<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prensese Mektuplar &#187; aktivizm</title>
	<atom:link href="http://www.prensesemektuplar.com/category/aktivizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prensesemektuplar.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 15:14:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>var olabilmek için işgal!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2012/01/var-olabilmek-icin-isgal.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2012/01/var-olabilmek-icin-isgal.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 10:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[Anonim]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[David Graeber]]></category>
		<category><![CDATA[Indignados]]></category>
		<category><![CDATA[OWS]]></category>
		<category><![CDATA[we are 99%]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=5431</guid>
		<description><![CDATA[İnsan bazen tek başınayken varlığının yaşadığı toplumda epey değersiz, arzuladığı ve istediği biçimdeki hayatın &#8220;diğerleri&#8221;  için epey önemsiz olduğunu düşünür de sesini çıkartıp &#8220;ama ben böyle olsun istemiyorum ki&#8230;&#8221; demesi kolay olmaz. Ancak bu hissini &#8220;diğerleri&#8221;yle paylaştığında önemsendiğini ve &#8220;diğerleri&#8221;nin de kendisi gibi hissettiğini gördüğünde cesaret alır, özgür iradesinin kendisinde bulunan en basit yaşam hakkı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/Time-Magazines-Person-of-the-Year-Protesters.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-5437" title="Time-Magazines-Person-of-the-Year-Protesters" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/Time-Magazines-Person-of-the-Year-Protesters-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>İnsan bazen tek başınayken varlığının yaşadığı toplumda epey değersiz, arzuladığı ve istediği biçimdeki hayatın &#8220;diğerleri&#8221;  için epey önemsiz olduğunu düşünür de sesini çıkartıp &#8220;ama ben böyle olsun istemiyorum ki&#8230;&#8221; demesi kolay olmaz. Ancak bu hissini &#8220;diğerleri&#8221;yle paylaştığında önemsendiğini ve &#8220;diğerleri&#8221;nin de kendisi gibi hissettiğini gördüğünde cesaret alır, özgür iradesinin kendisinde bulunan en basit yaşam hakkı olduğunu fark eder ve harekete geçip gereken neyse, ne pahasına olursa olsun, denemek ister. Hele bir de bu &#8220;diğerleri&#8221; değişimin gerekliliğini damarlarında hisseden 3-5 kişi değil de aynı toplumda yaşayan binlerce, aynı gezegende yaşayan yüz binlerce kişiyse, değişim zaten başlamıştır bile.</p>
<p>2011 epey acayip bir yıldı, Prenses. Sana uzunca bir  zamandır yazmıyorsam inan istemediğimden veya paylaşacak şey bulamadığımdan değil de bildiğin apıştım kaldım dünya gündemi içindeki kendi gündemimde. Sabahları radyoyu açmaya Lost&#8217;un bir sonraki bölümünü izleyecekmişim gibi gidiyorum, Prenses, hakkaten. Sanırım geçtiğimiz yılın uygarlık tarihinde uygarlıkla ilgili çok tuhaf ve bir o kadar da basit sorular çıkartan yegane yıl oldugu konusunda hemfikiriz. Ergenlikteki varoluş krizinin toplumsal türevi gibi bir yıl&#8230; Bitmek bilmeyen değişim gerekliliği sancılarının, doğurduğu bir yıl&#8230; Yalnızlaşan, sessizleşen, adapte olan bireylerin yalnız, sessiz ve adapte olmak istemediklerini duyurduğu bir yıl&#8230; Ağzımıza pelesenk olan <em>&#8220;demokrasi&#8221;</em>nin gerçekte hiç bir zaman var olmadığını her bir gezegen sakininin fark ettiği bir yıl&#8230; 10 yıl önce eylem kelimesi ağza alınamazken, yıl sonunda &#8220;eylemci&#8221;nin Time dergisine kapak olduğu bir yıl&#8230; Geri dönüşü olmayan değişim, öze dönüşüm ateşinin nihayet el yakmaya başladığı bir yıl&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Modern Demokrasi: &#8220;Liberal Kapitalizm&#8221;</strong></span></p>
<p>Geçtiğimiz Mart ayında Brüksel&#8217;e gelen Noam Chomsky, bugünün modern demokrasisini yani liberal kapitalizmini norm olarak kabul eden bizlere önemli ve çok basit  bir gerçeği hatırlattı: &#8220;İnsan haklarından bahsederken, son 50 yılda insanlığın nasıl büyük adımlar attığını unutmamak lazım. Bundan 50 yıl önce siyahiler, eşcinseller, şamanizm ve mistisizme ilgi duyanlar bırak kimliklerini kabul ettirmek, insandan bile sayılmazken bugün inanç, ırk, cinsel tercih yüzünden ayrımcılık yapan iş verenler yüksek mahkemelerde yargılanıyor, dünyanın bir çok ülkesinde binlerce kişinin katıldığı Gay Pride&#8217;lar (Eşcinsel Gurur Yürüyüşleri) düzenleniyor, şaman ve mistiklerle tanışmak için insanlar dünyanın öbür ucuna yolculuk ediyor. Peki neden mutlu değiliz?&#8221;</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/chomsky.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-5443" title="chomsky" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/chomsky.jpg" alt="" width="279" height="181" /></a>Bu basit soruya, başka bir soru yöneltelim: Chomsky dede, söyle bize gerçek anlamıyla demokrasi hiç var oldu mu gezegenimizde? Bence olmadı, o yüzden olmuş gibi davranmayı bırakalım öncelikle. Olmadı; ama uygarlık denilen şey içinde çıkan her soruna karşılık çözüm bulmaya çalışan bireyler sayesinde bir şeye evrildi. 68 kuşağı sayesinde insan hakları ,eşitlik, özgür irade, cinsel özgürlük kavramları ortaya çıktı. Sonra bu kavramlar manipüle edilip tarih içinde içi boşaltılmış ideolojilere oturtuldu (yani komünizm), sonra da bu ideolojiyi savunduğunu söyleyen SSCB ve Doğu Almanya&#8217;nın ortadan kalkmasıyla havada bırakıldı. Kavram dediğin havada kalır mı? Kalmaz. O zaman halihazırda mevcut olan tek yönetim  sistemi ve ekonomik düzen olan liberal kapitalizme oturtuldu. İsmi de demokrasi kondu.</p>
<p>Peki bir topluma parayla mutluluk gelir mi? Valla belki de gelir ama bunun cevabını verebilmek için aynı anda aynı toplumdaki insanların aynı orandaki paraya sahip olması gerekiyor. Bu sahip olduğu paranın borç veya yardım olarak değil de bir şeyin değiş tokuşu olarak gelmesi gerekiyor. Bu değiş tokuş karşılığında alacağı paranın değerinin, değiş tokuşu gerçekleştiren tarafından belirlenmesi gerekiyor. Bu şartlar sağlanmadığı sürece, paranın toplumdaki yeri gibi zırvaları tartışmak entellektüel saçmalamadan öteye gitmeyecektir.</p>
<p>Evet, bugün gerçeği öğrendik sevgili <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/edebiyatin-karanlik-kahinleri-aldous-huxley.html">Aldous Huxley</a> ve gerçek bizi delirtiyor&#8230; Delirtmek derken, kafaya huni takıp kendi kendine konuşarak araba direksiyonuyla mahallede turlamaktan bahsetmiyorum ama ben. Esasında kaybedecek bir şeyi olmadığını fark eden basit insanların, kaybedecek epey çok şeyi olanlara iki kere düşünmeden özgür iradenin ne olduğunu göstermesinden bahsediyorum. Öyle bir delirdik ki esasında yalnızca değişim istiyoruz, basitçe değerlerden bahsediyoruz, gidenin arkasından neyin geleceğine kafa bile yormadan örgütlenme biçimimizle aslında neyin olmamasını istediğimizi gösteriyoruz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>İşgal: &#8220;Indignados&#8221; + &#8220;Occupy Wall Street&#8221;</strong></span></p>
<p>2011 Ocak ayında Katalonya ve Bask Ülkesinde ekonomik kriz ve dengesiz gelir dağılımına karşı gerçekleştirilen genel grevle başlayan Indignados (indignants, les indignés<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/adbusters_occupy-wall-street1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-5439" title="adbusters_occupy-wall-street" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/adbusters_occupy-wall-street1-198x300.jpg" alt="" width="198" height="300" /></a> veyaTürkçe&#8217;de bıkkınlar) hareketi, işgal yöntemiyle protesto biçimiyle Mayıs ayında İspanya&#8217;nın dört bir yanına ve aynı zamanda <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/atina-isyanda.html">Yunanistan başta</a> olmak üzere bir çok Avrupa ülkesine yayıldı.  Avrupa&#8217;daki ekonomik kriz üzerinden işsizlik, zenginin zenginleşmesi, orta sınıf ve aşağısındaki katmanların olduğundan bir alt katmana inmesiyle, bütün bu düzenden BIK-TIK diyen Avrupa&#8217;nın her bir yerindeki milyonlarca kişi toplumsal alanların işgaliyle &#8220;bizim birbirimizden başka kimsemiz yok esasında; devlet baba, hükümet ana fasa fiso&#8221; gerçeğini gözümüze soktu. Bu işgaller yalnızca bir alana el konulması olarak gerçekleşmedi de işgalci grupların aralarında organize olmasıyla kendi kendine yeter toplulukların, merkeziyetçilikten uzakta nasıl yaşayıp iş çıkartabileceğini ele güne duyurması halinde gerçekleşti.</p>
<p>Arap Baharı&#8217;ndan ilham alan bıkkınlar, Occupy Wall Street (OWS) hareketine ilham vererek <a href="http://howtooccupy.org/">taze deneyimleri</a>ni paylaştı. Ve Eylül 2011&#8242;de Manhattan&#8217;daki Wall Street binasının bulunduğu Özgürlük Meydanı&#8217;nda binlerce Amerika&#8217;lı bıkkın toplanarak Avrupa ve daha az gelişmiş ülkelerdeki eylemcilere bir selam çakarken &#8220;Sorunun başladığı yeri işgal ediyoruz, yanınızdayız!&#8221; mesajını gönderdi. Hareket anında Amerika&#8217;nın 100&#8242;den fazla kentiyle birlikte dünyanın bir çok yerine yayıldı. Sloganları: &#8220;dünyada güce sahip olan %1&#8242;in karşısındaki %99&#8242;uzuz!&#8221; Sloganı bulan da Amerika&#8217;lı tanınmış anarşist antropolog, <a href="http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2011/11/2011112872835904508.html">David Graeber</a>.</p>
<p>İngilizce&#8217;n idare ederse Prenses, Occupy Wall Street&#8217;in <a href="http://occupywallst.org/forum/">web sayfasındaki forum kısmı</a>na arada sırada bakmanı öneririm. Herkesin girip, okuyup, yöntem, amaçlar, örgütlenme vesaire gibi konuları tartışabileceği forumda epey ilginç tartışmalar ortaya çıkıyor bazen.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Sabotaj: &#8220;Anonim&#8221;</strong></span></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/800px-Anonymous_at_Scientology_in_Los_Angeles.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-5440" title="800px-Anonymous_at_Scientology_in_Los_Angeles" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/800px-Anonymous_at_Scientology_in_Los_Angeles-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>2003&#8242;ten beri aktif, siber sabotaj hayatına devam eden <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/05/anonim-intifada-dijital-itaatsizlik.html">Anonim hareketi</a>, 2011&#8242;de dijital itaatsizlik yöntemiyle sokağa çıkanlara ya da korkup çıkamayanlara destek ve umut verdi. Wiki Leaks&#8217;in yanında durarak %1&#8242;i korkuttu. Korkutma sebebi bu hacker arkadaşların dünyanın dört bir yanında,<br />
kimliklerinin belirsiz ve amaçlarının simultane siber ataklarla kaos yaratmak olması. Ulaştırma bakanlığı sansürleyeceğiz mi dedi, Anonim devreye girer, web sayfasını bloke eder ve altını basın açıklamasıyla doldurur. Mısır&#8217;daki halk ayaklanması başlar başlamaz Anonim devreye girer ve Mubarak indirilene kadar hükümet web sayfasını bloke eder. Wikileaks&#8217;ten sızan Tunus Devrimi belgesine sansür koyan Tunus hükümeti de Anonim sabotajıyla karşılaşmak durumundadır. Tunus&#8217;da halk ayaklanmaları devam ederken, Anonim&#8217;i temsil eden birisi Tunus hükümetinin çöktüğünü, hükümet web sayfasından anons eder. İspanya polisi, siber eylemci olduğundan şüphelendiği üç kişiyi tutuklayınca kendini siber eylem kurbanı bulur, internet siteleri Anonim tarafından bir gün kadar bloke edilir.</p>
<p>Tavrı, yöntemi, soğukkanlılığı ve kötü adamları ürkütücüğüyle sessiz sedasız yürüyen Anonim hareketine şapka çıkarıyorum huzurunda, Prenses.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Devrim: &#8220;Arap Baharı&#8221; </strong></span></p>
<p>İşgal hareketlerine ilham veren Arap Baharı, OWS ve Indignados&#8217;dan farklı olarak ekonomik kriz yüzünden başlamadı da başlarındaki diktatörler ve çakma kabinelerinden kurtulmak için başladı. Tunus&#8217;daki limon satıcısı Mohamed Bouazizi&#8217;nin paramiliter bürokrasisinde yıllardır süründürülmesinden bıkıp kendini tinerle cayır cayır yakmasıyla ateş aldı Arap baharı. &#8220;Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanıklar aydınlığa?&#8221; dediydi ya Nazım Hikmet, işte Araplar da dedi ki: &#8220;tek tek kardeşlerimizin yanmasıyla, karanlıkların ortaya çıkacağı yok. Biz en iyisi tek vücut, tek yürek olalım, yanarsak birlikte yanalım&#8221;.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/arab_spring.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5441" title="arab_spring" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2012/01/arab_spring-300x176.jpg" alt="" width="300" height="176" /></a>Bir çoğu rantiye devleti yani üreterek değil de doğal kaynaklarını satarak zenginleşen ve zenginliğin çoğunu kendi sülalesine yediren diktatörler tarafından yönetilen Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çıktı Arap Baharı. Dünya petrol üretiminin %90&#8242;ının bu bölgede gerçekleştiğini düşünürsek, diktatörlük yönetim biçiminin bir tesadüf olmadığını kavramamız zor olmaz Prenses. Bu diktatörlerin tesadüfen değil de belli başlı petrol müşterisi ülkeler tarafından başa getirildiğini de&#8230; Hemen &#8220;hadi len, komplo teoricisi&#8221; diye atlama, yıllardır öyle atladık meğer hepsi gerçekmiş. Bilim kurgu filmlerine palavra dedik, NATO&#8217;nun robot savaş uçakları gitti &#8220;yanlışlıkla&#8221; Pakistan&#8217;ı vurdu, Türkiye&#8217;ninkiler gitti sınırdaki Kürtleri vurdu. O yüzden aç gözlerini, kulaklarını!</p>
<p>Arap Baharı hepimize bir umut ve ilham verdiyse de kanlı diktatörlüklere kafa tutmak kolay iş değil, Prenses. <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2011/04/bir-varmis-bir-yokmus.html">Çok kişi öldü</a> ve Suriye&#8217;de hala ölmekte&#8230;</p>
<p>Umut veren ise Arap halkının bundan sonra diktatörlüğe ve benzeri herhangi bir dayatmaya pabuç bırakmayacağı. Mesela iki hafta önce Mısır&#8217;daki eylemciler  &#8221;Ne Mubarak, ne Müslüman kardeşler. Halkın gücü, halkta artık!&#8221; yazılı bir pankart açtılar. Ve mücadele devam ediyor&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Değişime giden yol </strong></span></p>
<p>Bu hareketlerin hepsi şiddetsiz ve doğrudan demokrasi yöntemiyle internetteki sosyal ağları kullanarak organize oldular. Birbirlerinden destek ve ilham aldılar. Arap, Amerika&#8217;lı, Yunan, İspanyol ve her yerdeki,  her basit insanın aynı küresel sistemin kölesi olmaya itildiğini gösterdiler. Ajitasyon yapmadan sivil itaatsizlikle başlamak gerektiğini gördüler.</p>
<p>Değişime ön ayak olan, kaybedecek hiç bir şeyi olmayan herkese teşekkürler!</p>
<p>Dipnot: Hatırlarsan Kojin Karatani abimiz &#8220;<a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/kojin-karatani-ve-x-faktoru-uzerine.html">Ezilenin dönüşü ve X faktörü</a>&#8220;nden bahsetmişti. Yalan söylemiyormuş&#8230;</p>
<p>İyi seneler!</p>
<p><span style="font-size: 11px;"><br />
</span></p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;bodytext=%C4%B0nsan%20bazen%20tek%20ba%C5%9F%C4%B1nayken%20varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20toplumda%20epey%20de%C4%9Fersiz%2C%20arzulad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20istedi%C4%9Fi%20bi%C3%A7imdeki%20hayat%C4%B1n%20%22di%C4%9Ferleri%22%20%C2%A0i%C3%A7in%20epey%20%C3%B6nemsiz%20oldu%C4%9Funu%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%20de%20sesini%20%C3%A7%C4%B1kart%C4%B1p%20%22ama%20ben%20b%C3%B6yle%20olsun%20istemiyorum%20ki...%22%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;notes=%C4%B0nsan%20bazen%20tek%20ba%C5%9F%C4%B1nayken%20varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20toplumda%20epey%20de%C4%9Fersiz%2C%20arzulad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20istedi%C4%9Fi%20bi%C3%A7imdeki%20hayat%C4%B1n%20%22di%C4%9Ferleri%22%20%C2%A0i%C3%A7in%20epey%20%C3%B6nemsiz%20oldu%C4%9Funu%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%20de%20sesini%20%C3%A7%C4%B1kart%C4%B1p%20%22ama%20ben%20b%C3%B6yle%20olsun%20istemiyorum%20ki...%22%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;t=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;annotation=%C4%B0nsan%20bazen%20tek%20ba%C5%9F%C4%B1nayken%20varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20toplumda%20epey%20de%C4%9Fersiz%2C%20arzulad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20istedi%C4%9Fi%20bi%C3%A7imdeki%20hayat%C4%B1n%20%22di%C4%9Ferleri%22%20%C2%A0i%C3%A7in%20epey%20%C3%B6nemsiz%20oldu%C4%9Funu%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%20de%20sesini%20%C3%A7%C4%B1kart%C4%B1p%20%22ama%20ben%20b%C3%B6yle%20olsun%20istemiyorum%20ki...%22%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;title=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2012%2F01%2Fvar-olabilmek-icin-isgal.html&amp;t=var%20olabilmek%20i%C3%A7in%20i%C5%9Fgal%21%20&amp;s=%C4%B0nsan%20bazen%20tek%20ba%C5%9F%C4%B1nayken%20varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1n%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20toplumda%20epey%20de%C4%9Fersiz%2C%20arzulad%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20ve%20istedi%C4%9Fi%20bi%C3%A7imdeki%20hayat%C4%B1n%20%22di%C4%9Ferleri%22%20%C2%A0i%C3%A7in%20epey%20%C3%B6nemsiz%20oldu%C4%9Funu%20d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%20de%20sesini%20%C3%A7%C4%B1kart%C4%B1p%20%22ama%20ben%20b%C3%B6yle%20olsun%20istemiyorum%20ki...%22%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=5431&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2012/01/var-olabilmek-icin-isgal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açgözlü Vendettalar</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[isyan]]></category>
		<category><![CDATA[kundaklama]]></category>
		<category><![CDATA[londra olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Duggan]]></category>
		<category><![CDATA[totenham]]></category>
		<category><![CDATA[yağma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=5185</guid>
		<description><![CDATA[Açın gözü açılınca adı açgözlü oluyor zenginin lugatında. Daha fazla iste! Daha fazla tüket sloganlı tüketim toplumu kendini açgözlü olarak niteleyecek değil ya. Onlar oyunu kurallarıyla oynuyor. Oyun dışı kalan fakirler, itilmişler ve kakılmışlar kuralsızca daha fazlasını istediğinde açgözlü oluverirler. Terbiye edilmeleri gerekir nemelazım. Konumuz ingilterede çığrından çıkan şiddet olayları.Olaylar, 29 yaşındaki Mark Duggan isimli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açın gözü açılınca adı açgözlü oluyor zenginin lugatında. Daha fazla iste! Daha fazla tüket sloganlı tüketim toplumu kendini açgözlü olarak niteleyecek değil ya. Onlar oyunu kurallarıyla oynuyor. Oyun dışı kalan fakirler, itilmişler ve kakılmışlar kuralsızca daha fazlasını istediğinde açgözlü oluverirler. Terbiye edilmeleri gerekir nemelazım.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-5189" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/london-on-fire-265x300.jpg" alt="" width="265" height="300" /></p>
<p>Konumuz ingilterede çığrından çıkan şiddet olayları.Olaylar, 29 yaşındaki Mark Duggan isimli siyahi bir kişinin Tottenham semtinde geçen hafta polis tarafından vurularak öldürülmesiyle başlamıştı. Sonrasında bir çok kente yayılan olaylarda yağmalama ve kundaklamalarla halk sokağa çıkamaz hale geldi. Bir süre sonra da asayiş tekrar sağlandı. Dükkanlarını savunan 3 pakistanlının yağmacılarca öldürülmesi de işleri daha da karmaşık hale getirmişti. Irkçı polis şiddetini protesto gösterilerinin, fırsatçı sokak çeteleri tarafından kötüye kullanıldığı yorumunu yapmış ingiliz başbakanı. Ülke genelinde 1500 kişi gözaltına alınırken 11-12 yaşında çocukları da içeren yağmacı güruhun çoğunlukla gettolarda yaşayan işsiz genç ergen nüfus olduğu biliniyor.</p>
<p>Bütün bu olaylar ingiltere genelinde insanları evlerinden çıkmaya korkar hale getirdi. Korkunun yanı sıra ölçüsüz, ideolojisiz ve ayrım gözetmeyen şiddetle terörize edilmiş bir durumda ingiliz toplumu. Bütün bu şiddetin “yoldan çıkmış gençlik” tarafından amaçsızca gerçekleştirilmiş olması kamuoyu gözünde her türlü meşruiyeti ortadan kaldırıyor. Olayları tamamiyle kabul edilemez bulan bir görüş hakim benim anladığım kadarıyla. Konuya ilişkin her türlü sosyopolitik analiz çabası, “bu benim de başıma gelebilirdi” ruh haliyle gölgelenmiş durumda.</p>
<p>İdeolojisiz olduğu iddia edilen genç kitlelerin; aslen korku içindeki ingiliz orta sınıfı ile aynı ideolojiyi paylaştığını iddia etmek hiç de abartı kaçmaz diye düşünüyorum. Açgözlülüğü gücün kurallarına bağlayan kapitalist ideolojiden bahsediyorum. Açgözlülüğün tek ideolojik değer olduğu bir toplumu küreselleşmiş dünya vatandaşları içselleştireli çok zaman geçti. Güce sahip olanların dolaylı kanallarla ekonomik şiddetini zayıflar üzerine yönlendirmesi ve daha çok kazanması üzerine kurulu asimetrik bir düzenden bahsediyorum. O yüzden şimdi orta sınıfın açgözlülüğe entegre olmuş hiç bir üyesi çıkıp da “kayıtsız şartsız açgözlülüğün” değer olarak yoksul gençler tarafından sahiplenilmesine ağlamasın derim.</p>
<p>Ben bu üzücü yağma ve ölüm olaylarının arkasında küresel kapitalizme karşı bir umut ışığı görüyorum ilk defa. Ne yaptığını bilmeyen kalabalıkların yağmasını küreselleşme karşıtı bir eylem olarak sunacak değilim. Tam tersine kapitalist değer sisteminin kendi içine patlaması olarak görüyorum gerçekleşenleri. solcu taklidi yapmaktan olabildiğince kaçınarak resmi gördüğüm yerden anlatmaya çalışayım. Endüstri çağı avrupası, toplumsal şiddetin yoğun olduğu, insan hakları kavramlarının ufukta görünmediği, gelir dağılımındaki uçurumun derinleştiği dengesiz bir yerdi. Ürettiklerini tüketecek bir kitleye ihtiyaç duyan kapitalistler de refahı paylaşarak zenginliklerini daha da arttırabileceklerini keşfettiler.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/0004dc64-640.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5187" title="0004dc64-640" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/0004dc64-640.jpg" alt="" width="562" height="316" /></a></p>
<p>Bu vesileyle batılı refah toplumları da ilk refah toplumları olarak karşımıza çıktılar. İşçi haklarının, insan haklarının, demokrasinin, asgari ücretin, sosyal devletin güçlü olduğu bir yapıdan bahsediyorum. Bütün bunların sus payı olduğu gören gözler tarafından çabucak anlaşıldı. Refaha ortak olan avrupalı işçi, bu refahın bedelini kimin ödediğine dönüp bakma ihtiyacı hissetmedi. O bedeli çok uzaklarda sömürülen üçüncü dünya ülkeleri, Çin, Hindistan, Afrikanın, Güney Amerika ve Asya’nın sanayileştirilen köylüleri, köleleri ödüyorlardı onlar adına. Gözlerden çok uzakta yaşanan toplumsal şiddet, sosyal bozulma, darbeler ve savaşlarla, batı toplumunun polis ve istihbarat güçleri olan biteni batının refahına toz kondurmadan hallediveriyordu.</p>
<p>Hammadde pazarları genişledikçe üretim arttı da arttı. Üretim fazlası mallar stokları şişirdikçe krizler geldi. Sonra bu malları satın alacak refah toplumu da yavaş yavaş genişlemeye başladı. Bu da dünyanın bir yerlerinde birilerinin çok daha pis sömürüleceği anlamına geliyordu. Dünya kaynaklarının yağmalanacağı ve gezegenin artık kontrol edilemez bir yağmaya maruz bırakılacağını müjdeliyordu.</p>
<p>Bilgisayarımızdan, televizyonumuzdan ve sahip olduğumuz hiçbir şeyden vazgeçmeye razı olmayan biz orta sınıf mensubu suç ortakları, dünyanın her yanında bu yağmaya utangaçça sırtımızı döndük. Sahip olduklarımızdan vazgeçmeye hiç niyetimiz yoktu. Hatta mümkünse daha çoğunu istiyorduk. Zaten azıcık şeyimiz vardı.</p>
<p>Birisi akılsızca, ideolojisizce, açgözlüce bir yağmadan mı bahsetti? Bu yağma küresel ölçekte her gün devam ediyor. Bu yağmanın en büyük suç ortakları da evlerinde ve dezenfekte şehirlerinde huzurla yaşayıp tüketen orta sınıf. Onlara sorsanız çokuluslu şirketleri suçlayıp gençlik çağlarında katıldıkları küreselleşme karşıtı gösterilerle vicdanlarını rahatlattıktan sonra kariyerlerine en tatlı şirketten başlayıverirler. Sonra bu açgözlü yağma kültürü, daha fazla tüketme, daha fazla kazanma döngüsü herhangi bir ahlaki kriter tanımadan temel kültürel model haline gelir. Tartşılmaz gerçeklik. İşte bu tartışılmaz gerçeklik, açgözlülük kültürüne doğan nesiller, bu açgözlülüğün merkezinde, paraları olmasa da daha fazlasını istemelerini salık veren reklamların peşinde, hakettiklerini almak için ahlaksızca bir talana girişirler Londra sokaklarında. Yaptıklarının yanlış olduğunu onlara hatırlatacak toplumsal değer yargıları çoktan çökmüştür.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-5191 alignright" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/08/tumblr_lpo67eR82Z1r1qajlo1_400-215x300.png" alt="" width="215" height="300" /></p>
<p>Bütün bunların içinde beni umutlandıran ne? Sosyal teşvik paketleriyle kontrol altında tutulmaya çalışılan avrupa gettoları yeni kriz dalgasından ilk etkilenen, tasarruf paketlerinden ilk etkilenen grupta oldu her zaman. Ama içinde yaşadıkları avrupai değerler ve demokrasiyi, adalet kavramını ve eşitliği içselleştiren bu kitleler hak aradılar ve zaman zaman da amaçlarına ulaştılar. “Hiç kimse yağmaya ve şiddete yönelecek kadar aç değil ingilterede” diye veryansın ediyordu ingiliz bir arkadaşım; londra gettolarının açgözlü çocuklarından bahsederken. Kimse tertemiz ofislerinde çokuluslu şirketlerin talan sözleşmelerini hazırlayan avukatların, petrol, altın, elmas, gümüş, nükleer şirketlerinin londra merkezlerinin çalışanlarının tertemiz yağmacılarından bahsetmiyordu. Yolaçtıkları kan, irin ve boku uygar dünyanın sınırlarının dışında tutan güçlü ordular, gümrük duvarları ve kukla yönetimler avrupa sokaklarını tertemiz, ellerimizi de tertemiz tutmanın garantisi çünkü.</p>
<p>İşte şimdi akılsız tüketim çılgınlığının açgözlülük ideolojisinden başka ellerinde hiçbirşey olmayan ingiliz yoksul gençliği, avrupalı “uygar” toplumun huzurunu derinden sarstı. İçinde yaşadıkları ve nemalandıkları sistemin sonuçlarını doğrudan yaşayarak korkarak şahit olan avrupa orta sınıfı bana umut veriyor. Sonunda kapitalizmin açgözlü doğası kendi içine patlıyor. Önümüzdeki ayları ve yılları merakla ve heyecanla bekliyorum. Hayırlara vesile olsun.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;bodytext=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;notes=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;t=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;annotation=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;title=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F08%2Facgozlu-vendettalar.html&amp;t=A%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20Vendettalar&amp;s=A%C3%A7%C4%B1n%20g%C3%B6z%C3%BC%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1nca%20ad%C4%B1%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20oluyor%20zenginin%20lugat%C4%B1nda.%20Daha%20fazla%20iste%21%20Daha%20fazla%20t%C3%BCket%20sloganl%C4%B1%20t%C3%BCketim%20toplumu%20kendini%20a%C3%A7g%C3%B6zl%C3%BC%20olarak%20niteleyecek%20de%C4%9Fil%20ya.%20Onlar%20oyunu%20kurallar%C4%B1yla%20oynuyor.%20Oyun%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20kalan%20fakirler%2C%20itilm" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=5185&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/08/acgozlu-vendettalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011 Yeşil Kamp Trendleri</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/07/2011-yesil-kamp-trendleri.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/07/2011-yesil-kamp-trendleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 08:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[açık alan teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[bayramiç]]></category>
		<category><![CDATA[cevre hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[takas]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Permakültür Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşiller Kampı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşiller Partisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=4908</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların nasıl bir araya geldiği ve nasıl bir arada durduklarına kafayı takmış durumdayım prenses. Sanki birlikte durmayı başarsak, beraber problem çözmeyi öğrensek dünya bambaşka bir yer olacakmış gibi geliyor. Atina&#8217;daki birlik ve dayanışma ruhunun kıyısından da olsa tadına baktıktan sonra fırsattan istifade Kaz Dağlarına çevirdim rotayı. Sanayileşme, turizm, kentleşme ve tarımsal endüstriyalizmin henüz talan etmediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların nasıl bir araya geldiği ve nasıl bir arada durduklarına kafayı takmış durumdayım prenses. Sanki birlikte durmayı başarsak, beraber problem çözmeyi öğrensek dünya bambaşka bir yer olacakmış gibi geliyor. <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/atina-isyanda.html" target="_blank">Atina&#8217;dak</a>i birlik ve dayanışma ruhunun kıyısından da olsa tadına baktıktan sonra fırsattan istifade Kaz Dağlarına çevirdim rotayı. Sanayileşme, turizm, kentleşme ve tarımsal endüstriyalizmin henüz talan etmediği bu bakir doğaya ilk gidişim bu, biraz utanarak söylesem de. Doğa ne kadar bakir ve güzel olsa da ben insan ekolojisine odaklanıp iki farklı yaz kampına katıldım. <a href="http://www.yesiller.org/" target="_blank">Yeşiller Partisi</a> Yaz Kampı ve <a href="http://permakulturplatformu.org/" target="_blank">Türkiye Permakültür Buluşması</a>. Neredeyse bütün sosyal hareketlerin atölye çalışmalarıyla bezenmiş öğrenme, kaynaşma, örgütlenme ve eğlenme fırsatını bulduğu bu yaz kampı modasını bu vesileyle biraz daha irdelemek farz oldu. Galatasaray Meydanında 3 farklı sol grup yaz kampı için stand açmışken ve Akkuyu&#8217;da Nükleer Karşıtı Kampın başlamak üzere olduğu şu günlerde nooluyo kamplarda bir bakalım bari.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/7c5c9dc3bf.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4911" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/7c5c9dc3bf.jpg" alt="" width="269" height="239" /></a>Yeşiller Partisi uzun süredir izlediğim, söylem ve içerik açısından kendime yakın bulduğum bir hareket. Kürt Hareketinden Ekolojik Anayasaya ve oradan çevresel savunuculuk faaliyetlerine genişleyen bir alanda tutarlı ve uzun soluklu faaliyetler yürütüyorlar. Kazdağlarında <a href="http://www.kazdagi.com.tr/" target="_blank">Darıdere Kamp alanı</a>nın eşsiz doğasında gerçekleştirilen kampta bir yandan tarhana, bira, şarap, sabun yapımı, doğada gözlem, biyoçeşitlilik gibi pratik atölye çalışmaları düzenlenirken diğer yandan seçim analizinden yeşil siyasete, eğitimden anayasaya kadar çeşitli atölye çalışmalarında fikirler, bilgiler paylaşıldı. Yeşiller Partisinin entellektüel alt yapısını her zaman takdir etmişimdir. Kampa giderken, düşünen ve konuşan insanların örgütlenmeye nasıl yaklaştıkları ve birlikte nasıl durdukları sorularına cevap bulmak istiyordum aslında.</p>
<p>Herhangi bir sosyal, siyasal hareketin inandırıcılığı; söylem üretme kabiliyetinin ötesinde, söylemini ne ölçüde örgütsel bir kültüre yayabildiğinde saklı bence. Sonrasında da bu üretilen kültürün; hareketin mensuplarının grup içi ilişkilerini, yaşam tarzlarını ve örgütlü eylemlerini ne kadar şekillendirebildiğine bakmak anlamlı olabilir. Söylem ve eylem arasında neler olup bittiği bence bir hareketin başarısında önemli bir etken. Bu süreçte üretilen ortak değerler de gruba üyeler arası aidiyet ve sahiplenme gibi birleştirici- çimento unsurlar olarak geri dönüyor. Ancak &#8220;biz&#8221; duygusu oluştuktan sonra hareket genişlemeye başlıyor. Bu biz duygusunun ne kadar kapsayıcı ya da dışlayıcı olduğu, değerlerin ana akımdan ne kadar marjinalleştiği de yeni üyelerin katılımı ve büyüme konusunda hız tahminini kolaylaştırıyor. Katılım süreçlerindeki esneklik ve grup üyesi olmanın getirdiği ayrıcalıklar (bu sadece bir hissiyat bile olabilir) ise üye sayısının artışıyla doğru orantılı.</p>
