.%20Iran%27a%20bu%20ilk%20gidisimde%20yillardir%20kafama%20hic%20farkinda%20olmadan%20yerlesen%2C%20mollalar%2C%20kara%20carsaflilar%2C%20islam%2C%20baskici%20bir%20rejim%20gibi%20kelimelerle%20ozetlenebilecek%20bir%20ulkeden%20cok%20bam%20baska%20bir%20Iran%20bulmustum.%20T'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;title=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Firanda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html&amp;t=Iran%27da%20dusler%2C%20kan%2C%20gozyasi%20ve%20politika&amp;s=2005%20yazinda%20secimler%20yapilirken%20Irandaydim.%20Iran%27a%20bu%20ilk%20gidisimde%20yillardir%20kafama%20hic%20farkinda%20olmadan%20yerlesen%2C%20mollalar%2C%20kara%20carsaflilar%2C%20islam%2C%20baskici%20bir%20rejim%20gibi%20kelimelerle%20ozetlenebilecek%20bir%20ulkeden%20cok%20bam%20baska%20bir%20Iran%20bulmustum.%20T'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=98&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/iranda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kojin Karatani ve X faktörü üzerine</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/kojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/kojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 08:57:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/06/kojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç hafta önce Bilgi Üniversitesi&#8217;ne &#8220;Sermaye-Ulus-Devlet&#8217;in Ötesinde: Bastırılanın Geri Dönüşü&#8221; başlıklı bir konferansla misafir olan modern Japon düşünürü Kojin Karatani&#8217;yi dinlemeye gittim. Kendisi Marksist-Anarşist bir düşünür noktasına oturuyor modern düşünce dünyasında. Konferansta yaptığı konuşmanın çevirisi bu ayki Express dergisinin girişinde mevcut ve hatta önümüzdeki sayısında da kendisiyle bir söyleşilerini yayınlayacaklarmış. O yüzden ben bu yazıda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SkFP-Sxg5xI/AAAAAAAAAFk/s1qqCJKtCiE/s1600/karatani.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350645763902859026" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 175px; height: 231px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SkFP-Sxg5xI/AAAAAAAAAFk/s1qqCJKtCiE/s320/karatani.jpg" border="0" alt="" /></a>Birkaç hafta önce Bilgi Üniversitesi&#8217;ne &#8220;Sermaye-Ulus-Devlet&#8217;in Ötesinde: Bastırılanın Geri Dönüşü&#8221; başlıklı bir konferansla misafir olan modern Japon düşünürü Kojin Karatani&#8217;yi dinlemeye gittim. Kendisi Marksist-Anarşist bir düşünür noktasına oturuyor modern düşünce dünyasında. Konferansta yaptığı konuşmanın çevirisi bu ayki Express dergisinin girişinde mevcut ve hatta önümüzdeki sayısında da kendisiyle bir söyleşilerini yayınlayacaklarmış. O yüzden ben bu yazıda onun dediklerini toparlayıp, benim kafamda bu söylediklerinin pratiğe nasıl oturduğunu, kalvyem döndükçe anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Söyleşide daha çok, Türkçe&#8217;si 2008&#8242;de Metis Yayınlarından yayınlanmış, &#8220;Transkritik&#8221; kitabında ortaya döktüğü, Noam Chomsky&#8217;nin 1971 yılında &#8220;Geleceğin Yönetim Biçimleri&#8221; konuşmasında tanımladığı dört olası yönetim biçimini, günümüz konjonktüründe çözümleyip başka bir bakış açısından bir tabloya oturtuyor ve olası getirilerini tartışıyor.</p>
</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Chomsky nasıl anlatmıştı?</span></div>
<div>1971 yılının politik ve sosyal ortamında Chomsky, gelecekte 4 yönetim biçiminin olası olduğunu söylüyor: <strong>Devlet sosyalizmi</strong> (zamanındaki Sovyetler Birliği gibi yani, sözde komünizm, sınıf mücadelesini öngörüyor ve devlet sınıflar üstüne oturuyor), <strong>Devlet kapitalizmi</strong> (refah devleti de denilen devletin piyasa ekonomisinin esaslarını tutarak, müdahale hakkını elinde bulundurduğu şey, sosyal demokrasi de deniliyor arada sırada), <strong>Liberalizm</strong> (&#8220;bırakınız yapsınlar&#8221; kapitalizmi, &#8220;piyasa ekonomisine dokunma, kendi kendini dengeler o&#8221; kafası), <strong>Liberter sosyalizm</strong> (özgürlükçü sosyalizm, anarşizm ve konsey komünizmi bu kategoriye giriyor).</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Karatani bunu nasıl yorumluyor?</span></div>
<div>60&#8242;ların s<a href="http://2.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SkFVz41LWlI/AAAAAAAAAF0/NPxxHt-28LU/s1600-h/chomsky.gif"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350652182209976914" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 193px; height: 261px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SkFVz41LWlI/AAAAAAAAAF0/NPxxHt-28LU/s320/chomsky.gif" border="0" alt="" /></a>onu, 70&#8242;lerin başı çerçevesinde olası görünen bu tablo için Karatani yeni bir çözümleme yapma gereksinimi duyuyor 2000&#8242;lerin ortasına doğru giderken zira Sovyet blokunun çökmesi, Berlin duvarının yıkılmasıyla 80-90&#8242;larda bu kategorileri oynatacak bir sürü dinamik ortaya çıktı. Karatani diyor ki, Sovyet modeli devlet sosyalizmi, somut olarak patlamadan önce bile popülerliğini yitirmişti. Chomsky&#8217;nin liberal sosyalizm dediği, anarşizm türevi, yönetim (?!?) şekli ise hem sovyet sistemi sosyalizme, hem refah devletine, hem de kapitalizme (liberalizme) karşı olarak çıkmıştı. Buraya kadar net mi, prenses? Çok da karışık değil, terimlere dökmek zor sadece. Eğer buraya kadar oturduysa devam ediyorum Karatani&#8217;den. İşte devlet sosyalizmi fikrinin çökmesiyle hem onun devletçiliğinden beslenen refah devleti (veya sosyal demokrasi) hem de ona karşı olduğu halde sosyalizmden bahseden liberal sosyalizm ufukta bir yerlerde toza buluta karıştı ve hal böyleyken küresel kapitalizmin dünyaya yayılması kaçınılmaz oldu.</div>
<div>Peki ya günümüz dünyasının yönetim biçimleri nasıl bir tabloya oturuyor?</div>
<div>Öncelikle, Karatani, neo-liberal kapitalizmin dünyaya hakim olmasıyla ulus-devletlerin önemini kaybedeceği (ortalarda çok dolaşan bir geyik bu biliyorsun) teorisinin hiç de gerçekçi olmadığını ve de &#8220;modern&#8221; ulus-devlet oluşumlarının, ancak sermayenin küreselleşmesinden sonra gelebildiğini söylüyor. Yani, ister refah devleti sistemi , ister hardcore piyasa ekonomisi (Thatcherism bir nevi) güdülsün, devletler az da çok da olsa bir kontrol mekanizması görevi görüyor. Hiç bir şey olmasa vergilendirme ile. Karatani de günümüz dünyasında sermaye-ulus-devlet arasındaki sıkı fıkı ilişkileri mercek altına alıyor ve Chomsky&#8217;nin kategorilerini, bu perspektiften bakarak çözümlüyor işte.</div>
