Edebiyatın karanlık kahinleri: Aldous Huxley

“Vücut bulmuş her ruh yalızlığa mahkûmdur…” Aldous Huxley İnsanlığın yok oluşuna dair senaryolar ve teoriler üretmek sanatın hemen her alanına yayılmıştır. Sinema perdeleri, kitap sayfaları; anti ütopyalara ve bizlerin karanlık sonuna dair çarpıcı saptamalarla doludur. Yaşadığı dönemin sosyolojik yapısını son derece başarılı bir şekilde gözlemleyen bazı yazarların geleceğe dair neredeyse doğaüstü denilebilecek varsayımlarda bulunması... Devam...

Dinosauria, biz

Dinosauria, biz bu sekilde doğmuşuz bunun içine tebeşir yüzler gülümserken bayan ölüm gülerken asansörler bozulurken politika manzarası çözülürken bakkal çırağı kolej diplomasına kavuşurken yağlı balıklar yağlı avlarını tükürürken güneş maskelenirken biz bu şekilde doğmuşuz bunun içine deli saçması savaşların içine kırık fabrika camlı boşluk görüntülerinin içine kimsenin artık birbiriyle konuşmadığı barların içine bıçaklama... Devam...

Biçimsel Manipulasyon

Gök yüz tamamen kapatmış,yağmur bulutları ve mikro bir alana sığdırılmış olan bir mutluluk. Biçim. Biçimi manipule etmek, onu değiştirmek ve tekrar sunmak, başka bir formda ve sonra tekrar manipulasyon ve tekrar başka bir biçim. Nokta. Virgül, Ünlem! İki nokta üst üste: noktalı virgül; kısa çizgi- tırnak işareti” soru işareti? Bütün bunlara ihtiyaç var mı yani yağmur bulutları gök yüzünü kapladığında ama yine de bizler küçük küçücük... Devam...

Pis Moruk Bukowski

Prenses sana Bukowski’yi tanıştırmakta tereddüt ettim ne yalan söyleyeyim, daha genç yaşta bu alkolik bu berduş bu serseri bu kadın düşkünü bu ahlaksız bu pis morukla tanışıp ne yapıcaksın dedim? Ama sonra dayanamadım, tanışman lazım prenses, tanışman lazım, iki kadeh içki, bir kaç küfür, biraz kadınla bozulacaksan bozul o zaman, senden bi cacık olmazmış zaten. Ben Bukowski ile lise yıllarımda tanışmıştım. Babam birgün “Büyük... Devam...

Modern zamanlarda ‘Yolda’ olmak

“Benim icin sadece cilgin olanlar adamdir, yasamaya cilgin, konusmaya cilgin, kurtarilmaya cilgin, ayni zamanda herseyi arzulayan, hic bir zaman agzini bir karis acmayan veya siradan bir sey soylemeyen, ama yanan, yanan, muhtesem Romali bir mesale gibi yanan, yildizlara yayilmis orumcekler gibi yanan ve tam ortasinda merkezdeki mavi isigin patladigini gorursun ve herkes ovvvv! diye kopar…” Jack Kerouac 1957 yilinda Yolda adli bir solukta yazilmis romaninda... Devam...

An’ı yakalamak

Sabah, sekize çeyrek kala çalan alarmının sesiyle uyandı, cep telefonunun yanıp sönen ışıklarıyla göz göze gelmesi de aynı sıralardaydı. Taktiği biliyordu, en azından bunu öğrenmişti. İki kere yes tuşuna basması kendisini altı yedi saat ileriye ışınlıyordu. Hayatının altı saatini yaşamamak, bu gerçek özveriydi onun için. Yes tuşuna ardı ardına iki kere bastı, telefonda yazanları okumadan. Bu kısa anda hep ufak bir tereddüt yaşıyordu,... Devam...

Bugun beni aradin mi?

var so = new SWFObject("http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/mp3-player-plugin-for-wordpress/player_options/playerMini.swf", "mymovie", "73", "30", "7", "#FFFFFF"); so.addParam("wmode", "transparent") so.addVariable("autoPlay","no") so.addVariable("overColor","#1FBF26") so.addVariable("playerSkin","3") so.addVariable("soundPath","http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/bugunbeniaradinmi.mp3?var1=mp3/no") ... Devam...

Toza Sor

Bukowski’nin platonik aski John Fante’nin keyifli romani toza sor. Kitap hakkinda oyle uzun uzun yazip cizmeye gerek yok, bir paragraf bile Fante’nin ince ironisi ve anlatim dehasıni gostermeye yeter. kahramanımız 20 yaşında, yazar olmaya çalışan bir genç. şu ana kadar sadece bir hikayesi bir dergide basılmış. los angeles da,bir otel odasında tek başına yaşıyor. bir akşam avare avare dolaşırken bir kilisenin önüne geliyor: “kilisenin... Devam...

Son Surgun

orjinal adi le dernier exil olan muhtesem bir dragan babic romani son surgun. paris’in arka sokaklari, gettolari ve squattlarinda toplumdan sürgün edilmis olan marjinallerin, junkielerin ve anti-kahramanlarin yasamlarini anlatir. sadece topluma, devlet adi altindaki kurulu duzene ve toplumun kabul edilen yasam formlarina elestiri getirmekle kalmaz, orientalist triplerde hindistana gidip ot içmekten başka bir şey yapmayan turist-hippieleri, sehirlerin arka sokaklarinda... Devam...

Facebook

Get the Facebook Likebox Slider Pro for WordPress