<p>Biraz sondan başa doğru örneklendirip konuşmak gerekirse: İslamcı bir gruba grup değerlerini çok da iyi bilmediğim ya da benimsemediğim halde muhafazakar bir sempati ile katılabilirim. Katılma sebebim de grup üyelerinin dayanışma amaçlı verdiği üniversiteye hazırlık kursları olabilir. Ya da grup üyeleri arasındaki ekonomik dayanışma, dükkanımda ürettiğim malların daha geniş bir alıcı kitlesine ulaşmasında yardımcı olabilir. Zira grup üyeleri ticari faaliyetlerinde grup içi dayanışma ve sadakati temel ilke olarak benimsemiştir. Belirtmeden geçmeyelim, islamcılar ve solcular arasında (çok pis genelledim) benim gördüğüm en büyük fark solcuların bireyin ekonomik yaşamı ve ihtiyaçlarını  tabulaştırarak hareketin içinde meşrulaştıramamaları gibi gözüküyor. Yani ideolojik sekterliğimiz bizi birlikte başka bir hayatı ve yaşamsal ağı oluşturacak ekonomik dayanışmayı oluşturmaktan uzaklaştırır. Yeni üyemize geri dönersek; grup içerisinde varolmaya başladıktan sonra kimse tarafından zorlanmasa da grup kültürünü içeren sohbetlere kulak misafiri olur. Grubun namaz gibi ortak düzenli faaliyetlerine grup psikolojisiyle katılır ve zaman içerisinde grubun ürettiği kendi içinde tutarlı paradigmayı içselleştirmeye başlar. Ancak bu noktadan sonra kendisine; diğer üyeleri ekonomik ayrıcalıklarından faydalandırması veya 5 vakit namaz kılması, sakal bırakması, başı açık bir karısının olmaması gibi uzayan bir listede, varolan değer sistemi yumuşakça dayatılır. Ve bu dayatma yaşam tarzındaki farklılaşmayla bu grubun söylemini yaşayan bir gerçek haline getirir. Kimse de bu gerçeği inkar edemez. Sayınız ve ekonomik dayanışmanız arttıkça da örgüt olarak gücünüz artar. Biraz indirgemeci konuştuğumun farkındayım ama tek bir kanaldan anlatmak bazen daha kolay olabiliyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/lonely_lead_wideweb__470x4380.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-4915" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/lonely_lead_wideweb__470x4380.jpg" alt="" width="252" height="234" /></a>Neyse bu kadar uzun bir girizgahtan sonra az çok anlamışsındır hangi gözlerle baktığımı. Kaz dağlarındaki yeşiller kampına da yeşillerin ekolojist bakış açısıyla tasarlanmış, dayanışmacı bir yaşamın en azından işaretlerini görebileceğim bir sosyal ortam olarak hayal etmiştim. Karşılaştığım ise herkesin olabildiğince bireysel hareket ettiği örgütlenme ve dayanışmanın pek ufukta gözükmediği bir kamp oldu. Yaklaşık 60 kişi,  ne yiyeceğine karar verip ortaklaşa alışveriş yapıp yemeğini pişirip bulaşığını yıkayıp temizliğini yapamadı. Daha doğrusu daha önceki yıllardaki kamp deneyimleri bu yıl bu tür bireysel bir organizasyonu zorunlu kılmış.</p>
<p>Bence birlikte yemek yemek son derece önemli örgütsel bir faaliyet. Birlikte kazan kaynatamayan bir siyasal hareketin Türkiye’nin sorunlarının çözümüne dair bir umut vermesi zor gözüküyor. Tüketim odaklı toplumdan ekolojist bir topluma geçişin bayraktarlığına soyunan bir siyasi hareketin kampının et kültürünün yüceltildiği bir mangal faaliyetine dönüşmesi ise üzerinden düşünülmesi gereken bir sorunsal. Et tüketimin dünya kaynaklarının sürdürülebilirliği ve tarımsal ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu yeşil hareketin herhangi bir üyesi rahatça anlatabilir. Bireyler bazında et yeme alışkanlığının geleneksel niteliği keskin bir geçişi de mümkün kılmayabilir. Ama grup tarafından oluşturulan kamusal alanda marjinal de olsa söylemle ilişkilendirilen değerleri hayata geçirmek bana oldukça önemli gözüküyor.  Kamp sırasında bir dayanışma ortamının oluşmayıp tam tersine küçük gruplar ekseninde kotarılan yemek organizasyonlarının sosyokültürel farklılıklar bazında bir kutuplaşmayla sonuçlandığını gözlemledim. Sonuçta Yeşiller Kampı her ne kadar içerik olarak oldukça besleyici olsa da insanların bir araya gelerek dünyayı değiştirme iradelerine dair bende varolan umutsuzluğu birazcık daha pekiştirdi.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/bayramic1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4914" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/bayramic1.jpg" alt="" width="372" height="248" /></a>Yeşiller Kampını orada bırakarak aynı tarihlerde düzenlenen Permakültür Türkiye buluşması için Kaz Dağı’nın diğer tarafına <a href="http://www.bayramicyenikoy.com/" target="_blank">Bayramiç</a>’e geçtim. Üretimde akıllı tasarım yöntemlerini kullanarak toprağın ihtiyacını toprağa geri döndürmeye dayalı, sürdürülebilir tarımın etrafında sürdürülebilir bir hayat ve insan faaliyeti oluşturmak konusunda kafa yoran bir metodoloji diyebilirim Permakültür için. Konuya kafa yoran küçük üreticiler, şehirden kaçma hayali kuran pastoral romantikler, neo hipiler, köylü dedeler ve permakültürde aradığı ışığı bulmuş yaşlı başlı çiftçi amcalar teyzeler vardı bu kampta da. Teknik tarımsal atölyelerden çocuk eğitime, ekolojik mimariden komünal yaşam tecrübelerine kadar çeşit çeşit bilgilendirici çalışma yürütüldü. Bu çalışmalar daha önce hazırlanan bir programla değil, her sabah bütün katılımcıların yer aldığı bir çemberde önerilerek hayata geçirildi.<a href="http://www.openspaceworld.org/turkish/index.html" target="_blank"> Açık alan teknolojisi</a> denen oldukça başarılı bir toplanma konuşma yöntemi uygulamasına tanık oldum.</p>
<p>Alt-kültür gruplarının bir araya geldikleri ortamlarda çeşitli vesilelerle bulunmuş olsam da bu tür bir insan çeşitliliği ile pek sık karşılaşmıyorum. Bu çeşitliliğin bir arada olabilmesini sağlayan hoşgörü ve dayanışma ortamının da benim kaçırdığım kampın ilk birkaç gününde hızla ve becerikli bir şekilde kurulduğunu gözlemledim. Öyle ki, yaklaşık 120 kişilik grubun içerisinde bir çok insan benim daha önceki günlerde orada olmadığımı hemen farketti. Bu da demek oluyor ki sosyal iletişim mekanizmaları yapılan faaliyetler üzerinden çok hızlı bir şekilde kurulmuş. Otonom bir mekanizmayla yemek, bulaşık, tuvalet temizliği, ortalığı toparlama gibi gereksinimler gönüllülük esasıyla düzenleyici bir otoriteyi gerektirmeden tıkır tıkır kurulmuş. İnsanlar atölye çalışmalarında konuşmakla kalmayıp tuvalette ya da bulaşıkla birbirileriyle insani bağlar kurup tanışmışlar, birlikte sonraki günler için atölye çalışmaları hayal etmişler. Tecrübe paylaşımı ve ortak yönlerinin tanımlanması sadece kamusal alanın formalliğinde değil, aynı zamanda gayrı-resmi alanlarda gerçekleşmiş.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/PermaKultur_Mimari.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-4916" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/07/PermaKultur_Mimari.jpg" alt="" width="303" height="269" /></a>Burada ilginç bir ara noktaya da değinmek gerekiyor. Grup halinde hayal edilen dünyaya nasıl ulaşılacağı ile ilgili öngörü de belki  grup içi ilişkilerin ruhunu ve yönünü belirliyor. Yeşiller ve Permakültürcüler arasında dünya tahayyülü açısından çok büyük bir farklılık olduğunu sanmıyorum. Temel farklılık bana kalırsa yeşillerin temelde, savunuculuğun doğası gereği çevresel yıkıma karşı “reaktif” bir çalışma yürütüyor olmaları. Birilerinin kesinlikle yaşam alanlarını talandan savunması gerekiyor. Buna kesinlikle olumsuz bir anlam addetmiyorum. Ama tepkisel yaklaşımın kötü bir yan etkisi var ki o da ister istemez kendi hareketinizi karşı olduğunuz şey üzerinden tanımlama gerekliliği. Örneğin yeşiller her türlü yenilenebilir enerjiyi veya enerji verimliliğini söyleminin temeline oturtsa da eylem ve hareket ekseninde kendisini nükleer karşıtı olarak tanımlar ve bu karşıtlığı da kimliğinin temel bileşeni olarak tescil eder. Bu anlamda misyonu ister istemez yeni bir hayat üretmekten çok hayatın daha kötü hale gelmesini engellemek olarak belirler. Önerdiği çözüm önerileri ise tutarlılığının göstegesi olarak geleceğe havale edilir.</p>
<p>Belki de geleceğe değil permakültürcülere havale ediyorlar bu misyonu. Zira Permakültür hareketi,  yaşam alanlarını her ne boyutta olursa olsun,doğa ile uyumlu hale getirmek için proaktif bir çabayı ifade ediyor. Yani hayalini kurduğunuz hayatı yaşamak için bilfiil çaba göstermekten, kurmaktan bahsediyorum. Ama bir bütün olarak bakıldığında Yeşiller ve Permakültür çabalarının birbirini tamamlayıcı unsurlar olduğunu belirtmek de oldukça önemli. Bu hareketlerin iletişimlerini güçlendirerek karşılıklı tecrübe paylaşımına girişmeleri ve kesiştikleri alanlarda dayanışmaları da işte asıl o henüz varolmayan türkiye ekolojist hareketini yaratacak diye umarım naçizane.</p>
<p>Öte yandan Kaz dağlarındaki bu şehir kaçkını yeni nesil çiftçiler kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışırken, maden yasasıyla talana açılan kaz dağları milli parkını savunmak için canlarını dişlerine takarak çalışıyorlar. Geçtiğimiz yıllarda yerel halkla beraber, yapımı planlanan altın ve gümüş madenlerini bölgeden şimdilik uzaklaştırdılar. Ama sürekli yeni maden lisansları verilmeye devam ediyor. İlk kez gerçekleştirilen Permakültür buluşması  ayrı ayrı adacıklarda üretme ve yaşama mücadelesi veren insanların birbirilerini tanımaları, aynı sorunlarla boğuştuklarını ve dayanışarak güçlenebileceklerini anlamaları için önemli bir temel attı. Nasıl örgütleneceklerini zaman içinde göreceğiz. Ama üreticilerin daha şimdiden kendi aralarında bir takas pazarı kurarak paranın geçmediği bir ürün alış veriş sistemi oluşturduklarına kendi gözlerimle şahit oldum. Bu alanı izlemek lazım diye not düşüyorum kendime.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;bodytext=%C4%B0nsanlar%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20bir%20araya%20geldi%C4%9Fi%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20arada%20durduklar%C4%B1na%20kafay%C4%B1%20takm%C4%B1%C5%9F%20durumday%C4%B1m%20prenses.%20Sanki%20birlikte%20durmay%C4%B1%20ba%C5%9Farsak%2C%20beraber%20problem%20%C3%A7%C3%B6zmeyi%20%C3%B6%C4%9Frensek%20d%C3%BCnya%20bamba%C5%9Fka%20bir%20yer%20olacakm%C4%B1%C5%9F%20gibi%20geliyor.%20Atina%27daki%20birli" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;notes=%C4%B0nsanlar%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20bir%20araya%20geldi%C4%9Fi%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20arada%20durduklar%C4%B1na%20kafay%C4%B1%20takm%C4%B1%C5%9F%20durumday%C4%B1m%20prenses.%20Sanki%20birlikte%20durmay%C4%B1%20ba%C5%9Farsak%2C%20beraber%20problem%20%C3%A7%C3%B6zmeyi%20%C3%B6%C4%9Frensek%20d%C3%BCnya%20bamba%C5%9Fka%20bir%20yer%20olacakm%C4%B1%C5%9F%20gibi%20geliyor.%20Atina%27daki%20birli" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;t=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;annotation=%C4%B0nsanlar%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20bir%20araya%20geldi%C4%9Fi%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20arada%20durduklar%C4%B1na%20kafay%C4%B1%20takm%C4%B1%C5%9F%20durumday%C4%B1m%20prenses.%20Sanki%20birlikte%20durmay%C4%B1%20ba%C5%9Farsak%2C%20beraber%20problem%20%C3%A7%C3%B6zmeyi%20%C3%B6%C4%9Frensek%20d%C3%BCnya%20bamba%C5%9Fka%20bir%20yer%20olacakm%C4%B1%C5%9F%20gibi%20geliyor.%20Atina%27daki%20birli" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;title=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F07%2F2011-yesil-kamp-trendleri.html&amp;t=2011%20Ye%C5%9Fil%20Kamp%20Trendleri&amp;s=%C4%B0nsanlar%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20bir%20araya%20geldi%C4%9Fi%20ve%20nas%C4%B1l%20bir%20arada%20durduklar%C4%B1na%20kafay%C4%B1%20takm%C4%B1%C5%9F%20durumday%C4%B1m%20prenses.%20Sanki%20birlikte%20durmay%C4%B1%20ba%C5%9Farsak%2C%20beraber%20problem%20%C3%A7%C3%B6zmeyi%20%C3%B6%C4%9Frensek%20d%C3%BCnya%20bamba%C5%9Fka%20bir%20yer%20olacakm%C4%B1%C5%9F%20gibi%20geliyor.%20Atina%27daki%20birli" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=4908&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/07/2011-yesil-kamp-trendleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atina İsyanda</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/atina-isyanda.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/atina-isyanda.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 17:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[15 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Atina]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Halk isyanı]]></category>
		<category><![CDATA[kitlesel eylem]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Syntagma Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan Krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=4814</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Prenses, Sana yaşlı gözlerle yazıyorum. Burnumda bir sızı, genzimde yanma. Ağlamıyorum. Ağlasam sevincimden heyecanımdan ağlardım. İnsan onurunun, dayanışmasının zorbaya karşı duruşuna hislenirdim. Göz yaşlarım Atina&#8217;da Syntagma Meydanında şuursuzca atılan gaz bombalarından menkul. Memleketim polisinin güzelim biber gazı varken ben kalk Atina&#8217;da biber gazı ye. Türk polisine karşı mahcubum. Suyun öte yanı herşeyiyle bize benziyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Prenses,<br />
Sana yaşlı gözlerle yazıyorum. Burnumda bir sızı, genzimde yanma. Ağlamıyorum. Ağlasam sevincimden heyecanımdan ağlardım. İnsan onurunun, dayanışmasının zorbaya karşı duruşuna hislenirdim. Göz yaşlarım Atina&#8217;da Syntagma Meydanında şuursuzca atılan gaz bombalarından menkul. Memleketim polisinin güzelim biber gazı varken ben kalk Atina&#8217;da biber gazı ye. Türk polisine karşı mahcubum. Suyun öte yanı herşeyiyle bize benziyor. Neoliberalizm markalı gaz bombaları, halkının öfkesine karşı kendini şiddetle savunan zorbaları ele veriyor. Hopa&#8217;da suyunu taşını toprağını savunurken Metin Lokumcu&#8217;yu öldüren gaz; Atina&#8217;da, Madrid&#8217;de küresel hırsızlara karşı yaşamını savunanlara atılanlarla aynı.</p>
<p>Sana Atina&#8217;dan yazıyorum prenses. Ekonomisi tamamen çökme noktasına gelen, halkının parası hortumlanan, şimdi de geleceği ve tüm varlıkları IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası&#8217;nın (troyka) insafına kalmış Yunanistan&#8217;dayım. İflas eden ülkenin &#8220;yardımına&#8221; koşan Troyka, devletin sahip olduğu ne var ne yoksa satacaksınız şartı koyar. Ağır kemer sıkma politikalarıyla kamu çalışanlarının maaşlarının azaltılması planlanır. Onbinlerce kişinin işten çıkartılması kağıt üstünde planlanır. Sen kemer sıkma nedir iyi bilirsin Prenses. Kodamanlar zengin olsun diye oynanan oyunlar ekonomiyi çökertince faturanın dar gelirliye nasıl çıkarıldığını da iyi bilirsin. Yunan kardeşine gönül gözünü aç da bir dinle o zaman. Bu kemer sıkma politikaları ve geleceği ipotek etme karşılığında verilen milyarca dolar paranın ise yunan bankalarını finanse etmek için kullanılması planlanıyor.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="390" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/QGj-3KhRlHc?version=3&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/v/QGj-3KhRlHc?version=3&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Ülkeyi 340 milyar euro  borç batağına sok. %16 olan işsizliğe ek olarak kamuda işten çıkarmaları planla. 50 milyar euro devlet malını sat. 6.5 milyar euro ek vergi getir. Çalışanların maaşlarında da indirime git. Bir krizin bütün faturası halka nasıl çıkarılır konulu dersimize hoş geldin prenses. Bu rakamlar kızgınlık ve tiksintiyle seni sokağa çıkartırmıydı acaba?</p>
<p>Yunanlıların bizden en temel farkı polis devleti ve darbeci ordu zorbalığıyla son dönemde sindirilememiş olmasında. Güçlü bir sendikal örgütlenme ve geniş katılımlı genel grevler düzenleyerek  günlük hayatı durdurabilen bir emek gücünden bahsediyorum. Hakkı için sokağa çıkmaktan korkmayan bir ülke. Bizim aman siyasete karışma diyen ana babalarımızın tersine, buradaki amcalar teyzeler kendi çocuklarından önce, çocuklarının geleceği için sokaklara çıkıyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/atinagece.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-4829" title="atinagece" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/atinagece.jpg" alt="" width="365" height="244" /></a>15 Haziran&#8217;da bir genel grev yapıldı. Bu seneki üçüncü genel grev. Kamu çalışanları,hastane çalışanları, toplu taşıma çalışanları ve gazeteciler iş bıraktılar. İnsanlar bir araya gelince çok büyük bir güç ortaya çıkıyor prenses. Ama bu son grevin öncesinde çok daha ilginç bir gelişme yaşandı. Hani senin bir ara, bu internet protestolarından hiç bi cacık çıkmaz, dediğin zamanlarda yaşandı hatta. İspanya&#8217;daki işsizlik protestolarından ilham alan, herhangi bir politik eğilimi olmayan sıradan vatandaşlar &#8220;bıkkınlar&#8221; ismi altında örgütlenmeye başlar. Yaklaşık 2 hafta önce de Atina&#8217;da parlamento ve bakanlıkların orta yerindeki Syntagma Meydanı&#8217;na gelip çadırlarıyla yerleşirler. Binlerce insandan bahsediyorum prenses. Meydanda insanların sayısı her gün artmış. Ayrıca akşam işinden çıkan binlerce insan haftalardır meydana akın ediyor. Hemen bir iş bölümü başlamış. Herkese açık gruplarda, temizlik, güvenlik, yemek, iletişim, kürsü, müzik gibi bir çok alt grup oluşmuş.</p>
<p>Parlamentonun önünde, meclise inat her gün doğrudan demokrasi şiarıyla binlerce kişinin bir araya geldiği halk meclisi toplantıları yapılıyor. Günden güne yöntemlerini geliştirmişler. İsteyen herkes mikrofonu alıp konuşuyor. Ama sadece konuşmuyorlar. Aktif bir biçimde karar da alıyorlar. Deneyimlerini paylaşıyorlar. Ve birbirileriyle tanışıyorlar. Hiçbiri aynı fikirde değil. Sağcısından dincisinden solcusuna farklılıklarını konuşmak yerine birlikte ne yaparızı konuşuyorlar. Sonra bu günlük toplantıların notlarını internette herkese açık şekilde yayınlıyorlar. İşte 15 Haziran genel grev çağrısını yapan da bu halk meclisi. Demiş ki gelin arkadaşlar dört bir yandan bu parlamentoyu bloke edelim.</p>
<p>Seni bilirim, bir şüpheci  prensessin. Kim var bu halk meclisinin arkasında diyeceksin. Anlaşılan herhangi bir örgütün ne öncülüğü ne de liderliği var. Tam tersine gelişmelerden dolayı sol örgütler de oldukça şaşkın. Bundan 2500 yıl önce yunanlılar Atina&#8217;da ilk doğrudan demokrasi deneyimini gerçekleştirmişti. Yunan halkinın bilincinde ve genlerinde aynı kendi kendini yönetme isteği devam ediyor anlaşılan.</p>
<div id="attachment_4830" class="wp-caption alignleft" style="width: 360px"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/CNBC_greek_protest_21.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4831" title="CNBC_greek_protest_2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/CNBC_greek_protest_21-300x200.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;En büyük şiddet, yoksulluktur!&quot; </p></div>
<p>Bu hareketin kendi dinamikleriyle geliştiğini gören anarşistler, daha önce kendi varlıklarının bu tür birliktelikleri zayıflatan tartışmalara yol açtığını bildiklerinden, hareketi destekleseler de birazcık kıyısında duruyorlar. Halk meclisi her türlü şiddet içeren yöntemi dışlıyor. Devlet ve Medya güçlerinin her türlü şiddeti hareketin meşruiyetini ortadan kaldırmak için kullanacağının herkes farkında. Yine de küçük ölçekli genç anarşist grupların çıkardığı birkaç olay yunan ve dünya medyasında abartılarak sunuluyor. Bu 20-30 kişiyi bahane eden polis en az 50bin kişinin üzerine ölçüsüz biçimde biber gazı bombaları atmaktan çekinmiyor. O kadar çok gaz bombası attılar ki,  gösterilerin ertesi gününde bile meydanda dolaşırken biber gazından  etkilenmemek mümkün değil. Öte yandan yunan polisinin taktikleri de senin bildiğin cinsten.</p>
<p>Eylem sırasında alanda, polis kimliği sonradan ayyuka çıkan ajan provakatörlerin sağı solu yakıp yıktığı da gelen haberler arasında. Sopaları servis edenlerin de polisler olduğu şüphesi var fotoğraflara bakınca.</p>
<p>Sağduyu ağır bassa da zaman imajlar zamanı. Mısır&#8217;da Tahrir Meydanındaki kitlesel direnişi yere göğe sığdıramayan batı medyası piyasaların ipoteği ve sansürü altında, Syntagma Meydanında doğan direniş ruhunu görmezden geliyor. Gören ve dili dönen herkesin konuşması ve anlatması boynumuzun borcu diyorum. Zira Atina&#8217;da kendi hakları için ayağa kalkan, konuşan, karar veren, örgütlenen ve birlikte hareket edebilen bir kitle var. Ve bu kitle, ne eyledikleri kadar nasıl eylediklerine, her çığlığı ve her sözü hareketin diline dahil etmeye çok önem veriyor. Çok da kararlı gözüküyorlar. Hükümeti istifa ettirdiler eylemin arkasından, Yunanistan&#8217;da devrim olur mu bilemem ama halkın bıçak kemiğe dayandıktan sonra uyanmaya başladığı kesin. Darısı bizim başımıza.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/nightasssembly.jpg"><img class="alignright" title="nightasssembly" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/nightasssembly.jpg" alt="" width="377" height="251" /></a>Gece çekirdek çitlemeyi bilen yegane avrupa milletine mensup yunan kardeşlerimizin binlercesiyle eylem alanında sohbet halindeyken bir de ay tutulunca aha dedim vallahi devrim oluyor. Bu insanların toplu olarak bir araya geldikleri ortamlarda bambaşka bir enerji toparlanıyor sanki. Herkes bin senelik ahbapmışcasına samimi.  Geyiğin dibine vururken ben de yunanlı arkadaşlara  ergenekon meselesini anlattım. Sonra kelimenin kökenine girdim ki baktım  kimse takip edemiyor, zaten benim de kafam karışmıştı dağ mı deliniyo demir mi dövülüyo falan diye. Zaten  ay da tutuluyor. Komuşum ergenekona deyip gecenin keyfini çıkardım. Biber gazından yanan gözlerle hala halay çekebiliyorlarsa bunlar da bizden dedim içimden.</p>
<p>Son bir not eklemeden geçmek de haksızlık olacak. Yunanistan halk direnişi, İspanya&#8217;daki toplumsal hareketlilik ve eylemlerle de oldukça paralellik gösteriyor. Gelgelelim, neoliberalizmin küresel çıkmazının ve kriz döngüsünün, dünya krizlerini tüm komforuyla kendi koltuğuna yaslanıp tüm ayrıcalıklarına sıkı sıkı sarılarak izleyen ve hatta bundan beslenen  Avrupa  orta sınıfına dokunması ayrıca  ironik. Ne diyoruz o zaman. Hayden Marksist Analistler, görev başına!.. annatın bakem noluyo&#8230;.Orta sınıfı silkelemeden devrim olmuyor galiba. Meraklanma millliyetçi yurdum ortası.Bu yanna bakarken dudağının kenarındaki yunan düşmanı gülümsemeyi farketmiyorum sanma. Kriz sırası sana da gelir.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;title=Atina%20%C4%B0syanda&amp;bodytext=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0ASana%20ya%C5%9Fl%C4%B1%20g%C3%B6zlerle%20yaz%C4%B1yorum.%20Burnumda%20bir%20s%C4%B1z%C4%B1%2C%20genzimde%20yanma.%20A%C4%9Flam%C4%B1yorum.%20A%C4%9Flasam%20sevincimden%20heyecan%C4%B1mdan%20a%C4%9Flard%C4%B1m.%20%C4%B0nsan%20onurunun%2C%20dayan%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n%20zorbaya%20kar%C5%9F%C4%B1%20duru%C5%9Funa%20hislenirdim.%20G%C3%B6z%20ya%C5%9Flar%C4%B1m%20Atina%27d" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;title=Atina%20%C4%B0syanda" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;title=Atina%20%C4%B0syanda&amp;notes=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0ASana%20ya%C5%9Fl%C4%B1%20g%C3%B6zlerle%20yaz%C4%B1yorum.%20Burnumda%20bir%20s%C4%B1z%C4%B1%2C%20genzimde%20yanma.%20A%C4%9Flam%C4%B1yorum.%20A%C4%9Flasam%20sevincimden%20heyecan%C4%B1mdan%20a%C4%9Flard%C4%B1m.%20%C4%B0nsan%20onurunun%2C%20dayan%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n%20zorbaya%20kar%C5%9F%C4%B1%20duru%C5%9Funa%20hislenirdim.%20G%C3%B6z%20ya%C5%9Flar%C4%B1m%20Atina%27d" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;t=Atina%20%C4%B0syanda" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Atina%20%C4%B0syanda%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;title=Atina%20%C4%B0syanda&amp;annotation=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0ASana%20ya%C5%9Fl%C4%B1%20g%C3%B6zlerle%20yaz%C4%B1yorum.%20Burnumda%20bir%20s%C4%B1z%C4%B1%2C%20genzimde%20yanma.%20A%C4%9Flam%C4%B1yorum.%20A%C4%9Flasam%20sevincimden%20heyecan%C4%B1mdan%20a%C4%9Flard%C4%B1m.%20%C4%B0nsan%20onurunun%2C%20dayan%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n%20zorbaya%20kar%C5%9F%C4%B1%20duru%C5%9Funa%20hislenirdim.%20G%C3%B6z%20ya%C5%9Flar%C4%B1m%20Atina%27d" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Atina%20%C4%B0syanda&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Atina%20%C4%B0syanda&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;title=Atina%20%C4%B0syanda&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fatina-isyanda.html&amp;t=Atina%20%C4%B0syanda&amp;s=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0ASana%20ya%C5%9Fl%C4%B1%20g%C3%B6zlerle%20yaz%C4%B1yorum.%20Burnumda%20bir%20s%C4%B1z%C4%B1%2C%20genzimde%20yanma.%20A%C4%9Flam%C4%B1yorum.%20A%C4%9Flasam%20sevincimden%20heyecan%C4%B1mdan%20a%C4%9Flard%C4%B1m.%20%C4%B0nsan%20onurunun%2C%20dayan%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1n%C4%B1n%20zorbaya%20kar%C5%9F%C4%B1%20duru%C5%9Funa%20hislenirdim.%20G%C3%B6z%20ya%C5%9Flar%C4%B1m%20Atina%27d" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=4814&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/atina-isyanda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivil İtaatsizlik</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/sivil-itaatsizlik.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/sivil-itaatsizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 04:00:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[gandi]]></category>
		<category><![CDATA[greenpeace]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetsiz doğrudan eylem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil itaatsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Milgram]]></category>
		<category><![CDATA[Thoreau]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=4736</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Prenses, Seçim öncesi kaostan memleket yorgun düşmüşken yaratılan, üretilen gündemlerin ötesinde evrensel kavramlar ve anlamları üzerine konuşmaktan yanayız. Toplumsal şiddetin tavan yaptığı, rejimin otoriter araçlarını sonuna kadar kullanmaktan çekinmediği bu kaotik zamanlarda itaat etmeme halini, şiddetten arınmış dili ve eylemi konuşmak sağduyudandır dedik. Aklımıza güzel insan Melda Keskin&#8216;in yıllardır dönüp dönüp okuduğumuz yazısı geldi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sevgili Prenses,</p>
<p>Seçim öncesi kaostan memleket yorgun düşmüşken yaratılan, üretilen gündemlerin ötesinde evrensel kavramlar ve anlamları üzerine konuşmaktan yanayız.  Toplumsal şiddetin tavan yaptığı, rejimin otoriter araçlarını sonuna kadar kullanmaktan çekinmediği bu kaotik zamanlarda <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/02/ben-eylemin-dogrudanini-severim.html">itaat etmeme hali</a>ni, şiddetten arınmış dili ve <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html">eylem</a>i konuşmak sağduyudandır dedik. Aklımıza güzel insan <a href="http://firtinakusu.net/">Melda Keskin</a>&#8216;in yıllardır dönüp dönüp okuduğumuz yazısı geldi. Sen de oku anla dedik. Memleket insanı adını ilk kez duyduğu evrensel kavramları, kavramı duyduğu politik hareketle özdeşleştirse de sen objektifini geniş açıya ayarla, bir de buradan bak dedik. Melda, Greenpeace demiş. Sen başka bir şey de keyfince. Oku, tekrar oku. Taa ki başını kaldırana kadar&#8230;</p></blockquote>
<p><strong>İTAATLE SONU GELEN DÜNYADA </strong><em><strong>SİVİL </strong></em><strong><em>İTAATSİZLİK</em> UMUDU</strong></p>
<p><strong> </strong><strong> </strong>1990’ların ilk yarısında Türkiye’de “eylem” sözcüğü, hala şiddet, dehşet ve ölümle özdeşleştiriliyordu; yani eylemin barışçıl da olabileceği pek akla gelmiyordu. Bu nedenle de Greenpeace Türkiye’deki çalışmalarına başlarken, ingilizce “action” karşılığı olarak, “eylem” yerine başka bir sözcük kullanmanın daha doğru olup olmayacağı tartışılmıştı. Fakat, Türkiye’deki ilk Greenpeace gönüllüleri, eylem sözcüğünü şiddet yanlılarına bırakmama ve “geri kazanma” kararı aldı ve dünyanın dört bir yanında yıllardır yapıldığı gibi, son 10 yılda Türkiye’de de çok sayıda barışçıl doğrudan eylem gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/thoreau.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4763" title="thoreau" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/thoreau-225x300.jpg" alt="" width="176" height="235" /></a>Bir insanın vicdanının ya da doğanın yasasına kulak vererek, harekete geçerken önüne dikilen herhangi bir yasayı çiğnemesi (örneğin 2911 sayılı toplantı, gösteri, yürüyüş yasasını ihlal ederek barışçıl bir eylem yapması) sivil itaatsizlik kapsamına girer. İlk olarak bu kavramın adını koyan Thoreau’nun 1800’lü yılların ortasında ABD’de, ırkçılığa ve savaşa karşı tek başına vergi ödemeyerek hapse girmeyi göze almasıyla başlayan, daha sonra Gandi’nin onun yazdıklarından da esinlenerek yürüttüğü kitlesel özgürlük mücadelesi ile süren gelenek içinde, <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/04/incirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html">nükleer silahlanma</a> gibi konularda yapılan sivil itaatsizlik eylemleri de geniş bir yer almaktadır. Eylemci, uğrunda mücadele ettiği ideale, <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/11/endulus-mahpusu.html">kişisel özgürlüğünü feda etme</a>yi göze alacak kadar inanıyorsa, barışçıl eyleminin sonuçlarına katlanma kararlılığıyla yola çıkar. Bu duruş, şiddetten kazancı olanların en fazla çekindiği; şiddetten başka yol olmadığını zannedenlerin ise henüz keşfedemediği güçlü ve değerli bir araçtır. Üstelik, barış içinde yaşama ütopyamızı, yıllarca beklemeden, hemen bugün gerçekleştirebileceğimiz, içhuzuru ve özgüven kazandıran bir uygulamadır.</p>
<p>Greenpeace gönüllülerinin; Türkiye’de 2911’i ihlalden 1-3 yıl hapis istemiyle yargılanmak bir yana, uzun yıllar şiddetten zarar görmüş, bıkmış, bu nedenle de uzak durmak isteyen toplumun tepkisini çekmek pahasına 10 yıl önce yapmış olduğu seçimin, doğru bir seçim olduğu bugün rahatlıkla görülüyor. Çünkü, ilk yılların ardından, beklenmedik anlarda, beklenmedik noktalarda, çevre suçlarını gafil avlayarak yapılan her “izinsiz eylem”le, barışçıl sivil itaatsizliğin değeri toplumda biraz daha fazla anlaşılmaya başladı.</p>
<p>2000 yılında Uluslararası Akkuyu Nükleer Santral İhalesi’nin Bakanlar Kurulu tarafından iptali ile sonuçlanan 8 yıllık nükleer karşıtı mücadele; Petkim’de zehirli plastik (PVC) üretimine, İzaydaş’ta atık yakmaya, ülkeye yasadışı yollardan sokulmuş zehirli maddelere ve Aliağa’da tehlikeli madde dolu hurda gemilerin sökümüne karşı yürütülen kampanyalardaki bilimsel ve politik çalışmanın tıkandığı noktada, eylemler devreye girmektedir. Yani, çevre suçlarına tanıklık edilirken medya aracılığıyla bilgilendirilen kamuoyunun baskısıyla, olumlu değişiklik talepleri yetkililere iletiliyor.</p>
<p>“Bu barışçıl bir eylem. Ben görevimi yapıyorum, lütfen siz de görevinizi yapın memur bey!”</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/n659441093_673504_1937.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4780" title="n659441093_673504_1937" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/06/n659441093_673504_1937-200x300.jpg" alt="" width="187" height="281" /></a>Televizyonda gördüğünüz bir Greenpeace eyleminde duymuş olabileceğiniz bu sözler, eylemin haklılığını, çevre suçlarına karşı harekete geçmenin Anayasal bir hak (ve görev!) olduğunu, en önemlisi de ve güvenlik güçlerine şiddetle direnmenin söz konusu olmadığını anlatır. Şiddetsizliğin gücü başka insanları tehdit etmeksizin kişisel risk almaya istekliliğimizden ve şiddete şiddetle karşılık vermeme kararlılığımızdan kaynaklanır. Eylemde muhatabımız, suç işlemeye olanak tanıyan sistemin kendisi, çevre suçunu işleyenler ve karar vericilerdir; yoksa aldığı emri uygulayan polis, jandarma değil. “Düşmanca” davranan insanları baskıcı rollere itenin sistem olduğunu bilerek, karşımızdaki bireyi onun oynadığı rolden ayırmak gerekir. Dr. Martin Luther King, Jr.’ın dediği gibi, amaç kişileri yenmek ya da aşağılamak değil, onları kazanmaktır. Yani, onlarla iletişim kurabilmek ve ne istediğimizi anlatabilmektir. Bugün artık çevre eylemcilerini gözaltına alan güvenlik güçleri bile, Greenpeace’in dünyada 30 yılı aşkın bir süredir şiddet kullanmama ilkesinden asla ödün vermediğini biliyor. Eylemciler, barışçıl gösteri yapma haklarını savunarak, bir anlamda Türkiye gibi ülkelerin “demokratikleşmesi” konusunda da dolaylı bir kampanya yürütmüş oluyor.</p>
