Ara Beni Boya Beni

Evvel zaman içinde uzak diyarların birinde gerçeğin peşine düşen bir kral yaşarmış. Düşünüp taşındıktan sonra bir ferman yayınlayıp yalan söyleyen her kim olursa olsun asılacağını buyurmuş. Bunu duyan bir derviş kahkahalara boğulup ertesi gün ilk iş kralın sarayında soluğu almış. Kralın karşısına geçip “Bu yalanı söylediğim için beni bugün asacaksınız ” demiş. Kral tahtında bir sağa bir sola kaykılıp düşüncelere dalıvermiş.... Devam...

Sınır Tanımayan Lağımcıyım Beeeeen!

Kanlı klinik atıkları hastanenin önüne atarsan etrafta soteye yatan köpek onu yer. Avlunun ortasına sıçarsan sinek yapar. Atıksu kanalının üstünü kapamazsan sıtmadan kırılırsın. İç mekanların köşe kısımları tükürülmek ya da işenmek için tasarlanmış zulalar değildir. DDT bir parfüm cinsi değildir. Kime diyorum prenses? Seni hintli bir prensle evlendireli çok zamanlar geçti. Ama bu hintli abilere temel hijyen kurallarını öğretememişsin... Devam...

Japonya’da müzik hayat kurtarır mı?

Prenses seni de anlıyorum matematik falan adamı bayar haklısın, gençsin, hoplayıp zoplayasın var ama madem çılgın parti kızıymışsın Visual Kei ile tanışmanın tam vakti!… Dünyanın ikinci en büyük müzik endüstrisi Japon müzik endüstrisi. Böyle dev bir sektörde underground ve indie tarzların yükselmesi biraz zor. Visual Kei, Japonya’dan çıkan ve son yıllarda özellikle Latin Amerika’da ve Avrupa’da yaygın bir hayran kitlesi... Devam...

Hint Sinemasında Bir Türk Mağdur

Babaannemin evinin bahçesinde bitişikteki yazlık sinemaya açılan bir kapı vardı. Sinemacı Cemal Amca’nın dedemle dostluklarından dolayı o kapıyı iptal etmek sözkonusu bile olmamıştı. Yazın her haftasonu sinemaya beleş girişin yanı sıra; o sıralar pek revaçta olan gazoz kapağı biriktirmek konusundaki rekabette bizim mahallenin ön sıralarında olmamı sağlardı bu ayrıcalık. O günleri gazoz ve çekirdek kokusuyla hatırlıyorum. Yüzlerce kilo... Devam...

Saraswati Bayramı

(ya da Hintlinin hoparlör ile imtihanı) Sevgili Prenses Karlı İstanbul’dan güneşli Hint diyarına göçümün birinci haftasındayım. Bihar eyaletinin Hajipur şehrinde gürültüden kafamı yastıkların altına gömerek geçirdiğim gecelerin ardından ne oluyor lan dışarıda konulu araştırmamın sonuçlarını seninle de paylaşmak isterim. Meğersem ben Saraswati Bayramı denen çılgın kutlamanın kurbanıymışım. Allah jeneratör ve hoparlörü yaratırken... Devam...

Delilerin Rönesansı: Japonya

Memoirs of a geek-sha: And I’m still alive! —-varan 2—- Hiç hız kaybetmeden konuya geçen yazıda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Nerde kalmıştık? Hmm evet biz burda bu şekilde takılırken Japon yaşıtlarımız nerelerde, ne şekillerde takılıyor? Gyaru gal’lar: Kogal – GanGuro – Yamanba Klasik Kogal Serbest kıyafetli Kogal İyice zıvanadan çıkmış Kogal Kogallara “seksi liseli kızlar” diyebiliriz. Ama kogallar... Devam...

Hayallerin Gücü Adına!

“Secret” adıyla bir film türemişti bir aralar. Hatırlar mısın prenses? Kitabı da vardı hatta. Sır manasında yani. Bize hayatın sırrını açıklıyordu. Evet işte o hiç birşeyi yokken, bir anda holding sahibi olan, bir haftada istediği arabaya kavuşan, dilediği çanta kendine hediye edilen muhteşem insanların sırrını açıklıyoruz. Artık sizde istediğiniz ata, kata, yata sahip olabilir, para içinde yüzebilir, istediğiniz güzeli tavlayabilirsiniz.... Devam...

Modern Tokyo’nun Moda Savaşçıları

Baştan söyleyeyim, bu bir kaç parçaya bölünecek uzun bir yazı dizisi olacak. (Evet biliyorum ben bu sitenin Fidel Castro’suyum.) Bu uzun yazma meselesiyle ilgili hep bir takım güzellemeler duydum. Kısaca yazarlara tembihlenen şu: “İnternet kullanıcısının odaklanma süresi çok kısa olduğundan yazıları kısa ve öz tutmalıyız.” Yoksa.. yoksa.. kuş uçar, yaprak konar. Hepimiz onca koşturmacanın içinde kısa mesajlarla ve Facebook duvarlarıyla... Devam...

Film yıldızı, müzisyen ve 7.Dan Steven Seagal

Sevgili prenses, Bak sana bu sefer hayatımın dönüm noktalarından birine imzasını atmış bir mevzuyu anlatayım. 1999 yılı ve 19 yaşımdayken başlar her şey… Hacettepe Üniversitesi kantin muhabbetlerinde bir arkadaşım bana aralıklarla Aikido hakkında bir şeyler anlatırdı. Kıyafetler, selamlar, kılıçlar, hocanın tecrübeli öğrencileri yerden yere vurma hikayeleri. Ama ne yalan söyleyeyim beni pek cezbetmiyordu. Asıl ilginç olansa bu hikayelere... Devam...

Facebook

Powered by Facebook Likebox Slider for WordPress