<div>Küreselleşme, ulus-devletin önemini kaybettirmek yerine onu bu neo-liberal düzenin olmazsa olmazı haline getirdi: AB, Amerika, Çin, Rusya gibi modern dünyanın imparatorluklarının oluşmasına meydan tanıdı. Karatani, aynı zamanda sermaye-ulus-devlet üçlüsünün modern fakat pek de yeni olmayan bir oluşum olmadığını açıklama ihtiyacı hissediyor ve Chomsky&#8217;nin 1971&#8242;de yaptığı çözümlemenin çok benzerinin 1800&#8242;lerin ortasında Marx tarafından da, o zamanın konjonktürüne uygun biçimde ortaya koyduğundan bahsediyor. Kendisi de bugünün çözümlemesini yaparken, Marx&#8217;ın zamanında araç olarak kullandığı &#8220;üretim tarzları&#8221;nın yerine &#8220;mübadele (değiş-tokuş) tarzları&#8221;nı araç olarak kullanıyor ve toplumdaki güç/himaye/yönetim sistemini, bu mübadele tarzları üzerinden kuruyor. Buna göre ortaya çıkan 4 sosyal oluşum (en başta bahsettiğimiz, Chomsky&#8217;nin ortaya atığı 4 yönetim biçimine paralel olarak) şöyle: <strong>1)</strong> <strong>Karşılıklılık</strong> (küçük ölçekte genelde aileler, cemaatler içinde olan şey, hediye toplumu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Gift_%28book%29"></a>, Chomsky&#8217;nin tablosunda Devlet sosyalizmine oturuyor. Otoritenin hediye vermek suretiyle toplumun geri kalan kısmını gücü altında boyun eğmeye mahkum kılması) <strong>2) Yeniden bölüşüm, itaat ve güvenlik</strong> (topluluklar arasında malvarlığının yeniden dağıtımı, devlet/yönetime itaat ederse toplumların asgari güvenceye sahip olabilmesi sağlanıyor, Chomsky&#8217;nin tablosunda Devlet kapitalizmi, refah devletine karşılık geliyor) <strong>3) Madde değiş-tokuşu</strong> (bildiğin neo-liberalizm) <strong>4) X</strong> (bu, Chomsky&#8217;nin tablosunda liberal sosyalizm veya anarşizme karşılık gelen şey. Ortakçılık (associationism) olarak da tanımlayabiliyor. Ancak Karatani buna isim biçmek istemiyor, zira dilde buna karşılık gelebilecek kavramlar, politik-tarih içinde kullanılıp, boyandı ve konseptlere dönüştü bile. O yüzden Karatani, X&#8217;i birinci maddede bahsettiği karşılıklılık oluşumunu kapsayan ancak cemaat bağlarını red eden, özgürleşmiş bir oluşum olarak tanımlıyor. Aynı zamanda bu X&#8217;in kendinden önce gelen neo-liberalizm ve refah devletinin mübadele biçimlerine de karşı olduğunu söylüyor.)</div>
<div><span style="font-weight: bold;">Köprüden önce son çıkışa girerken bu X faktörünün rolü nedir?</span></p>
<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350654993302883906" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 182px; height: 237px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SkFYXg99DkI/AAAAAAAAAF8/wKVogHu9VFQ/s320/600px-Red_x_svg.png" border="0" alt="" />Bu X faktörü dediğimiz sosyal oluşum hariç diğer oluşumlar, bir zaman diliminde dünyada yerini buldu. Geçmişteki iki büyük sosyal harekete baktığımızda 1848 hareketinin X (veya anarşizm) türü bir oluşumun fikirlerini attığını (bkz. Marx&#8217;ın Anarşist çağdaşı Proudhon)fakat sonuçta bundan uzak olan devlet sosyalizmini ya da Sovyet komünizmi denen şeyi ortaya çıkardığını görüyoruz. 1968 hareketinin sonunda ise dünyanın bağımsız döngüsü içerisinde ayyuka çıkan küreselleşmeyle ve Sovyet komünizminin patlamasıyla neo-liberal kapitalizmin güçlenmesi ile bugüne geldik. Bugün olan sosyal hareketler ise halen daha 68 kuşağı denilen şeyin devamı gibidir (özellikle Türkiye&#8217;deki sol kanadın bugünkü durumu tam anlamıyla budur).</p>
</div>
<div>Bu hareketlenmelerin üçüncü dalgası o veya bu şekilde, bugün meydana çıkabilir mi? Karatani abimiz buna &#8216;sanmıyorum&#8217; diyor. Ve hatta ulus-devletin kapitalist bir biçimde varlığını sürdüreceğini de ekliyor. Tabi eğer kapitalizm varlığını sürdürebilirse. Sağlam bir hareketin ortaya çıkıp kitleleri -mesela 2010 kuşağı diyelim- peşinden sürükleyemeyeceğini çünkü daha önceki iki hareketin birbirinin devamı olduğu halde bugün, kapitalizm karşıtlığının aynı zamanda devlet kavramına da karşı olacağı için 1848 ve 1968 hareketleri gibi toplumdaki entellektüel kesimlerin alıp götürebileceği bir şey olamayacağından bahsediyor. Yani şöyle, sevgili prenses, daha önce de demiştik ya neo-liberalizm küreselleştikçe devlet yok olmuyor ama daha da güçleniyor ve modern zaman imparatorlukları tasmayı ellerinde tutuyor diye. İşte bu yüzden, Karatani abimiz diyor ki, devlet kavramına eyvallah deyip neo-liberalizme karşı olmakla çıkan hareketlerden hiçbir sonuç alınamaz.</p>
</div>
<div>Amma ve lakin, aynı zamanda yüzyıllardır süregelen tablo gösteriyor ki sosyal oluşumlar değişiyor [kabileler--&gt;kölecilik--&gt;feodalizm/derebeylikleri--&gt;kapitalizm (Marx'ın da ortaya koyduğu üzere)], ancak bir önceki oluşumda ezilen/bastırılanlar bir sonrakinde yeniden var oluyor. Kojin Karatani de bugün neo-liberal kapitalizmin sillesini yemiş kişi ve grupların önceki dönemlerdeki gibi, yalnızca sınıf, ırk, cinsiyet ayrımına maruz kalan kişiler veya gruplar değil aynı zamanda bu sistemden beslenerek bir yere gelmiş olanlar da olduğu için ezilen/bastırılanların hem nitelik hem de nicelik olarak önceki dönemlerden daha fazla olduğunu işaret ediyor. Mesela, ekonomik krizde batan iş yeri sahibi, veya iş arayan iki üniversite bitirmiş kişiler ya da ailesini bırakıp başka ülkelerde para kazanmak zorunda olan ve kriz yüzünden beş parasız evine postalanan göçmenler&#8230; vesaire&#8230; İşte X faktörü denilen ortakçılık üzerinden bir sosyal oluşuma gitmek bu noktada bir ideal olmaktan çıkıyor ve görece mutlu bir şekilde hayatta kalmanın olası bir yolu olarak ortaya çıkıyor.</div>
<div style="font-weight: bold;">X&#8217;e giderken çevre sorunları ile savaşlar üzerine sayıklamalar:</div>
<div>Karatani&#8217;nin sermaye-ulus-devlet üzerinden kurduğu X senaryosunda, son zamanlarda -özellikle de aktivistlerden- sıkça duyar olduğum, çevre hareketleri ile savaş karşıtı hareketi birbirine bağlayarak açıklayamama sorunsalını yakaladım kendimce (bu seferki blog yazısı süper uzun oldu diye koyveriyor, bunu da yazmadan geçemiyorum. Sıkılırsan, bölüp bölüp okuyabil diye altbaşlıklara ayırdım tüm yazıyı).</p>
</div>