<p>Sivil itaatsizliğin değerini daha iyi anlayabilmek için, itaatin nelere mal olabileceğini incelemek de ilginç bir yol olabilir. Eric Fromm “İtaatsizlik Üzerine” adlı kitabında, insanlık tarihinin itaatsizlik ile başladığını ve itaat ile sona ereceğini belirterek; Adem ile Havva’nın, Prometheus’un itaatsizliğini, kalıplaşmış yanılgı, inanç ve değerlere karşı duran her bireyi uygarlık yolunda alkışlıyor; soğuk savaş korkularına, insanı tüketerek bir nesneye, salt tüketiciye çeviren kapitalist sisteme, nükleer silahlanmayı başlatan yönetimlere&#8230; itaat edenlerin nasıl insanlık tarihinin sonunu hazırladığını anlatıyor.</p>
<p>The Ecologist dergisinin, Haziran 2003 sayısında yayınlanan “3 Pound için öldürür müydünüz?” başlıklı bir makalede ise Yale Üniversitesi profesörlerinden Stanley Milgram’ın Nazilerin davranışlarını anlayabilmek için 1960’larda yürüttüğü psikoloji deneylerinin inanılmaz sonuçlarına yer verilmiş. 6,5 milyon TL gibi bir para karşılığında, “öğretmen” olan deneklerden, verdikleri her yanlış yanıt için bir insanı (deneyde yer alan bir aktör) cezalandırması isteniyor. Milgram, 15 Volt ile başlayarak ölümcül doz olan 450 Volt’a kadar uzanan 30 farklı düğmeyi kullanabilecek olan “öğretmen”e tüm sorumluluğun kendisinde olduğunu garanti ediyor, yani onu sorumluluktan arındırıyor.</p>
<p>Deneylere başlamadan önce Milgram, ölümcül dozu verebileceklerin oranının ne olabileceğini bir grup psikiyatra sormuş. Aldığı yanıt, binde 1 olmuş; deneylerde gerçekleşen sonuç ise %65! Milgram’ın kanıtladığı gibi, insanın toplumsallaşmasını sağlayan topluluğa uyma güdüsünü ve normal insani zaaflarını kötüye kullanarak kitlesel itaati sağlayan bir sistemde, sürü psikolojisi içindeki insanların kendi ahlaki içgüdülerini yok saymaları olasılığı sanıldığından çok daha yüksek: Grup çalışmasında (3 kişinin birlikte karar verdiği ve deneğin yanındaki 2 kişinin ölümcül doz vermeye itiraz etmediği durumda) oran %65’ten %93’e (!) yükselmiş. Deneylerin, esas tehlikenin kötü insanlardan değil, insanları itaat etmeye “ikna eden” kötü sistemlerden kaynaklandığı gerçeğini vurgulayan makalede, günümüzde küresel ekonominin haksızlıklarına karşı “uyum içinde” sessiz kalan kitlelerin durumuna da bu bağlamda gönderme yapılıyor.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="390" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/2TAqBbFJtfE?version=3&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/v/2TAqBbFJtfE?version=3&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Bizi esas ilgilendiren ise itaatsizlikle ilgili olan sonuçlar: yanındaki 2 kişiden birinin ölümcül doz vermeye itiraz ettiği durumda, “öğretmen”in ölümcül doz verme oranı %10’a düşmüş. Daha sonra itirazlardan etkilendiklerini inkar ettilerse de bu deneklerin davranışı, toplum içinde sivil itaatsizliğin gerekliliğini ve gücünü ortaya koyuyor. Sürüye uymanın “norm” kabul edildiği ve başkaları sessizken kimsenin sesini çıkartmak istemediği bir ortamda, itaatsizlik, bunu göze alanlara başta kimse teşekkür etmese de, yaşam kurtaracak kadar değerli oluyor.</p>
<p>Tekrar Greenpeace’in ve benzer ilke ve yöntemlere sahip farklı grupların çalışmalarına dönecek olursak şunu söyleyebiliriz: “Bir grup inanmış yurttaşın dünyayı değiştirebileceği”ne ilişkin güçlü inançla hareket edenleri, kampanyalarda elde ettikleri başarıların dışında, başka bir ödül daha bekliyor: “İzin alınarak yapılan” ya da şiddet içeren eylemlerden farklı olarak, yaratıcı, renkli ve barışçıl sivil itaatsizlik eylemleri, uzun vadede çok daha umut dolu, güçlü, kalıcı bir etki yaratıyor. Üstelik, sivil itaatsizliğe tanık olan sıradan insanlar, kendi güçlerinin gittikçe daha fazla farkına varıyor; eylemlerden esinleniyor ve harekete geçiyor.</p>
<p>Melda Keskin</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;bodytext=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ASe%C3%A7im%20%C3%B6ncesi%20kaostan%20memleket%20yorgun%20d%C3%BC%C5%9Fm%C3%BC%C5%9Fken%20yarat%C4%B1lan%2C%20%C3%BCretilen%20g%C3%BCndemlerin%20%C3%B6tesinde%20evrensel%20kavramlar%20ve%20anlamlar%C4%B1%20%C3%BCzerine%20konu%C5%9Fmaktan%20yanay%C4%B1z.%20%20Toplumsal%20%C5%9Fiddetin%20tavan%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20rejimin%20otoriter%20ara%C3%A7lar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;notes=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ASe%C3%A7im%20%C3%B6ncesi%20kaostan%20memleket%20yorgun%20d%C3%BC%C5%9Fm%C3%BC%C5%9Fken%20yarat%C4%B1lan%2C%20%C3%BCretilen%20g%C3%BCndemlerin%20%C3%B6tesinde%20evrensel%20kavramlar%20ve%20anlamlar%C4%B1%20%C3%BCzerine%20konu%C5%9Fmaktan%20yanay%C4%B1z.%20%20Toplumsal%20%C5%9Fiddetin%20tavan%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20rejimin%20otoriter%20ara%C3%A7lar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;t=Sivil%20%C4%B0taatsizlik" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Sivil%20%C4%B0taatsizlik%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;annotation=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ASe%C3%A7im%20%C3%B6ncesi%20kaostan%20memleket%20yorgun%20d%C3%BC%C5%9Fm%C3%BC%C5%9Fken%20yarat%C4%B1lan%2C%20%C3%BCretilen%20g%C3%BCndemlerin%20%C3%B6tesinde%20evrensel%20kavramlar%20ve%20anlamlar%C4%B1%20%C3%BCzerine%20konu%C5%9Fmaktan%20yanay%C4%B1z.%20%20Toplumsal%20%C5%9Fiddetin%20tavan%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20rejimin%20otoriter%20ara%C3%A7lar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;title=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F06%2Fsivil-itaatsizlik.html&amp;t=Sivil%20%C4%B0taatsizlik&amp;s=Sevgili%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ASe%C3%A7im%20%C3%B6ncesi%20kaostan%20memleket%20yorgun%20d%C3%BC%C5%9Fm%C3%BC%C5%9Fken%20yarat%C4%B1lan%2C%20%C3%BCretilen%20g%C3%BCndemlerin%20%C3%B6tesinde%20evrensel%20kavramlar%20ve%20anlamlar%C4%B1%20%C3%BCzerine%20konu%C5%9Fmaktan%20yanay%C4%B1z.%20%20Toplumsal%20%C5%9Fiddetin%20tavan%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%2C%20rejimin%20otoriter%20ara%C3%A7lar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=4736&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/06/sivil-itaatsizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>#internetime dokunma!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 11:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Caglar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Vitrindeki Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[internetime dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=4509</guid>
		<description><![CDATA[Prenses, 15 Mayıs 2011 Pazar günü Türkiye’nin bir çok yerinde İnternetime Dokunma kampanyası altında eş zamanlı olarak eylemler gerçekleştirildi. Biz de prenses ekibi olarak oradaydık elbette, sadece blog-zine yazarları olarak değil, çoluk çocuk, 7&#8242;den 70&#8242;e herkes oradaydı. 40bin kişi vardı Taksim’de! Esnafın söylediğine göre bu seneki 1 Mayıs’tan sonra İstiklal Caddesinin gördüğü en kalabalık eylemmiş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prenses, 15 Mayıs 2011 Pazar günü Türkiye’nin bir çok yerinde İnternetime Dokunma kampanyası altında eş zamanlı olarak eylemler gerçekleştirildi.<br />
Biz de prenses ekibi olarak oradaydık elbette, sadece blog-zine yazarları olarak değil, çoluk çocuk, 7&#8242;den 70&#8242;e herkes oradaydı. 40bin kişi vardı Taksim’de! Esnafın söylediğine göre bu seneki 1 Mayıs’tan sonra İstiklal Caddesinin gördüğü en kalabalık eylemmiş. Ben de hem aşağıdaki muhteşem videoyu paylaşmak, hem de çektiğim birkaç fotoğrafla tanıklığımızı anlatmak istedim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/7.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4510" title="7" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/7-1024x764.jpg" alt="" width="640" height="476" /></a></p>
<p>Birbirleriyle alakası olmayan binlerce insan, farklı organizasyon, aynı odaya koysan birbirini kesebilecek kadar sevişmeyen insanlar bu sansürcü zihniyete dur demek için biraraya geldi.  Ne kavga çıktı, ne de gürültü&#8230; Diyemeyeceğim zira fazlaca gürültü vardı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/1.png"><img class="alignnone size-large wp-image-4512" title="1" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/1-1024x676.png" alt="" width="641" height="457" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/21.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4516" title="2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/21-1024x764.jpg" alt="" width="640" height="476" /></a></p>
<p>Gündemdeki mevzular üzerinden göndermeler olan pankartlar vardı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/6.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4517" title="6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/6.jpg" alt="" width="612" height="612" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/12.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4518" title="12" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/12.jpg" alt="" width="612" height="612" /></a></p>
<p>İlginç bir şekilde (ne kadar ilginç olduğu tartışılır tabii) eylem medyada çok az yer buldu. Özellikle televizyonlarda neredeyse hiç gösterilmedi. Kimi haber sitelerinde de 200 kişinin toplandığı yazıldı. Dünyanın neresinde 40bin kişi herhangi birşey için toplansa haber olacakken bizim memleketimizde bu olamadı. Medya neredeyse konuya gözünü kapatmış durumda.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/4.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4520" title="4" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/4-1024x712.jpg" alt="" width="600" height="417" /></a></p>
<p>ve işte 200 kişi ve 200 pankart! (son fotoğraf benim değil, ama yürüyüşün simge fotoğrafların birisi oldu.)</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/112.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4528" title="11" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/112.jpg" alt="" width="505" height="675" /></a></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a61.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-4530" title="f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/05/f4886935f3f231261aacaaf60d92bcd3860984a61.jpg" alt="" width="507" height="494" /></a></p>
<p>Ve de o güzel video. Bu yürüyüş şimdiye kadar Türkiye&#8217;de (belki dünyada da) internet için yapılmış en büyük eylemdi. Umarız 22 Ağustos&#8217;ta bu yasa yürürlüğüe girmez ve de halihazırda yasaklı olan 60bin sitenin üzerindeki yasak da kalkar.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="225" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=23775505&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="225" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=23775505&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;bodytext=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;notes=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;t=%23internetime%20dokunma%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=%23internetime%20dokunma%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;annotation=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=%23internetime%20dokunma%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=%23internetime%20dokunma%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;title=%23internetime%20dokunma%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F05%2Finternetime-dokunma.html&amp;t=%23internetime%20dokunma%21&amp;s=Prenses%2C%2015%20May%C4%B1s%202011%20Pazar%20g%C3%BCn%C3%BC%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20bir%20%C3%A7ok%20yerinde%20%C4%B0nternetime%20Dokunma%20kampanyas%C4%B1%20alt%C4%B1nda%20e%C5%9F%20zamanl%C4%B1%20olarak%20eylemler%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirildi.%0D%0ABiz%20de%20prenses%20ekibi%20olarak%20oradayd%C4%B1k%20elbette%2C%20sadece%20blog-zine%20yazarlar%C4%B1%20olarak%20de%C4%9Fil" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=4509&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/05/internetime-dokunma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Kuruluşları ve Karşıt-Üretkenlik</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/03/sivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/03/sivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 22:06:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayşem</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Arundathi Roy]]></category>
		<category><![CDATA[cevrecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ivan Illich]]></category>
		<category><![CDATA[Karşıt-Üretkenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[stk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=3395</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de 1980 ve sonraki onbeş yıl, ekolojik, ya da diğer alternatif politika modellerini özgürce hayata ve kamusal alana geçirmek için son derece uygunsuz yıllardı malum. Alternatif hareketlerin yavaş yavaş yeniden yeşermeye başladığı 1990’lardan günümüze kadar, hak ve özgürlüklere dair değişenler olsa dahi, darbelerle ezilmiş, eğitilmiş, susturulmuş bir toplumda bu hareketlerin çoğu derin kökler salamadığı gibi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/tyrant-boot-poster.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3404" title="tyrant-boot-poster" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/tyrant-boot-poster.jpg" alt="" width="218" height="291" /></a>Türkiye’de 1980 ve sonraki onbeş yıl, ekolojik, ya da diğer alternatif politika modellerini özgürce hayata ve kamusal alana geçirmek için son derece uygunsuz yıllardı malum. Alternatif hareketlerin yavaş yavaş yeniden yeşermeye başladığı 1990’lardan günümüze kadar, hak ve özgürlüklere dair değişenler olsa dahi, darbelerle ezilmiş, eğitilmiş, susturulmuş bir toplumda bu hareketlerin çoğu derin kökler salamadığı gibi, katılım da son derece düşük oldu. Bugün hala, politik katılımın son derece düşük olduğu, politikaya korkuyla yaklaşılan bir toplumuz.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşları (STK’lar) Türkiye’de bu noktada ortaya çıktı prenses. Politika yapmaktan son derece soğumuş, hatta apolitik bir ülkede STK’lar politika yapmadan toplumsal duyarlılığa sahip olmanın, içinde yaşanılan toplum için de birşeyler yapmanın bir yolunu oluşturdu. Gönüllü olarak bir STK’nın içinde çalışmak, politikaya bulaşmadan, yani ‘elini kirletmeden’, sosyal sorumluluk taşımak anlamına geliyor. Belki de ‘ya benim başıma da gelirse?’ diye korktuğumuz için, belki de sadece o perişanlığın ve çirkinliğin (mücadele ettiğimiz her ne ise onun) gözümüzün önünden o an için olsun kaybolmasını ve hayatımızın kaldığımız yerden devam etmesini istediğimiz için, belki de suçluluk duygularımızı biraz olsun hafifletmek için; ve belki de en iyi niyetlerimizle içimizdeki “Ama bu olmamalı, buna izin verilmemeli!” duygumuzu yansıtmak için kullanırız STK’ları. Bu sistemin içinde biraz olsun yaraları sarabilmek için, içimizdeki çaresizliği azaltabilmek için, başkalarıyla dayanışma duygusunun, maddi bir karşılığı olmasa dahi istediğimiz ve inandığımız için biraraya gelip dayanışma içinde çalışmayı hatırlamak/öğrenmek için kendimizi belki de çok fazla sorgulamadan ‘içlerine atarız’ ve gönüllü olarak projelerde, kampanyalarda, eylemlerde, protestolarda yer alırız, kredi kartımızla destek veririz. Bu bize iyi gelir, bizi rahatlatır, bize bu toplumdaki bir takım yanlışlıklara, savaşa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, ekolojik yıkıma karşı birşeyler yaptığımız hissi verir.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/ivanIllichCoev40June83.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-3398" title="ivanIllichCoev40June83" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/ivanIllichCoev40June83.jpg" alt="" width="235" height="282" /></a>İşte tam da bu duygu, gönüllülük ve STK’cılık mantığının karşıt-üretken hale gelmesinin sebebi aslında. Karşıt-üretken demek ne ola ki prenses? Karşıt-üretkenlikten önce biraz kurumsallaşmadan bahsetmek lazım. Çağımızın en özgürleştirici ve yaratıcı filozoflarından Ivan Illich’e göre modern toplumun sorunu kurumlarında, herşeyi kurumsallaştırmasında ve hep daha fazla kurum yaratma eğiliminde yatar. Kurumsallaşmayı eleştirirken de bu sürecin insanların kendilerine olan güvenlerini, sorunlarla başetme potansiyellerini ve yaratıcılıklarını kaybetmesine yol açtığını, sosyal ve şenlikli ilişkileri yok ettiğini öne sürer. Çünkü bu durum eskiden uğraşan herkesin edinebileceği yetenekleri artık ancak kurumlar aracılığıyla, sadece profesyoneller tarafından elde edilebilen kartelleştirilmiş mallar haline getirir. Kurumsallaşma sonucu kendimizi iyileştirme ve şifa dağıtma gücümüzü doktorlara, bilgi aktarma gücümüzü öğretmenlere, bilgi yaratma gücümüzü akademisyenlere, tanrıyla iletişim kurma şeklimizi belirleyen kararları alma hakkını din adamlarına devrederiz. Eğitim ya da sağlık kadar hayatımızı ilgilendiren konularda dahi kafa yormamıza da artık gerek kalmamıştır.</p>
<p>Illich’in karşıt-üretkenlik kavramı bu arkaplanda ortaya çıkar: Temelinde yararlı olan süreçler, uygulamalar ve araçlar, kurumsallaşma kritik bir noktayı geçtikten sonra ilk amaçların tersine hizmet eder hale gelirler. Bunun bir sebebi profesyonellerin kapıları sıkı sıkı tutması ve gündemi belirlemesidir. Bir başkası da artık mal haline gelmiş olan değerlerin, neredeyse sadece ilgili bir kurumun bir işlevi olmaya indirgenmesidir. Hastalar ve hastalıklar üreten tıp kurumu, mesafeyi arttıran otoyollar, tanrınızla aranızda engel haline gelen din adamları gibi&#8230;</p>
<p>Bizi rahatlatan, bize bu toplumdaki bir takım yanlışlıklara, savaşa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, ekolojik yıkıma karşı birşeyler yaptığımız hissi verdiği için kurduğumuz/ çalıştığımız STK amaç haline geldiğinde, onun varlığını sürdürmesi de çoğu zaman el atılan problemin devamlılığına bağlıdır. “Çevreciler hep felaket senaryoları yazarlar, çünkü ekolojik felaketler olmazsa çevrecilere de ihtiyaç kalmaz” söylemini defalarca duymuşuzdur. Peki hiç başarıyla kampanyasını ya da projesini tamamlayıp kendini fes eden bir STK duydunuz mu? Bu içsel çelişki, STK’ların sorunlar derinleştikçe ve kamuoyunun hassasiyeti arttıkça finansman, kamuoyu ve işgücü desteği bulmasıyla kendini açıkça belli eder. Gerek kurumsal yapılanma modellerinin değişerek STK’nın varlığını sürdürebilmesi amaçlı, daha profesyonel, daha hiyerarşik modellerin benimsenmesi yani “kurumsallaşma”, gerek geniş çaplı ve sistemin doğasından gelen sorunları yerel projelerle çözümleyerek sistemi bir anlamda “yamamaları” yoluyla STK’lar karşıt üretken hale gelirler.</p>
<p>Burada sorulması gereken sorular iki yönlü prenses: Birincisi, aslında bu kadar çok işsiz, bu kadar çok yoksul, bu kadar büyük ekolojik yıkım, bu kadar fazla sömürü, bu kadar çok mutsuzluk doğuran böyle bir sistemin izlerini hafifleterek yaptığımız acaba toplumun acılarını azaltarak varolan sistemin içinde hayatlarına devam etmelerini sağlamak mı? Acaba STK’ların en radikal görünenleri dahi sordukları ve sormadıkları sorularla sistemin birer sübabı mı? Endüstri karşıtı olmadan, kapitalizme eleştiri getirmeden, içinde yaşadığımız sistemin en temeli olan insan-merkezci, fetihçi, erkek egemen, sermayeyi güçle bir tutan değerleri sorgulamadan “çevreci” olan STK’ların varolan, insan-merkezci kapitalist söylemleri tekrarladığı açıkça ortada. Bu gibi yollarla belki sosyal duyarlılığı artırmak mümkün olsa dahi, bu son derece kısıtlı bir çerçevede olacaktır.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/green460.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3401" title="green460" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/green460.jpg" alt="" width="460" height="276" /></a></p>
<p>İkincisi,  STK’ların profesyonelleştirerek kapılarını tuttuğu, kavramlarını belirleyerek mal haline getirilen bir çevrecilik değeri, kurumların tekeline alındığında acaba toplumun tümünün üzerine düşünmesi gerekenleri kendilerine mi havale ediyorlar? Çevrecilik kendi başına bir değer haline gelip ekolojik bir yaşam ihtimalini ortadan kaldırıyor mu? Farketmemiz gereken, STK’ların olmadıkları ve olmaması gerektiği bir şekilde objektif, iyi niyetli ve faydalı görülüp, her zaman doğruyu, sadece doğruyu ve bütün doğruyu söylediklerinin iddia ediliyor olması. Halbuki her kuruluş gibi STK’lar da eleştirel süzgeçten geçmeli, herşeyden önce kimin STK, kimin endüstrinin çevre imajını düzeltme kuruluşu olduğu anlaşılmalı (bunun en kestirme yolu STK’ların finansal kaynaklarını incelemektir, ancak tabii ki bununla sınırlı değildir). Ayrıca projeler ve kampanyalar da kendi içlerinde ve arkalarında yatan gündemle birlikte değerlendirilmeli. Her çevre kuruluşunun bir gündemi vardır, ki bu da son derece normal. STK’lar seçtikleri konularda seçtikleri yöntemlerle kampanya ya da proje yaparken, tabii ki bu konuları kamuoyunun gündemine sokmaya çalışacaklardır. Ancak, sanki böyle bir durum yokmuş gibi STK’ların sanki hata yapmayan, kendi iç dinamiklari olmayan, herhangi bir gündemleri olmayan kuruluşlarmışçasına, hiç sorgulanmadan kabul görmeleri ciddi hayal kırıklıkları yaratır. Çünkü onlar da politikacılar gibi bir konuyu diğerlerinden daha öncelikli, çözüm alternatiflerinden birini diğerinden daha uygun, vs. bulmakta ve bu karara uygun çalışmalar yapmaktalar.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/6a01053625d752970c010536cb482c970b-800wi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3410" title="6a01053625d752970c010536cb482c970b-800wi" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/03/6a01053625d752970c010536cb482c970b-800wi.jpg" alt="" width="237" height="294" /></a>Arundathi Roy’un dile getirdiği şekliyle, STK’lar devletin sağlamak zorunda olduğu ihtiyaçlarının küçük bir kısmını karşılamayı üstlenerek politik alanı politikasızlaştırıyor, politik bilinci siliyor ve direniş hareketini bölüp dağıtıyorlar. Biraraya gelip çalışmak ve değiştirmek isteyen kişilerin kurduğu, özellikle yerel hareketlerden ortaya çıkan STK’lar için bunu söylemek doğru olmaz. Ancak giderek profesyonelleşen ve bir sektör haline gelen “STK’cılık”, üniversitelerde kimi zaman toplum mühendisliğine soyunan bir edayla eğitimleri alınıp, dayanışmanın yerini uluslararası fonlar için rekabete bıraktığı, kişilerin bir kariyer olarak görüp yatırımlarını ona göre yaptığı bir piyasa şeklini aldığından, “gerçek” sorunlarla ilişkisi olmayan STK’lar, toplumun bütünü için işe yarayan çözümler üretemeyen projeler ve dolayısıyla da bilinçlenmeyen bir toplum, siyasallaş(a)mayan siyasi konular ve varolan kapitalist sistemin içinde kendi yerini bulmuş bir STK anlayışı doğuruyor. İnsanların çevreleriyle, doğayla, diğer canlılarla ve birbirleriyle olan ilişkileri ise, kendilerinin artık üzerine fazla düşünmeleri gerekmeyen, sertifikalı, bilgi sahibi, konulara hakim profesyonellerden oluşan çevre STKlarına bırakılabilir konular haline geliyor.</p>
<p>STK’lar benim ve bu apolitik ülkede yaşayan, apolitik olması öğretilen ve beklenen diğer gençlerin öğrenme, anlamlandırma ve beraber çalışabilme süreçlerinde son derece yardımcı kurumlar. Onların sınırlarını anlamak, gündemlerini fark etmek, savunduklarını düşünsel bir süzgeçten geçirmek ve karşıt-üretkenliklerinin de farkında olmak gerekir. Bütünsel bir yaklaşımla doğayla ve birbirimizle ilişkilerimizi yeniden yapılandırabilmemizin yolu ekolojik düşünce ve politikalara yönelmemizdir. STKların bu noktada dışlanması değil politik kimliklerini açıkça ortaya koymaları ve içinde yaşadığımız sistemin bir parçası olmayı ya da onu değiştirmeyi seçmeleri beklenmelidir. Yeşil politikanın da bu sorunlara özgürleştirici yaklaşımlar geliştirmek ve radikal sorgulamalara girişmek gibi son derece zor ve çetrefilli (ve belki de varoluşunun bağlı olduğu) bir işi var.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;bodytext=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%201980%20ve%20sonraki%20onbe%C5%9F%20y%C4%B1l%2C%20ekolojik%2C%20ya%20da%20di%C4%9Fer%20alternatif%20politika%20modellerini%20%C3%B6zg%C3%BCrce%20hayata%20ve%20kamusal%20alana%20ge%C3%A7irmek%20i%C3%A7in%20son%20derece%20uygunsuz%20y%C4%B1llard%C4%B1%20malum.%20Alternatif%20hareketlerin%20yava%C5%9F%20yava%C5%9F%20yeniden%20ye%C5%9Fermeye%20ba%C5%9Flad" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;notes=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%201980%20ve%20sonraki%20onbe%C5%9F%20y%C4%B1l%2C%20ekolojik%2C%20ya%20da%20di%C4%9Fer%20alternatif%20politika%20modellerini%20%C3%B6zg%C3%BCrce%20hayata%20ve%20kamusal%20alana%20ge%C3%A7irmek%20i%C3%A7in%20son%20derece%20uygunsuz%20y%C4%B1llard%C4%B1%20malum.%20Alternatif%20hareketlerin%20yava%C5%9F%20yava%C5%9F%20yeniden%20ye%C5%9Fermeye%20ba%C5%9Flad" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;t=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;annotation=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%201980%20ve%20sonraki%20onbe%C5%9F%20y%C4%B1l%2C%20ekolojik%2C%20ya%20da%20di%C4%9Fer%20alternatif%20politika%20modellerini%20%C3%B6zg%C3%BCrce%20hayata%20ve%20kamusal%20alana%20ge%C3%A7irmek%20i%C3%A7in%20son%20derece%20uygunsuz%20y%C4%B1llard%C4%B1%20malum.%20Alternatif%20hareketlerin%20yava%C5%9F%20yava%C5%9F%20yeniden%20ye%C5%9Fermeye%20ba%C5%9Flad" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;title=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F03%2Fsivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html&amp;t=Sivil%20Toplum%20Kurulu%C5%9Flar%C4%B1%20ve%20Kar%C5%9F%C4%B1t-%C3%9Cretkenlik&amp;s=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%201980%20ve%20sonraki%20onbe%C5%9F%20y%C4%B1l%2C%20ekolojik%2C%20ya%20da%20di%C4%9Fer%20alternatif%20politika%20modellerini%20%C3%B6zg%C3%BCrce%20hayata%20ve%20kamusal%20alana%20ge%C3%A7irmek%20i%C3%A7in%20son%20derece%20uygunsuz%20y%C4%B1llard%C4%B1%20malum.%20Alternatif%20hareketlerin%20yava%C5%9F%20yava%C5%9F%20yeniden%20ye%C5%9Fermeye%20ba%C5%9Flad" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=3395&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/03/sivil-toplum-kuruluslari-ve-karsit-uretkenlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pınar Selek&#8217;in Son Klibi</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/02/pinar-selekin-son-klibi.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/02/pinar-selekin-son-klibi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2011 09:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuna</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[hukuksuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Çarşı Patlama]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Selek]]></category>
		<category><![CDATA[tanığız]]></category>
		<category><![CDATA[türk adaleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=2590</guid>
		<description><![CDATA[Pınar Selek&#8217;in son klibini gördünüz mü? Manken mi ki? İsmini hep duyuyorum daha izleyemedim&#8230; Böyle bir insan yaşıyor bu ülkede. Pınar Selek&#8230; Kim ki? Adını her duyduğumda bunun yine kötü bir haber olduğunu bilerek anlık karın kasılmalarıyla ilgisiz kalmaya çalışıyorum. Beceremiyorum. Pınar Selek bir magazin figürü değil. Manken olacaksa da bu ülkedeki hukuk katliamının en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/02/pic_8.jpg"><img class="size-full wp-image-2748 alignleft" title="pic_8" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/02/pic_8.jpg" alt="" width="273" height="200" /></a>Pınar Selek&#8217;in son klibini gördünüz mü? Manken mi ki? İsmini hep  duyuyorum daha izleyemedim&#8230; Böyle bir insan yaşıyor bu ülkede. Pınar  Selek&#8230; Kim ki? Adını her duyduğumda bunun yine kötü bir haber olduğunu  bilerek anlık karın kasılmalarıyla ilgisiz kalmaya çalışıyorum.  Beceremiyorum.</p>
<p>Pınar Selek bir magazin figürü değil. Manken olacaksa da bu  ülkedeki hukuk katliamının en iyi teşhircisi olurdu herhalde. Ona  biçilen kıyafet işkence, yıldırma ve hukuk katliamı desenleriyle süslü.  Ama Pınar Selek bu kıyafeti bütün zarafetiyle sergilerken ortaya çıkan  utanç resmi hepimizin utancı. <span id="more-2590"></span>Bütün masumiyeti ve haklılığıyla dimdik  durduğu resim bende bu ülkeden çektirip arkama bakmadan gitme hissiyat yaratıyor. Ama o gitmiyor ve mücadele ediyor. Ben de kalmalıyım. Ve onu  yalnız bırakmamalıyım. İşlemediği bir suçun uydurma delilleriyle  defalarca yargılanan ve yine 9 Şubat&#8217;ta yargılanacak olan insan Pınar  Selek. 13 yıldır hayatı zindana dönen, bir hiç uğruna 2,5 yıl hapis  yatan insan Pınar Selek.</p>
<p>Bir gün gözaltına alınıyorsun. Sosyologsun. Yaptığın araştırmayla  ilgili görüştüğün insanların isimlerini istiyor polis. Travestilerle,  sokak çocuklarıyla, şiddet mağduru kadınlarla, kürtlerle çalışıyorsun.  Ötekilerle. Vermiyorsun kimsenin ismini. Ötekileri görünür kılmaya  çalışmışsın hep. Gözden kaçırılanı toplumun gözüne gözüne sokmak  istemişsin. 1998 yılında Kürtlerle ilgili bir araştırma yapmaya  kalkmışsın. Haddine mi? Devlet mekanizması seni cezalandırmaya karar  vermiş bir kere. Polis de vermiş bünyeye işkenceyi. Sonra bir gün Mısır  Çarşısı&#8217;nda bir patlama olmuş. Biz bunu Pınar Selek&#8217;in üstüne atalım  demişler. Beraat etse de bu ablayı kriminalize ederiz. Atarız çamurumuzu  kendi uğraşır. Ders olur ona ve onun gibilere demişler. İşkence altında  ifadesi alınan şahitlerin ifadesinden başka kanıt olmadan yargılamışlar  Pınar Selek&#8217;i. Sonra bir daha ve bir daha ve bir daha yargılamışlar.  Şimdi 9 Şubat&#8217;ta bir daha yargılıyorlar. Bu kafkavari kabusun tanığısın.  Çünkü bu ülkede yaşıyorsun. Bu ülkede yaşamanın utancını taşımak ağır  mı geldi. Yum gözlerini. Ben sana bulacağım bir Pınar. Söz bu sefer bir  popçu olacak.</p>
<blockquote><p>&#8220;Oyunun kuralıymış, öğrendim. Eğer şifreyi  yüksek sesle söylemeye çalışırsan, suçlu ilan edilirsin. Üstelik suçun  şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışmak olmaz. Tam da senin karşı  durduğun, mücadele ettiğin bir tutum sana mal edilir. Örneğin bir  rahibeysen, fahişelik yapmakla suçlanırsın. Hayatını İslami değerlerin  canlı tutulmasına adamış bir insansan, boynuna, içki ya da uyuşturucu  tüccarı yaftası asılır. Ya da bir anti militarist olarak bombacılıkla  suçlanırsın. Ve bu öyle kriminal bir tarzda yapılır ki sen savunmaya  itilirsin. Yani bir odağın üzerine yürürken, kendinle uğraşmaya  başlarsın. Suçlamalar sürekli tekrarlanır, tekrarlanır&#8230; Bunlar iddia  biçiminde de verilse, çamur izini bırakır ve herkes sana baktığında bu  suçlamaları hatırlar. Artık sen asla eski kimliğini sürdüremezsin. Bir  düşünce suçlusu değilsindir. Barış suçlusu da ilan edilmezsin. Savaş  örgütü, seni terörize eder ve yeni bir kimlikle milyonların karşısına  çıkarır.&#8221;</p></blockquote>
<p><img class="alignleft" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/02/etkinlik_resim_240px.jpg" alt="" width="228" height="240" /></p>
<p>Sosyoloji  çalışmalarını sokak çocukları, travestiler gibi toplumun dışlanan  kesimleri, iktidar mekanizmasının üretim yöntemleri ve barış mücadelesi  gibi özel konulara yoğunlaştıran ve bilimsel çalışmalarını aktivist  faaliyetlerle de perçinleyen Pınar Selek’in hedef olarak seçilmesi  süreci 1997’da Kürt sorunu ile ilgili araştırması  ile başladı. Savaş koşullarını ve neden bir türlü barışılamadığını  anlamak ve anlatmak üzere konunun muhataplarıyla görüşmesi, dönemin  koşullarında cesur ama bir o kadar da tehlikeli bir adımdı. Bu süreçte  11 Temmuz 1998’de Emniyet Müdürlüğü’nce gözaltına alınan Pınar Selek,  görüştüğü  kişilerin isimlerini vermediği için ağır işkence gördü ve araştırmasına el kondu. Pınar Selek aleyhine içeriği doğru olmayan sahte tutanaklar  düzenlendi. Tutanaklarda, kendisi gözaltına alınmadan önce imha edilen  patlayıcı ve malzemeler, sokak çocukları için kurduğu atölyede bulunmuş  gibi yansıtıldı. Çeşitli  komploların, “andıç” ların gündeme geldiği 1998 döneminin  konjonktüründe kurban olarak seçilen Pınar Selek, önce; konuya eğilecek  tüm araştırmacılara ve aydınlara gözdağı vermenin sembolü  haline getirildi. Pınar Selek’in tahliye olduktan sonra da geri  çekilmeyip barış faaliyetlerine, kadın hareketine ve bilimsel  çalışmalarına ağırlık vermesi ise tehdit, saldırı ve mahkeme sürecinin  uzatılması üzerinden yürütülen komployu pekiştirdi.</p>
<p>Pınar  Selek için “örgüte yardım ve yataklık” tan açılan ilk dava ile ilgili,  sokak çocukları atölyesinde bulunduğu iddia edilen patlayıcıların daha  önceden polisin elinde olduğu, sahte belge düzenlendiği, olay yeri  inceleme raporunun tarihiyle ortaya çıktı. Ancak bu kez de Ümraniye  Cezaevi’nde tutukluyken, bir buçuk ay önce meydana gelmiş Mısır Çarşısı  Patlaması ile ilişkilendirildiğini televizyon ekranlarından öğrendi.  Komplo büyüyerek devam ediyordu.</p>
<p>Mısır  Çarşısı’nda meydana gelen patlamadan hemen sonra hazırlanan 13 ve 14  Temmuz 1998 tarihli   Polis Olay Yeri İnceleme tutanakları  ve Kriminal  Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Ekspertiz Raporu’nda “Bombaya ait herhangi  bir bulgu yok” dendi. Suçlamaya tek dayanak olarak Abdülmecit Öztürk  adlı bir kişinin “Mısır Çarşısı’na Pınar Selek  ile bomba koyduk”  şeklindeki polis ifadesi gösterildi. 22 Aralık 1998’de Öztürk ve Selek  hakkında Mısır Çarşısı’na bomba koymaktan açılan davanın duruşmasında  Abdülmecit Öztürk ve diğer sanıklar, ağır işkence gördüklerini, Pınar  Selek’i tanımadıklarını açıkladılar.Bu arada Mahkemenin tayin ettiği üç  uzman profesörün raporunda da patlamanın kesinlikle bomba değil, tüp gaz  kaçağından olduğu 21 Aralık 2000’da tescil edildi.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/02/43440815185.jpg"><img class="aligncenter" title="43440815185" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/02/43440815185.jpg" alt="" width="440" height="283" /></a></p>
<p>Yerel Mahkeme, 2,5 yıl sonra 22 Aralık 2000 tarihinde Pınar Selek’in tahliyesine karar verdi. Tahliye üzerine dönemin İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bu tahliyeden rahatsızlıklarını belirten 19.04.2001 tarihli bir yazıyı Mahkemeye yolladılar.  Aynı kurumlar bu yazıyla birlikte, davanın tarafı olmadıkları ve  Mahkemenin de bir talebi bulunmadığı halde, patlamadan yaklaşık 3 yıl  geçtikten sonra  “patlama bombadan kaynaklanmıştır” şeklindeki imzasız  ve tarihsiz yeni bir raporun dosyaya girmesini sağlayarak Mahkemeden  yeniden bilirkişiye gitmesini istediler. Mahkeme, her ne kadar raporu  yasal delil olarak kabul etmese de, bu kurumların talebi doğrultusunda  yeniden bilirkişiye gitti. Bu noktada da yargının bağımsızlığı ilkesine açıkça müdahale edilmiş oldu.</p>
<p>08.06.2006’da  İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Pınar Selek hakkında Mısır Çarşısı  patlamasına ilişkin “ceza verilmesine gerektirir kesin ve inandırıcı  delilin elde edilemediğine” dair ilk beraat kararını açıkladı. Bu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 17.04.2007 tarihinde “hüküm kurulmadığı” gerekçesiyle bozuldu.Yeniden  yapılan yargılama sonucunda mahkeme kararında, Pınar’la ile ilgili  örgüt üyesi olduğuna dair iddiaları da inandırıcı bulunmadı. Böylelikle Pınar Selek ikinci kez beraat etti. 9 Şubat 2010’da Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) 17’ye karşı 6 oyla, Yargıtay Başsavcısı’nın itirazını reddederek Pınar Selek için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.</p>
<p>Gelinen noktada Pınar Selek iki kez beraat ettiği davadan 9 Şubat 2011’de İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden  yargıyla karşı karşıya gelecek. Bu noktada yerel mahkeme öncelikle  bozma kararına ilişkin tavrını açıklayacak. Kamuoyunun tüm beklentisi  mahkemenin beraat kararında direnmesi ve geç kalınmış adaletin nihai  olarak tecelli edebilmesi yönünde. Bu arada Berlin’deki Überleben İşkence Kurbanları için Tedavi Merkezi de Ağustos 2010 tarihinde hazırladığı özel bir bilirkişi raporuyla Pınar Selek’in gözaltı süresince gördüğü işkence ve bu sürecin bıraktığı etkileri resmen tescil etti.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="300" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=18149402&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="300" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=18149402&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>9 Şubat saat 10:30&#8242;da Beşiktaş adliyesinde Pınar Selek davası tekrar görülecek. Destek vermek bu ülkenin utanç tarihine tanıklık etmek için orada olmayı önemli buluyorum. Aynı gün Avrupalı parlamenterler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve yabancı gözlemci avukatlar mahkeme öncesi basın açıklaması yapacak. Peki sen 9 şubat&#8217;ta nerede olacaksın? Gelemeseniz de yazınızla, haberinizle, programınızla, sanatınızla, hukukçuluğunuzla, biliminizle, çevrenizi etkileme gücünüzle müdahil olun. Ama olun.</p>
<blockquote><p>PINAR SELEK KİMDİR?<br />
Sosyolog,  araştırmacı, yazar. 1971’de İstanbul ‘da doğdu. Notre Dame De Sion  Lisesi’den  sonra 1996’da Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü Babiali’den İkitelli’ye, Mürekkep Kokusu’ndan Plazalara başlıklı  teziyle, birincilikle bitirdi. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek  lisansını tamamladı. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesi’nde  ekonomi-politik dersleri aldı. Üniversite yıllarında sokak çocukları,  seks işçileri, Romanlar ve eşcinsellere ilişkin çalışmalarıyla dikkati  çekti. Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi kurucularından olan Selek,  barış mücadelesi, antimilitarizm, insan haklarıyla ilgili çalışan birçok  STK ve harekete destek vermekte ve Amargi Feminist Teori Dergisi  editörlüğünü yapmaktadır.<br />
Selek&#8217;in EZLN Zapatist hareketin bildirileri ve Marcos&#8217;un mektuplarından oluşan Ya Basta! Artık Yeter  adlı çeviri/derleme çalışması 1996’da Belge Yayınları&#8217;ndan çıktı. Ülker  Sokak&#8217;ta travesti ve transseksüellerin dışlanmasını konu alan Maskeler, Süvariler, Gacılar adlı araştırması 2001’de Aykırı Yayınları’ndan; barış mücadelesinin ve sol muhalefetin yaşadığı sorunların ele alındığı Barışamadık 2004’te  İthaki Yayınları’ndan basıldı.  2008’de İletişim Yayınları’ndan çıkan  ve erkekliğin iktidar aracı olarak oluşumunda askerlik hizmetinin rolünü  inceleyen Sürüne Sürüne Erkek Olmak kitabı Zum Mann Gehätschelt, Zum Mann Gedrillt başlığıyla 2010’da Orlanda Yayınevi tarafından Almanca olarak yayımlandı.  Pınar Selek’in ayrıca Su Damlası (2008,Özyürek Yayınları), Siyah Pelerinli Kız (2009, Şahmaran Yayınları) ve Yeşil Kız  (2010, Özyürek Yayınları) başlıklı üç de masal kitabı bulunmaktadır.  Pen Dünya Yazarlar Birliği’nin bursuyla, Almanya’da kitap çalışmalarını  sürdürmekte olan Pınar Selek halen Strasbourg Üniversitesi’nde “Sciences  Politiques” alanında doktora çalışmasını sürdürmektedir.</p></blockquote>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;bodytext=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20son%20klibini%20g%C3%B6rd%C3%BCn%C3%BCz%20m%C3%BC%3F%20Manken%20mi%20ki%3F%20%C4%B0smini%20hep%20%20duyuyorum%20daha%20izleyemedim...%20B%C3%B6yle%20bir%20insan%20ya%C5%9F%C4%B1yor%20bu%20%C3%BClkede.%20P%C4%B1nar%20%20Selek...%20Kim%20ki%3F%20Ad%C4%B1n%C4%B1%20her%20duydu%C4%9Fumda%20bunun%20yine%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20haber%20oldu%C4%9Funu%20%20bilerek%20anl%C4%B1k%20kar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;notes=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20son%20klibini%20g%C3%B6rd%C3%BCn%C3%BCz%20m%C3%BC%3F%20Manken%20mi%20ki%3F%20%C4%B0smini%20hep%20%20duyuyorum%20daha%20izleyemedim...%20B%C3%B6yle%20bir%20insan%20ya%C5%9F%C4%B1yor%20bu%20%C3%BClkede.%20P%C4%B1nar%20%20Selek...%20Kim%20ki%3F%20Ad%C4%B1n%C4%B1%20her%20duydu%C4%9Fumda%20bunun%20yine%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20haber%20oldu%C4%9Funu%20%20bilerek%20anl%C4%B1k%20kar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;t=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;annotation=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20son%20klibini%20g%C3%B6rd%C3%BCn%C3%BCz%20m%C3%BC%3F%20Manken%20mi%20ki%3F%20%C4%B0smini%20hep%20%20duyuyorum%20daha%20izleyemedim...%20B%C3%B6yle%20bir%20insan%20ya%C5%9F%C4%B1yor%20bu%20%C3%BClkede.%20P%C4%B1nar%20%20Selek...%20Kim%20ki%3F%20Ad%C4%B1n%C4%B1%20her%20duydu%C4%9Fumda%20bunun%20yine%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20haber%20oldu%C4%9Funu%20%20bilerek%20anl%C4%B1k%20kar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;title=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F02%2Fpinar-selekin-son-klibi.html&amp;t=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20Son%20Klibi&amp;s=P%C4%B1nar%20Selek%27in%20son%20klibini%20g%C3%B6rd%C3%BCn%C3%BCz%20m%C3%BC%3F%20Manken%20mi%20ki%3F%20%C4%B0smini%20hep%20%20duyuyorum%20daha%20izleyemedim...%20B%C3%B6yle%20bir%20insan%20ya%C5%9F%C4%B1yor%20bu%20%C3%BClkede.%20P%C4%B1nar%20%20Selek...%20Kim%20ki%3F%20Ad%C4%B1n%C4%B1%20her%20duydu%C4%9Fumda%20bunun%20yine%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20haber%20oldu%C4%9Funu%20%20bilerek%20anl%C4%B1k%20kar%C4%B1n" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=2590&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/02/pinar-selekin-son-klibi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul için eylem vakti</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/istanbul-icin-eylem-vakti.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/istanbul-icin-eylem-vakti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 13:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[prensesin ulkesi]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif enerji]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz Isyandadir]]></category>
		<category><![CDATA[Loç Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Yazmalılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=2471</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba Prenses, İstanbul Türkiye&#8217;nin her yerinden, her çeşit insana güzel görünüyor sanki. Ne dersin? Geçen sene ben de İzmir&#8217;den, üniversite sınavına hazırlanan biri olarak bakıyordum bu şehre. Onlarca İstanbul görüyordum daha 4 ay öncesine kadar. Artık İstanbul&#8217;da yaşayan biri olarak, bu İstanbulların birinden söz etmek istiyorum sana, eylemler şehri olanından.  Bu İstanbul imgesi kafamda nasıl, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- p { margin-bottom: 0.08in; }a:link {  } --></p>
<div id="attachment_2475" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/artvin-de-hes-ler-protesto-edildi-2010-07-13.jpg"><img class="size-medium wp-image-2475" title="artvin-de-hes-ler-protesto-edildi-2010-07-13" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/artvin-de-hes-ler-protesto-edildi-2010-07-13-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a><p class="wp-caption-text">Temmuz 2010, Artvin&#39;de HES&#39;lere karsi protesto yuruyu</p></div>
<p>Merhaba Prenses,</p>
<p>İstanbul Türkiye&#8217;nin her yerinden, her çeşit insana güzel görünüyor sanki. Ne dersin?</p>
<p>Geçen sene ben de İzmir&#8217;den, üniversite sınavına hazırlanan biri olarak bakıyordum bu şehre. Onlarca İstanbul görüyordum daha 4 ay öncesine kadar. Artık İstanbul&#8217;da yaşayan biri olarak, bu İstanbulların birinden söz etmek istiyorum sana, eylemler şehri olanından.  Bu İstanbul imgesi kafamda nasıl, ne zaman oluştu anımsamıyorum. Yine de bu imgeyi doğurmuş, güçlendirmiş olabilecek onlarca olayı tek tek saymaya gerek yok: Kara günler, kızıl günler&#8230; Senin de aklında çakıvermiştir bir çoğu.</p>
<p>Bu yıldan itibaren İstanbul&#8217;un bir de sarı günleri anılacak, anlatılacak gibi gözüküyor prenses.<span id="more-2471"></span></p>
<p>Çünkü İstanbul&#8217;da 28 gün boyunca sarı mı sarı bir direniş, bir isyan vardı: <a href="http://www.etha.com.tr/Haber/2010/12/09/yasam/sari-yazmalilar-loc-vadisi-icin-isyanda/">Sarı Yazmalılar&#8217;ın isyanı</a>. Orya Enerji&#8217;nin ve Ümran Boru&#8217;nun, Loç Vadisi&#8217;ne yapacakları HidroElektrik Santrali (HES)&#8217;ne karşı yaşamlarını savunmak için burada; Or-Ya Han&#8217;ın önünde oturma eylemi yapıyordu Sarı Yazmalılar. Saydığımca üç göbek, sayamadığım kadar çok yürek; yağmur çamur demeden sürdürüyorlardı eylemlerini. İki gününe de olsa kendimizce destek olmaya çalıştığımız bu eylemden söz etmek istiyorum sana.</p>
<p>Ben sayfalarca bilgi de aktarsam, şair olup şiir de yazsam; Habibe Teyze gibi anlatamayacağım sanki. İyisi mi önce onun nasıl dillendirdiğini oku:</p>
<p>“Benim bir mayışım da yok, bir gelirim de yok. Tek gelirim bu topraklar. Sırtımda çocuğumu taşıdım, kesip köylüye sizden taraf olsun diye dağıttığınız ağaçlarımızın altına bıraktım bebelerimi. Şimdi beton ettiğiniz yerlerden ekip biçtiklerimle büyüttüm ben onları. Şimdi bana çıkıp diyor ki miyendiz, &#8220;Senin arazin benim, paranı da yatırdım, çık git buradan!&#8217;. Ben mi sattım, ölsem satmam toprağımı, milyara değişmem toprağımı. Burada ölecektim ben, şimdi kahrımdan ölüyorum. Çekin gidin vadimizden!”</p>
<p>Loç&#8217;luların direnişi aslında pek yeni bir direniş değil prenses. Kısaca bir özetleyeyim süreci. Hukuksal sürecin geçmişi uzun, olayların kızışması ise görece yakın bir zamana rastlıyor. Aralık 2009&#8242;da HES projesinin iptali için bir dava açılıyor. Davaya bilirkişi olarak seçilen bilim insanları, üzücü bir trafik kazası geçirerek yaşamlarını yitiriyorlar. Yeni bir bilirkişi heyetinin seçilmesi, bu heyetin raporunu hazırlaması derken geçen sürede şirket hukuksuzca inşaata başlıyor, bildik memleketim senaryosu. Bunun üzerine platform gönüllüleri ve yöre insanı, Ağustos ayında vadide çadır kurarak direnişe başlıyorlar. Ağustos ayı içinde birçok topluluk dönem dönem eylemcilere destek olmak için Kastamonu&#8217;ya gidiyor. Sonbaharın kendini hissettirmesiyle eylemciler çadırlı direnişi sürdürmekte zorlanıyorlar. Şirket bunu fırsat bilerek, yine inşaata başlıyor. Bunu izleyen süreçte Loçlular direnişlerini İstanbul&#8217;da sürdürmeye karar veriyorlar.</p>
<p>Gelelim direnişe&#8230;</p>
<p>İlk gün biz masalarına yaklaşınca birkaç güler yüz bize döndü. Tanıştık, konuştuk. Loç Vadisi&#8217;nin komşuluk yaptığı kanyonun Türkiye&#8217;nin en büyük, Avrupa&#8217;nın dördüncü büyük kanyonu olan <a href="http://www.google.com/imgres?imgurl=http://www.fotokaradeniz.com/karadeniz/Valla_kanyonu_B.jpg&amp;imgrefurl=http://www.fotokaradeniz.com/blog/kastamonu/valla-kanyonu/&amp;h=439&amp;w=258&amp;sz=50&amp;tbnid=srfuzFjGSX5MwM:&amp;tbnh=293&amp;tbnw=172&amp;prev=/images%3Fq%3Dvalla%2Bkanyonu&amp;zoom=1&amp;q=valla+kanyonu&amp;usg=__I5WpCPOlAc5Ahm09vHMK1cnLhtM=&amp;sa=X&amp;ei=J6QoTb7vC9S0hAf6temyAg&amp;ved=0CBkQ9QEwAA">Valla Kanyonu</a> olduğunu; vadinin, koruma altında olan Küre Dağları Milli Parkı&#8217;na komşuluk yaptığını öğrendik. Tamamen sivil, ziyaretçilerle 20 kişiyi zar zor geçen ve içlerinde kadınların, yaşlıların bulunduğu bir gruba tam teçhizatlı 8-9 polis&#8230; Şirket binasına girip çıkıyorlardı sürekli. Çaylar &#8220;şirket&#8221;ten, anlayacağın. &#8220;Halk için emniyet. Adalet için hizmet.&#8221; İronik, değil mi prenses?</p>
<p>İkinci gün bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamadan sonra bir ara &#8220;yazmalılar&#8221;ı boş yakalayıp sohbete başladık. &#8220;Neden &#8216;Sarı Yazma&#8217;?&#8221; diye sorduk. &#8220;E &#8216;Sarı Yazma&#8217; biziz de ondan.&#8221; diyerek açıklamaya giriştiler: &#8220;Bizi en iyi sarı yazmamız temsil eder.&#8221; demişler işin başında. Bir o aldı, bir öteki aldı sazı eline; ağız birliğiyle anlattılar. Rıfat Ilgaz da Cide&#8217;liymiş. Her sene onun anısına şenlik yapılırmış ilçede. Söz arasında bunları da öğrendik.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/sariyazmalilar2.jpg"><img class="size-medium wp-image-2476 alignright" title="sariyazmalilar2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/sariyazmalilar2-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Dikkatimizi bir şey çekti prenses. Eylemin çekirdek kadrosunun büyük bölümü, genciyle yaşlısıyla kadınlardan oluşuyordu. Basın açıklamasını onlar yapıyor, söyleşileri onlar veriyor, sloganları onlar başlatıyor&#8230; Horon tepilecekse onu da önce onlar tepiyordu! Bir ara sorduk: &#8220;Eylemi kadınlar sahiplenmiş gibi görünüyor, neye yoralım bunu?&#8221;. Onlar yine birlikle anlattılar. &#8220;Sarı yazma kimin yazması? Kadının. Başka kim oturacaktı ya burada?&#8221; diyerek gülüştüler. Bir aralık, gençten bir kadın &#8220;E tabi erkeklerin bir kısmı da işte güçte.&#8221; diye ekleyecek oldu ama biz daha &#8220;O da doğru tabi.&#8221; diyemeden büyüklerimizden biri, &#8220;Gelin köye görün, toprağın sahibi de kadın çiftçisi de kadın.&#8221; deyiverdi.</p>
<p>Müzeyyen Teyze’nin anlattıkları Loç köylüsünün eylemler boyunca hissettiklerini yeterince iyi açıkladı: &#8220;Ben bu yaşıma kadar polise jandarmaya işi düşmüş kadın değildim! Nerden aklıma gelsin onlara karşı durmak zorunda kalacağım. Ölümü beklerdim de bunu beklemezdim! Ama işte bıçak kemiğe dayanınca kalktık buralara kadar geldik. Kazanana kadar da buradayız. İnşallah kazanacağız, umudumuz tam.&#8221; Üstelik Loç Vadisi eylemcileri İstanbul&#8217;da düzenlenen diğer eylemlere de ellerinden geldiğince katılım gösteriyorlarmış. Geçtiğimiz haftalarda Cumartesi Anneleri&#8217;ni ziyarete gitmişler örneğin.</p>
<p>İnsanın, doğrudan kendisini ilgilendiren konuda söyleyeceği söz daha anlamlı oluyor prenses. Loç Vadi&#8217;liler bu santralden üretilecek elektriğin gereksinimlerinden fazla olduğunun, asıl amacın da bu olmadığının ayırdındalardı. Çevresindeki ekosistemler için de önem taşıyan, harika bir doğa parçası olan topraklarına yazık edilsin istemiyorlar ve yargıdan adalet bekliyorlardı. Oysa şu anda Allianoi&#8217;nin sular altında kalmasına karşı durmaya çalışan insanların arkasında güçlü bir köylü desteği göremiyoruz ne yazık ki. Allianoi köylüleri için konunun, Loçlular için olduğunca yaşamsal olmaması bunun; bu da Allianoi için mücadele eden insanların seslerinin yeterince yankı bulamamasının nedeni gibi duruyor.</p>
<p>Senin de bildiğin gibi prenses, fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin zararlarının tartışıldığı aşamayı çoktan geçtik. Peki bizlere alternatif olarak sunulan enerji üretme biçimleri ne kadar “alternatif”? Bunların insan ve doğa yaşamı üzerinde nasıl etkileri oluyor veya olabilir? Acilen bunları da tartışmaya başlamalıyız. HES&#8217;lerin kısa vadeli enerji üretimlerinin yanında yapıldıkları bölgenin ekosistemine ciddi zarar verdiği de artık tartışılmayan konulardan. Bu yüzden ulusal ve uluslararası çevre örgütleri HES&#8217;lere eskisine oranla daha temkinli yaklaşıyorlar. Rüzgar ve güneş enerjisiyle ilgili olarak da benzer tartışmaların yaşanacağına kuşku yok. Hatta çeşitli tartışmalar başladı bile.</p>
<p>Teknik bilgi sunacak konumda değilim ama bana öyle geliyor ki prenses, enerji üretiminin çevre sorunlarına neden olmasını engellemek yolunda, çözüm öncelikle enerjiyi &#8220;insan gibi&#8221; tüketmeye başlamaktan geçiyor. Şimdilik yaygın tutum kar-zarar hesabı yaparak fosil yakıtların kullanımını sonlandırmak yönünde. Ancak bunun kalıcı bir çözüm olmaktan çok uzak olduğunu unutmamak gerek.</p>
<p>Not: Sana bu mektubu yazdıktan hemen sonra, iki gün içerisinde iki harika haber aldık. İlkinde  şantiyenin mühürlendiği, ikincisinde de mahkemeden yürütmeyi durdurma  kararının çıktığını öğrendik. 28 gün boyunca oturma eylemi yapan Sarı  Yazmalılar kazandı! Şimdi yeni süreci öngörebilmek için gerekçeli  kararın çıkmasını bekliyorlar.</p>
<p>İyi yıllar prenses, okumak istersen diye eylemler boyunca yaşanan önemli olaylarla ilgili haberlere bağlantılar:</p>
<p><a href="http://bianet.org/konu/loc-vadisi">http://bianet.org/konu/loc-vadisi</a><br />
<a href="http://www.karadenizgundem.com/haber/4984--loc-halkitehditlere-boyun-egmeyecegiz.html">http://www.karadenizgundem.com/haber/4984&#8211;loc-halkitehditlere-boyun-egmeyecegiz.html</a></p>
<p>İnşaatın ve yürütmenin durdurma kararıyla ilgili haberler de burada:</p>
<p><a href="http://www.ortakyasam.org/kent-guendemleri/4766-naat-durdu-hesin-ptali-muecadelesi-suerueyor">http://www.ortakyasam.org/kent-guendemleri/4766-naat-durdu-hesin-ptali-muecadelesi-suerueyor</a></p>
<p><a href="http://www.etha.com.tr/Haber/2011/01/05/yasam/yurutmeyi-durdurma-karari-loc-vadisi-nobetini-durd/">http://www.etha.com.tr/Haber/2011/01/05/yasam/yurutmeyi-durdurma-karari-loc-vadisi-nobetini-durd/</a></p>
<p>Unutmadan&#8230; Memnun oldum!</p>
<p>Oğuzhan Öğreden</p>
<p>ps: HES&#8217;lere insanların neden karşı olduğu ile ilgili bu etkileyeci filmi de izlemeden geçmeyesin prenses:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="225" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=19937849&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="225" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=19937849&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=1&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1&amp;autoplay=0&amp;loop=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><a href="http://vimeo.com/19937849">Anadolu&#8217;nun İsyanı</a> from <a href="http://vimeo.com/vermeyoz">Anadoluyu Vermeyecegiz</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;bodytext=%0D%0A%0D%0A%0D%0A%0D%0AMerhaba%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0A%C4%B0stanbul%20T%C3%BCrkiye%27nin%20her%20yerinden%2C%20her%20%C3%A7e%C5%9Fit%20insana%20g%C3%BCzel%20g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCyor%20sanki.%20Ne%20dersin%3F%0D%0A%0D%0AGe%C3%A7en%20sene%20ben%20de%20%C4%B0zmir%27den%2C%20%C3%BCniversite%20s%C4%B1nav%C4%B1na%20haz%C4%B1rlanan%20biri%20olarak%20bak%C4%B1yordum%20bu%20%C5%9Fehre.%20Onlarca%20%C4%B0stanbul%20g%C3%B6r%C3%BC" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;notes=%0D%0A%0D%0A%0D%0A%0D%0AMerhaba%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0A%C4%B0stanbul%20T%C3%BCrkiye%27nin%20her%20yerinden%2C%20her%20%C3%A7e%C5%9Fit%20insana%20g%C3%BCzel%20g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCyor%20sanki.%20Ne%20dersin%3F%0D%0A%0D%0AGe%C3%A7en%20sene%20ben%20de%20%C4%B0zmir%27den%2C%20%C3%BCniversite%20s%C4%B1nav%C4%B1na%20haz%C4%B1rlanan%20biri%20olarak%20bak%C4%B1yordum%20bu%20%C5%9Fehre.%20Onlarca%20%C4%B0stanbul%20g%C3%B6r%C3%BC" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;t=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;annotation=%0D%0A%0D%0A%0D%0A%0D%0AMerhaba%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0A%C4%B0stanbul%20T%C3%BCrkiye%27nin%20her%20yerinden%2C%20her%20%C3%A7e%C5%9Fit%20insana%20g%C3%BCzel%20g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCyor%20sanki.%20Ne%20dersin%3F%0D%0A%0D%0AGe%C3%A7en%20sene%20ben%20de%20%C4%B0zmir%27den%2C%20%C3%BCniversite%20s%C4%B1nav%C4%B1na%20haz%C4%B1rlanan%20biri%20olarak%20bak%C4%B1yordum%20bu%20%C5%9Fehre.%20Onlarca%20%C4%B0stanbul%20g%C3%B6r%C3%BC" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;title=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fistanbul-icin-eylem-vakti.html&amp;t=%C4%B0stanbul%20i%C3%A7in%20eylem%20vakti&amp;s=%0D%0A%0D%0A%0D%0A%0D%0AMerhaba%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0A%C4%B0stanbul%20T%C3%BCrkiye%27nin%20her%20yerinden%2C%20her%20%C3%A7e%C5%9Fit%20insana%20g%C3%BCzel%20g%C3%B6r%C3%BCn%C3%BCyor%20sanki.%20Ne%20dersin%3F%0D%0A%0D%0AGe%C3%A7en%20sene%20ben%20de%20%C4%B0zmir%27den%2C%20%C3%BCniversite%20s%C4%B1nav%C4%B1na%20haz%C4%B1rlanan%20biri%20olarak%20bak%C4%B1yordum%20bu%20%C5%9Fehre.%20Onlarca%20%C4%B0stanbul%20g%C3%B6r%C3%BC" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=2471&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/istanbul-icin-eylem-vakti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Julian Assange&#8217;a Mektup</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/julian-assangea-mektup.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/julian-assangea-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 12:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Arı]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[FBI]]></category>
		<category><![CDATA[Julian Assange]]></category>
		<category><![CDATA[OpenBSD]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[wikileaks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=2410</guid>
		<description><![CDATA[Hey Prenses, Burada çok acayip şeyler oluyor. Burada dediğim Türkiye&#8217;de ve dünyada. Tarihte daha önce böyle birşey oldu mu bilemiyorum ama şu aralar olanlar, bildiğimiz ama bir şekilde ispat edemediğimiz, hissettiğimiz ama hissetiremediğmiz bazı şeylerin ete, kemiğe bürünmesi gibi. Olayın başrol oyuncusuna kendi bakış açıma göre bir mektup yazdım. Daha az devletin daha çok toplumla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2414" class="wp-caption alignleft" style="width: 295px"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/Julian-Photoshop.jpg"><img class="size-full wp-image-2414" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2011/01/Julian-Photoshop.jpg" alt="Julian Assange" width="285" height="299" /></a><p class="wp-caption-text">Efendi adam böyle yapmaz ama efendiliği ilk karşı taraf kaybetti. Saolasın Photoshop -)</p></div>
<p>Hey Prenses,</p>
<p>Burada çok acayip şeyler oluyor. Burada dediğim Türkiye&#8217;de ve dünyada. Tarihte daha önce böyle birşey oldu mu bilemiyorum ama şu aralar olanlar, bildiğimiz ama bir şekilde ispat edemediğimiz, hissettiğimiz ama hissetiremediğmiz bazı şeylerin ete, kemiğe bürünmesi gibi. Olayın başrol oyuncusuna kendi bakış açıma göre bir mektup yazdım. Daha az devletin daha çok toplumla varolabileceğinin kokularını aldım ilk defa hayatımda. Daha önce de almıştım ama deliliğe giden bir yol olduğunu görünce vazgeçtim. Julian Assange&#8217;a hem teşekkür, hem özür, hem de eleştri getirdiğim mektubu sana da yolluyorum. Julian Assange kim mi? <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Julian_Assange">Buradan tıklayabilir</a> ve aşağıdaki mektuba geçebilirsin.</p>
<p><span id="more-2410"></span></p>
<p>Bay Assange,</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/julian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html">Modern çağın Robin Hood</a>&#8216;u gibi ortaya çıkıp bir şekilde bildiğimiz ama bir türlü ispat edemediğimiz gerçeklerin tartışmasız bir şekilde ortaya çıkmasına aracılık ettiğiniz için size teşekkür ederim. Geçmişiniz, duygusal zayıflıklarınız, aşık olduğunuz ve karşılık bulamadığınız ilişkiler ve kimi mektupları bir kısım medyanın dolaylı dayatması yüzünden okumak zorunda kaldım. Kusura bakmayın yoksa özel hayatınıza girmek gibi bir niyetim yoktu. Son zamanlarda beni heyecanlandıran Wikileaks belgeleri  yüzünden içinde Julian Assange ve Wikileaks geçen herşeyi okumaya çalıştım. Tabii ki bir çoğu konudan uzak ve alakasız yorumlar.</p>
<p>Bence Türkiye&#8217;de durum tamamen bir felaket. Ben biraz kötümserim kusura bakmayın ama tüm dünyada olduğu gibi burada çok şey konuşuluyor ama esasında kimse belgelerin içeriğini, dolayısıyla kime ne dokundurduğunu pek dile getirmek istemiyor. Sanıyorum genel olarak dünyada böyle bir durum var ama daha çok buradaki basını takip ettiğim için burası üzerine kafa yoruyorum. Sonuç olarak benim konuşmak istediğim şeyler sizin özel hayatınız ve/veya olası/olmuş art niyetleriniz değil. Özel hayatını paylaşmaya o kadar meraklı artist, manken, futbolcu v.s var ki açıkcası sizinki beni pek çekmiyor. Ayrıca ilgilensem bile ortada bir iki mektuptan ve vesikalık kadın fotoğrafından başka birşey de yok. Fotoğraflar o kadar soğuk, gündeme gelen konu ise gerçekten o kadar sıcak ki isimlerini Google&#8217;dan falan aratmadım bile. Oysa nice ünlünün bir sürü seks kasedi, fotosu v.s var. Neden sizin pantolon altıyla bu kadar ilgilendiklerini anlıyorum ve bu oyuna gelmemeye çalışıyorum. Ben magazin ihtiyacımı Hollywood ve Victoria&#8217;s Secret üzerinden karşılıyorum zaten.</p>
<p>Bu oyuna gelmemeye çalışan ve bu duruma şüpheyle yaklaşan bir o kadar daha dostum var. Oysa benim tek konuşmak istediğim ABD&#8217;nin de kabul ettiği ve belgelerin yayınlanmaya başlamasıyla resmi olarak özür dilemesiyle resmiyet kazanan bu belgelerin tartışılması. Dediğim gibi özel hayatınızda yaşadıklarınız, bir sapık ya da aziz olmanız şu aşamada beni ilgilendirmiyor.</p>
<p>Mesela ben belgelerde geçen <a href="http://www.adbusters.org/blogs/blackspot-blog/democracys-napster-moment.html">bazı başlıkların</a> muhatapları tarafından doğrulanmasını, yalanlanmasını, tartışılmasını çok istiyorum. Mesela,</p>
<p>- <a href="http://www.panna.org/media-center/press-release/beekeepers-ask-epa-remove-pesticide-linked-colony-collapse-disorder-citin">Geçen kış ABD Colarado&#8217;da kovanlarının %29&#8242;unu kaybeden arıcılar üzerine EPA (Çevre Koruma Ajansı) tarafından yazılmış gizli taslak rapora göre Bayer&#8217;in en çok satan klotinidin isimili böcek ilacı arasında bir bağlantı olması hakkında</a>,</p>
<p>- <a href="http://www.guardian.co.uk/world/2010/dec/17/cia-chief-pakistan-drone-cover">Pakistan kamuoyunda iyi bilinen bir avukatın, bir CIA istasyon şefini, sözü edilmeyen insansız hava araçlarıyla yapılan saldırılardan sorumlu tutması hakkında</a>,</p>
<p>- <a href="http://arstechnica.com/open-source/news/2010/12/fbi-accused-of-planting-backdoor-in-openbsd-ipsec-stack.ars">FBI&#8217;ın dünyanın en güvenli işletim sistemi olarak bilinen OpenBSD&#8217;nin mühendislerine sistemde açık bırakması için ödeme yapması hakkında</a>,</p>
<p>Yaşamımı borçlu olduğum arıları öldüren, kullandığım bilgisayar içine ajanların girme ihtimali ile, her an yukarıdan bombalanma riskini yaşıyor olmak fikri her düşünen insanı rahatsız etmeli. İşte bu noktada Wikileaks ekibine eleştirim bu &#8216;rahatsız olmayan&#8217; topluluğun gözüne çarpacak açıklamaların yetersiz kaldığı yönünde. Tabii ki siz kendi belirlediğiniz değerler içinde bilgilerin yayılmasına yardımcı oluyorsunuz ve bu bunları duyurmak diğer gazetecilerin işi. Ancak dünyada gazetecilik yapan gazeteci sayısı çok az, olanlar da büyük medyanın altında eziliyorlar.</p>