<div>Efendim, kontrolden çıkmakta olan piyasa ekonomisi içerisinde sermayenin iplerine gitgide daha da sarılmak durumunda kalan ulus-devletler, bundan en az zarar görebilmek veyahut en fazla karı sağlayabilmek için harekete geçtikçe sistemin belli kesimler üzerinde ezici olmadığı, sadece belli kesimleri ezmiyor olduğu iyice ortaya çıkmaya başladı. Bu sebepten son 2 yılda dünya çapında bir s<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SkFbOhikVTI/AAAAAAAAAGM/NmNN81sVzgI/s1600/DSC00240.JPG"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350658137372513586" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 240px;" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SkFbOhikVTI/AAAAAAAAAGM/NmNN81sVzgI/s320/DSC00240.JPG" border="0" alt="" /></a>ürü halk ayaklanması (mesela Yunanistan, İzlanda, Rusya, Fransa, Çin gibi) patlak verdi ve bu ayaklanmalar da gerçek sebep ve amaçlarıyla birbirinden farklı olsalar da birbirlerinden çok büyük cesaret ve destek aldılar. Bu ayaklanmaların her biri doğrudan sisteme karşı çıkmıyor, çıkanlar da neden olduğunu ve yerine ne gelebileceğini bilemiyor (bkz. Yunanistan). Ancak o veya bu sebepten zarar görmüş ya da zarara tanık olmuş insanların üzerinde kalan izin derin ve sayılarının fazla olması ile bu ayaklanmalar ortaya çıkmış oldu. İşte bu, tam da Karatani&#8217;nin bahsettiği &#8220;Ezilenin Dönüşü&#8221;dür. Bu kişiler sadece bu ekonomik krizde zarar görmemiş, küreselleşme sayesinde kollektif hafızanın bireyselleşmesiyle, aynı yerde-geçmiş dönemlerde ve aynı dönemde-başka yerlerde bastırılanların da tanıklığını yapmışlardır ve meydanlara giderken bunu da yanlarında götürürler.</p>
</div>
<div>Çevre sorunları ve savaş karşıtı hareketin birbirine bağlanamama sorunsalı ise ilginçtir çünkü bu ikisi çok aşikar bir şekilde birbirine göbekten bağlıdır. Zira eğer sermaye-ulus-devlet üçlemini kabul ediyor ve bunun dünyanın bir tarafını zenginleştirip, öteki tarafını sömürecek bir şekilde işlediğini görebiliyorsak (ki bunu görmek de zor değil: bkz. dünya dengesi sermaye, teknoloji ve bilimin bir taraftan, iş gücü ve ham maddenin de öteki taraftan sağlandığı bir arz-talep sistemi üzerine oturtulmuş vaziyette. Sermaye, teknoloji ve bilim diğer tarafa geçmediği sürece, bu sistem içinde, bir tarafa diğer tarafın kanını emmeye devam edecektir. Ve tabi ki bunları da dengeleri değiştirecek biçimde öteki tarafa kaptırmayacaktır), doğayı sömürenlerle savaşlar vasıtasıyla insanları -ve tabi yine doğayı- öldürenlerin aynı kurum ve kişiler olduğunu da görebiliriz. Hemen bir örnek: Bengladeş. Bu ülke, çok uluslu tekstil firmalarına (H&amp;M, top shop, Nike, vs.) korkunç insan hakları ve çevre standartları altında ucuz işçilik arz etmesiyle ünlü olmakla beraber küresel ısınmanın sillesini halihazırda yemiş, sular altında kalmaya başlamıştır. Üstüne üstlük, Bengladeş halkı Müslüman olduğu için kapı komşusundaki Hindistan, buraya göçmelerini de onaylamaz. Bengladeş sınırındaki Hindistan&#8217;ın Meghalaya eyaletinde, yol tabelalarında Bengladeş&#8217;lilerin girişi yasaktır yazar.</div>
<div>Kıssadan hisse: savaş masraflarına aktarılan parayla radyoaktif atıklarından kurtulmanın imkansız olduğu nükleer teknolojisine ya da binlerce insanı yerlerinden eden büyük barajlara ya da genlerimize dokunarak nesillerce bizi etkileyecek olan genetiği değiştirilmiş organizmalara yatırım yapanlar birbirlerinin amcoğludur. Bunlar arasında daha da kabak gibi ortada bir bağlantı bulmaya çalışmak, oldukça yersiz bir çabadır.</p>
</div>
<div></div>
<div>Bu uzun yazıyı burada sonlandırırken, Karatani&#8217;nin neo-liberal kapitalizme 30 yıl biçmesini de yalnız Prenses&#8217;e ve ahalisine özel olarak müjdelemek istiyorum!</p>
</div>
<div></div>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SkFdLPxiADI/AAAAAAAAAGU/4_nwIUIhrb8/s1600-h/game_over.bmp"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350660280087085106" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 303px; height: 194px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SkFdLPxiADI/AAAAAAAAAGU/4_nwIUIhrb8/s320/game_over.bmp" border="0" alt="" /></a></p>
<div></div>
<p>Elif</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;bodytext=Birka%C3%A7%20hafta%20%C3%B6nce%20Bilgi%20%C3%9Cniversitesi%27ne%20%22Sermaye-Ulus-Devlet%27in%20%C3%96tesinde%3A%20Bast%C4%B1r%C4%B1lan%C4%B1n%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%22%20ba%C5%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20bir%20konferansla%20misafir%20olan%20modern%20Japon%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%C3%BC%20Kojin%20Karatani%27yi%20dinlemeye%20gittim.%20Kendisi%20Marksist-Anar%C5%9Fist%20bir%20d%C3%BC%C5'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;notes=Birka%C3%A7%20hafta%20%C3%B6nce%20Bilgi%20%C3%9Cniversitesi%27ne%20%22Sermaye-Ulus-Devlet%27in%20%C3%96tesinde%3A%20Bast%C4%B1r%C4%B1lan%C4%B1n%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%22%20ba%C5%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20bir%20konferansla%20misafir%20olan%20modern%20Japon%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%C3%BC%20Kojin%20Karatani%27yi%20dinlemeye%20gittim.%20Kendisi%20Marksist-Anar%C5%9Fist%20bir%20d%C3%BC%C5'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;t=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;annotation=Birka%C3%A7%20hafta%20%C3%B6nce%20Bilgi%20%C3%9Cniversitesi%27ne%20%22Sermaye-Ulus-Devlet%27in%20%C3%96tesinde%3A%20Bast%C4%B1r%C4%B1lan%C4%B1n%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%22%20ba%C5%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20bir%20konferansla%20misafir%20olan%20modern%20Japon%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%C3%BC%20Kojin%20Karatani%27yi%20dinlemeye%20gittim.%20Kendisi%20Marksist-Anar%C5%9Fist%20bir%20d%C3%BC%C5'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;title=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F06%2Fkojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html&amp;t=Kojin%20Karatani%20ve%20X%20fakt%C3%B6r%C3%BC%20%C3%BCzerine&amp;s=Birka%C3%A7%20hafta%20%C3%B6nce%20Bilgi%20%C3%9Cniversitesi%27ne%20%22Sermaye-Ulus-Devlet%27in%20%C3%96tesinde%3A%20Bast%C4%B1r%C4%B1lan%C4%B1n%20Geri%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%22%20ba%C5%9Fl%C4%B1kl%C4%B1%20bir%20konferansla%20misafir%20olan%20modern%20Japon%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%C3%BC%20Kojin%20Karatani%27yi%20dinlemeye%20gittim.