<p>Sonuç olarak bir kısım politikacı/gazeteci dünyanın her yerinde aynı. Hakkında çıkan &#8216;suikast çığlıkları&#8217; ile emparyalizmin varolmak için sana para akışını durdurmasını ama <a href="http://www.amazon.com/WikiLeaks-documents-foreign-conspiracies-ebook/dp/B004EEOLIU/ref=sr_1_2?ie=UTF8&amp;qid=1294064205&amp;sr=8-2">kitabını satmaya devam etmesini,</a> dünyanın titreyip bir kendisine gelmesi için kuvvetli bir adım olarak görüyor, sana ve Wikileaks&#8217;e çalışmalarında başarılar diliyorum.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;title=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;bodytext=%0D%0A%0D%0AHey%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ABurada%20%C3%A7ok%20acayip%20%C5%9Feyler%20oluyor.%20Burada%20dedi%C4%9Fim%20T%C3%BCrkiye%27de%20ve%20d%C3%BCnyada.%20Tarihte%20daha%20%C3%B6nce%20b%C3%B6yle%20bir%C5%9Fey%20oldu%20mu%20bilemiyorum%20ama%20%C5%9Fu%20aralar%20olanlar%2C%20bildi%C4%9Fimiz%20ama%20bir%20%C5%9Fekilde%20ispat%20edemedi%C4%9Fimiz%2C%20hissetti%C4%9Fimiz%20ama%20hisseti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;title=Julian%20Assange%27a%20Mektup" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;title=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;notes=%0D%0A%0D%0AHey%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ABurada%20%C3%A7ok%20acayip%20%C5%9Feyler%20oluyor.%20Burada%20dedi%C4%9Fim%20T%C3%BCrkiye%27de%20ve%20d%C3%BCnyada.%20Tarihte%20daha%20%C3%B6nce%20b%C3%B6yle%20bir%C5%9Fey%20oldu%20mu%20bilemiyorum%20ama%20%C5%9Fu%20aralar%20olanlar%2C%20bildi%C4%9Fimiz%20ama%20bir%20%C5%9Fekilde%20ispat%20edemedi%C4%9Fimiz%2C%20hissetti%C4%9Fimiz%20ama%20hisseti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;t=Julian%20Assange%27a%20Mektup" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Julian%20Assange%27a%20Mektup%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;title=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;annotation=%0D%0A%0D%0AHey%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ABurada%20%C3%A7ok%20acayip%20%C5%9Feyler%20oluyor.%20Burada%20dedi%C4%9Fim%20T%C3%BCrkiye%27de%20ve%20d%C3%BCnyada.%20Tarihte%20daha%20%C3%B6nce%20b%C3%B6yle%20bir%C5%9Fey%20oldu%20mu%20bilemiyorum%20ama%20%C5%9Fu%20aralar%20olanlar%2C%20bildi%C4%9Fimiz%20ama%20bir%20%C5%9Fekilde%20ispat%20edemedi%C4%9Fimiz%2C%20hissetti%C4%9Fimiz%20ama%20hisseti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;title=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2011%2F01%2Fjulian-assangea-mektup.html&amp;t=Julian%20Assange%27a%20Mektup&amp;s=%0D%0A%0D%0AHey%20Prenses%2C%0D%0A%0D%0ABurada%20%C3%A7ok%20acayip%20%C5%9Feyler%20oluyor.%20Burada%20dedi%C4%9Fim%20T%C3%BCrkiye%27de%20ve%20d%C3%BCnyada.%20Tarihte%20daha%20%C3%B6nce%20b%C3%B6yle%20bir%C5%9Fey%20oldu%20mu%20bilemiyorum%20ama%20%C5%9Fu%20aralar%20olanlar%2C%20bildi%C4%9Fimiz%20ama%20bir%20%C5%9Fekilde%20ispat%20edemedi%C4%9Fimiz%2C%20hissetti%C4%9Fimiz%20ama%20hisseti" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=2410&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2011/01/julian-assangea-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Julian Assange: Modern Zamane Robin Hood’u</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/julian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/julian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 2010 15:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[aktivist]]></category>
		<category><![CDATA[anarsi]]></category>
		<category><![CDATA[anarsist]]></category>
		<category><![CDATA[bio]]></category>
		<category><![CDATA[biografi]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[hayat hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Julian Assange]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[wikileaks. aktivizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=2244</guid>
		<description><![CDATA[Julian Assange’a başlamadan önce annesine değinmek lazım. (küfredecekmiş gibi girdim lan) gerçek ismini bilmediğimiz bu kadın, resmi eğitimin çocuklara otoriteye biat etme gibi sağlıksız bir alışkanlık kazandırdığına ve çocukların öğrenme yeteneklerini körelttiğine inanıyor. gezici tiyatro işinde olduğu için çok fazla geziyor. julian’ın tabiriyle ailesel bir lokomotif bu; henüz daha 14 yaşına gelmeden 37 kez seyahat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/julian-assange-470-1008.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2246" title="julian-assange-470-1008" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/julian-assange-470-1008.jpg" alt="" width="361" height="240" /></a>Julian Assange’a başlamadan önce annesine değinmek lazım. (küfredecekmiş gibi girdim lan) gerçek ismini bilmediğimiz bu kadın, resmi eğitimin  çocuklara otoriteye biat etme gibi sağlıksız bir alışkanlık  kazandırdığına ve çocukların öğrenme yeteneklerini körelttiğine  inanıyor. gezici tiyatro işinde olduğu için çok fazla geziyor.   julian’ın tabiriyle ailesel bir lokomotif bu; henüz daha 14 yaşına  gelmeden 37 kez seyahat etmesine neden olan. tabii bu durum, julian’ın  normal bir eğitim almasını engelliyor. alması gereken eğitimi evinde  kendi istekleri doğrultusunda alıyor. öğrenmek istediklerini çeşitli  üniversitelerdeki ilgisini çeken derslere katılarak, sorularını ise denk  geldiği hocalara sorarak öğreniyor. ama büyük çoğunlukla, kendi kendini  geliştiriyor. kariyer meraklıları için cv’sine yazabileceği bir okul  yok.  kütüphanelerde çok fazla vakit geçirdiğini söylüyor. kitaplarda  karşılaştığı kaynakları izleyerek kendini geliştirdiğini, bir sürü  kelime öğrendiğini ama bu kelimelerin okunuşlarını ancak ilerleyen  senelerde öğrenebildiğini paylaşıyor.</p>
<p>Julian’ın annesinin başka  bir adama aşık olup kocasını terk etmesiyle (evliler miydi bilmiyorum  gerçi, aşık mıydı onu da), hayatlarına heyecan geliyor. yeni elemandan  bir erkek çocuk doğuyor. zaman geçtikçe bu yeni elemanla yaşamanın  mümkün olmadığı anlaşılıyor ve julian’ın annesi, çocuğunun vekâletini  kocasına kaptırmamak için kaçıyor. bundan sonrası, iki ayrı kocaya sahip  bir kadının çocuklarının babasından kaçış hikayesi. durmak yok.</p>
<p>Julian&#8217;ın,  annesini bırakıp 16 yaşındaki kız arkadaşı ile yaşamaya başladığı  vakitlerde hackerlık en büyük tutkusu. orayı burayı hackliyor. 2 yıl  sonra polis geliyor, tutukluyor kendisini ama salıyor sonra. ne  bilsinler onlar da..  daha sonra kız arkadaşı hamile kalıyor, resmi  olmayan bir düğün sonrası bir adet erkek çocukları oluyor. koruma neden  kullanmamışlar anlamış değilim. utandılar zaar o yaşta gidip marketten  almaya filan. cahillik işte.</p>
<p>Senin benim gibi bir insan değil yani julian assange.  yaralarım benden önce de vardı, ben onları taşımak için doğmuşum diyen  bandista elemanı gibi, farklı bir hayatı yaşamak için doğan biri o (o  elemana kimbilir noldu ha).<span id="more-2244"></span></p>
<p>Meslek olarak “internet aktivisti” adı altında hacker’lık yapıyor. sağlam bir hacker. suelette dreyfus adlı bir kadın ile best-seller kitapları &#8220;underground&#8221;da  hackerlık altkültürünün altın kurallarını şöyle özetlemiş: “don’t  damage computer systems you break into (including crashing them); don’t  change the information in those systems (except for altering logs to  cover your tracks); and share information.” (Kırıp girdiğiniz bilgisayar sistemlerine zarar vermeyin (çökertmek  dahil); bu sistemlerdeki bilgileri değiştirmeyin (izlerinizi silmek için  log dosyalarını değiştirmek hariç); ve bilgiyi paylaşın).</p>
<p>İdealist kişiliğinin başlangıcı olsa gerek bunlar. daha sonra ken day adlı bir baş komiser, “başkalarını çok düşünen bir yapıya sahip. öyle  sanıyorum ki, herkesin her şeye ulaşabilmesi gerektiğine inanıyor”  diyecek ve amerikan hükümeti tarafından mundar edilecek.</p>
<p>1999  yılında, ardında 30’un üzerinde dava bırakmış bir halde karısı ile  anlaşarak ayrılıyor ve öğreniyoruz ki davaların bitmesine yakın,  julian’ın koyu kahverengi saçlarında renk kalmıyor. yani bu beyazlık,  bir zamanlar kadir inanır&#8217;ın bi dizisi vardı hani, bebesi ölünce bir  gecede beyazlıyordu kömür karası saçları. onun gibi bir durum. ilk  gördüğümde bu adamı ben kadın sandımdı, şu antalya&#8217;da &#8220;içtiği birayı  görürsün bunun&#8221; geyikleriyle anılan kadınlara benzettimdi. ama bu  saçların karizması da ayrı haa.</p>
<p>Bu tarihten sonra assange,  motorsikletle vietnam&#8217;ı geçiyor, çeşitli işlerde çalışıyor ve çocuğuna  elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor.  en nihayetinde ise, melbourne üniversitesi&#8217;nde  fizik öğrenimine başlıyor. evreni kuşatan kanunları çözmenin (decrypt)  kendisini entelektüel olarak tahrik edip hiçbir zaman vazgeçmediği hack  merakına yararı olacağını düşünüyor. 2006 yılında bloğuna avustralya fizik enstitüsü ile ilgili nasıl çevirsem bilemediğim aşağıdaki sözleri ile boşa hayal kurduğunu anlıyoruz;</p>
<p>“with 900 career physicists, the body of which were sniveling fearful conformists of woefully, woefully inferior character.” (Burada büyük çoğunluğu son derece kederli ve içe dönük karakterler olan  gözleri yaşlı ve korku içinde 900 kariyer fizikçisi var.)</p>
<p>Fizik bölümünü bıraktıktan sonra, asıl mücadelenin sağ ve sol, inanç ve akıl arasında değil individual (birey) ile <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/human-spirit.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2249" title="human-spirit" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/human-spirit.jpg" alt="" width="351" height="239" /></a>institution (ben  kurum deyim sen devlet anla) arasında olduğunu söylüyor. kafka,  koestler, ve solzhenitsyn’nin öğrencisi olarak, gerçek, yaratıcılık,  aşk/sevgi ve tutkunun devlet hiyerarşisi tarafından tarumar edildiğini  ve kendi tabiri ile “patronage networks”  tarafından insan ruhunun çarptırıldığını söylüyor. başa döndük sanki.  [çok pis analiz geliyor lan] annesinin başta söylemeyi unuttuğum bir  cümlesi vardı; kendisi, resmi eğitimin insan ruhunu öldürdüğünü  söylüyordu. anne, çocuk &#8220;human spirit&#8221;  olarak andıkları bu kavramı, &#8220;insan doğası&#8221; olarak anlamak isabetli  olacaktır. aralarındaki ortak nokta, devlet kurumunun insan doğasına  aykırı olduğu noktasında birleşiyor. kendisinin anarşist olduğuna dair bir bilgimiz yok ama wikileaks’in aktivistleri arasında  anarşistler olduğunu biliyoruz. hatta bu anarşistlerden biri –  jonsdottir- adlı bir parlamento üyesinin, assange’ye bir ilişki olduğunu  da ileride öne süreceğim, hatta neden assange’ye ihanet ettiği üzerine  de yorumlarım olacak, hazırlayın buna kendinizi. julian’in “bir komplo  olarak devlet/yönetim (consiperacy as govermance)”  adlı manifestosu da kendisini anarşist olarak görmemizi destekler  nitelikte bir kanıt. bu manifestosunda şöyle diyor bebişim;</p>
<p>“Bir  rejim’in sahip olduğu iletişim kanallarına müdahale edersen,  komplocular (yönetenler) arasındaki bilgi akışını azaltmış olursun; ve  bu bilgi akışı sıfıra yaklaştıkça, komplo çözülmeye başlar. “</p>
<p>Ve wikileaks’in temellerini atıyor. zira, “sızıntılar bilgi savaşının en önemli enstürmanıdır.”</p>
<p>Sene  2006, çok değil 1-2 sene sonra &#8211; işler kızışınca &#8211; paris’te bir eve  kapanıp tam 2 ay boyunca hiç dışarı çıkmayacak olan assange, melbourne  üniversitesi&#8217;ne yakın bir yerde eve kapanıp, wikileaks üzerine çalışmaya  başlıyor. tüm duvarlarını yazı tahtasına çevirdiği evinde  backpackers’lara kendisine wikileaks’ı kurmasına yardım etmesi  karşılığında kalacak yer sağlıyor. bu backpackers’lardan biri açıklıyor  sonraları “yemek yemiyor ve uyumuyordu” (anarşistliğe bir başka  kanıt)(la mal! yemek yememesi ve uyumaması değil, böyle parasız filan iş  götürmesi)(ayrıca bir başka fikrimi sunayım, kessin bu evde free sex döndü. ama saklıyor pezemenk)</p>
<p>işveç ve belçika kanunları etrafında dolaşıp ancak ve ancak tüm interneti kapatırsanız  kapanacak bir server sistemi aracılığıyla wikileaks yükleniyor. asıl  ayrımı birey ve devlet (kurum) arasında gören assange, aynı yıl  wikileaks’e çağrı olarak aşağıdaki kurban olunası metni yayımlıyor;</p>
<p>“Bizim asıl hedefimiz, çin, rusya ve orta avrupa’daki  baskıcı rejimlerdir. fakat, aynı zamanda batıda kendi hükümetlerinde ve  kuruluşlarında vuku bulan illegal ve ahlakdışı davranışlardan rahatsız  olanlara da yardımcı olmak niyetindeyiz. sosyal bir hareket olarak,  gerçeği saklama niyetinde olan bütün yönetimleri, amerikan yönetimi de dahil alaşağı etmek niyetindeyiz.”</p>
<p>Bir grup alakasız backpacker ve assange tarafından kurulan wikileaks’in bağış toplayabilmesi ise bir wikileaks aktivistinin tor network’ü  denilen, internetin global olarak aktığı bir network’te node olarak  kullanılan bir server’a sahip olması ile mümkün oluyor (anlamış gibi  yazdım ama bi bok anlamadım aslında, sen de kasma anlayacan da ne  olacak). bu arkadaş, çinli hackerların çeşitle yabancı ülkelerin hükümet  bilgilerini bu server üzerinden çaldığını görüp, bu bilgileri  kaydediyor. çinliler sağolsun, “on üç ülkeden 1 milyonun üstünde  dökümana sahiptik.” diye özetliyor assange. ve ilk haber aralık 2006’da  yayımlanıyor. doğruluğu hiçbir zaman kanıtlanamayan bu haberden çok  sızıntının kaynağı tartışılıyor. bu bilgileri toplayan çin&#8217;in ne yaptığı  ise harbiden tartışılası. ne biçim bi ülke lan bu çin.</p>
<p>Birkaç hafta sonra, assange bizleri sevindiren bir şey yapıyor. kenya’ya world social forum denilen anti-kapitalist kurultaya wikileaks’i  tanıtmak için katılıyor. birkaç ay boyunca kenya’da kalıyor. ne yaptı ne etti, bir muamma. ben free sex yaptığını düşünüyorum. aslında  geçmişinden konuşmaktan kaçınması da bu nedenle sanki lan. belki de şu  kulakları aşağı uzatıp kocaman kocaman delikler açan adamları gördü bu ne la deyip, oturdu inceledi filan onları. ne biliim.</p>
<p>Kenya&#8217;dan döndü ama nereye?<br />
Assange’ın  bir evi yok. çocukluğunu makro ölçekte yaşıyor; her hafta başka bir  ülkede. gittiği ülkelerde destekçilerinde veya arkadaşının arkadaşında  kalıyor (free sex). havaalanlarında yaşadığını söylüyor. o neredeyse,  wikileaks’te orada. Kendisi ile ilgili çok rastlayacağınız bir  görüş, etrafındaki insanların kendisine çok değer verdiği yönünde.  seyahat ederken bavul kullanmayan, defalarca uçak bileti almadan  havaalanına giden assange’ın olması gerektiği yerde yanında bir bavul  ile olmasından emin olmak istiyorlar.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/wikileaks-collateral-murder.jpg-JPEG-Image-402x362-pixels.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2255" title="wikileaks-collateral-murder.jpg (JPEG Image, 402x362 pixels)" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/wikileaks-collateral-murder.jpg-JPEG-Image-402x362-pixels.jpg" alt="" width="382" height="317" /></a>Wikileaks’in ismi, 2007 yılında bir grup amerikan askerinin, askeri bir helikopterden en az 18 masum insanı ve iki reuters muhabirini soğukkanlılık ile öldürdüğü video ile duyuluyor. assange’nin “project b”  olarak adlandırdığı projede, bu video editlenip (manipülasyon yok  kesinlikle, misyona ters), çeşitli bilgilerle zenginleştirilerek “collateral damage (murder ya da)” adı altında yayımlanıyor. amerikan savunma bakanı robert gates’in  “insanlar istediklerini yapacaklar ve bundan sorumlu tutulmayacaklar”  diyerek tehdit ettiği ve doğru olmadığı savunduğu bu videoya,  twitter’dan “yalancı, gevelemeyi kes” diye çok geçmeden cevap geliyor.  buna cevaben [@yıldo öyle deme kardiş, suç ulusalcılarda da olabilir]  gibi bişe görmüştüm ammmaa emin de değilim yalan olmasın şimdi.</p>
<p>Eyjafjallajökull’nun henüz patlamaya başladığı izlanda’da reykjavik adlı semtin grettisgata sokağında, assange’nin &#8220;eyjafjallajökull hakkında haber hazırlayan  gazetecileriz&#8221; diyerek kiraladığı evde başlıyor her şey. assange’nin  izlanda’yı seçmesinin nedeni, geçen yıllar boyunca gerek politikacıları  gerekse de aktivistleri ile irtibat halinde olup kendilerinin gizli bir  şekilde bu projede çalışmak istemelerinden kaynaklanıyor. bu durum amerika ile izlanda arasında sorun çıkarır mı bilmem ama wikileaks aktivistlerinin çoğunun  izlandalı olduğu da bir gerçek. mesela, izlanda parlamento üyesi  anarşist birgitta jonsdottir (o sondaki &#8220;tir&#8221;, &#8220;dir&#8221;&#8216;in sertleşmişi. oku bi daha.) daha sonradan  assange’yi kovdurmaya çalışacak bu kadın, project b’de önemli işler  çıkarmış bir aktivist. (bu arada şaka yaptım lan o &#8220;tir&#8221;, &#8220;dir&#8221; değil)  dahası şahsi olarak assange’ye aşık olduğunu düşünüyorum. neden böyle  düşündüğümü ileride senaristlere anlatırım ama genel kanı bu kadının  ajan olduğu yönünde. diyorlar ki, uluslararası marksist anti-amerikancı bir kuruluşun, kullandığı bir diğer piyondur assange. jonsdottir ise bu  kuruluşun ajanı. bunu nerden anlıyoruz peki. assange, amerika’ya  giderken soruyor jonsdottir “tutuklanırsan benimle irtibatı sürdürecek  misin?” benim aşk olarak yorumladığım bu olayı başkaları nerelere çekmiş aküğ. neyse devam edelim.</p>
<p>Reuters’in üç yıl boyunca varını  yoğunu ortaya koyduğu fakat sahip olamadığı bu “colleteral damage”  videosunun kaynağı olarak ise “bu durumdan memnun olmayan biri”ni işaret  ediyor assange. yayımlamadan önce askerlere göstermesi için büyük baskı  görmesine rağmen “askeriyenin bu hikayeyi halktan önce görme hakkı var  mı?” diyerek ret ediyor;</p>
<p>“Bu video modern savaş ortamının ne  olduğunu gösteriyor, ve, inanıyorum ki, insanlar bu videoyu gördükten  sonra, hava desteği altında gerçekleşen çatışmalarda ölenleri  duyduğunda, neler olduğunu çok daha iyi anlayacaktır.”</p>
<p>Ve editlenen film george orwell’in  “political language is designed to make lies sound truthful and murder  respectable, and to give the appearance of solidity to pure wind.” (Politik dil yalanların kulağa gerçek gibi gelmesini sağlamak ve cinayeti  saygınlaştırmak, ve hatta saf rüzgara katı ve cismani bir görünüm  kazandırmak üzere tasarlanmıştır) sözü  eşliğinde yayımlanıyor.</p>
<p>Takip eden davalar falan filan, burada belirtmek gerek ki assange’ye yardım eden “m” takma adlı bir kişi daha var. ama kendisinin kim olduğunu açıklayacak kadar cesareti olmadığından, “m ne la?” deyip geçiyoruz.</p>
<p>Assange, geri adım atmayan tam bir idealist (anarşistliğe bir diğer kanıt). 2008 yılında scientology tarikatı hakkında yayımladığı bilgilerden sonra, kiliseyi temsilen  gelen avukatlar bu bilgilerin silinmesini talep ediyor. assange ise  scientology hakkında daha çok bilgi yayımlayarak cevap veriyor;</p>
<p>“Wikileaks,  taciz edici yasal isteklere herhangi bir şekilde boyun eymeyecektir. bu  istekler ister scientology tarikatından gelsin ister isviçre bankalarından, ister rus kök hücre araştırma merkezlerinden, ister eski afrikan diktatörlerden, isterse de pentagondan, hiç fark etmez.”</p>
<p>Assange  ile ilgili tartışılan bir diğer konu ise, kendisinin geleneksel  gazetelerin uyduğu sınırlara uymaması. örneğin, bir askeri belgeyi  askerlerin sosyal güvenlik numarasını sansürlemeden yayımlaması, masum  insanların hayatlarını tehlikeye attığı şekilde çok eleştirildi.  assange’ın buna cevabı şöyle “bu sızıntılar masum insanların zarar  görmesine neden olabilir, fakat bu durum her bir dökümandaki en ince  detayın bile önemli olduğu gerçeğinden mühim değildir. aksi wikileaks’in  misyonuna aykırıdır.” bu sosyal güvenlik numaralarının ileride bir gün  başkalarının işine yarayabileceğini öne süren assange, ben kimim ki  hangisi önemli hangisi değil karar vereyim diyor kısaca. abi çok net  adam ya. bayılıyorum. aynı durumda bizimkilerden biri olsa &#8220;yaa şimdii  tabii kimsenin zarar görmesini istemeyiz, zaten görmez de. niye görsün?  yaradanı seviyoz&#8230;&#8221;</p>
<p>Kendisine yayımlayacağı bir bilginin, bir insanın ölümüne neden olacağını bilse yine de yayımlar mıydın diye soran new yorker muhabirine ise, “harm-minimization policy”  adını verdiği bir politika izlediğini, zarar göreceğine inandıkları  insanları önceden uyardıklarını ama ölümüne neden oldukları/olacakları  insanların olabileceğini ve bu insanların kanının wikileaks üyelerinin  ellerinde olduğu cevabını veriyor. çok net. kaçamaksız.</p>
<p>Colleteral damage videosu sonrası wikileaks birçok bağış alıyor. bu durumu assange twitter’da şöyle yorumluyor;</p>
<p>“Muhabirlik için yeni bir bağış modeli: değişim için deneyin.”</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/100726-julian-assange-hmed-8a.grid-6x2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2257" title="100726-julian-assange-hmed-8a.grid-6x2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/11/100726-julian-assange-hmed-8a.grid-6x2.jpg" alt="" width="474" height="336" /></a></p>
<p>Julian  assange, korkusuz ve çalışkan bir “hacker”. söylemlerinde  açıklamalarında her zaman net. lafı gevelemiyor. bırakın duygu sömürüsü  yapmayı, duygusuz bir insan, bir adalet heykeli gibi zuhur ediyor. doğru  yaşadığının sımsıkı bilincinde, ilerlediği yolda masum insanların da  öleceğinin farkında ve kabul ediyor, “kanları elimizdedir”.  büyük bir  insan o.</p>
<p>Henüz 38-39 yaşında, bir hayatı yok; hiç olmadı.</p>
<p>Bir kadın muhabir ile gittiği otel odasında, sen cia tarafından takip ediliyorsun diyerek aniden terk edilen bir adam o.</p>
<p>Az uyayan, devamlı tedirgin olan, rengi kalmamış saçları ve bembeyaz teni ile devamlı sehayat eden, saklanan, kaçan biri.</p>
<p>Hayatını torrente koyduğu belgelerin şifresiyle garanti altına alan bir baba.</p>
<p>Süper güçleri olmadan bir “süper gücü” titreten bizim gibi bir insan.</p>
<p>Insanlığın uzun süredir beklediği gerçekleri yayımlama cesareti gösteren, tam anlamıyla bir bilgi çağı kahramanı.</p>
<p>Tarihe eline silah almadan dünyanın en güçlü ordusuna meydan okuyarak adını yazdırmış biri.</p>
<p>Çağdaşı  olduğumuz için gerçek değerini anlayamayacağımız, bireylerin tarihi  değiştiremeyeceğini savunan materyalist tarih anlayışını tersyüz eden  bir insan o.</p>
<p>Varlığı göz kamaştırıyor.</p>
<p>İdolümsün Assange. bi de free sex yapıyorsan. taparım.</p>
<p><a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=mechul+muhayyil">Mechul Muhayyil</a></p>
<p>ps1: assange  hakkında internette bulabileceklerinizin büyük çoğunluğu aynı kaynaktan  alınma: new yorker dergisi. ben de <a href="http://www.newyorker.com/reporting/2010/06/07/100607fa_fact_khatchadourian?currentPage=all">malum yazıdan</a> yararlandım.</p>
<p>ps2: henüz bi video izledim, bbc spikeri soruyor, &#8220;peki sizi hiçbir şey durduramaz mı?&#8221; Assange&#8217;mden gelsin;</p>
<p>&#8220;Cesaret korkunun yokluğu degildir; cesaret korkuyu anlamaktır.&#8221;</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;bodytext=Julian%20Assange%E2%80%99a%20ba%C5%9Flamadan%20%C3%B6nce%20annesine%20de%C4%9Finmek%20laz%C4%B1m.%20%28k%C3%BCfredecekmi%C5%9F%20gibi%20girdim%20lan%29%20ger%C3%A7ek%20ismini%20bilmedi%C4%9Fimiz%20bu%20kad%C4%B1n%2C%20resmi%20e%C4%9Fitimin%20%20%C3%A7ocuklara%20otoriteye%20biat%20etme%20gibi%20sa%C4%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20bir%20al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k%20%20kazand%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20ve%20%C3%A7ocu" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;notes=Julian%20Assange%E2%80%99a%20ba%C5%9Flamadan%20%C3%B6nce%20annesine%20de%C4%9Finmek%20laz%C4%B1m.%20%28k%C3%BCfredecekmi%C5%9F%20gibi%20girdim%20lan%29%20ger%C3%A7ek%20ismini%20bilmedi%C4%9Fimiz%20bu%20kad%C4%B1n%2C%20resmi%20e%C4%9Fitimin%20%20%C3%A7ocuklara%20otoriteye%20biat%20etme%20gibi%20sa%C4%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20bir%20al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k%20%20kazand%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20ve%20%C3%A7ocu" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;t=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;annotation=Julian%20Assange%E2%80%99a%20ba%C5%9Flamadan%20%C3%B6nce%20annesine%20de%C4%9Finmek%20laz%C4%B1m.%20%28k%C3%BCfredecekmi%C5%9F%20gibi%20girdim%20lan%29%20ger%C3%A7ek%20ismini%20bilmedi%C4%9Fimiz%20bu%20kad%C4%B1n%2C%20resmi%20e%C4%9Fitimin%20%20%C3%A7ocuklara%20otoriteye%20biat%20etme%20gibi%20sa%C4%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20bir%20al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k%20%20kazand%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20ve%20%C3%A7ocu" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;title=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fjulian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html&amp;t=Julian%20Assange%3A%20Modern%20Zamane%20Robin%20Hood%E2%80%99u&amp;s=Julian%20Assange%E2%80%99a%20ba%C5%9Flamadan%20%C3%B6nce%20annesine%20de%C4%9Finmek%20laz%C4%B1m.%20%28k%C3%BCfredecekmi%C5%9F%20gibi%20girdim%20lan%29%20ger%C3%A7ek%20ismini%20bilmedi%C4%9Fimiz%20bu%20kad%C4%B1n%2C%20resmi%20e%C4%9Fitimin%20%20%C3%A7ocuklara%20otoriteye%20biat%20etme%20gibi%20sa%C4%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20bir%20al%C4%B1%C5%9Fkanl%C4%B1k%20%20kazand%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20ve%20%C3%A7ocu" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=2244&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/julian-assange-modern-zamane-robin-hoodu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Poliamoria bir nedir?</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/poliamoria-bir-nedir.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/poliamoria-bir-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Nov 2010 13:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[eglenceli]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[prensesin ulkesi]]></category>
		<category><![CDATA[çok aşklılık]]></category>
		<category><![CDATA[çok eşlilik]]></category>
		<category><![CDATA[escinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[heteroseksüelizm]]></category>
		<category><![CDATA[polyamory]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1881</guid>
		<description><![CDATA[Memleket ve dünya gündemi sinir bozucu bir ton haberle doluyken, Sevgili Prenses, haftasonun renklensin diye seni yeni bir sosyal (ve &#8220;poli&#8221;tik?!) hareket olan Poliamoria&#8217;yla tanıştımak istedim. Poliamor: Poli yani &#8220;çok&#8221; ve amor yani &#8220;aşk&#8221; kelimelerinin birlesiminden oluşmus bir kavram. Sanırım bu açıklama sana biraz fikir vermiştir. Evet, çok aşklılık hareketi, yani Poliamoria. Aklımda uzun süredir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Memleket ve dünya gündemi sinir bozucu bir ton haberle doluyken, Sevgili Prenses, haftasonun renklensin diye seni yeni bir sosyal (ve &#8220;poli&#8221;tik?!) hareket olan Poliamoria&#8217;yla tanıştımak istedim.</p>
<p>Poliamor: Poli yani &#8220;çok&#8221; ve amor yani &#8220;aşk&#8221; kelimelerinin birlesiminden oluşmus bir kavram. Sanırım bu açıklama sana biraz fikir vermiştir. Evet, çok aşklılık hareketi, yani Poliamoria.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor11.jpg"><img class="size-medium wp-image-1887 alignleft" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor11-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></a></p>
<p>Aklımda uzun süredir dolanıp duran, ütopya olarak tanımladığım kişisel bir hayalden yola çıkarak kendimi Madrid&#8217;de aralarında bulduğum Poliamor Madrid topluluğunun toplantılari ve onlarla yaptığım röportajlar sonucu bu konuda epey bilgi edindim ve bunları seninle paylaşmaya karar verdim.</p>
<p>Öncelikle  sana biraz  Poliamoria hareketinin tarihinden söz etmek istiyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi kökenleri Özgür Aşk &#8221; Free Love&#8221; kavramı yani 70&#8242;lerin hippi hareketinden gelse de aslında Poliamor adını alması 1990&#8242;da gerçeklemiş. Poliamor adını aldıktan sonra da özgür aşk hareketinden ayrılmaya ve birden çok sekse dayalı ilşkinin aynı anda yaşanabilmesi olarak tanımlanarak, sadece aşkın tadını çıkarmak ile bağlantılı olan özgür aşk hareketinden ayırmış kendisini. Aslında 1970&#8242;lerde kabul edilen &#8220;open marriage&#8221; yani açık evlilik kavramından geliyor. Bu kavram evli çiftlerin başka ilişkilere de girebilme haklarının bulunduğu bir yapı. 1990&#8242;lardan itibaren de kendisini evlilik kurumundan ayırarak Poliamor adı altında bir yaşam şekli ve hareket olarak kabul edilmiş.<span id="more-1881"></span></p>
<p>Son yıllarda yapılan Poli web sitesi ve Londra&#8217;da düzenlenen Poli haftası ile de sesini duyurmaya başladı. Şimdilerde internetin de yardımıyla insanlar birbirlerini bulup daha kolayca örgütlenebiliyor ve özellikle Avrupa ve ABD&#8217;nin farklı yerlerinde lokal gruplar oluşturarak piknikler, buluşmalar ve benzeri aktiviteler düzenliyorlar. Etikçi monogamistlerin (tutucu tek eşlilik yanlılarından bahsediyorum, hepsinden değil) karşı çıkışına ve toplumun genel önyargılarına başkaldırmaya da devam ediyorlar. Poli haftası dışında Gay ve Lezbiyen hareketi ve Feminist hareketten de besleniyor Poliamor hareketi. Ortak eylemlere katılıyor, birbirleriyle fikir alışverişinde bulunuyorlar. Polimor hareketinin de hedefinde toplumun değer yargları ve baskın olan heteroseksüelist, erkek merkezli, tek eşli aile kalıbı olduğu için benzer çizgilerde yürüyorlar esasında. İnternet teknolojisinden de diğer yeni sosyal hareketlerde olduğu gibi oldukça faydalanıyorlar. Forumlar, chatroomlar, hatta ilişki kurma siteleri olan Date site&#8217;lar aracılığı ile birbirlerini tanıyor, birbirlerinin nasihatlarını dinleyip deneyimlerini paylaşırken cinsel politikalar hakkında tartışabiliyolar.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor2.jpg"><img class="alignright" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor2-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Şimdilerde 26 Eylül, Londra&#8217;da kutlanan Poli gününde (Polyday) Poliamorus kardeşler biraraya geliyor, workshoplara katılıyor, konuşuyor, konferanslar veriyor ve Seks-free kabare  izliyorlar. Son zamanlarda ortaya çıkan CAAN (the Consenting Adult Action Network), yetişkin insanların hükümet politikalarından bağımsız olarak kendi cinsel tercihlerini yapabilmeleri için kampanya düzenliyor ve poli protestocularını eyleme çağırıyor. İngiltere&#8217;deki polilerin ABD&#8217;dekilerden çok daha politik oldukları da bir gerçek. ABD&#8217;de daha çok cinsellik ve pratik sorunlar konuşulurken İngiltere&#8217;deki toplantılar, politik aktivizm havasında geçiyor ve tartışılan konular da feminizm ve eşcinsel hareketi de harekete dahil eden cinsellik politikaları oluyor. Hatta İngiltere&#8217;deki poli aktivisterden bir kısmı kendisini &#8220;Relationship anarchists&#8221;  yani ilişki anarşistleri olarak tanımlıyor ve bunu bir dünya görüşü olarak tanımlıyor. Oldukça radikal bir duruş tabii. Toplumun içindeki güç hiyerarşilerini kırmaya inanıyor ve bunu hayatlarında uygulamaya girişiyorlar. Nasıl Queer kavramı hetero/homo, kadın/erkek olmanın ötesine geçiyorsa poliamoruslar da tek eşli/çok eşli olmanın ötesine geçiyorlar. Bu haraket henüz gay-lezbiyen haraketi içinde veya feminist hareket içinde yeterince saygı görmüyor ne var ki. Yani halen elle tutulur bir çoğunluk olarak varolamadıkları gibi, bu diğer cinsiyet odaklı hareketler içinde de varlıklarını kabul ettirebilmiş değiller. Öncelikle kabul görmekle başlayacak bir yardım ve kabullenme, cinsellik veya cinsiyetçiliğin ötesine geçip kavramlara uzaktan bakabilme kapasitesini getirecektir. Çünkü poliamor olmak da aynı şekilde insanların hayatlarını, yaptıkları işleri, aileleri tarafından toplum tarafından kabul edilebilirliklerini etkiliyor ve bu yüzden çoğu poliamorus, kapalı olarak bunu yaşayabiliyor. Aynen eşcinsllerin büyük çoğunluğunda olduğu gibi. Ayrıca bu hareket üçüncü dalga feminizmin sonucunda ortaya çıkmış olması ve yazılan 5 kitabın da kadınlar tarafından yazılması ile de feminist harekete yakınlaşıyor.</p>