%20Kendisi%20Marksist-Anar%C5%9Fist%20bir%20d%C3%BC%C5'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=97&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/kojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ilha das Flores/Çiçekler Adası</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/05/ilha-das-florescicekler-adas.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/05/ilha-das-florescicekler-adas.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/05/ilha-das-florescicekler-adasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Bay Suzuki, bir Japon. Brezilya&#8217;nın Porto Alegre eyaletindeki bir bahçede domates topluyor. Domates: insanların çeşitli biçimlerde yemek suretiyle tükettiği bir sebze. İnsan: Komplike zekaları, duyguları ve oynak eklemleriyle diğerlerinden ayrılan bir memeli türü. Japon: Beyaz tenli, çekik gözlü, düz saçlı bir insan türü. Bay Suzuki domatesleri yemek için toplamıyor, bir markete götürülüp diğer insanlara para [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335309862875952562" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 320px; height: 232px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SgrUDXdb9bI/AAAAAAAAAEg/IgCG_dGGegU/s320/ilhadasflores_poster.jpg" border="0" />
<div>
<div>
<div>Bay Suzuki, bir Japon. Brezilya&#8217;nın Porto Alegre eyaletindeki bir bahçede domates topluyor. Domates: insanların çeşitli biçimlerde yemek suretiyle tükettiği bir sebze. İnsan: Komplike zekaları, duyguları ve oynak eklemleriyle diğerlerinden ayrılan bir memeli türü. Japon: Beyaz tenli, çekik gözlü, düz saçlı bir insan türü. Bay Suzuki domatesleri yemek için toplamıyor, bir markete götürülüp diğer insanlara para karşılığı satılması için topluyor. Para: Modern insanın maddeyi değiş tokuş etmesini kolaylaştıran bir araç. </div>
</div>
<div></div>
<div>
<div></div>
<div>Bayan Anete evleri dolaşıp şişelenmiş parfümleri parayla değiş tokuş ediyor. Parfüm: Belli çiçek ve bitki özlerinden üretilen, hoş koku veren bir modern dünya yaratımı. Bayan Anete parfümü bitki özlerinden üretmiyor. Para karşılığı laboratuarlarda üretilmiş, fabrikalarda şişelenmiş parfümleri alıyor ve ev ev gezerek bu parfümleri satın aldığı paradan daha yüksek bir fiyata satıp kar ediyor ve markete gidip Bay Suzuki&#8217;nin yetiştirip para karşılığı sattığı domatesleri ailesine yemek pişirmek için satın alabiliyor. Kar: maddenin parayla değiş tokuşu sırasında cepte kalan artı değer. Katoliklerde kar günah sayılırdı, artık herkes kar etmek için yaşadığından günah sayılmıyor. Bayan Anete ailesi için yemek pişirirken çürük olan domatesleri çöpe atıyor. Ailesini çürümüş ve yeterince iyi olmayan besinlerle beslemek istemiyor. Çöp: Birikince kendi kendini yok edemeyen, kötü koku, bakteri ve hastalık saçan artık yiyecek, ambalaj, paket. Bir milyondan fazla insanın yaşadığı Porto Alegre&#8217;de günde 500 ton çöp çıkmakta ve her evden çıkan çöpün ortada kalıp kötü koku ve hastalık yaymasını kimse istemez. Bu yüzden çöpler rahatça kötü kokabilecekleri, bakteri ve hastalık saçabilecekleri uzak yerlere, mesela Porto Alegre&#8217;de Çiçekler Adasına gönderiliyor. </div>
<div>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SgrUneblyiI/AAAAAAAAAEw/g8iQcJJs5f4/s1600/Lagoa_comprida-Ilha_das_Flores.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335310483222546978" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 249px;" alt="" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SgrUneblyiI/AAAAAAAAAEw/g8iQcJJs5f4/s320/Lagoa_comprida-Ilha_das_Flores.jpg" border="0" /></a></div>
<div>Ada: Etrafı su ile sarılı kara parçası. Çiçek: Genellikle renkli ve kokulu olan, bitkilerin üreme organı. Bayan Anete&#8217;in karşılığında para kazanıp Bay Suzuki&#8217;nin yetiştirdiği domatesleri marketten almak için sattığı parfümler çiçek özlerinden üretilir. Çiçekler adasında çok az çiçek ama çok fazla çöp vardır. Tıpkı Bayan Anate&#8217;in ailesine yemek pişirmek için kullanmadığı çürük domates gibi. Bu domates Bayan Anete&#8217;in ailesini beslemek için çok iyi olmasa da bir domuzu beslemek için harikadır. Domuz: bir memeli; insandan farklı olarak gelişmiş bir zekası ve oynak eklemleri yoktur. Bu yüzden Çiçekler Adası&#8217;ndaki domuzların bir sahibi var. Kıvrak zekalı ve oynak eklemli bir insan. Bu sahip domuzları beslemek için para karşılığında, adadan bir arazi satın alır. Arazi: Etrafı çitlerle çevirili, dışarıdan kimselerin izinsiz giremediği özel mülk. Kendisi için çalışan işçiler, domuzları beslemek için adaya getirilmiş organik atıkları bu arazide toplar. Domuzların yiyemediği diğer atıklar ise adadaki diğer insanları beslemek için kullanılır. </div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SgrTt64gIoI/AAAAAAAAAEY/bntZz_kUTks/s1600/consumismo.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335309494427591298" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 207px;" alt="" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SgrTt64gIoI/AAAAAAAAAEY/bntZz_kUTks/s320/consumismo.jpg" border="0" /></a>Böylece Bay Suzuki&#8217;nin Porto Alegre&#8217;de toplayıp para karşılığında markete gönderdiği domates, marketin karı için Bayan Anete tarafından, çiçek özlerinden üretilmiş parfümleri satarak kazandığı parayla, satın alınıyor ve ailesi için pişirdiği yemekte çürük olduğu için kullanılmadığından diğer çöplerle birlikte Çiçekler Adası&#8217;na gönderiliyor; kıvrak zekalı ve oynak eklemli sahibi olan bir domuz tarafından yeniyor. Adanın diğer sakinleri ise kalan çöplerle beslenmek zorunda kalıyor.</p>
<p></div>
<div>-Ilha das Flores: Brezilya&#8217;dan, 1989 yapımı harika bir kısa film. Mutlaka youtube&#8217;e tünel kazınız, izleyiniz ve izletiniz. <a href="http://www.youtube.com/watch?v=0NdMjnFMj9g">http://www.youtube.com/watch?v=0NdMjnFMj9g</a> Türkçe altyazılı olanı da varmış, ben bulamadım ama bulan olursa yorum olarak paylaşsın. Google video ingilizce altyazili versiyonu:</p>
<p><embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.ca/googleplayer.swf?docid=8708446201833554343&amp;hl=en&amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"></embed></p>
</div>
<div></div>
<div></div>
<div>Elif</div>
</div>