<p>Tabii ki akıllarda kavram karmaşaları var. Mesela hepimizin aklından poligami ve poliamor arasinda ne fark var ki sorusu geçmiştir. Önce bu konuya bir açıklık getirip sonra açık ilişki kavramına değineceğim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor3.jpg"><img class="alignleft" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/poliamor3-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Aradaki en büyük fark poligami kavramının sosyal olarak kabul edilmiş bir yapı olmasında. Mesela Sarmansuyu köyündeki Ahmet Efendi&#8217;nin dört karısının olması sosyal olarak bulunduğu toplumda kabul edilmiş birşey. İkincisi bu kadınların hiçbir seçme şansı yok. Buna mecburlar çünkü sosyal yapı bunu gerektiriyor. Özgürlük söz konusu değil. Poliamor da ise tüm taraflar için sonsuz bir özgürlük söz konusu. Poliamor&#8217;un bazı ilkeleri de var. Bunlar öncelikle taraflar arasında konsensus sağlanmış olması, ki Poligami&#8217;de bu söz konusu bile degil. Tıpkı monogamide olduğu gibi sosyal olarak dayatılmakta. Bunun yanında Poliamor da yüzde yüz bir şeffaflik söz konusu. Yani dürüstlük en önemli ilkelerden birisi. Monogamik görünüp de başkalarıyla birlikte olan bir çiftten poliamorus bir çiftin temelde ayrıldığı noktalardan birisi bu işte. Fakat Poliamor&#8217;dan kasıt açık ilişki de değil. Çünkü açık ilişkide bir hiyerarsi söz konusu. &#8220;Yani bir sevgilim var ve diğerleriyle de cinsel anlamda birlikteliklerim oluyor ama sadece bir tane sevgilim var&#8221; gibi. Bu bağlamda açık ilişki monogamik bir yapı oluyor. Burada da dürüstlük söz konusu ancak yine tek eşli bir ilişki bu.</p>
<p>Poliamorda aşk söz konusu, birden fazla kişiye aşık olmak ve hisler ön planda. Akla geldiği gibi sadece cinsellikle ilgili bir kavram değil.</p>
<p>Kavramları netleştirdikten sonra sıra akla gelen bazı problemlere ve çözümlere değinmeye geldi. Çünkü poliamor teoride ideal görünse de pratikte problemli olması çok beklenir bir sonuç. Tabii aynı şey monogamik ilişkiler için de geçerli.</p>
<p>Poli toplantılarından birinde yaptığım röportajdan bir kesit:</p>
<blockquote><p><strong>Sizce en büyük sorun ne?</strong></p>
<p>&#8220;Öncelikle en büyük sorun havada kalan meseleler. Olaylar netleştirilmediği sürece yani havada kaldıkları sürece daha tehlikeli bir hale geliyorlar. Herşeyi netleştirip konuşmak, çözüm üretmek gerekiyor.</p>
<p>En önemli unsur ise aşk ve güven meselesi. Bunları konuşmak gerekiyor. Yani Poliamorda en önemli şeylerden biri güven duygusu. Sandığımızın aksine güven tek eşlilikle ilgili bir kavram değil sadece. Güven vermek ve bağlılık söz konusu.&#8221;</p>
<p><strong>Taraflar arasında nasıl bir iletişim söz konusu?</strong></p>
<p>&#8220;Benim üç tane sevgilim var. Oturup konuşuruz birini daha aramıza almak istiyorsak.&#8221;</p>
<p>&#8220;Herkesin poliamoru yaşayışı farklı. Benim tüm sevgililerim birbirlerini tanıyorlar ama illa da böyle olması gerekmiyor. Anlaşamıyor ya da tanışmak istemiyor olabilirler. Herkesin kendi yasayış şekli vardır poliamoru.&#8221;</p>
<p><strong>Topluluk olarak aktiviteleriniz oluyor mu? Amaç nedir?</strong></p>
<p>&#8220;Biz Poliamoruslar için partiler, kamplar, film gösterimleri ve toplantılar düzenliyoruz. Böylece bu hareketin görünürlüğünü arttırarak sosyal yaşanırlığına işaret ediyoruz. Bir yandan da pratik sorunlarımıza çözümler arıyoruz. İnsanlara bu hareketi tanıtıyor ve kendilerini özgürleştirebileceklerini onlara kanıtlıyoruz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu aktivitelere ne kadar çeşit insan gelirse görünürlüğümüz o kadar artıyor. Sosyal çeşitlilik çok önemli.&#8221;</p>
<p>&#8221; İnsanların aşka olan korkularını yenmelerini sağlamaya çalışıyoruz.&#8221;</p>
<p>&#8220;Poliamor rekabet yerine güveni ve dayanışmayı koyuyor.&#8221;</p>
<p><strong>Mogamik insanlar da poliamor ilişkisi yaşayanlarla birlikte oluyorlar mı?</strong></p>
<p>&#8220;Bazen monogamik insanlarla poliamor ilişkisi yaşıyorum. Onlar kabul ettiği ve birbirimizin seçimine saygı duyduğumuz sürece sorun olmuyor.&#8221;</p>
<p><strong>Kafadaki tabuları ve kalıplaşmış düşünceleri yenebiliyorlar mı insanlar?</strong></p>
<p>&#8220;Bazıları ilk başta anlayışlı fakat sonradan sorun çıkarıyorlar. Kafalarının bir kenarında &#8220;Gerçekten aşık olursa diğerlerini bırakır.&#8221; fikri var. Bu düşünce kafalardan atılmadıkça poliamor ilişki mümkün olmaz.&#8221;</p>
<p><strong>Peki ya kıskançlık?</strong></p>
<p>&#8220;Ben poliamorusum ama sevgililerimden birisi başka birine aşık olunca rahatsiz oluyorum. Kıskançlık hissediyorum. Bu duyguyu yenmem gerekiyor ve bunu konuşarak hallediyorum. Bu bir gelişim süreci. Hep tek olmak istiyoruz. Bu bir yanılgı; evrimleşmeliyiz.&#8221;</p>
<p>Bence en büyük sorun kıskançlık ve benimsemeyle başlıyor işte. Bu sorunun çözümü duyguların sorumluluğunu almakla mümkün. Yani en önemli şey kişisel gelişim ve evrimleşme. Örneğin arkadaşlar arasında da kıskançlık söz konusu. Ancak sosyal olarak kabul edilmediği için insanlar bu duygularını kontrol etmekte zorlanmıyorlar. Aşk ilişkisinde bize dayatılan tek olmak olduğu için bu duygumuzu kontrol altına almıyoruz. Oysa bu irrasyonel bir duygu; ne kadar insanca olsa da. Ve bizi rekabete itiyor. Bu duyguyu yenmek pratik hayatta uygulamalarla mümkün. Duygularımızla yüzleşmeli ve bunu öğrenmeliyiz. Poliamorda kıskançlık oluyor ve bunun en önemli nedeni insanların ilgi gösterme konusunda eşitsiz davranmaları. Tarafların bu konuda dikkatli ve hassas olması gerekiyor anladığım kadarıyla.</p>
<p>&#8220;İnsanlar ilişkilerini sahiplenme ve korku üzerine kuruyor. Onu bana tercih etti, başkasına benden daha çok önem veriyor kelimeleri sıkça duydugumuz monogamik sorunlar aynı zamanda. &#8220;</p>
<p>&#8220;Poligamide sahiplenme yok. Taraflardan ötekisi, bir cisim olarak algılanmaz. Ama kıskançlık duygusu söz konusu oluyor.&#8221;</p>
<p><strong>Peki ya ben ona ihtiyaç duyduğumda o başkasıyla birlikte ise ne olacak?</strong></p>
<p>&#8220;Bu sorun en büyük sorun olacak gibi görünüyor. Fakat aslında aynı sorun monogamik ilişkide de söz konusu. Ya ben ona ihtiyaç duyduğumda o annesiyle olmayi tercih ediyorsa? Ya da en yakın arkadaşıyla?</p>
<p>Yani sorunun temelinde poliamor ilişkisi yaşamak yatmıyor. Bu her ilişkide en önemli paradoks. Poliamorda başka bir önemli sorun adaletsiz davranmanın getirdiği suçluluk duygusu. Bunu konuşup yenmek gerekiyor. Nasıl kıskanan taraf kıskançlığının sorumluluğunu üstleniyorsa karşı taraf da bundan etkilenip suçluluk duyarsa bu duygusunun sorumluluğunu üstlenmeli.&#8221;</p>
<p>&#8220;Sevgililerimden birisinin babası ölmüştü ve diğeri de çok kötü bir olay yaşamıştı. Sorumluluk hissedip ikisiyle de uyumadım. Seçim yapmadım. Suçluluk hissetmek istemedim ve kanepede yanlız uyudum.&#8221;</p>
<p>&#8221; O kadar kıskancım ki bazen uyurken kulaklarıma tıkaç takıyorum. Diğer sevgiliyle seslerini duymamak için.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben sevgilim diğer sevgilisiyle olduğunda ona bu şansı verdiğim için mutlu oluyorum. Onu daha mutlu edebildiğim için. Kendimi bu yüzden özel hissediyorum. Ben onun için çok özelim.&#8221;</p>
<p>&#8220;Aynı anda gelirlerse birini seçmek zorundasındır. Ve seçimini yaparsın. Diğerinin de bunu anlayıp saygı duyması gerekir.&#8221;</p>
<p>&#8221; Günüme bağlı olarak sevgilim başka bir sevgilisiyleyken kızdığım da oldu, hoşuma gidip kendi kendime tatmin olduğum da&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Bu anlayış ilişkiyi başka bir boyuta taşıyor. Poliamordaki problemler sosyal kabul edilirliği olmadığı için göze batıyor.&#8221;</p>
<p><strong>Özel günleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>&#8221; Noel, doğum günü, tatil geçirme gibi ortak seçimler iyi bir organizasyon ile aşılabilir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ben birisiyle birlikte yaşadığım için diğeriyle tatile çıkıyorum&#8221;</p>
<p>&#8220;Çocuklara ortak bakılıyor. Bu çocuk için çok sağlıklı. Tek bir anne baba modeli olmuyor önünde&#8221;.</p>
<p><strong>Eşcinseller ile heteroseksüeller arasında poliamoru yaşayışta farklar var mı?</strong></p>
<p>&#8220;Eşcinseller de heteroseksüeller kadar kıskanç. Arada fark yok. Özellikle lezbiyen ilişkide dengeler çok hassas oluyor.&#8221;</p>
</blockquote>
<p>Böyle işte Prenses, alıntılar yaparak konuşulanları ve izlenimlerimi özetlemeye çalıştım. Sen bu &#8220;çokaşklılık&#8221; hareketini sindiresin diye yanına The Blues Brothers&#8217;dan &#8220;Everybody Needs Somebody to Love &#8221; veriyorum iki doz.</p>
<p>Afiyet olsun&#8230;</p>
<div id="gsWidget"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="250" height="40" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songID=23899701&amp;style=undefined" /><param name="src" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songID=23899701&amp;style=undefined" allowscriptaccess="always" wmode="window"></embed></object></div>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;bodytext=Memleket%20ve%20d%C3%BCnya%20g%C3%BCndemi%20sinir%20bozucu%20bir%20ton%20haberle%20doluyken%2C%20Sevgili%20Prenses%2C%20haftasonun%20renklensin%20diye%20seni%20yeni%20bir%20sosyal%20%28ve%20%22poli%22tik%3F%21%29%20hareket%20olan%20Poliamoria%27yla%20tan%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1mak%20istedim.%0D%0APoliamor%3A%20Poli%20yani%20%22%C3%A7ok%22%20ve%20amor%20yani%20%22a%C5%9Fk%22%20ke" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;notes=Memleket%20ve%20d%C3%BCnya%20g%C3%BCndemi%20sinir%20bozucu%20bir%20ton%20haberle%20doluyken%2C%20Sevgili%20Prenses%2C%20haftasonun%20renklensin%20diye%20seni%20yeni%20bir%20sosyal%20%28ve%20%22poli%22tik%3F%21%29%20hareket%20olan%20Poliamoria%27yla%20tan%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1mak%20istedim.%0D%0APoliamor%3A%20Poli%20yani%20%22%C3%A7ok%22%20ve%20amor%20yani%20%22a%C5%9Fk%22%20ke" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;t=Poliamoria%20bir%20nedir%3F" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Poliamoria%20bir%20nedir%3F%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;annotation=Memleket%20ve%20d%C3%BCnya%20g%C3%BCndemi%20sinir%20bozucu%20bir%20ton%20haberle%20doluyken%2C%20Sevgili%20Prenses%2C%20haftasonun%20renklensin%20diye%20seni%20yeni%20bir%20sosyal%20%28ve%20%22poli%22tik%3F%21%29%20hareket%20olan%20Poliamoria%27yla%20tan%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1mak%20istedim.%0D%0APoliamor%3A%20Poli%20yani%20%22%C3%A7ok%22%20ve%20amor%20yani%20%22a%C5%9Fk%22%20ke" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;title=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F11%2Fpoliamoria-bir-nedir.html&amp;t=Poliamoria%20bir%20nedir%3F&amp;s=Memleket%20ve%20d%C3%BCnya%20g%C3%BCndemi%20sinir%20bozucu%20bir%20ton%20haberle%20doluyken%2C%20Sevgili%20Prenses%2C%20haftasonun%20renklensin%20diye%20seni%20yeni%20bir%20sosyal%20%28ve%20%22poli%22tik%3F%21%29%20hareket%20olan%20Poliamoria%27yla%20tan%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1mak%20istedim.%0D%0APoliamor%3A%20Poli%20yani%20%22%C3%A7ok%22%20ve%20amor%20yani%20%22a%C5%9Fk%22%20ke" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1881&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/11/poliamoria-bir-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yerel Grup Eylemine Giriş</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 09:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[cevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[cargill]]></category>
		<category><![CDATA[GDO]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetsiz doğrudan eylem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil itaatsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yerel grup eylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1176</guid>
		<description><![CDATA[Yerel. Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Yöresel. 2- Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan. 3- Lokal. Grup. Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. 2- Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Şimdi grup kelimesinin birinci anlamını al, yerel kelimesinin ikinci anlamına yerleştir. O zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yerel. </em>Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Yöresel. 2- Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan. 3- Lokal.</p>
<p><em>Grup. </em>Türk Dil Kurumu sözlüğünden kelime anlamı: 1- Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü. 2- Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip.</p>
<p>Şimdi grup kelimesinin birinci anlamını al, yerel kelimesinin ikinci anlamına yerleştir. O zaman şöyle diyebilir miyiz?</p>
<p><em>Yerel Grup</em>: <em>Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütününün bulunduğu yere göre tanımlanması. </em></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/asaakimahalle.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1871" title="asaakimahalle" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/asaakimahalle-300x256.jpg" alt="" width="300" height="256" /></a>Mesela mahalle ortamında yaşamış olanlar bilir. Mahalle çocukları bir trip içindedirler adeta, kendi geyiklerini yaratırlar, takma isimler olsun, yeni oyunlar olsun, ne bileyim moda akımlarına özenme filan. Büyüklere yönelik grup halinde bir tutumları da vardır. Mahallede kendilerine iyi davranmayan bi bakkal amca varsa gidip ondan sakız çalarlar cezalandırmak olsun hesabı, sonra gidip daha iyi, tonton bakkal amcadan cips kola alırlar. İşte, Prenses, esasında bu çocuklar  planlı, programlı, işbölümlü filan yerel grup eylemleri içinde yaşarlar. Mesela biz, 8-9 yaşlarındayken, bir yılbaşı akşamı büyüklerin keyfini bozmayalım diye onların eğlendikleri mekana mesafeli bir yerde oyalandırılırken cıngar çıkartıp, bir takım uyduruktan dramalar yaratıp bir şekilde büyüklerin olduğu yere kabul edilmeyi başarmıştık. Sanırım yalan uydurmaya ortaklık etme suçundan annemden sağlam çimdik yemiştim masa altından, ama tüm mahalle çocuklarıyla birlikte büyüklerin eğlence dünyasına çocuk olarak kabul edililip, onların da ona göre davranmayı kabul etmelerini sağlamıştık. Süper organize bir eylemdi. Gruptan bir kişi tüm dramı yaratan olacaktı, hani mızmızcı çocuk rolü. O mızmızlanınca diğer çocuklar ayaklanıp onlar da mızmızlanacaklardı ve iki ikişi de iletişim kişisi olarak gidip büyüklerden birini (mümkünse en hassas, sevgi dolu anne veya babayı) yakalayıp ayaklanmayı korkunç dramatik bir felaket olmuşcasına, doğaçlama yalan yöntemini kullanarak anlatacaktı ki birilerinin dikkatini çeksin mevzu, rakı masasında gündeme otursun, kulaktan kulağa gezsin ve dayanamayan ana baba yüreği olaya müdahale etsin. Tabi bu sözcüler grubun bilinen yaramazları değil de ya çokbilmişleri ya da inekleriydi. Çünkü inekleri büyükler daha çok dinler.<span id="more-1176"></span></p>
<p>Demek istediğim, Prenses, birbirini az-çok tanıyan ilgisi, bilgisi farklı ancak görüşleri, çıkarları aynı olan kimselerin biraraya gelip ortak çıkar doğrultusunda hareket etmesi, pek çok şeyi değiştirebilir. Var olan gerçekleri iyileştirebilir. Bu gruplar çoğalıp birbirleriyle fikir ve zikir alışverişinde bulundukça da kitlelerin zararına ve fakat bir takım bireylerin menfaatine ortaya çıkan bozuklukların en azından gündeme gelmesi sağlanabilir, bir sonuca ulaşması ise bu grubun hedefleri ve buna bağlı olarak taktikleri ama en önemlisi de grubun enerjisiyle şekillenir. Sonuçta bir şeyler ortaya çıkarmak için kendi kendine organize olmuş bir grup illa ki dünyayı topyekün değiştirmeyi hedefliyor olmayabilir, hani mahalle çocukları örneğini düşünelim tekrar. Sadece birbiriyle geçinebilen ve ortak anlar, mekanlar, ilgi alanları paylaşan kişilerin kendi dünyalarını değiştirmeyi amaçlamasıyla ortaya çıkan bir şey bu. Bunu özellikle belirtiyorum Prenses, zira aktivizm (eylemsellik) denildiğinde başka başka çağrışımlar geliyor insanların aklına, çoğu zaman siyasi tarih içindeki örneklere dayanarak ve kelimenin gerçek anlamından uzakta. Esasında aktivizm, öncelikle çok basit bir bireyin, çok basit olan hayatında karşılaşmak istediği şeyleri mümkün kılacak her türlü eylemde bulunabilmesi değil midir? Yani amaç ya da hayal doğrultusunda benimsenen strateji. İçecek suyun kalmamışsa ve suyun kimde olduğunu biliyorsan, onu gidip almak için en pratik ve etkili yöntemi denemez misin? İşte bu bireysel stratejiler küçük grup içinde kendini sürdürebilmek için roller ve kişiler bulduğunda bir yere doğru gidebiliyor. Önemli olan nokta &#8220;kendi kendine organize olabilme&#8221;dediğimiz şey. Zira bu tür eylemsellik halleri, evet, bir amaç yolunda kullanılan stratejilerdir ve ancak önemli olan bu an ve bu mekanda gerçekleşen eylemselliğin durumudur. Yani amaç uğrunda başarı için kendini parçalayan bir grup eylemselliği düşünülemez. Ha düşünülür de her yol mübah kafasıyla sürdürülebilir bir grup harekete geçirilemeyeceğinden bir kerelik biraraya gelip iş çıkaran bir grup, daha ilk eylemsellik halinde dağılabilir, sırf o ana değil de epey uzaktaki esas hedefe odaklanılarak egolar şişirildiğinden.</p>
<p>Bu sebeplerden &#8220;yerel grup&#8221; hareketinden bahsetmek istedim Prenses. Daha büyük, ulusal, uluslararası vesaire hareketlenmelerde öncelikle eylemsellik kısıtlı oluyor zira bütçesi, kaynakları ve kapasitesi büyük olan gruplarda ne olup biteceğini adım adım hesaplayan bir grup kişi karar alma mekanizmasında ve sen bu kişilerden biri olmak zorunda değilsin. Grubun geneline güvenirsin, desteğini verir yapacağını yaparsın, genel amaçla aynı görüşte olabilirsin ama karar alma mekanizmasını doğrudan gözlemleyemediğin için taktiksel eylemlilik adına yaptığın işleri benimseyemeyebilirsin ve gruptaki sürekliliğin de uzun olmaz genelde bu sebepten. Bu da büyük grubun dengeleridir, ayrılanların yerini yeni ve başka tecrübe/beklentilerle gelenler alır ve grup evrilip başka bir şeye dönüşür sen içinde olsan da olmasan da. Yani büyük grup kendi kendini organize etmez/edemez. Bunda kötü, tü kaka bişiy yok Prenses, yanlış anlama sen takıl kafana göre, büyük gruplar okul gibidir. Psikolojik dengeler, insan ilişkileri, hiyerarşi mekanizmaları, tanımadığın insanlarla, yeri geldiğinde bilmediğin dillerde iş çıkarabilme ve özellikle etkili iletişim ile bir sonuca varma üzerine çok şahane deneyimler edinirsin. Ha, başta kafanda oluşturduğun hedef her neyse ona ulaşamama ihtimalin epey büyük ama öğrendiklerini daha sonra küçük bütçeli, küçük hedefli ama çabuk aktifleşebilen bir grup içinde kullanırsın ki harika da olur zannımca.</p>
<p>Küçük grup kampanya stratejileri, grup içinde etkili iletişim, konsensus ile çabuk karar alma vesaire vesaire gibi konulara dalıp bu mektubu uzuuun bir didaktik yazıya çevirmek istemiyorum, Prenses çünkü yazılmışı var diyorum. Hakikaten konuyle ilgili Türkçe bilgi ararsan hani merak edip, çok şahane insanların oluşturduğu <a href="http://www.siddetsizlik.org/">şiddetsizlik web sitesini</a> güzelce gözden geçirebilirsin. Aradığın her şey orada var! Ben bunun yerine Avrupa&#8217;dan gayet eğlenceli ve öğretici bir küçük grup blokaj eylemiyle seni başbaşa bırakmayı tercih ediyorum bu yazıda.</p>
<p>Aşağıdaki video, Belçika&#8217;nın bağımsız/yerel grup hareketlenmeleri tarihiyle meşhur, görece özgür kişilerin yaşadığı Gent şehrindeki genetiği değiştirilmiş organizmaların üretimi ve tüm dünyaya dağıtımını elinde tutan Cargill soya fabrikasının blokajı eyleminde çekildi. Bu kişiler herhangi bir organizasyona göbekten bağlı değil, aynı şehirde yaşayan ve ortak ilgileri olan kişilerden oluşmuş otonom bir gruba dahil. Videonun başında Cargill&#8217;in genetiği değiştirilmiş soya tohumuyla kalıcı can ve doğa tahribatı verdiği Latin Amerika&#8217;daki çiftçi ailelerine bu üretimin neye mal olduğu anlatılıyor. Sonrasında ise Gent şehrindeki Cargill fabrikasını bir gün boyunca &#8220;kapatan&#8221; eylemcilerin bunu anlatmak ve duruma doğrudan müdahale etmek için yaptığı yerel grup eylemi&#8230;.</p>
<p>Haydi afiyet olsun, Prenses!</p>
<div id="flashcontainer642"><object id="embed_642" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="406" height="343" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="flashvars" value="file=http://www.politube.org/flv/642.flv&amp;image=http://www.politube.org/thumb/642&amp;largecontrols=false&amp;showdigits=true&amp;callback=http://www.politube.org/flv_callback/642&amp;autostart=false" /><param name="src" value="http://www.politube.org/flvplayer.swf" /><embed id="embed_642" type="application/x-shockwave-flash" width="406" height="343" src="http://www.politube.org/flvplayer.swf" flashvars="file=http://www.politube.org/flv/642.flv&amp;image=http://www.politube.org/thumb/642&amp;largecontrols=false&amp;showdigits=true&amp;callback=http://www.politube.org/flv_callback/642&amp;autostart=false" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;bodytext=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;notes=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;t=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;annotation=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;title=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fyerel-grup-eylemine-giris.html&amp;t=Yerel%20Grup%20Eylemine%20Giri%C5%9F&amp;s=Yerel.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Y%C3%B6resel.%202-%20G%C3%B6zlem%20yerine%20veya%20g%C3%B6zlemcinin%20bulundu%C4%9Fu%20yere%20g%C3%B6re%20tan%C4%B1mlanan.%203-%20Lokal.%0D%0A%0D%0AGrup.%20T%C3%BCrk%20Dil%20Kurumu%20s%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BCnden%20kelime%20anlam%C4%B1%3A%201-%20Ortak%20%C3%B6zellikleri%20olan%20varl%C4%B1klar%2C%20nes" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1176&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/yerel-grup-eylemine-giris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sansürden daha kötü bir şey&#8230;</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sansurden-daha-kotu-bir-sey.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sansurden-daha-kotu-bir-sey.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 16:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Sansür]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1846</guid>
		<description><![CDATA[Prenses, Türkiye&#8217;de sansür aldı başını gidiyor biliyorsun. Yasaklı site sayısı 6000&#8242;in üzerinde, Youtube iki yıldır yasaklı. Önce Emniyet Müdürlüğüne sonra da Diyanet İşleri Başkanlığına içerik denetleme yetkisi verildi. Gelişmelerin kısa bir özetini şurada okuyabilirsin. Bu trend devam ederse yakında bütün bakanlıklara, valiliklere, belediye başkanlarına, muhtarlara vs. bilimum erk sahibi kurum ve kişiye insanların neleri okuyup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/penguen.jpg"><img class="size-full wp-image-1847 alignleft" title="penguen" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/penguen.jpg" alt="" width="304" height="382" /></a>Prenses, Türkiye&#8217;de sansür aldı başını gidiyor biliyorsun. Yasaklı site sayısı 6000&#8242;in üzerinde, Youtube iki yıldır yasaklı. Önce <a onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/ekonomi.haberturk.com');" href="http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/530693-wwwpoliscaniistersekapatircom" target="_blank">Emniyet Müdürlüğüne</a> sonra da <a onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/privacy.cyber-rights.org.tr');" href="http://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=1135" target="_blank">Diyanet İşleri Başkanlığına</a> içerik denetleme  yetkisi verildi. Gelişmelerin kısa bir özetini <a href="http://loker.radiobrecht.org/2010/07/sansur-hikayesinin-hizli-bir-ozeti-ve-sezon-finali/">şurada</a> okuyabilirsin. Bu trend devam ederse yakında bütün bakanlıklara, valiliklere, belediye başkanlarına, muhtarlara vs. bilimum erk sahibi kurum ve kişiye insanların neleri okuyup neleri okuyamayacaklarına, yani neleri dünüşüp neleri düşünemeyeceklerine karar verme yetkisi verilecek. Ancak baskıcı rejimlerde görülebilecek bir düzeyde yetkiler devletin kurumlarına veriliyor, ve böyle bir yetkinin yanlış kullanılmayacağının da hiçbir garantisi yok. Bugün Atatürk&#8217;e hakaret, çocuk pornosu en popüler sebepler, ama bunun altında islami örf ve adetlere uygun olmadığı gerekçesiyle başka dinlerin ve düşünüş biçimlerinin yasaklanması, devlet düzenini tehdit ettiği gerekçesiyle başta siyasi parti ve oluşumların yasaklanması, daha ilerde haddini aşıp kendi düşüncelerine aykırı bulduğu şeyleri de yasaklayacaktır.</p>
<p>Ama sansürden daha kötü bir şey varsa prenses, o da sansürün bir toplumda normalleşmesi, haklı görülmesi ve ona ses çıkarılmaması. Sansür uygulayan zihniyet, kendi iktidarı ve gücüne zarar gelmemesi için insanları bilgiden mahrum ederek uyutmak amacı güder. Sansürün normalleştiği bir toplum ise bu zihniyettin başarıya ulaştığını tesciller. İktidarından bir korkusu olmayanın sansüre ihtiyacı da yoktur. Eğer ki kafan karışıksa prenses ben söyleyeyim: Devletin insanların neleri okuyup okuyamayacağına karışmak gibi bir yetkisi yoktur. Demokrasilerde devletin varoluş amacı insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayıp üretebileceği koşulları sağlamaktır ve bu da iç ve dış güvenlik, altyapı, enerji kaynaklarının yönetimi ve vatandaşlar arası anlaşmazlıkları düzenleyen hukuksal yapıdır. Avrupa, Kuzey Amerika ve bilimum başka daha sağlıklı işleyen demokrasilerde devletin bunun ötesinde vatandaşının hayatına ve beynine müdehale hakkı yoktur. Çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini kollamak devletin işi değildir, bu anne ve babalarının, okulda öğretmenlerinin görevidir. Belli sembollere başka insanların nasıl davrandığını denetlemek devletin işi değildir, o semboller eğer bir ülke için önemliyse o sembollerin temsil ettiği değerleri kollamak bütün vatandaşların görevidir. Voddoo bebeklerini kollar gibi sadece sembollü kollamak o değerleri ne yaşatır ne de yüceltir.</p>
<p>Giderek artan miktarda insanlar internette devlet sansürüne karşı seslerini yükseltmeye çalışıyorlar ve sen yoksan bir kişi eksikler prenses. Sansüre ve sansürün normalleştirilmesine karşı ses çıkarmak asıl bir vatandaşlık görevidir. Yarın öbür gün prensese mektuplar&#8217;ın veya sevdiğin takip ettiğin bir çok başka blogun, sitenin de kapatılmasını istemiyorsan bugün daha fazla geç olmadan sesini çıkartmaya başla, ses çıkaranların çalışmalarını yılmadan üşenmeden paylaş, çevrendeki insanlara sansüre neden ses çıkarılması gerektiğini anlat. Hemen şimdi yapabileceklerin:<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/300x250.jpg"><img class="alignright webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent webcbqiypoghccrxuent xkywsvkrloakhombhykc" title="300x250" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/07/300x250.jpg" alt="" width="208" height="173" /></a></p>
<ul>
<li>17 Temmuz Cumartesi günü saat 17.00′de İstanbul Taksim Meydanındaki yürüyüşe katılın: <a href="http://www.sansurekarsiyuruyus.com/">http://www.sansurekarsiyuruyus.com/</a> (bu haftasonu!)</li>
<li>Sansüre Karşı Ortak Platform Deklarasyonuna imza atın: <a href="http://www.sansursuzinternet.org.tr/internette-sansure-karsi-ortak-platform-deklarasyonu-bireysel-imzalar/">http://www.sansursuzinternet.org.tr/</a></li>
<li>“Sansür: Elim Sende!” projesine katılın: <a href="http://elimsende.info/">http://elimsende.info/</a></li>
<li>Bu girişimleri Facebook’ta, Twitter’da, İnternet günlüğünüzde  ve/veya diğer sosyal platformlarda duyurarak arkadaş çevrenizin  aydınlanmasında rol oynayın.</li>
</ul>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;bodytext=Prenses%2C%20T%C3%BCrkiye%27de%20sans%C3%BCr%20ald%C4%B1%20ba%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20gidiyor%20biliyorsun.%20Yasakl%C4%B1%20site%20say%C4%B1s%C4%B1%206000%27in%20%C3%BCzerinde%2C%20Youtube%20iki%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20yasakl%C4%B1.%20%C3%96nce%20Emniyet%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCne%20sonra%20da%20Diyanet%20%C4%B0%C5%9Fleri%20Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20i%C3%A7erik%20denetleme%20%20yetkisi%20verildi.%20Ge" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;notes=Prenses%2C%20T%C3%BCrkiye%27de%20sans%C3%BCr%20ald%C4%B1%20ba%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20gidiyor%20biliyorsun.%20Yasakl%C4%B1%20site%20say%C4%B1s%C4%B1%206000%27in%20%C3%BCzerinde%2C%20Youtube%20iki%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20yasakl%C4%B1.%20%C3%96nce%20Emniyet%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCne%20sonra%20da%20Diyanet%20%C4%B0%C5%9Fleri%20Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20i%C3%A7erik%20denetleme%20%20yetkisi%20verildi.%20Ge" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;t=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;annotation=Prenses%2C%20T%C3%BCrkiye%27de%20sans%C3%BCr%20ald%C4%B1%20ba%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20gidiyor%20biliyorsun.%20Yasakl%C4%B1%20site%20say%C4%B1s%C4%B1%206000%27in%20%C3%BCzerinde%2C%20Youtube%20iki%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20yasakl%C4%B1.%20%C3%96nce%20Emniyet%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCne%20sonra%20da%20Diyanet%20%C4%B0%C5%9Fleri%20Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20i%C3%A7erik%20denetleme%20%20yetkisi%20verildi.%20Ge" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;title=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F07%2Fsansurden-daha-kotu-bir-sey.html&amp;t=Sans%C3%BCrden%20daha%20k%C3%B6t%C3%BC%20bir%20%C5%9Fey...%20&amp;s=Prenses%2C%20T%C3%BCrkiye%27de%20sans%C3%BCr%20ald%C4%B1%20ba%C5%9F%C4%B1n%C4%B1%20gidiyor%20biliyorsun.%20Yasakl%C4%B1%20site%20say%C4%B1s%C4%B1%206000%27in%20%C3%BCzerinde%2C%20Youtube%20iki%20y%C4%B1ld%C4%B1r%20yasakl%C4%B1.%20%C3%96nce%20Emniyet%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BCne%20sonra%20da%20Diyanet%20%C4%B0%C5%9Fleri%20Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20i%C3%A7erik%20denetleme%20%20yetkisi%20verildi.%20Ge" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1846&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/07/sansurden-daha-kotu-bir-sey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>katıksız barış üzerine</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/06/katiksiz-baris-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/06/katiksiz-baris-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 14:40:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[intikam]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[pasifizm]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sivil itaatsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yardım konvoyu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1520</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;in, kendilerine &#8216;barış eylemcileri&#8217; diyen bir yardım filosundaki gemileri; - askeri yöntemler kullanarak basması ve sonucunda el koyması, - bir çok kişiyi yaralaması, - hatta öldürmesi, - bu eylemini kendi sularından çok uzakta uluslararası sularda yapıyor olması, kabul edilebilir bir durum olamaz. Sadece İsrail&#8217;in kendisini haklı gördüğü bu durum ile ilgili olarak sanıyorum bu yazıyı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/06/no-bird.jpg"><img class="alignleft" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/06/no-bird.jpg" alt="" width="270" height="360" /></a>İsrail&#8217;in, kendilerine &#8216;barış  eylemcileri&#8217; diyen bir yardım filosundaki gemileri;</p>
<p>- askeri yöntemler kullanarak basması ve sonucunda el koyması,<br />
- bir çok kişiyi yaralaması,<br />
- hatta öldürmesi,<br />
- bu eylemini kendi sularından çok uzakta uluslararası sularda yapıyor  olması,</p>
<p>kabul edilebilir bir durum olamaz. Sadece İsrail&#8217;in kendisini haklı  gördüğü bu durum ile ilgili olarak sanıyorum bu yazıyı okuyan herkesin  bir fikri vardır. Ana akım medya, alternatif medya, sağcılar, solcular ,  dinciler, yeşiller, ekolojistler v.s herkes bu müdahaleye karşı tavır  koymuş durumda.Ve ne yazık ki İsrail devleti dışında kimse bu durumu  onaylamıyor.</p>
<p>Biraz dikkat edersek, hiç bir ülke zaten &#8216;Saldırı Bakanlığı&#8217; adı altında  bir bakanlık kurmadığını, hepsinin Savunma Bakanlığı adı altında  faaliyet gösterdiğini görebiliriz. Türkiye gibi zorunlu askerliğin  olduğu ülkelerde, devlet, vatandaşlarının dini, vicdani hiç bir  kaygısını gözetmeksizin askere çağırır. Gitmeyenleri hapse atar.  Dolayısıyla bu topraklarda ne kadar pasifist, şiddet karşıtı olursan ol  &#8216;vatan toprağı kutsal&#8217; olduğu ve &#8216;uğruna öldürmek, ölmek&#8217; normal  sayıldığı için askerlik kurumu senin belli bir oranda güç kullanmana  izin verir. Ama bunu bir komşuna ya da evine giren bir hırsıza yaptığın  zaman çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalırsın.</p>
<p>Şiddet, zaten hiç bir toplumda onaylanmıyor. Kabul görmüyor. Bir şekilde  şiddet uygulayana karşı her toplumda karşı bir cezalandırma var. Bu her  toplumda böyle. Yani siz birisini dövseniz ve bu eylemi İsrail&#8217;de de,  Türkiye&#8217;de ya da herhangi bir ülke de yapsanız, sonucunda ya para cezası  ya da hapis cezası alırsınız. Bu genel yaklaşım bazen tartışılır ama  hep şiddete başvuran cezalandırılır.<br />
<em>Sevgili Prenses; Şimdi sana esasında şiddetin yeri geldiğinde  kullanılmak üzere bir kenarda tutulduğunu, kimilerine göre o kadar da  kötü birşey olmayabileceğini ve esasında belli kesimler tarafından bir  yaptırım amacı ile kullanıldığını, yani ÇİFTE STANDARTın ne demek  olduğunu anlatmaya çalışacağım. Amacım biraz kafanı karıştırmak.  Kafandaki doğruları sorgulatmak ve sinirlendirmek. Ama sinirlendirirken  nefret ettirmek değil, düşündürmek.</em></p>
<p>Yani burada şöyle bir çelişki var; Diyelim İsrail ordusunda askersin. Bu  yardım konvoyuna yapılacak baskında yer alan kişilerden de birisisin.  Askerliğin kuralları gereği her neye inanırsan inan gıkını bile  çıkaramazsın. Kendi kişiliğini ayaklar altına alır ve devletin adına bu  cinayetleri işlersin. Bu durumu fazla önemsemiyorsan tabii işin biraz  daha kolay olmakla beraber, terhis olduktan sonra gazeteleri okuduğunda  yaptığının ne kadar yanlış olduğunu görebilirsin. Aynı Hiroşima&#8217;ya  bombayı attıktan sonra akıl hastanesine yatıp sonrasında orada ölen  asker gibi. Şiddet uygulama hakkı sadece kolluk kuvvetlerine  gerektiğinde belli odaklara hizmet edilmesi amacıyla veriliyor. Bunun  meşruluğu ise sonsuz bir tartışmayı beraberinde getiriyor. İsrail  devleti kendi varlığını tehlike altında hissettiğinden adı &#8216;yardım  konvoyu&#8217; olan gemiye karasularında bile değilken böyle ölümcül bir  müdahale de bulunması, benim için İsrail&#8217;in çaresizliğini, zavallığını  gösterirken, bir yandan da öteki tarafa yani &#8216;yardım&#8217; eden kimi  mazlumların bulunduğu gemideki şiddet potansiyeline gözüm kayıyor. Ve  benim yazım, kimi sorularla beraber işte bu noktada başlıyor.</p>
<p>İnsani Yardım adı altında ablukadaki bir bölgeye gidiyor olanların hepsi  sırf saldırıya uğradıkları için masum olabilir mi? Gerçekten barışın ne  demek olduğunu, barışa inanmanın ne kadar zor olabileceğini biliyorlar  mı? İsrail&#8217;in askeri konularda ne kadar sert olduğu bilinirken bu  durumla başa çıkabilmek için kendilerini BARIŞ adına &#8216;savaş&#8217;maya,  hazırlar mıydı? Amaç yardım malzemelerini Gazze&#8217;ye ulaştırmak mıydı  yoksa &#8216;şehit&#8217; vererek dünya kamuoyunun desteğini mi çekmekti? Şehit  olmakla övünmek ve bunu bir madalya gibi boynunda taşımanın bir sonraki  nesilllere yapacağı etkiler düşünülüyor mu?</p>
<p>Bu sorular bir suçlamada bulunmak için ortaya çıkmıyor. Suçlamak,  yargılamak ve cezalandırmak zaten alışılagelmiş yöntem. Burada bilerek  ya da bilmeyerek yapılan bir çiftte standartı ortaya koymak istiyorum.</p>
<p>Şöyle ki;<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/06/suicide_bomber.jpg"><img class="alignleft" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/06/suicide_bomber.jpg" alt="" width="288" height="272" /></a></p>
<p>İlk 2-3 gün boyunca çıkan haberlerde yorumlarda, başbakanından  ailelere kadar herkes İNTİKAM ÇIĞLIKLARI attı. Tehditler ise gırla  gitti.</p>
<p>Peki tehditlerle dolu bir dünyada şiddetsiz, gerçek BARIŞ nasıl vücut  bulacak? Sürekli herkes birbirini suçluyor, intikam yeminleri ve sonu  bitmek bilmeyen silah sesleriyle çocukluğumdan beri o kanıksadığım bu  olaylara artık şaşıramıyorum. Siz şaşırıyor musunuz?</p>
<p>Barış kelimesi o kadar kirli bir hal aldı ki artık yeni bir kelime mi  türetmeliyiz acaba? Birleşmiş Milletler&#8217;in askerlerden oluşturduğu bir  yapıya BARIŞ GÜCÜ demesi ne kadar anlamlı olabilir ki? Aynı şekilde  yardım götürmeye giden ve kendilerine &#8216;BARIŞ EYLEMCİLERİ&#8217; diyen bir  grubun, komandoları kendi yöntemleriyle saldırarak karşılık vermeye  kalkması, itmesi, kakması ellerinde bıçaklarla karşılaması sonucunda  BARIŞ mümkün olabilir mi? Bu noktada her zaman duyduğumuz &#8216;ne yani?  karşılık vermeseler miydi?&#8217; diye sormadan önce düşünün. &#8216;Karşılık  vermeselerdi?&#8217; ne olurdu? Ölürler miydi? Eh zaten ölen öldü. Bu zaten  her şiddet olayında yaşanan bir şey ve sonuçları ortada. Madem ölmeyi,  yaralanmayı göze alarak oraya gidiyorsunuz ve kendinize &#8216;Barış  Eylemcisi&#8217; diyorsunuz; bir kere de gerçekten barışçıl olup, şehit  olmakla gururlanmak yerine yaşamayı ve yaşatmayı savunarak mücadele  edin. Sonuçta hepimiz zaten öleceğiz. Ama ya arkada bıraktılarımız?  Onlara ne bırakacağız? Şehit olmanın verdiği gurur dışında?</p>
<p>İşte İHH başkanı Bülent Yıldırım&#8217;ın Türkiye&#8217;ye gelince yaptığı basın  açıklamasından bu yazının amacına uygun olarak ayıkladıklarım;</p>
<p><em><br />
&#8216;Askerlere yaptığımız meşru müdafaa&#8217;<br />
&#8217;10 İsrail askerini etkisiz hale getirdik!&#8217;<br />
&#8216;&#8230;Hani teslim olduk değil mi? Ellerimizi kaldırdık, hep beraber.  Kadınlar olmasa biz yine teslim olmazdık. Bütün arkadaşlarımı  kutluyorum. Bir tanesi geri adım atmadı&#8230;&#8217;</em></p>
<p><em>&#8216;Silahlarını aldık. Biz silahlarını kullansak, yine dünyada hukuk  nezdinde meşru müdafaa olacaktı. Çünkü hukukta, sana saldıranın silahını  alıp, onu vursan suçsuzsun. Biz buna rağmen, arkadaşlara dedik ki şehit  olacağız. Ama görüntülere silah kullanan konumda düşmeyeceğiz. Bu  kararımızla arkadaşlarımız şahadeti kabul etti. Biz onlardan aldığımız  silahların hepsini denize attık.&#8217;</em></p>
<p>Mücadele her zaman düşman tarafı döverek, öldürerek, elinden silahını  alarak kazanılmadı tarihte. Pasifizmin, sivil itaatsizliğin kazandırdığı  bir çok kazanım var hayatta. Bunları artık görmek zorundayız. Yoksa bu  çatışmalar hiçbir zaman bitmeyecek. Bülent Bey&#8217;in seçeneklerinden biri  olan &#8216;gerekirse şehit olana kadar dövüşmek&#8217; sadece bu durumdaki bir  gemiden daha çok şehit çıkmasına neden olurdu. Ayrıca böyle bir tutum  gücün kendisine geçtiğinde aynı şeyleri yapmayacağının garantisini de  vermiyor. Doğrudan kendisine değil ama bu örnekten yola çıkarak,  Gazze&#8217;de yaşayanlar kadar İsrail&#8217;in de hassasiyetlerini anlamak ve  gözetmek zorundayız. Bir toplumu bu kadar şiddete boğan ve korku içinde  yaşamaya iten etkenler nedir? Ve bunların kaçta kaçı bizden  kaynaklanıyor?</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;bodytext=%C4%B0srail%27in%2C%20kendilerine%20%27bar%C4%B1%C5%9F%20%20eylemcileri%27%20diyen%20bir%20yard%C4%B1m%20filosundaki%20gemileri%3B%0D%0A%0D%0A-%20askeri%20y%C3%B6ntemler%20kullanarak%20basmas%C4%B1%20ve%20sonucunda%20el%20koymas%C4%B1%2C%0D%0A-%20bir%20%C3%A7ok%20ki%C5%9Fiyi%20yaralamas%C4%B1%2C%0D%0A-%20hatta%20%C3%B6ld%C3%BCrmesi%2C%0D%0A-%20bu%20eylemini%20kendi%20sular%C4%B1ndan%20%C3%A7ok%20u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;notes=%C4%B0srail%27in%2C%20kendilerine%20%27bar%C4%B1%C5%9F%20%20eylemcileri%27%20diyen%20bir%20yard%C4%B1m%20filosundaki%20gemileri%3B%0D%0A%0D%0A-%20askeri%20y%C3%B6ntemler%20kullanarak%20basmas%C4%B1%20ve%20sonucunda%20el%20koymas%C4%B1%2C%0D%0A-%20bir%20%C3%A7ok%20ki%C5%9Fiyi%20yaralamas%C4%B1%2C%0D%0A-%20hatta%20%C3%B6ld%C3%BCrmesi%2C%0D%0A-%20bu%20eylemini%20kendi%20sular%C4%B1ndan%20%C3%A7ok%20u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;t=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;annotation=%C4%B0srail%27in%2C%20kendilerine%20%27bar%C4%B1%C5%9F%20%20eylemcileri%27%20diyen%20bir%20yard%C4%B1m%20filosundaki%20gemileri%3B%0D%0A%0D%0A-%20askeri%20y%C3%B6ntemler%20kullanarak%20basmas%C4%B1%20ve%20sonucunda%20el%20koymas%C4%B1%2C%0D%0A-%20bir%20%C3%A7ok%20ki%C5%9Fiyi%20yaralamas%C4%B1%2C%0D%0A-%20hatta%20%C3%B6ld%C3%BCrmesi%2C%0D%0A-%20bu%20eylemini%20kendi%20sular%C4%B1ndan%20%C3%A7ok%20u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;title=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F06%2Fkatiksiz-baris-uzerine.html&amp;t=kat%C4%B1ks%C4%B1z%20bar%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCzerine&amp;s=%C4%B0srail%27in%2C%20kendilerine%20%27bar%C4%B1%C5%9F%20%20eylemcileri%27%20diyen%20bir%20yard%C4%B1m%20filosundaki%20gemileri%3B%0D%0A%0D%0A-%20askeri%20y%C3%B6ntemler%20kullanarak%20basmas%C4%B1%20ve%20sonucunda%20el%20koymas%C4%B1%2C%0D%0A-%20bir%20%C3%A7ok%20ki%C5%9Fiyi%20yaralamas%C4%B1%2C%0D%0A-%20hatta%20%C3%B6ld%C3%BCrmesi%2C%0D%0A-%20bu%20eylemini%20kendi%20sular%C4%B1ndan%20%C3%A7ok%20u" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1520&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/06/katiksiz-baris-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unabomber: Modernite ve İlkel Yaşam</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 15:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Popüler]]></category>
		<category><![CDATA[anarsi]]></category>
		<category><![CDATA[ilkel yasam]]></category>
		<category><![CDATA[manifesto]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[theodore john kaczynski]]></category>
		<category><![CDATA[unabomber]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlik]]></category>
		<category><![CDATA[vegan]]></category>
		<category><![CDATA[yesil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[Theodore John Kaczynski, ya da popüler adıyla Unabomber. Chicago doğumlu dahi matematikci. 16 Yaşında Harvard’da lisans okumaya başladı, doktorasını Michigan Üniversitesinde Matematik alanında tamamladı ve 25 yaşında Berkeley’de assistan profosör oldu. Ama iki yıl sonra istifa edip Montana’da herkesden ve herşeyden uzakta, kendi yaptığı klübesinde elektrik veya su tesisatı dahi olmadan[...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Hoody-unabomber.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1399" title="Hoody-unabomber" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Hoody-unabomber-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Theodore John Kaczynski, ya da popüler adıyla Unabomber. Chicago doğumlu dahi matematikci. 16 Yaşında Harvard&#8217;da lisans okumaya başladı, doktorasını Michigan Üniversitesinde Matematik alanında tamamladı ve 25 yaşında Berkeley&#8217;de assistan profosör oldu. Ama iki yıl sonra istifa edip Montana&#8217;da herkesden ve herşeyden uzakta, kendi yaptığı klübesinde elektrik veya su tesisatı dahi olmadan 25 yıl tek başına topladıkları ve yetiştirdikleri ile yaşadı. Belki dünyanın ondan hiç haberi olmadan da ölüp gidebilirdi, modern yaşam eleştirisini, teknoloji karşıtlığını ve ilkel yaşamı savunusunu bütün dünyaya duyurmaya karar vermeseydi, ve bunu yapmak için 1978 yılından yakalandığı 1995 yılına kadar 16 el yapımı bombayı üniversiteler, hava yolları, teknoloji enstitüleri gibi yerlere gönderip 4 kişi öldürüp 23 kişi yaralamasaydı. Bombalamalarının fazla extrem olduğunu kendisi de kabul ediyor, ama amacına da ulaştı: Bombalamalarını durdurmak için bir şart koştu, yazdığı <a href="http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=404">Endüstriyel Toplum ve Geleceği</a> adlı manifestosunu New York Times ve Washington Post gazetelerinde yayınlanması. Ve Unabomber&#8217;in 35.000 kelimelik manifestosu 19 Eylül 1995 yılında bu gazetelerde yayınlandı. Mesajını binlerce kişiye ulaştırdı ama mesajını okuyanlardan birisi de erkek kardeşiydi, fikirlerin abisinin fikirlerine olan benzerliğinden şüphelenip polise haber vermesiyle, 17 yıldır elleri boş takipte olan polisler sonunda Unabomber&#8217;ı Montana&#8217;daki klübesinde ele geçirirler.</p>
<p>Prensese Mektuplar olarak şiddetin hiç bir zaman sonuç getirmeyeceğine, sadece daha fazla şiddete neden olacağına inansak da, Ted Kaczynski&#8217;in modern toplum eleştirisi ve teknoloji karşıtlığı yine de oldukca dikkate deger. Bu sebeple Dünya özgürlük mahkumları ağı ve Veganarşi fanzin adıyla Ted ile 2003 yılında yapılan, teknoloji karşıtlığının sebeplerinin yanısıra anarşistler, yeşil anarşistler, anarko-ilkelçiler, vejetaryenlik/veganlık ve hayvan hakları mücadelesi gibi konulara da getirdiği oldukça ilginç eleştirilerle üzerine düşünülesi kafa yorulası bir mektup-ropörtajını yayınlayalım dedik :<span id="more-1393"></span></p>
<p>04.10.2003</p>
<p>sevgili vegan,</p>
<p>12 ağustos tarihli mektubuna çok geç cevap verdiğim için üzgünüm.  fakat genelde mektuplara cevap vermekle baya bi meşgulüm ve senin mektubun aceleyle cevap verilemeyecek bir mektuptu, çünkü bazı soruların uzun, karmaşık ve dikkatlice üzerinde düşünülmesi gereken cevapları gerekiyordu.</p>
<p>bu aynı nedenden dolayı, bütün sorularına cevap vermek bana aşırı derecede zamana mal olurdu. yani sorularının bazılarına -en önemli görünen ve kolaylıkla ve kısaca cevaplanabilen- cevap vereceğim.</p>
<p><strong>soru 2</strong>- nerede ve ne zaman doğdun?</p>
<p><strong>cevap 2</strong>- şikago-illinois (amerika&#8217;da) 22 mayıs 1942&#8242;de doğdum.</p>
<p><strong>soru 3</strong>- hangi okullardan mezun oldun?</p>
<p><strong>cevap 3</strong>- illinois&#8217;teki evergreen park&#8217;ta ilk okulu ve liseyi bitirdim. harvard üniversitesinden bir diploma ve michigan üniversitesinden matematik bölümünde doktorluk ve mastır diploması aldım.</p>
<p><strong>soru 4</strong>- ne işi yapıyordun?</p>
<p><strong>cevap 4</strong>- michigan üniversitesinden doktorluk diplomasını aldıktan sonra, kaliforniya üniversitesinde 2 yıllığına bir matematik profesör asistanı oldum.</p>
<p><strong>soru 5</strong>- evli miydin, çocuğun falan var mıydı?</p>
<p><strong>cevap 5</strong>- hiç evlenmedim ve çocuğum yok.</p>
<p><strong>soru 6,7,8,9</strong>- sanırım matematikçiydin ve daha önce şimdiki gibi düşüncelerin yoktu. düşüncelerinde değişikliğe yol açan ne oldu? sorunun kaynağının uygarlık olduğunu ne zaman düşünmeye başladın?<br />
uygarlığı neden reddettiğini anlatır mısın bize? ormanda yaşamaya ve eyleme geçmeye ne zaman/nasıl karar verdin?</p>
<p><strong>cevap 6,7,8,9</strong>- bu sorulara tam ve bütün olarak vereceğim cevaplar aşırı derecede uzun ve karmaşık olurdu, ama şunları söyleyeceğim:</p>
<p>modernliği ve uygarlığı reddetme sürecim 11 yaşımdayken başladı. 11 yaşımdayken içinde neandertal insanın kalıntılarından yaşamının spekülatif bir anlamaya çalışılması bulunan bir kitabı okuduktan sonra ilkel yaşam biçimine karşı ilgi duymaya başladım. sonraki yıllarda, 16 yaşında harvard üniversitesine girdiğimde, uygarlıktan kaçmayı ve bazı vahşi yerlere gitmeyi hayal ederdim. aynı dönem esnasında, endüstriyel toplumdaki insanların içinde yaşadıkları koşulları kontrol eden, büyük organizasyonların insafına kaldığı ve<br />
özgürlükten yoksun oldukları, bir makine çarkının sadece bir dişlisi konumuna getirildiklerini gittikçe artarak farkına vardıkça modern yaşamdan hoşnutsuzluğum büyüdü.</p>
<p>harvard üniversitesine girdikten sonra, bana ilkel insanlar hakkında daha çok bilgi vermiş olan ve onların <a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/wild-asparagus.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1403" title="wild-asparagus" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/wild-asparagus-199x300.jpg" alt="" width="172" height="260" /></a>kırlarda yaşamalarını sağlayan bazı bilgileri elde etmeye bir istek veren bazı antropoloji kursları aldım. örneğin, ilkel insanların yenebilir bitkiler hakkındaki bilgilerine sahip olmayı dilerdim. fakat yenebilir yabanıl bitkiler hakkında kitaplar olduğunu keşfettiğimde iki üç yıl sonrasına kadar bu bilgileri nereden elde edeceğim hakkında bir fikrim yoktu. aldığım ilk kitap euell gibbons&#8217;un the wild asparagus (yaban kuşkonmazı) oldu<br />
ve sonra kolejdeyken okuldan mezun olduğumda yazları her hafta birkaç kere şikago yakınlarındaki cook county orman korularına yenebilir bitkilere bakmaya giderdim. önceleri bütün yollardan ve patikalardan<br />
uzak ormanın içine yalnız başıma gitmek korkutucu geliyordu. fakat ormanı ve içinde yaşayan hayvanları ve bitkileri tanımaya başladığım gibi, yabancılık duygusu yok oldu ve ağaçlık arazide çok çok fazla rahatladım. ayrıca bütün yaşamımı uygarlık içinde harcamak istemediğimden ve vahşi doğada yaşamak istediğimden kesin olarak emin oldum.</p>
<p>bu arada, matematikte durumum iyiydi. matematik problemlerini çözmek eğlenceliydi, ama derin bir anlamda matematik sıkıcı ve boştu çünkü bana göre onun amacı yoktu. şayet uygulamalı matematik üzerine<br />
çalışsaydım, nefret ettiğim teknolojik toplumun gelişimine katkıda bulunurdum, böylece sadece saf matematiğe çalıştım. fakat saf matematik sadece bir oyundu. matematikçilerin neden önemsiz bir oyunda bütün yaşamlarını boşa harcamaktan mutlu olduklarını anlamadım ve hala da anlamıyorum. ben şahsen tamamen böyle bir yaşamdan memnun değildim.</p>
<p>ne istediğimi biliyordum: vahşi doğaya gitmek ve orada yaşamak. ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. o günlerde hiçbir ilkelci hareket, hiçbir survivalist yoktu ve matematikte geleceği parlak bir kariyeri bırakıp orman veya dağlarda yaşamaya giden her hangi birine ahmak veya deli gözüyle bakılırdı. böyle bir şeyi neden istediğimi anlayabilecek hiçbir kişiyi tanımıyordum. bu yüzden, kalbimin derinliklerinde, uygarlıktan asla kaçamayacağım konusunda kendimi suçlu hissediyordum.</p>
<p>çünkü modern yaşamı tamamen kabul edilemez buluyordum, ve 24 yaşımda bir çeşit bunalıma girene kadar gittikçe artarak umutsuz hissediyordum: öyle berbat hissediyordum ki yaşayıp yaşamadığımı umursamıyordum. fakat bu noktaya ulaştığımda, ani bir değişim gerçekleşti: yaşayıp yaşamadığımı umursamıyorsam öyleyse yapabildiğim her hangi bir şeyin sonuçlarından korkmamam gerektiğinin farkına<br />
vardım. o yüzden ne istersem yapabilirdim. özgürdüm! bu benim yaşamımdaki en büyük dönüm noktamdı çünkü bu şimdiye dek elde ettiğim cesaretin ta kendisiydi. bu nokta kırlara sonuçlarının neler olabileceğine takmadan yakında gideceğim konusunda netleştiğim zamandı. biraz para kazanmak için kaliforniya üniversitesi&#8217;nde 2 yılımı öğretmenlik yaparak harcadım, sonra pozisyonumdan istifa ettim ve ormanda yaşayacak bir yer aramaya gittim.</p>
<p><strong>soru 9</strong>- ormanda yaşamaya ve eyleme geçmeye ne zaman/nasıl karar verdin?</p>
<p><strong>cevap 9</strong>- bu sorunun son kısmına tam bir cevap vermek çok zaman alacağından, 14 ağustos 1983&#8242;te yazdığım günlükten bir alıntı yaparak kısmi bir cevap vereceğim:</p>
<blockquote><p>6 ağustos&#8217;ta doğuya uzun ve çetin bir yürüyüşe başladım. köşegen kanyon adı verdiğim bir kanyondaki gizli kampıma gittim. bir sonraki gün boyunca orada kaldım. orada ormanın huzurunu hissettim. fakat orada birkaç kara üzüm vardı ve bununla birlikte geyikler vardı, çok küçük bir oyun vardı. bundan başka, alabalık deresinin çeşitli kollarının çıktığı çok güzel ve izole bir plato göreli uzun zaman oldu. bu yüzden 7 ağustos&#8217;ta o bölgeye yola çıkmaya karar verdim. krater dağının civarındaki yollardan biraz geçtikten sonra, zincir<br />
testerelerini duymaya başladım; sesin rooster bill deresinden geldiği anlaşılıyordu. ağaçların kesildiğini zannettim; durumdan hiç hoşlanmadım fakat platoya vardığımda böyle şeylerden kaçınabileceğimi düşündüm. oraya yolculuğumda yamaçlardan geçerken, aşağıda önceden orada olmayan yeni bir yol gördüm ve stemple deresinden karşıdan karşıya geçmek için yapıldı gözükmekteydi. bu beni birazcık rahatsız etti. yine de, platoya devam ettim. orada bulduğum şey kalbimi kırdı. plato geniş, çok iyi yapılmış yeni yollarla çaprazlama çizilmişti. plato ebediyen mahvedilmişti. onu kurtarabilecek tek şey şimdi teknolojik toplumun yıkılması olacaktı. buna tahammül edemezdim. bu plato bölgedeki en güzel ve en izole yerdi ve burada çok iyi anılarım vardı.</p>
<p>yollardan biri, birkaç yıl önce uzun bir süre kamp yaptığım ve bir çok mutlu zaman geçirdiğim güzel bir yerin 60 metre içinden geçiyordu. acı ve öfke dolu bir biçimde geri döndüm ve güney humbug deresinin yakınlarında kamp yaptım…</p></blockquote>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/mn-unabomber12_p_0495915970.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1401" title="mn-unabomber12_p_0495915970" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/mn-unabomber12_p_0495915970.jpg" alt="" width="580" height="426" /></a>sonraki gün kulübemi yapmaya başladım. rotam beni geçmişe güzel bir yere götürdü, benim en gözde tuttuğum kaynatmayı gerektirmeden güvenle su içilebilecek bir saf su pınarı olan bir yer. durdum ve pınarın ruhuna bir çeşit dua okudum. bu dua ormana yapılanlar için intikam alma yeminini içeriyordu. günlüğüm şöyle devam ediyor:</p>
<blockquote><p>…ve sonra olabildiğince hızlı bir şekilde eve geri döndüm- bir şeyler yapmam gerekiyordu!</p></blockquote>
<p>neden gitmem gerektiğinin ne olduğunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p><strong>soru 10,17</strong>- teknolojik bölgelere karşı eylem yapma fikrine ne neden oldu? uygarlığın yıkılması için sence ne yapılması gerekiyor?</p>
<p><strong>cevap 10,17</strong>- bu sorulara tam bir cevap vermek çok uzun zaman alırdı. ama şunları söylemek yerinde olur:</p>
<p>uygarlık problemi teknoloji problemiyle özdeştir. teknolojiden bahsettiğimde sadece araçlar ve makineler gibi fiziksel aygıtlardan söz etmiş olmadığımı öncelikle açıklamama izin verin. kimya, sivil mühendislik veya biyo-teknoloji teknikleri gibi teknikleri de dahil ediyorum. ayrıca iş yönetimi benzeri organizasyonel teknikler kadar eğitimsel psikoloji veya propaganda gibi insan tekniklerini de dahil ediyorum. elbette ki, bu teknikler, bütün teknolojik sistemin bağlı olduğu fiziksel aygıtlar – araçlar, makineler ve yapılar &#8211; olmadan ileri düzeyde var olamazlar.</p>
<p>bununla birlikte, kelimenin en geniş manasıyla sadece modern teknolojiyi değil toplumun en eski evrelerinde var olmuş olan teknikleri ve fiziksel aygıtları da kapsamaktadır. örneğin, sabanlar, hayvanlar için koşun takımları, demircilik araçları, bitki ve havyaların evcilleştirilip yetiştirilmesi ve tarım teknikleri, hayvan<br />
çiftçiliği ve metal işçiliği gibi. eski uygarlıklar, insanın üzerinde ve organizasyonel tekniklerin büyük sayılarda insanı yönetmek için kullanıldığı gibi bu teknolojilere bağlıydılar. uygarlıklar üzerinde temellendikleri teknoloji olmadan var olamazlar. aksine, teknoloji nerede varsa, uygarlık da muhtemelen yakında veya daha sonra gelişmektedir.</p>
<p>bu yüzden, uygarlık sorunu teknoloji sorunuyla eşit sayılabilir. teknolojiyi daha geriye itebilirsek, uygarlığı da daha geriye itebiliriz. eğer teknolojiyi taş devrine tamamen döndürebilirsek, ortada uygarlık kalmayacaktır.</p>
<p><strong>soru 11</strong>- şiddetin zorbalık olduğunu düşünmüyor musun?</p>
<p><strong>cevap 11</strong>- iddia edilen eylemlerime gönderme yaparak, &#8220;şiddetin zorbalık olduğunu düşünmüyor musun? diye sormuşsun. elbette ki şiddet zorbalıktır. ve ayrıca şiddet doğanın kaçınılmaz bir parçasıdır da. eğer yırtıcı hayvanlar av türlerinin üyelerini öldürmezlerse, av türleri yenebilen her şeyi tüketerek kendi çevrelerini talan edecekleri kadar çoğalırlar. çoğu türde hayvan kendi türünün üyelerine karşı bile şiddet kullanır. örneğin, şu çok iyi biliniyor ki, vahşi şempanzeler çoğu kez diğer şempanzeleri öldürür (<em>time dergisinin 19 ağustos 2002 sayısındaki 56. sayfayı incele!</em>). ayılar ve diğer baş yırtıcılar dergisi (<em>cilt 1., sayı 2, sayfa 28-29</em>, ayıların dövüştüğünü ve bir ayının yaralandığını gösteren bir resim sergiliyor ve bu gibi yaralanmaların ölümcül olabileceğinden bahsediyor. deniz kuşları arasında, her yuvada iki yumurta bulunur. yumurtadan yavru çıktıktan sonra, yavru kuşlardan biri diğerine saldırır ve onu yuvadan atar, sonunda diğeri ölür. (<em>science news cilt 163,15 şubat 2003&#8242;teki &#8220;sibling desperado&#8221; adlı makaleyi oku!</em>).</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/hunter_gatherer_by_Blepharopsis.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1405" title="hunter_gatherer_by_Blepharopsis" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/hunter_gatherer_by_Blepharopsis-1024x682.jpg" alt="" width="577" height="384" /></a></p>
<p>vahşi doğadaki insanlar en saldırgan türlerden birini teşkil ediyor. avcı-toplayıcı insanların kültürlerinin iyi bir genel incelenmesi little, brown and company, (<em>boston ve toronto, 1971</em>) tarafından yayınlanan carleton s. coon&#8217;un yazdığı avcı insanlar kitabıdır ve bu kitapta insanlar tarafından diğer insanlara karşı şiddet uygulayan avcı-toplayıcı toplumlardaki sayısız örnekleri bulacaksınız. profesör coon şunu açığa çıkarıyor ki (<em>sayfa xix. 3,4,9,10</em>), avcı toplayıcı insanları takdir ediyor ve uygar olanlardan daha şanslı saymaktadır. fakat o dürüst bir insan ve modern insanın hoşuna gitmeyen şiddet gibi ilkel yaşamın bu yönlerini sansürlemiyor.</p>
<p>bu yüzden, şu açık ki, şiddetin önemli bir miktarı insan yaşamının doğal bir parçasıdır. şiddette kendi başında bir yanlışlık yok. belirli her hangi bir durumda, şiddetin iyi veya kötü olup olmadığı onu nasıl ve hangi amaçla kullanıldığına bağlıdır.</p>
<p>modern insanlar neden şiddete tek başına bir kötülük olarak bakıyorlar ki o zaman? bunu sadece tek bir nedenden yapıyorlar: propaganda tarafından beyinleri yıkanıyor. modern toplum insanları şiddet tarafından korkmayı öğretmek için propagandanın çeşitli biçimlerini kullanmaktadır çünkü tekno-endüstriyel sistemin ürkek, uysal ve kendi otoritesini kabul ettirdiği popülasyonlara ihtiyacı vardır, sorun çıkarmayacak veya sistemin düzenli işleyişini aksatmayacak bir popülasyon. güç esas olarak fiziksel kuvvete dayanmaktadır. insanlara şiddetin yanlış olduğunu öğreterek (tabii sistem kendisi şiddeti polis veya ordu yoluyla kullandığından hariç olarak), sistem fiziksel güç üzerindeki kendi tekelini devam ettirmektedir ve bu yüzden bütün gücü kendi ellerinde tutar.</p>
<p>insanların şiddetin yanlış olduğu inançlarını açıklamak için uyduracakları her hangi bir felsefi veya ahlaki rasyonalizasyon, insanların bu inaçların gerçek nedeninin sistemin propagandasını habersiz bir biçimde yuttuklarını gösterir.</p>
<p><strong>soru 12,13,14,15</strong>- anarşistler, yeşil anarşistler, anarko-ilkelciler,vejetaryenlik/veganlık ve hayvan ürünlerinin kullanımı ve hayvan yenmesi hakkında ne düşünüyorsun? onlara katılıyor musun? hayvan/dünya özgürlüğü konusundaki fikrin ne? earh first!, earth/animal liberation front gibi örgütlere nasıl bakıyorsun?</p>
<p><strong>cevap 12,13,14,15</strong>- burada sözünü ettiğin bütün gruplar tek bir hareketin parçalarıdırlar. (buna ga &#8220;yeşil anarşist&#8221; hareket diyelim). elbette ki, bu insanların uygarlık ve teknolojiye karşı oldukları boyutu doğrudur. fakat, bu hareketin gelişimindeki biçiminden dolayı aslında tekno-endüstriyel sistemi korumaya yardımcı<br />
olabilir ve devrime bir engel olarak hizmet ederler. bunu açıklayacağım:</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/200px-Greenanarchist2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1407" title="200px-Greenanarchist2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/200px-Greenanarchist2.jpg" alt="" width="200" height="284" /></a>isyanı doğrudan yok etmek veya bastırmak zordur. isyan güç tarafından bastırıldığında, sık sık otoritelerin kontrol etmek için zor buldukları bazı yeni biçimlerde sonradan yeniden patlak verirler. örneğin, 1878&#8242;de alman reichstag hareketin ezilmesinin ve hareketin katılımcılarını dağıtmasının, şaşırtmasının ve cesaretlerini kırmasının bir sonucu olarak sosyal demokratik harekete karşı sert ve baskıcı kanunları yasalaştırdı. ama sadece kısa bir süreliğine. hareket kendisini sonunda yeniden bir araya getirdi, daha enerjik hale geldi ve kendi fikirlerini yaymanın yeni yollarını buldu, böylelikle 1884&#8242;te daha öncesinden daha da güçlü hale geldi. <em>g.a. zimmermann, das neunzehnte jahrhundert : geschichtlicher und kulturhistorischer rückblick, druck und verlag von geo. brumder, milwaukee, 1902, sayfa 23.</em></p>
<p>bu yüzden, insan meselelerinin kurnaz izlemcileri bir toplumun güçlü sınıflarının kendilerini isyana karşı sadece sınırlı bir boyuta kadar doğrudan baskı ve güç kullanarak ve isyanın yönünü değiştirmek için<br />
temel olarak manipulasyona bel bağlayarak daha etkili savunabileceklerini bilmektedirler. kullanılan en etkili yöntemlerden biri, isyankar itici güçlerin sisteme zarar verdiği yollarda ifade edildiği kanalları sağlamaktır. örneğin, sovyetler birliği&#8217;nde hicivsel bir dergi olan krokodil&#8217;in şikayetler için bir yol açmak ve sovyet sistemine her hangi ciddi bir biçimde isyan etmemek veya kimsenin sistemin meşruluğunu sorgulamamasına öncülük edecek bir yolda otoritelerin içselleştirilmesi için tasarlanmıştı.</p>
<p>fakat batı&#8217;nın &#8220;demokratik&#8221; sistemi, sovyetler birliğinde bulunmuş olandan daha etkili ve sofistike olan isyanın yönünü değiştirmek için mekanizmaları yavaş yavaş geliştirmektedir. şu hakikaten olağanüstü bir gerçektir ki, modern batı toplumlarındaki insanlar isyan ettiklerini tasarladıklarına karşı sistemin değerlerinin lehine<br />
ayaklanmaktadırlar. irksal ve dinsel eşitlik, kadınlar ve homoseksüeller için eşitlik, hayvanlara insancıl muamele lehine sol &#8220;isyanlar&#8221; falan filan. fakat bunlar amerikan kitle medyasının bize her gün sürekli öğrettiği değerlerdir. solcuların tamamıyla medya propagandasıyla öyle beyinleri yıkanmış ki, tekno-endüstriyel sistemin kendi değerleri olan bu değerler açısından sadece &#8220;isyan edebilirler&#8221;. bu bakımdan sistem, kendisine zararlı olan kanallarında solun isyankar itici güçlerinin yönlerini başarılı bir şekilde<br />
değiştirmiştir.</p>
<p>teknolojiye ve uygarlığa karşı isyan gerçek bir isyandır, varolan sistemin değerleri üzerine gerçek bir saldırıdır. fakat yeşil anarşistler, anarko-primitivistler, falan filan (ga hareketi) uygarlığa karşı isyanlarının büyük boyutlarda etkisiz hale getirilmesine neden olan soldan aşırı derecede etkilenmiş olmalarının altında kalmıştırlar. uygarlığın değerlerine karşı isyan edecek yerde, kendilerine bir çok uygarlaşmış değer edindiler ve bu uygarlaşmış değerleri kapsayan ilkel toplumların imgesel bir resmini inşa ettiler. onlar avcı-toplayıcıların günde sadece iki veya üç saat (haftada 14-21 saate tekabül eder) çalışmış olduklarını, cinsiyet eşitliği olduğunu, hayvan haklarına saygı gösterdiklerini ve kendi çevrelerine zarar vermemeye özen gösterdiklerini falan filan iddia etmektedirler. ama bunların hepsi bir efsanedir. bunların uygarlıktan<br />
nispeten etkilenmekten kurtulmuş oldukları zamandaki avcı-toplayıcı toplumları kişisel olarak gözlemleyen insanlar tarafından yazılmış bir çok raporu okursanız, göreceksiniz ki:</p>
<p><strong>(i)</strong> bütün bu toplumlar hayvan ve hayvan yiyeceklerini yemektedirler; hiçbiri vegan değildi.<br />
<strong>(ii)</strong> bu toplumların çoğu, hayvanlara karşı acımasızdılar.<br />