</div>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;bodytext=Bay%20Suzuki%2C%20bir%20Japon.%20Brezilya%27n%C4%B1n%20Porto%20Alegre%20eyaletindeki%20bir%20bah%C3%A7ede%20domates%20topluyor.%20Domates%3A%20insanlar%C4%B1n%20%C3%A7e%C5%9Fitli%20bi%C3%A7imlerde%20yemek%20suretiyle%20t%C3%BCketti%C4%9Fi%20bir%20sebze.%20%C4%B0nsan%3A%20Komplike%20zekalar%C4%B1%2C%20duygular%C4%B1%20ve%20oynak%20eklemleriyle%20di%C4%9Ferlerinde'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;notes=Bay%20Suzuki%2C%20bir%20Japon.%20Brezilya%27n%C4%B1n%20Porto%20Alegre%20eyaletindeki%20bir%20bah%C3%A7ede%20domates%20topluyor.%20Domates%3A%20insanlar%C4%B1n%20%C3%A7e%C5%9Fitli%20bi%C3%A7imlerde%20yemek%20suretiyle%20t%C3%BCketti%C4%9Fi%20bir%20sebze.%20%C4%B0nsan%3A%20Komplike%20zekalar%C4%B1%2C%20duygular%C4%B1%20ve%20oynak%20eklemleriyle%20di%C4%9Ferlerinde'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;t=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;annotation=Bay%20Suzuki%2C%20bir%20Japon.%20Brezilya%27n%C4%B1n%20Porto%20Alegre%20eyaletindeki%20bir%20bah%C3%A7ede%20domates%20topluyor.%20Domates%3A%20insanlar%C4%B1n%20%C3%A7e%C5%9Fitli%20bi%C3%A7imlerde%20yemek%20suretiyle%20t%C3%BCketti%C4%9Fi%20bir%20sebze.%20%C4%B0nsan%3A%20Komplike%20zekalar%C4%B1%2C%20duygular%C4%B1%20ve%20oynak%20eklemleriyle%20di%C4%9Ferlerinde'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;title=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F05%2Filha-das-florescicekler-adas.html&amp;t=Ilha%20das%20Flores%2F%C3%87i%C3%A7ekler%20Adas%C4%B1&amp;s=Bay%20Suzuki%2C%20bir%20Japon.%20Brezilya%27n%C4%B1n%20Porto%20Alegre%20eyaletindeki%20bir%20bah%C3%A7ede%20domates%20topluyor.%20Domates%3A%20insanlar%C4%B1n%20%C3%A7e%C5%9Fitli%20bi%C3%A7imlerde%20yemek%20suretiyle%20t%C3%BCketti%C4%9Fi%20bir%20sebze.%20%C4%B0nsan%3A%20Komplike%20zekalar%C4%B1%2C%20duygular%C4%B1%20ve%20oynak%20eklemleriyle%20di%C4%9Ferlerinde'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=79&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/05/ilha-das-florescicekler-adas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obama Boyama: Şablon derdine son!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/sablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/sablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 22:57:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kayahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/04/obama-boyama-sablon-derdine-son.html</guid>
		<description><![CDATA[Amerika’nın Irak işgalinden sonra yıpranmış imajını değiştirecek yeni kahramanı(!) son sürümüyle piyasada. DC’nin çizgi roman karakterleri gibi genç, atletik, siyahi ve üstelik ismi de Hüseyin. Tüm özellikler bir arada. Son zamanlarda artan anti-amerikanizm dalgasını törpülemek için “değişim” sloganıyla çıkan Hüseyin’in seçim kampanyası da diğer çizgi romanların arasından kolayca seçilebilecek afililikte. Kampanyanın görselleri dönek sokak sanatçısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 415px; height: 310px;" src="http://www.35e17.com/images/photo_49f4a84dba929.jpg" alt="Şablon derdine son! Kes, yapıştır, boya!" /></p>
<p>Amerika’nın Irak işgalinden sonra yıpranmış imajını değiştirecek yeni kahramanı(!) son sürümüyle piyasada. DC’nin çizgi roman karakterleri gibi genç, atletik, siyahi ve üstelik ismi de Hüseyin. Tüm özellikler bir arada.</p>
<p>Son zamanlarda artan anti-amerikanizm dalgasını törpülemek için “değişim” sloganıyla çıkan Hüseyin’in seçim kampanyası da diğer çizgi romanların arasından kolayca seçilebilecek afililikte. Kampanyanın görselleri dönek sokak sanatçısı Shephard Fairey’in elinden çıkma. Epeydir “Obey the giant” in yaratıcısı Fairey, serigrafi çalışmalarında sovyetik görselleri taklit edip, imajların içini boşaltmakla meşgul. Hüseyin’in şutları için ortalar yapıyor.</p>
<p>Umutla havalara bakan Hüseyin görseli, tekrar tekrar kullanılarak Amerika’nın yeni markası olma yolunda. Bu yeni markanın reklam panolarında, gazetelerde, dergilerde görünür olması elbette yetmeyecek, yeni kahramanı çok seven ve nefret eden insanlar için de bu şablonumsu görseli çoğaltması, kesmesi biçmesi de kolay olacaktı. Kotu çocuk Bush’un vampirleştirilmesi, maymunlaştırılması, bin bir suratlaştırılması; hırsını aldığını zanneden spreyciler için bir aldatmaca aslında. Anti-Amerikan propagandanın yerini, Bush karşıtlığının alması Amerika’nın işine geliyor. Üzerine ne yapılırsa yapılsın bir anlamda Bush imajı çoğaltıldı ve zihinlere yerleştirildi. Şimdi Hüseyin görselleri şablonumsu yapısıyla kullanıma daha bir hazır.</p>
<p>Zombileştirilse bile sokağımda ne Bush’u ne de Hüseyin’i görmek istiyorum.</p>
<p>6 Nisan’da Hüseyin’in İstanbul’u ziyareti sırasında, boğaz köprüsündeki Greenpeace eyleminde aşağı sarkıtılan pankartta “Obama barış için iklimi kurtar” sloganı kullanıldı. Sloganın anlamsızlığına hiç bulaşmadan, pankarttaki bir diğer görselden bahsetmek gerek. Pankarttaki o tanıdık imaj, Hüseyin’in seçim kampanyasında kullandığı portre. Greenpeace’in kucakladığı yeni kahramana “kurtar bizi bu hayattan” talebi, anti-amerikan düşünceleri silme adına mı yapılıyordu yoksa? Dünyanın çeşitli yerlerine giden Hüseyin, beraberinde onu takip eden eylemcilerle benzer pankartlarla karşılanıyor. Yine ezberletilen görselimiz ve ricalar başrolde. Kotu çocuk gitti, Hüseyin geldi artık sevinci, yüksek yerlere çıkıp sallanmayı motive ediyor demek ki.</p>
<p>Bir taraftan usulca pasifleştirilen aktivistler tatlı su balığı kıvamında direniş gösterdiklerini zannediyor ve tatmin ediliyor, bir yandan da alttan alta başka propagandalar yapılıyor.</p>
<p>Ricada da bulunsan, küfür de etsen, boyama Hüseyin’i sokağıma, sallandırma pankartları. Nereye koşacağını bilmeden kaybolur insan, böyle koşacağına hiç koşma, gel bir çay söyliyim.</p>
<p><a href="http://www.35e17.com/">Kayahan Kaya</a></p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;bodytext=Amerika%E2%80%99n%C4%B1n%20Irak%20i%C5%9Fgalinden%20sonra%20y%C4%B1pranm%C4%B1%C5%9F%20imaj%C4%B1n%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirecek%20yeni%20kahraman%C4%B1%28%21%29%20son%20s%C3%BCr%C3%BCm%C3%BCyle%20piyasada.%20DC%E2%80%99nin%20%C3%A7izgi%20roman%20karakterleri%20gibi%20gen%C3%A7%2C%20atletik%2C%20siyahi%20ve%20%C3%BCstelik%20ismi%20de%20H%C3%BCseyin.%20T%C3%BCm%20%C3%B6zellikler%20bir%20arada.Son%20zama'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;notes=Amerika%E2%80%99n%C4%B1n%20Irak%20i%C5%9Fgalinden%20sonra%20y%C4%B1pranm%C4%B1%C5%9F%20imaj%C4%B1n%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirecek%20yeni%20kahraman%C4%B1%28%21%29%20son%20s%C3%BCr%C3%BCm%C3%BCyle%20piyasada.%20DC%E2%80%99nin%20%C3%A7izgi%20roman%20karakterleri%20gibi%20gen%C3%A7%2C%20atletik%2C%20siyahi%20ve%20%C3%BCstelik%20ismi%20de%20H%C3%BCseyin.%20T%C3%BCm%20%C3%B6zellikler%20bir%20arada.Son%20zama'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;t=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;annotation=Amerika%E2%80%99n%C4%B1n%20Irak%20i%C5%9Fgalinden%20sonra%20y%C4%B1pranm%C4%B1%C5%9F%20imaj%C4%B1n%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirecek%20yeni%20kahraman%C4%B1%28%21%29%20son%20s%C3%BCr%C3%BCm%C3%BCyle%20piyasada.%20DC%E2%80%99nin%20%C3%A7izgi%20roman%20karakterleri%20gibi%20gen%C3%A7%2C%20atletik%2C%20siyahi%20ve%20%C3%BCstelik%20ismi%20de%20H%C3%BCseyin.%20T%C3%BCm%20%C3%B6zellikler%20bir%20arada.Son%20zama'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;title=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fsablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html&amp;t=Obama%20Boyama%3A%20%C5%9Eablon%20derdine%20son%21&amp;s=Amerika%E2%80%99n%C4%B1n%20Irak%20i%C5%9Fgalinden%20sonra%20y%C4%B1pranm%C4%B1%C5%9F%20imaj%C4%B1n%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirecek%20yeni%20kahraman%C4%B1%28%21%29%20son%20s%C3%BCr%C3%BCm%C3%BCyle%20piyasada.%20DC%E2%80%99nin%20%C3%A7izgi%20roman%20karakterleri%20gibi%20gen%C3%A7%2C%20atletik%2C%20siyahi%20ve%20%C3%BCstelik%20ismi%20de%20H%C3%BCseyin.%20T%C3%BCm%20%C3%B6zellikler%20bir%20arada.Son%20zama'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=63&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/sablon-derdine-son-kes-yapstr-boya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zapatistalar: Biz yururken ogreniyoruz</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/kendi-tarihini-yazan-bir-halk.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/kendi-tarihini-yazan-bir-halk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 16:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/04/zapatistalar-biz-yururken-ogreniyoruz.html</guid>
		<description><![CDATA[Gecen haftalarda sosyolog Eylem Cagdas&#8217;in Zapatistalarla ilgili yazi dizisi Bianette yayinlandi. Olaki insanlik hali gozden kacirmisinizdir belki diye soyle ortaya toparlayayim dedim. Kendi Tarihini Yazan Bir Halk: Zapatistalar Halk hareketlerinin etkisizleştirildiği günümüzde, Zapatista hareketi büyüyebilen, sonuç alıcı temelde ilerleyebilen, benzerlerine oranla ciddi büyüklük ve kapsama sahip olan birkaç hareketten biri. Dolayısıyla onlardan öğrenecek çok şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gecen haftalarda sosyolog Eylem Cagdas&#8217;in Zapatistalarla ilgili yazi dizisi <a href="http://bianet.org/">Bianet</a>te yayinlandi. Olaki insanlik hali gozden kacirmisinizdir belki diye soyle ortaya toparlayayim dedim.</p>
<h2>Kendi Tarihini Yazan Bir Halk: Zapatistalar</h2>
<p><a href="http://bianet.org/resim/olcekle/7993/250/193" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bianet.org/resim/olcekle/7993/250/193" border="0" alt="" width="209" height="162" /></a>Halk hareketlerinin etkisizleştirildiği günümüzde, Zapatista hareketi büyüyebilen, sonuç alıcı temelde ilerleyebilen, benzerlerine oranla ciddi büyüklük ve kapsama sahip olan birkaç hareketten biri. Dolayısıyla onlardan öğrenecek çok şey var.</p>
<p>Yazinin tamamina <a href="http://bianet.org/biamag/biamag/kendi-tarihini-yazan-bir-halk-zapatistalar">buradan ulasabilirsiniz.</a></p>
<h2>Zapatistalar: &#8220;Salyangozun&#8221; Aşağıdan Yukarıya Demokrasisi</h2>
<p><a href="http://bianet.org/resim/olcekle/8121/300/226" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bianet.org/resim/olcekle/8121/300/226" border="0" alt="" width="199" height="132" /></a>Zapatistalar kendi içinde özerk bir dünya, dışı sert ama içi yumuşak, munis ama &#8220;cool&#8221;, yükünü sırtından taşıyan tenezzül etmeyen sevimli bir salyangoza benziyor.</p>
<p>Yazinin tamamina <a href="http://bianet.org/biamag/biamag/zapatistalar-salyangozun-asagidan-yukariya-demokrasi-yuruyusu">buradan ulasabilirsiniz</a>.</p>
<h2>Zapatistalarda Eğitim, Sağlık ve Tarım &#8220;Başka Türlü&#8221;</h2>
<p><a href="http://bianet.org/resim/olcekle/8187/300/199" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bianet.org/resim/olcekle/8187/300/199" border="0" alt="" width="186" height="123" /></a>Alternatif eğitim Chiapas&#8217;ta alternatif filan değil, eğitimin ta kendisi. Anayasası olarak da görülebilecek ilkeler metninde &#8220;sağlık hainlerin dahi hakkıdır&#8221; deniliyor. Ekonomiyi ayakta tutan da, Saint Crobel&#8217;in dağ eteklerinde yetişen kahve ve uluslararası dayanışma.</p>
<p>Yazinin tamamina <a href="http://bianet.org/bianet/biamag/zapatistalarda-egitim-saglik-ve-tarim-baska-turlu">buradan ulasabilirsiniz</a>.</p>
<p>NazIm</p>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;bodytext=Gecen%20haftalarda%20sosyolog%20Eylem%20Cagdas%27in%20Zapatistalarla%20ilgili%20yazi%20dizisi%20Bianette%20yayinlandi.%20Olaki%20insanlik%20hali%20gozden%20kacirmisinizdir%20belki%20diye%20soyle%20ortaya%20toparlayayim%20dedim.%0D%0AKendi%20Tarihini%20Yazan%20Bir%20Halk%3A%20Zapatistalar%0D%0AHalk%20hareketlerinin%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;notes=Gecen%20haftalarda%20sosyolog%20Eylem%20Cagdas%27in%20Zapatistalarla%20ilgili%20yazi%20dizisi%20Bianette%20yayinlandi.%20Olaki%20insanlik%20hali%20gozden%20kacirmisinizdir%20belki%20diye%20soyle%20ortaya%20toparlayayim%20dedim.%0D%0AKendi%20Tarihini%20Yazan%20Bir%20Halk%3A%20Zapatistalar%0D%0AHalk%20hareketlerinin%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;t=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;annotation=Gecen%20haftalarda%20sosyolog%20Eylem%20Cagdas%27in%20Zapatistalarla%20ilgili%20yazi%20dizisi%20Bianette%20yayinlandi.%20Olaki%20insanlik%20hali%20gozden%20kacirmisinizdir%20belki%20diye%20soyle%20ortaya%20toparlayayim%20dedim.%0D%0AKendi%20Tarihini%20Yazan%20Bir%20Halk%3A%20Zapatistalar%0D%0AHalk%20hareketlerinin%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;title=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fkendi-tarihini-yazan-bir-halk.html&amp;t=Zapatistalar%3A%20Biz%20yururken%20ogreniyoruz&amp;s=Gecen%20haftalarda%20sosyolog%20Eylem%20Cagdas%27in%20Zapatistalarla%20ilgili%20yazi%20dizisi%20Bianette%20yayinlandi.%20Olaki%20insanlik%20hali%20gozden%20kacirmisinizdir%20belki%20diye%20soyle%20ortaya%20toparlayayim%20dedim.%0D%0AKendi%20Tarihini%20Yazan%20Bir%20Halk%3A%20Zapatistalar%0D%0AHalk%20hareketlerinin%20'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=62&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/kendi-tarihini-yazan-bir-halk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Block NATO, Strasbourg Bölüm 2: Dünyayı yıkmalı mı, kurtarmalı mı acaba?</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/block-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/block-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 13:52:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://prensesemektuplar.com/2009/04/block-nato-strasbourg-bolum-2-dunyayi-yikmali-mi-kurtarmali-mi-acaba.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu dizinin daha yorumsal olan ikinci bölümünü yazmak için Strasbourg&#8217;daki Block NATO kampı ve eylemlerinin üstünden zaman geçmesi ve hazmetmem gerekiyordu. Üzerinden üç hafta geçti ve fikirler daha bir olgunlaştı kafamda, daha net sorular belirdi. O yüzden şimdi paylaşmaya karar verdim. Öncelikle, birinci bölümde anlattığım aktivist kampı ve benim deneyimlediğim NATO&#8217;nun doğumgünü eylemleri nasıl oldu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SfCICu-VxWI/AAAAAAAAAD0/82ljkt6bduM/s1600-h/GlobeOnFire.jpg"></a>Bu dizinin daha yorumsal olan ikinci bölümünü yazmak için Strasbourg&#8217;daki Block NATO kampı ve eylemlerinin üstünden zaman geçmesi ve hazmetmem gerekiyordu. Üzerinden üç hafta geçti ve fikirler daha bir olgunlaştı kafamda, daha net sorular belirdi. O yüzden şimdi paylaşmaya karar verdim.
<div>
<div>
<div>Öncelikle, <a href="http://prensesemektuplar.blogspot.com/2009/04/block-nato-strasbourg-bolum-1-soyle-tum.html">birinci bölümde</a> anlattığım aktivist kampı ve benim deneyimlediğim NATO&#8217;nun doğumgünü eylemleri nasıl oldu da basına benim anlattığımdan çok başka yansıdı? Ben mi her şeyi iyi göstermeye çalışıyorum yoksa basın mı aktivistleri kötülüyor? Aslında ikisi de doğru olabilir, yani tabi ki ben bir aktivist olarak daha iyi yansıtmaya çalışacağım olanları, ee uluslararası bağımsız olmayan medya da tabi ki sistem karşıtı kimseleri kötülemek isteyecek. Amma ve l<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SfCEvlencbI/AAAAAAAAADs/X7SoAQ5xq8U/s1600/ibis_burning.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327904312228540850" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 285px; height: 205px;" alt="" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/blogger/_Ug7QCT70fHs/SfCEvlencbI/AAAAAAAAADs/X7SoAQ5xq8U/s320/ibis_burning.jpg" border="0" /></a>akin bir takım yorumsuz gerçekler de var. Mesela 4 Nisan günü gerçekleşen büyük mitingde Ibis Otel ve gümrük binasının yakılması hadisesi. Medya bunu uyduruyor olamaz, ben de bunu sempatik göstermeye çalışamam. Zira kim olursanız olun (anarşist, demokrat, komünist, kapitalist, ev hanımı, bakkal çırağı), içinde canlıların bulunduğu bir yerin yandığını görmek hiç de sempatik olarak kabul edilebilecek bir şey değil. Bu kişiler arasındaki fark, bu &#8220;kötü&#8221; eylemin olası sonuçlarını yorumlama aşamasında ortaya çıkar. Zaten tartışılması gereken de eylemin kendisinden çok sonuçlarıdır. </div>
<p>
<div>Yeni sosyal hareketler (neo-liberal küreselleşme karşıtları, mesela G20, NATO karşıtı protestolar, iklim değişikliğine karşı küresel eylem günleri vs.) içerisindeki aktivistlerin mottosu, Brezilya halk şarkısından alınma &#8220;Başka bir dünya mümkün&#8221; sözü. Öyle değil mi? Bunu söyleyen bireylerin oturup düşünmesi gereken şey: dünyanın şu anda var olan neo-liberal düzen/sistem içerisinde evrilerek başka ve ideal bir hale gelmesi mümkün müdür; yoksa bu sistemin değişmesi mi gereklidir? Bunlardan herhangi bir tanesi doğrudur demek bana düşmez ve bence kimseye de düşmez çünkü gün post-modern, bireycilik anlayışı günü; herkes de oturup kendi yönünü yöntemini, idealini düşünme eğiliminde. </div>
<p>
<div>Strasbourg&#8217;daki &#8220;anarşistler&#8221; olarak medyaya ve tüm dünyaya yansıyan siyah giymiş çocukların bir çoğu (burada bir çoğu diyorum çünkü genellemek gerçekten zor, her grubun içinde küçük başka gruplar da var) çok genç, ve anarşizm felsefe ve kültüründen bahsetmekten çok kendilerini Black Bloc (Siyah Blok) olarak tanımlıyorlar. Esas Black Bloc hareketi 80&#8242;lerin Alman anarşist nükleer karşıtı eylemcilerinden gelir ve bu siyah kıyafetler, maskeler, botlar vs. hareketin başlangıcında otoriteler tarafından tanınmamak ve büyük bir kitle halinde, bağımsız, kendi içlerinde sosyal hiyerarşi olmadan hareket edebilmek için ortaya atılmıştır. Black Bloc aktivistleri şiddet kullanır çünkü 1980&#8242;ler Almanya&#8217;sında polisin nükleer karşıtı barışçıl aktivistlere şiddet kullanması ile hareket ivme kazanmış ve pasifistlerin şiddet kullanmaya karar vermesiyle sonuçlanmıştır.</div>
<div>Bu yeni, genç Black Bloc aktivistleri daha farklı tabi ki ve de bu çok anlaşılır. 2000&#8242;li yıllarda yaşıyoruz ve bu çocukların bir çoğu 80&#8242;li, 90&#8242;lı yıllarda doğup, dünyanın kapitalistleşmesi döneminde büyüdüler. Anarşist Punk akımının da modaya yansımasıyla siyah giyip, asker postalını geçirip &#8220;cool&#8221; oldular. 90&#8242;larda kapitalizmin yarattığı hızlı kentleşme sürecinde çarpık aile ilişkilerine sahip oldular. Sigara içtiler, alkol ve uyuşturucu kullandılar. Esasında bu çocuklar tam da bu karşı olduğumuz sistemin çocukları. Kızgınlar. Şiddet kullanmak istiyorlar çünkü hayatlarına karşı kızgınlar. Ailelerine, arkadaşlarına, köpeklerine, öğretmenlerine, süpermarketlere kızgınlar. Sistemin doğurduğu, büyüttüğü çocuklar şimdi sisteme karşı çıkmakta. Anarşist logosuyla yakıp yıkıyorlar ama anarşist olduklarından değil, sistemin çömekte olduğu noktada durduklarından (yine burada bahsettiğim kişiler Strasbourg kampında benim gözlemlediğim kişilerdir). </div>
<div></div>
<p>
<div>Hemen kampın ertesinde, bu medyaya yansıyanlara çok üzülmüştüm bir barış aktivisti olarak. Tüm emek, yapılan eylemler, hazırlıklar, kampta paylaşılan güzel şeyler böyle güme gitti, yine tüm dünya simsiyah maskeli kişilerin arkasında yanan binaları gördü diye. Ve daha çok da bu kişilerin bir çoğunun çok genç, sorumluluk almayan, kendi köpeklerine bile köle gibi eziyet eden bireyler olup anarşizm adı altında bir şeyler yapması beni üzmüştü. Zira anarşizm sorumluluk almadan, var olana alternatif yaratmadan, komünite içinde uyumlu yaşamadan olacak şey değildir. Ayrıca bir birey olarak ben, hayatımda şiddet görmek istemiyorum. Polisten şiddet görmek istemiyorum, başkalarına şiddet göstermek istemiyorum, şiddetin olduğu yerde bilincin var olmasının zor olduğunu düşünüyorum. Ama sonradan durup düşündükçe, bir kaç farklı görüşlü kişiyle paylaştıkça fark ettim ki bu olanlar çok doğal. Bu çocuklar kızgın ve bunu yakıp yıkıp göstermek istiyorlar (ha, sistem bu yaptıklarıyla bugün çökse yerine ne koyacaklarını, Coca Cola&#8217;sız, Marlboro&#8217;suz nasıl yaşayacaklarını bilemezler, orası ayrı). Polis de ajan provakatörlerini araya kaynatıp böyle bir şey olmasını istedi ki dünya polisin bu suçlulara karşı bir şey (ne bileyim biber gazı, gözyaşı bombası, plastik mermi, artık ne olursa) yapmasını desteklesin. Medya zaten mutlu, yanan binalar, gözyaşı içinde kıvranan aktivistler; harika fotoğraf fırsatı. </div>
<p>
<div>Peki sonuç ne? Sonucu henüz göremedik. Ama ben bu kişilerin anarşizm adı altına saklanıp bir takım eylemlerde bulunmasına üzüldüğümden bahsettiğimde bir arkadaşımın söylediği ve doğru olmasını çok umut ettiğim bir şey var. Kendisi dedi ki sen bu kişilerin eline anarşizm veya sistem akrşıtlığı ile ilgili kitap verip okutamazsın ama böyle böyle toplu aktivitelere katılım diğer, daha olgun ve bilgili, saygı duydukları kişilerle karşılaştıkça, eylemlerde deneyip yanıldıkca kendi eylemleriyle ilgili düşünüp daha sorumlu hale gelecekler. Ve mevcut sistemin nasıl bir mitoloji olduğunu fark edip yaratıcı eylemlerle bunu dünyaya göstermeye çalışacaklar. Neden olmasın?</div>
<p><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327904163797345986" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 318px; height: 223px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_Ug7QCT70fHs/SfCEm8h3JsI/AAAAAAAAADk/Q5Fn_vgM8kk/s320/clownies.jpg" border="0" />
<div>*<em>Not:</em> Bu kamp ve Black Bloc aktivistleriyle ilgili yazılmış güzel bir makale var ama İngilizce. Linkini yapıştırıyorum: <a href="http://www.afterdowningstreet.org/node/41534">http://www.afterdowningstreet.org/node/41534</a></div>
</div>
</div>
<div class='sociable'><span class='sociable-tagline'>Paylaş:</span><ul><li><a rel='nofollow'   href='http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;bodytext=Bu%20dizinin%20daha%20yorumsal%20olan%20ikinci%20b%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC%20yazmak%20i%C3%A7in%20Strasbourg%27daki%20Block%20NATO%20kamp%C4%B1%20ve%20eylemlerinin%20%C3%BCst%C3%BCnden%20zaman%20ge%C3%A7mesi%20ve%20hazmetmem%20gerekiyordu.%20%C3%9Czerinden%20%C3%BC%C3%A7%20hafta%20ge%C3%A7ti%20ve%20fikirler%20daha%20bir%20olgunla%C5%9Ft%C4%B1%20kafamda%2C%20daha%20net%20soru'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Digg' alt='Digg' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='StumbleUpon' alt='StumbleUpon' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;notes=Bu%20dizinin%20daha%20yorumsal%20olan%20ikinci%20b%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC%20yazmak%20i%C3%A7in%20Strasbourg%27daki%20Block%20NATO%20kamp%C4%B1%20ve%20eylemlerinin%20%C3%BCst%C3%BCnden%20zaman%20ge%C3%A7mesi%20ve%20hazmetmem%20gerekiyordu.%20%C3%9Czerinden%20%C3%BC%C3%A7%20hafta%20ge%C3%A7ti%20ve%20fikirler%20daha%20bir%20olgunla%C5%9Ft%C4%B1%20kafamda%2C%20daha%20net%20soru'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='del.icio.us' alt='del.icio.us' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;t=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Facebook' alt='Facebook' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://twitter.com/home?status=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Twitter' alt='Twitter' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;annotation=Bu%20dizinin%20daha%20yorumsal%20olan%20ikinci%20b%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC%20yazmak%20i%C3%A7in%20Strasbourg%27daki%20Block%20NATO%20kamp%C4%B1%20ve%20eylemlerinin%20%C3%BCst%C3%BCnden%20zaman%20ge%C3%A7mesi%20ve%20hazmetmem%20gerekiyordu.%20%C3%9Czerinden%20%C3%BC%C3%A7%20hafta%20ge%C3%A7ti%20ve%20fikirler%20daha%20bir%20olgunla%C5%9Ft%C4%B1%20kafamda%2C%20daha%20net%20soru'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Bookmarks' alt='Google Bookmarks' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='mailto:?subject=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='email' alt='email' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.friendfeed.com/share?title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='FriendFeed' alt='FriendFeed' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;title=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Google Buzz' alt='Google Buzz' /></a></li><li><a rel='nofollow'   href='http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2009%2F04%2Fblock-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html&amp;t=Block%20NATO%2C%20Strasbourg%20B%C3%B6l%C3%BCm%202%3A%20D%C3%BCnyay%C4%B1%20y%C4%B1kmal%C4%B1%20m%C4%B1%2C%20kurtarmal%C4%B1%20m%C4%B1%20acaba%3F&amp;s=Bu%20dizinin%20daha%20yorumsal%20olan%20ikinci%20b%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC%20yazmak%20i%C3%A7in%20Strasbourg%27daki%20Block%20NATO%20kamp%C4%B1%20ve%20eylemlerinin%20%C3%BCst%C3%BCnden%20zaman%20ge%C3%A7mesi%20ve%20hazmetmem%20gerekiyordu.%20%C3%9Czerinden%20%C3%BC%C3%A7%20hafta%20ge%C3%A7ti%20ve%20fikirler%20daha%20bir%20olgunla%C5%9Ft%C4%B1%20kafamda%2C%20daha%20net%20soru'><img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png' class='sociable-img sociable-hovers ' title='Tumblr' alt='Tumblr' /></a></li></ul></div><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=61&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2009/04/block-nato-strasbourg-bolum-2-dunyay.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