<strong>(iii)</strong> bu toplumların çoğunluğu cinsiyet eşitliğine sahip değildi.<br />
<strong>(iv)</strong> günde iki veya üç saat veya hafta da 14-21 saat çalışma tahmini &#8220;çalışmanın&#8221; yanıltıcı bir tanımlanmasına dayanmaktadır. tamamen göçebe avcı-toplayıcılar için en gerçekçi minimum tahmini, galiba haftada yaklaşık kırk saattir ve bazıları bundan daha fazla çalışmaktaydı.<br />
<strong>(v)</strong> bu toplumların çoğu barışçıl değillerdi.<br />
<strong>(vi)</strong> rekabet çoğunda veya belki de bu toplumların tamamında vardı. bazılarında rekabet sert biçimler alabiliyordu.<br />
<strong>(vii) </strong>bu toplumlar kendi çevrelerine zarar vermemeye özen göstermek boyutunda fazlasıyla değişmektedirler. bazıları mükemmel doğal kaynakları koruma yanlıları olabilirler, ama diğerleri aşırı avlanma, ateşin pervasızca kullanımı veya başka biçimler yoluyla kendi çevrelerine zarar vermişlerdir.</p>
<p>bir önceki ifadelerin desteklenmesinde sayısız sağlam bilgi kaynağından bahsedebilirdim, fakat eğer öyle yapsaydım, bu mektup manasız bir biçimde uzun olurdu. daha uygun durumlar için tam belgelemeyi erteleyeceğim. burada birkaç örnekten bahsedeceğim.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Deforestation-in-DRC-009.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1409" title="Deforestation-in-DRC-009" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Deforestation-in-DRC-009.jpg" alt="" width="584" height="361" /></a></p>
<p><strong>hayvanlara yapılan zulüm</strong>. mbuti pigmeleri: &#8220;çocuk hayvanın midesinin et kısmında hayvanı yerde kıpırdamaz hale getirerek onu mızrakla tek vuruşla avladı. fakat hayvan hala yeterince canlıydı ve kurtulmak için mücadele ediyordu… maipe hayvanın boynuna başka bir mızrak vuruşu yaptı, ama hayvan hala kıvranıyor ve mücadele ediyordu. hayvanın kalbini deşecek olan üçüncü mızrak vuruşu gelmeden hayvan direnmeyi bıraktı.</p>
<p>&#8220;…pigmeler ölen hayvanı işaret eden ve gülen heyecanlı bir grupta yer almaktadırlar….&#8221;</p>
<p>&#8220;diğer zamanlarda ölüm ne kadar yavaş gelirse etin daha yumuşak olacağıyla açıklayan ve hala canlı olan kuşların tüylerini yakan pigmeler görmüştüm. ve kendileri gibi değerli olan av köpekleri, doğumlarından ölümlerine kadar acımasız bir biçimde tekmelenmekteydiler.&#8221; colin turnbull, orman insanları, simon and<br />
schuster, 1962, sayfa 101. eskimolar: gontran de poncins&#8217;le birlikte yaşamış olan eskimolar köpeklerini vahşi bir biçimde dövüyorlar ve tekmeliyorlardı. <em>gontran de poncins, kablona, tüme-life boks, alexandria, virginia, 1980, sayfa 29,30,49,189,196,198,199,212,216.</em></p>
<p>siriono: siriono bazen hayvanları canlı olarak tutsak ederdi ve onları kampa geri götürürlerdi, ama onlara yiyecek hiçbir şey vermezlerdi, ve çocuklar hayvanlara yakında ölecek bir biçimde çok kabaca davranırlardı. <em>allan r. holmberg, nomads of the long bow: the siriono of eastern bolivia, the natural history pres, garden city, new york, 1969, sayfa 69-70,208.</em> (siriono, yılın belirli zamanlarında kısıtlı bir boyutta mahsül ektiklerinden bu yana, saf avcı-toplayıcı değillerdir, fakat çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla yaşarlardı. <em>holmberg, sayfa 51, 63, 67, 76-77, 82-83, 265.</em>)</p>
<p><strong><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/picture.aspx_.jpeg"><img class="alignright size-medium wp-image-1412" title="picture.aspx" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/picture.aspx_-216x300.jpg" alt="" width="216" height="300" /></a>cinsiyet eşitliğinin yokluğu.</strong> mbuti pigmeleri. turnbull mbuti&#8217;lerin arasında, &#8220;bir kadın bir erkekten sosyal olarak aşağı değildi&#8221; (<em>colin turnbull, wayward servants, the natural history pres, garden city, new york, 1965, sayfa 270</em>), ve bu yüzden &#8220;kadına karşı ayrımcılık yapılmamakta&#8221; (<em>turnbull, forest people, sayfa 154)</em> diyor. fakat aynı kitaplarından turnbull, mbuti&#8217;nin bugünkü cinsiyet eşitliği kavramına sahip olmadığını gösteren bir takım gerçekleri de belirtmektedir. &#8221; belirli bir orandaki erkeklerin karılarını dövmelerine iyi olarak bakılmakta ve karıların kocalarına karşı saldırıya geçmesi beklenmektedir.&#8221; <em>wayward servants, sayfa 287.</em> &#8220;o karısından çok memnun olduğunu ve karısını dövemenin gerekli olduğunu düşünmediğini söylemektedir.&#8221; <em>orman insanları, sayfa 205</em>. erkek dişisini yere atar ve sille tokat döver <em>wayward servants, sayfa 211</em>. koca karısını döver <em>wayward servants, sayfa 192</em>. mbutiler amerikalıların &#8220;tarihe tecavüz&#8221; olarak adlandırdıklarını uygulamaktadırlar wayward servants, sayfa 137. turnbull kendi karılarına emirler veren erkeklerin iki durumundan bahsetmektedir <em>wayward servants, sayfa 288-289; orman insanları sayfa 265</em>. turnbull&#8217;un karılarına emir veren erkeklerden bahseden kitabında hiçbir durum göremedim.</p>
<p>siriono: siriono karılarını dövmezdi. <em>holmberg, sayfa128</em>. fakat: &#8220;bir kadın erkeğinin hizmetindeydi.&#8221; <em>holmberg sayfa 125</em>. &#8220;dağınık aile genelde en yaşlı aktif erkek tarafından yönetilirdi&#8221;. sayfa 129. &#8220;kadınlar…erkekler tarafından yönetilirlerdi.&#8221; <em>sayfa 147</em>. &#8220;cinsel teklifler genelde erkekler tarafından yapılırdı…eğer bir erkek ormanda bir kadınla yalnız kalırsa…onu yere kaba bir şekilde yatırır ve her hangi bir söz söylemeden kadından ödülünü alırdı.&#8221; <em>sayfa 163</em>. aileler kesinlikle erkek çocuklara sahip olmayı tercih<br />
ederlerdi. <em>sayfa 202. ayrıca sayfa 148.156.168-169,210,224&#8242;e de bakın.</em></p>
<p>avustralyalı aborjinler: &#8221; avustralya&#8217;da en kuzeyde ve batıda…fark edilebilir bir güç 30-50 arası yaş gruplarının olgun, tamamıyla üyeliğe adapte olmuş ve genellikle çok karılı erkeklerin ellerinde bulunmaktadır ve kadınlar ve daha genç erkekler üzerindeki kontrol onlar arasında paylaşılmaktadıydı.&#8221; <em>carleton s. coon, avlanan insanlar (önceden bahsetmiştim), sayfa 255.</em> bazı avustralyalı kabileler arasında, genç kadınlar temel olarak erkekler için çalışmaları gerektiği için yaşlı erkeklerle evlenmeye zorlanmaktaydılar. reddeden kadınlar razı olana dek dövülürdü. <em>aldo massola, the aborigines of south-eastern australia: as they were, the griffin pres, adelaide, avustralya, 1971</em>. tam sayfa numarasını bilmiyorum ama 70. ve 80. sayfalar arasında bulabilirsin.</p>
<p><strong>çalışmak için harcanan zaman</strong>. bunun iyi bir genel tartışması elizabeth cashdan tarafından yapılmıştır. &#8220;avcı ve toplayıcılar: gruplarda ekonomik davranış&#8221;, <em>stuart plattner&#8217;da (editör) economic anthropology, stanford university pres, 1989, sayfa 21-48</em>. cashdan, belirli bir grup kung bushmen&#8217;in haftada 40 saatten biraz fazla çalıştıklarını keşfeden richard lee&#8217;nin bir çalışmasını tartışmaktadır. ve cashdan, lee&#8217;nin çalışmasının kung&#8217;ların en az derecede çalıştıklarında ve yılın diğer zamanlarında daha çok çalışmış olabileceğini anladığı kanıtının bulunduğunu 24-25. sayfalada işaret etmektedir. cashdan yine lee&#8217;nin çalışmasının çocukların bakımında harcanan zamanı belirtmediğini 26. sayfada işaret eder. ve 24-25. sayfalarda cashdan lee ile birlikte çalışmış olan bushmen&#8217;lerden daha fazla saat çalışmış olan diğer avcı-toplayıcılardan bahseder. haftada kırk saat tamamıyla göçebe avcı-toplayıcıların belki de tahminen minimum çalışma süreleridir. <em>gontran de poncins, kablona (önceden bahsedildi), sayfa 111</em>, onun birlikte yaşadığı eskimolar günde 15 saat çalışıyorlardı. o belki de onların her gün 15 saat çalıştığını söylemek istemiyordu, fakat kitabından şu açık ki, onun eskimoları ağır çalışmaktaydı. av yapmak için tuzaklar kullanan mbuti pigmeleri arasında, &#8220;hem erkeklerin hem de kadınların içinde zaman ve kazandıklarında yerine getirdikleri tuzak kurma neredeyse tüm gün süren bir uğraşıydı…&#8221; <em>turnbull, orman insanları, sayfa 131.</em> siriono arasında erkekler ortalama olarak her diğer günde avlanmaktaydı. <em> holmberg, sayfa 75-76</em>. çalışmaya tan vaktinde başlarlar ve genellikle kampa öğlen 4 ve 6 arasında dönerlerdi. <em>holmberg, sayfa 100-101.</em> bu avlanmayı ortalama en az 11 saat yapar, ve haftada üç ve bir yarım günde, bu ortalama olarak haftada en az 38 saatlik avlanma süresine denk gelir. erkekler avlanmadıkları günlerde önemli bir oranda bir çalışma da yaptıklarından beri (<em>sayfa 76, 100</em>), haftalık çalışmaları, yıl üzerinden ortalaması alındığında, 40 saatten çok daha fazladır. aslında, holmberg siriono&#8217;nun yalnız bu aktivitelerde bir hafta yaklaşık 56 saat anlamına gelen avda veya toplamada (<em>sayfa 222</em>) uyanıklık zamanlarının yaklaşık yarısını harcadıklarını tahmin etmiştir. diğer çalışmalarda katıldığında, çalışma haftası 60 saatin üzerinde olmuş olurdu. siriono kadını &#8220;eşinden daha az dinlenmekten hoşlanmakta&#8221; ve &#8220;çocuklarını olgunluğa getirme yükümlülüğü dinlenmek için biraz zaman bırakıyordu.&#8221; <em>holmberg, sayfa 224. </em>siriono&#8217;nun ne kadar ağır çalışmak zorunda olduğunu gösteren diğer bilgiler için<em>, 87, 107, 157, 213, 220, 223, 246, 248-249, 254, 268. sayfalara bakın.</em></p>
<p><em><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Boesmans.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1414" title="Boesmans" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Boesmans.jpg" alt="" width="577" height="432" /></a></em><strong>şiddet. </strong>daha önce de bahsettiğim gibi, şiddetin sayısız örneği coon&#8217;un avcı insanlar kitabında bulunabilir. gontran de poncins&#8217;e göre, <em>kablona, sayfa 116-120,125,162-165,237-238,244</em>, cinayetler geçmişte genelde bıçakla yapılırdı- onun eskimoları arasında oldukça yaygındı. mbuti pigmeleri, turnbull onlar arasında hiçbir cinayet olyından bahsetmediğine göre, belki de bildiğim en az şiddet kullanan ilkel topluluklardı (çocuk öldürmelerinden ayrı olarak; <em>wayward servant, sayfa 130</em>). bununla birlikte, the forest people and wayward<br />
servants kitabı boyunca turnbull, yumruk ve sopalarla yapılan bir çok dövme ve kavga olayından söz etmektedir. <em> paul schebesta, die bambuti-pygmaen vom ituri, cilt i, institut royal colonial belge, brüksel,<br />
1938, sayfa 81-84</em>&#8216;te 19. yüzyılın ilk yarısında mbuti&#8217;lerin ormanda yaşamış olan köylü afrikalılara karşı ölümcül bir savaş açtıklarının kanıtını göstermiştir. (çocuk öldürmeleri için, schebesta, sayfa 138&#8242;e bakın.)</p>
<p><strong>rekabet.</strong> avcı ve toplayıcı toplumlarda rekabetin varlığı bazılarında meydana gelen kavgalar ile gösterilmektedir. mesela <em>coon&#8217;un, avcı insanlar kitabının 238,252,257-258. sayfalarına bakın</em>. eğer fiziksel<br />
bir dövüş bir çeşit rekabet değilse, hiçbir şeydir.</p>
<p>dövüşler eşler için rekabetten meydana gelmiş olabilir. örneğin, <em>turnbull, wayward servants, sayfa 206</em>&#8216;da, bir erkek için kavga eden iki kadından birinin üç dişini kaybetmesinden bahseder. <em>coon, sayfa 260</em>&#8216;da, avustralya aborjin erkeklerinin kadınlar için dövüştüklerinden söz eder. yemek için rekabet de kavgaya neden<br />
olurdu. &#8220;bu (et) paylaşımının herhangi bir tartışma veya keskinlik olmadan yapıldığı anlamına gelmez. tam tersine kavgalar sık sık av sonrası kampa dönerken uzun ve gürültülü bir şekilde yapılırdı…&#8221; turnbull wayward servants, <em>sayfa 158. coon</em>, bazı eskimolar arasında balina eti paylaşı için &#8220;çok gürültülü tartışmalardan&#8221; söz eder. <em>avcı insanlar, sayfa 125</em>.</p>
<p>* *<br />
*</p>
<p>ilkel insanların rekabetçi olmadığı, vejetaryen doğal kaynakları koruma yanlıları oldukları, cinsiyet eşitliğine sahip oldukları, hayvan haklarına saygı gösterdikleri ve yaşamak için çalışmak zorunda olmadıklarının ne kadar saçma bir imge olduğunu gösteren somut gerçeklerden bahsetmeye devam edebilirdim. ama bu mektup çok fazla uzadı, verdiğim bütün örnekler yeterli olacaktır.</p>
<p>avcı-toplayıcı yaşam biçiminin modern yaşamdan daha iyi olmadığını ima etmeye çalışmıyorum. tam tersine, mukayese edilemeyeceğine inanıyorum. avcı-toplayıcılar üzerinde çalışmış olan birçok belki de çoğu gözlemci onlara saygılarını, takdirlerini ifade etmiştir veya onlara gıpta ile bakmıştır. mesela, <em>cashdan, sayfa 21</em>&#8216;de, avcı-toplayıcı yaşam tarzını &#8220;yüksek derecede başarılı&#8221; bulduğundan söz etmektedir. <em>coon sayfa xix.</em>&#8216;da avcı-toplayıcıların &#8220;tam ve memnun edici yaşamlarından&#8221; bahsetmiştir. <em>turnbull, orman insanları, sayfa 26</em>&#8216;da şöyle der: (mbutiler) yaşamlarını berbat eden o kadar zorluk, problem ve trajedilere rağmen sevinç ve mutluluk dolu ve dertten yoksun insanlardır.&#8221; <em>schebesta, sayfa 73</em>&#8216;te şöyle yazar: &#8220;ne çok tehlike var, ama tarih öncesi çağlara ait ormanlardaki sayısız yolculukları ve av gezileri ne eğlenceli deneyimler! bizim şiirsel olmayan mekanik çağımızın, orman insanlarının mistik-sihirli düşünme biçimlerine derin bir şekilde dokunabilecek ve onların davranışlarına şekil verebilecek bir işareti yoktur.&#8221; ve <em>sayfa 205</em>&#8216;te: &#8221; pigmeler,<br />
bizden önce fiziksel organizmalarının bozulmadan ve doğaya uygun olarak kendilerine özel yaşayan insanlar gibi insan ırkının en doğal insanlarından biri olarak durmaktadırlar. ilkesel özellikleri arasında görülmedik bir şekilde sağlam doğallık ve canlılık, ve emsalsiz bir neşelilik ve dertten uzaklık vardır. onlar, doğanın kanunlarına uygun olarak yaşamlarını geçiren insanlardırlar&#8221;.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/pg-24-new-guinea_233364s.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1416" title="pg-24-new-guinea_233364s" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/pg-24-new-guinea_233364s.jpg" alt="" width="586" height="400" /></a></p>
<p>ama açıktır ki, ilkel yaşamın uygar yaşamdan neden daha iyi olduğunun nedeni ne cinsiyet eşitliğidir, ne hayvanlara gösterilen merhamettir, ne rekabetin olmayışıdır veya şiddetsizliktir. bu değerler modern uygarlığın saf değerleridirler. bu değerleri avcı-toplayıcı toplumlar üzerinde tasarlayarak, ga hareketi gerçeklikte asla var olmamış olan ilkel bir ütopya mitini yaratmıştır.</p>
<p>o yüzden, ga hareketi uygarlık ve modernliği reddettiğini iddia ettiği halde, modern toplumun en önemli değerlerinin bazılarına esir kalmıştır. bu nedenden dolayı, ga hareketi etkili bir devrimci hareket olamaz.</p>
<p>ilk olarak, ga hareketinin enerjisinin bir parçası, ırkçılık, cinsiyetçilik, hayvan hakları, homoseksüel hakları falan filanlar gibi sahte devrimci sorunlar lehine gerçek devrimci hedeflerden genel olarak modern teknolojiyi ve uygarlığı yok etmek için sapmaktadır.</p>
<p>ikinci olarak, bu sahte devrimci sorunlara teslim olduğundan dolayı, ga hareketi çok fazla solcuyu modern uygarlıktan kurtulmakla ilgilenmeyen, daha çok ırkçılık, cinsiyetçilik gibi solcu sorunlarla uğraşan cezp etmektedir. bu da hareketin enerjisini teknoloji ve uygarlık sorunundan uzaklaşmasına neden olmaktadır.</p>
<p>üçüncü olarak, kadınların, hayvanların, homoseksüellerin haklarını koruma amacı uygarlığı yok etme amacıyla birbirlerine zıttır, çünkü ilkel toplumlarda kadınların ve homoseksüellerin çoğu zaman eşitliği<br />
olmamıştır, ve böyle toplumlar genelde hayvanlara zalimce davranırlardı. eğer birinin hedefi bu grupların haklarını savunmaksa, o zaman en iyi politikası modern uygarlıkla uzlaşmaktır.</p>
<p>dördüncü olarak, ga hareketinin modern uygarlığın saf değerlerinin çoğunu saf bir ilkel ütopya miti olarak benimsemesi, tekno-endüstriyel sistemden kurtulmak için etkili, gerçekçi eylem yapmak yerine ütopyacı fantezilerine çekilmeye daha eğimli pratik olmayan, saf, hayalci ve uyuşuk insanları çok fazla cezp etmektedir.</p>
<p>aslında, ga hareketinin hıristiyanlıkla aynı rotaya kayabileceği gibi bir mezar tehlikesi de vardır. başlangıçta, isa&#8217;nın liderliği altında, hıristiyanlık sadece dinsel bir hareket değildi ayrıca sosyal bir devrim hareketiydi. tamamıyla dinsel bir hareket olarak hıristiyanlık başarılı oldu, fakat devrimci bir hareket olarak tamamıyla başarısızlığa uğradı. kendi zamanının sosyal eşitsizliklerini düzeltmek için hiçbir şey yapmadı, ve hıristiyanlar<br />
imparator konstantin&#8217;le anlaşma fırsatı bulur bulmaz, roma imparatorluğunun güç-yapısının bir parçası olup bütün değerlerini sattılar.</p>
<p>ga hareketi ve eski hıristiyanlığın psikolojisi arasında rahatsızlık veren bir benzerlik ortaya çıkmaktadır. iki hareket arasındaki paralellikler göze çarpmaktadır: ilkel ütopya= eden&#8217;in bahçesi; uygarlığın gelişimi= ilk günah, bilgi ağacından elmanın yenmesi; devrim= cezalandırma günü; ilkel ütopyaya geri dönüş=tanrının<br />
krallığına varış. veganizm belki de hıristiyanlığın (paskalya sırasında oruç tutmak) ve diğer dinlerin beslenme kısıtlamaları gibi aynı psikolojik rolü oynamaktadır. ağaç kesme makinelerinin falan bloke edilmesinde kendi vücutlarını kullanan eylemciler tarafından alınan riskler, kendi inançları için ölen eski hıristiyanların<br />
şehitliğiyle karşılaştırılabilir (hıristiyanların şehitliği bugünkü eylemcilerin taktiklerinden daha fazla cesaretlilik istiyor o ayrı). ga hareketi hıristiyanlıkla aynı yolda gitmeye devam ederse, devrimci bir hareket olarak tamamen bir başarısızlık olacaktır.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Ted-dac3bc.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1418" title="Ted-dac3bc" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/05/Ted-dac3bc-204x300.jpg" alt="" width="204" height="300" /></a>ga hareketi belki sadece işe yaramaz olmayacaktır, aynı zamanda da işe yaramaz olandan daha kötü olacaktır, çünkü bu hareket etkili bir devrimci hareketin gelişiminde bir engel olabilecektir. teknolojiye ve uygarlığa karşı muhalefet ga hareketinin programlarının önemli bir parçası olduğundan beri, teknolojik uygarlığın dünyaya neler yaptığı hakkında endişeli olan genç insan bu hareketin içine sürüklenmektedirler. elbette ki sadece bu genç insanlar solcu, saf, hayalci, beceriksiz tipler değildirler; bazılarının gerçek devrimciler olmaya potansiyelleri vardır. ama ga hareketi içinde solcular ve diğer işe yaramaz insanlar içinde boğulmaktadırlar, böylece etkisiz hale getirilmekte ve yozlaşmakta ve onların devrimci potansiyelleri boşa harcanmaktadır. bu anlamda, ga hareketi potansiyel devrimcilerin yok edicisi olarak tanımlanabilir.</p>
<p>kendisini ga hareketinden ve onun saf uygar değerlerinden katı bir şekilde ayıracak yeni bir devrimci hareket gereklidir. cinsiyet eşitliğinin, hayvanlara merhamet göstermenin, homoseksüellere tolerans göstermenin yanlış olduğunu ima etmiyorum. fakat bu değerlerin teknolojik uygarlığı yok etme çabasıyla hiçbir ilgisi yoktur. bunlar devrimci değerler değildirler. etkili bir devrimci hareket, bunların yerine beceri, kendi kendine disiplin, dürüstlük, fiziksel ve zihinsel dayanma gücü, dışsal etkenlere ve sınırlamalara tolerans göstermeme, fiziksel acıya tahammül etme kapasitesi ve hepsinin üstünde yüreklilik gibi ilkel toplumların katı değerlerini<br />
benimsemelidir.</p>
<p>saygılarımla,<br />
ted kaczynski</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;bodytext=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%E2%80%99da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%E2%80%99de%20assistan%20profos%C3%B6r%20oldu.%20Ama%20iki%20y%C4%B1l%20sonra%20istifa%20edip%20Montana%E2%80%99da%20herkesden%20ve%20her%C5%9Feyden%20uzakta%2C%20kendi%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kl%C3%BCbesinde%20elektrik%20veya%20su%20tesisat%C4%B1%20dahi%20olmadan%5B...%5D" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;notes=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%E2%80%99da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%E2%80%99de%20assistan%20profos%C3%B6r%20oldu.%20Ama%20iki%20y%C4%B1l%20sonra%20istifa%20edip%20Montana%E2%80%99da%20herkesden%20ve%20her%C5%9Feyden%20uzakta%2C%20kendi%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kl%C3%BCbesinde%20elektrik%20veya%20su%20tesisat%C4%B1%20dahi%20olmadan%5B...%5D" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;t=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;annotation=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%E2%80%99da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%E2%80%99de%20assistan%20profos%C3%B6r%20oldu.%20Ama%20iki%20y%C4%B1l%20sonra%20istifa%20edip%20Montana%E2%80%99da%20herkesden%20ve%20her%C5%9Feyden%20uzakta%2C%20kendi%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kl%C3%BCbesinde%20elektrik%20veya%20su%20tesisat%C4%B1%20dahi%20olmadan%5B...%5D" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;title=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F05%2Funabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html&amp;t=Unabomber%3A%20Modernite%20ve%20%C4%B0lkel%20Ya%C5%9Fam&amp;s=Theodore%20John%20Kaczynski%2C%20ya%20da%20pop%C3%BCler%20ad%C4%B1yla%20Unabomber.%20Chicago%20do%C4%9Fumlu%20dahi%20matematikci.%2016%20Ya%C5%9F%C4%B1nda%20Harvard%E2%80%99da%20lisans%20okumaya%20ba%C5%9Flad%C4%B1%2C%20doktoras%C4%B1n%C4%B1%20Michigan%20%C3%9Cniversitesinde%20Matematik%20alan%C4%B1nda%20tamamlad%C4%B1%20ve%2025%20ya%C5%9F%C4%B1nda%20Berkeley%E2%80%99de%20assistan%20profos%C3%B6r%20oldu.%20Ama%20iki%20y%C4%B1l%20sonra%20istifa%20edip%20Montana%E2%80%99da%20herkesden%20ve%20her%C5%9Feyden%20uzakta%2C%20kendi%20yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20kl%C3%BCbesinde%20elektrik%20veya%20su%20tesisat%C4%B1%20dahi%20olmadan%5B...%5D" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1393&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/05/unabomber-modernite-ve-ilkel-yasam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Memlekette atom bombası var!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/04/incirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/04/incirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 14:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kivilcim</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[prensesin ulkesi]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan ussu]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombasi]]></category>
		<category><![CDATA[b61]]></category>
		<category><![CDATA[incirlik]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[nukleer silahsizlanma]]></category>
		<category><![CDATA[obama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1117</guid>
		<description><![CDATA[Burnumuzun dibinde 90 tane nükleer silahla yaşıyoruz desem ne derdin prenses? Evet, İncirlik Amerikan askeri üssünde tam 90 tane nükleer silah var biliyor muydun? İncirlik Üssü bulundurduğu bu silahlarla Avrupa&#8217;da en fazla nükleer silah bulunduran Amerikan üssü olarak da tarihe geçti. ABD, Britanya’daki Lakenheath Üssü’nde bulundurduğu 110 adet B61 nükleer silahını geri çekince, İncirlik bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burnumuzun dibinde 90 tane nükleer silahla yaşıyoruz desem ne derdin prenses? Evet, İncirlik Amerikan askeri üssünde tam 90 tane nükleer silah var biliyor muydun? İncirlik Üssü bulundurduğu bu silahlarla Avrupa&#8217;da en fazla nükleer silah bulunduran Amerikan üssü olarak da tarihe geçti. ABD, Britanya’daki Lakenheath Üssü’nde bulundurduğu 110 adet B61 nükleer silahını geri çekince, İncirlik bir numaralı nükleer depo oldu. ABD yönetimi, yoğun protestolar üzerine 2001’de Yunanistan, 2005’te Almanya Ramstein Üssü’nden nükleer silahlarını çekmişti.</p>
<p>Lafı fazla uzatmadan son zamanlardaki gelişmelere geçeyim ki bu mektubu neden yazdığım da anlaşılsın bir an önce. Şimdi Amerika Birleşik Devletleri başkanı Obam<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/04/azaltmayoket.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1125" title="azaltmayoket" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/04/azaltmayoket.jpg" alt="" width="220" height="175" /></a>a 8 Nisan&#8217;da Rusya ile yaptığı START anlaşması ile nükleer silahların indirimine gideceğini de imza altına alırken, tam da Amerikan Büyük Elçiliği önünde eylem yapmaya hazırlanan bizler bu haberle bir yandan umutlanırken bir yandan da ister istemez &#8220;du bakalım altından ne çıkacak&#8221; demekten kendimizi alamadık. Eh ne de olsa muhatabımız ABD kesin altında bir hinlik var diye düşünürken nitekim, bunun Türkiye&#8217;deki İncirlik üssünde herhangi bir nükleer silahsızlanma demek olmadığını da idrak ettik. Bu anlaşma &#8220;eh en azından indirime gidiyolar&#8221; diye biraz rahatlatmış görünse de ben bir çeşit Green Wash olduğunu düşünmekten alamıyorum kendimi. Nitekim The Times&#8217;ın da belirttiğine göre Belçika, Hollanda, Almanya gibi NATO ülkelerinin, “bunları gerekli kılan şartların ortadan kalkması nedeniyle” bombaları artık istemediğini bildirirken uçaktan atılan B61 tipi nükleer bombalar hariç diğer nükleer silahların kalkması için &#8221; gerekli şartlar&#8221; halen ortadan kalkmamış görünmekte ve elimdeki kaynaklara göre bu şartların gerekli olup olmaması durumuna ancak ve ancak NATO karar verebiliyor.<span id="more-1117"></span></p>
<p>Olay bu kadar önemliyken biz de geneli Ankara&#8217;lı olan (ayağının tozuyla İstanbul&#8217;dan gelen bir arkadaşımızı atlamak istemedim) bir grup insan bir araya gelip İncirlik&#8217;teki 90 nükleer silahı &#8220;hatırlatmak&#8221; için nükleer başlıklı füzelerini Amerikan Büyük Elçiliği&#8217;ne teslim etmeye karar verdik ve teslim ettik de&#8230;</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/04/nuksilahsizlanma.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1126" title="nuksilahsizlanma" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/04/nuksilahsizlanma.jpg" alt="" width="279" height="182" /></a>Bundan sonraki gelişmeleri hep birlikte göreceğiz sevgili prenses. Bakalım yeni yaptıkları bu START anlaşması ne kadar gerçekçi, ne kadar kapsayıcı olacak ve bakalım İncirlik&#8217;te, Almanya&#8217;da, Belçika&#8217;da bulunan, İngiltere&#8217;de yenilenmesi için milyarlarca sterlin harcanan bu  patlamaya hazır nükleer silahları artık tasfiye edecekler mi?</p>
<p>Haydi buna izleyici kalmayalım Prenses. Tam da bu noktada sahneye çıkmak gerek. Toplayabildiğimiz kadar insanla, Ankara&#8217;da, Adana&#8217;da, Sinop&#8217;ta, Mersin&#8217;de Nükleerin silahına da enerjisine de HAYIR  diyebilmek lazım artık. Hep birlikte!</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;bodytext=Burnumuzun%20dibinde%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silahla%20ya%C5%9F%C4%B1yoruz%20desem%20ne%20derdin%20prenses%3F%20Evet%2C%20%C4%B0ncirlik%20Amerikan%20askeri%20%C3%BCss%C3%BCnde%20tam%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silah%20var%20biliyor%20muydun%3F%20%C4%B0ncirlik%20%C3%9Css%C3%BC%20bulundurdu%C4%9Fu%20bu%20silahlarla%20Avrupa%27da%20en%20fazla%20n%C3%BCkleer%20silah%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;notes=Burnumuzun%20dibinde%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silahla%20ya%C5%9F%C4%B1yoruz%20desem%20ne%20derdin%20prenses%3F%20Evet%2C%20%C4%B0ncirlik%20Amerikan%20askeri%20%C3%BCss%C3%BCnde%20tam%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silah%20var%20biliyor%20muydun%3F%20%C4%B0ncirlik%20%C3%9Css%C3%BC%20bulundurdu%C4%9Fu%20bu%20silahlarla%20Avrupa%27da%20en%20fazla%20n%C3%BCkleer%20silah%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;t=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;annotation=Burnumuzun%20dibinde%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silahla%20ya%C5%9F%C4%B1yoruz%20desem%20ne%20derdin%20prenses%3F%20Evet%2C%20%C4%B0ncirlik%20Amerikan%20askeri%20%C3%BCss%C3%BCnde%20tam%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silah%20var%20biliyor%20muydun%3F%20%C4%B0ncirlik%20%C3%9Css%C3%BC%20bulundurdu%C4%9Fu%20bu%20silahlarla%20Avrupa%27da%20en%20fazla%20n%C3%BCkleer%20silah%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;title=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F04%2Fincirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html&amp;t=Dikkat%21%20Memlekette%20atom%20bombas%C4%B1%20var%21&amp;s=Burnumuzun%20dibinde%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silahla%20ya%C5%9F%C4%B1yoruz%20desem%20ne%20derdin%20prenses%3F%20Evet%2C%20%C4%B0ncirlik%20Amerikan%20askeri%20%C3%BCss%C3%BCnde%20tam%2090%20tane%20n%C3%BCkleer%20silah%20var%20biliyor%20muydun%3F%20%C4%B0ncirlik%20%C3%9Css%C3%BC%20bulundurdu%C4%9Fu%20bu%20silahlarla%20Avrupa%27da%20en%20fazla%20n%C3%BCkleer%20silah%20b" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1117&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/04/incirlikteki-nukleer-silahlar-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Olmadı bir daha çağıralım bakalım&#8230;</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 10:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[anti-militarist]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[savas karsiti]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[vicdani ret]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=1022</guid>
		<description><![CDATA[Artık ne yapacabileceğim konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Belki bu yazının sonuna doğru bir formül bulabilirim. Bir yolum vardı gidiyordum, bozuldu&#8230; Tam bu bozukluğun esasında hayatıma renk ve heyecan kattığını gördüm ve kabullendim, şimdi kendimi eskisinden daha bozuk bir yolda bulmuş durumdayım. Durumumda olan belki yüzbinlerce insan var şu Anadolu dediğim topraklarda. Hepsinin de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık ne yapacabileceğim konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Belki bu yazının sonuna doğru bir formül bulabilirim.</p>
<p>Bir yolum vardı gidiyordum, bozuldu&#8230; Tam bu bozukluğun esasında hayatıma renk ve heyecan kattığını gördüm ve kabullendim, şimdi kendimi eskisinden daha bozuk bir yolda bulmuş durumdayım.</p>
<p>Durumumda olan belki yüzbinlerce insan var şu Anadolu dediğim topraklarda. Hepsinin de durumu benden daha iyi veya kötü olabilir ama herkesin derdi üç aşağı beş yukarı aynı. Buna ek olarak benim durumumdan çok daha kötü durumda yaşayan insancıklar ve onların acıları var. Herhangi bir gazeteyi alıp okumak yeterli. Aile içi cinayetler, yurtlarda tecavüze uğrayan bebeler, kirlenen topraklar ve o topraklarda yaşamak zorunda kalan insanlar. Anlatacağım durumum belki bunların içinde en masum olanı ama herkesin derdi kendine. Bu da benim derdim. Herkes nasıl kendi yaptığından sorumlu oluyorsa ben de kendi yaptıklarımdan sorumlu oluyorum. Evet efendim gelelim derdime;</p>
<p><a rel="http://icmihrak.blogspot.com/2010/03/principles-of-population-zoology.html" href="http://icmihrak.blogspot.com/2010/03/principles-of-population-zoology.html" target="_blank"><img class="alignleft" title="luzumsuzaoldur copy" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/luzumsuzaoldur-copy-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>1994 yılında bir nedenle yurtdışına gitme ihtimalim belirdiğinde ilk işim askerlik şubesine gidip durumumu öğrenmek olmuştu. Öğrenciydim ve öğrenci olmamın tek nedeni askerlik idi. Kanunlardan tam olarak emin değildim ve sınırda hoş olmayan bir sürpriz ile karşılaşmak istemiyordum. Şubedeki kadın görevli bana &#8216;yoklama kaçağı&#8217; olduğumu ve gidip komutan bilmem kim ile görüşmemi söyledi. Çok heyecanlandığımı hatırlıyorum. 21 yaşımda iken askere gitme fikrinin ne olduğu konusunda çok az bir fikrim vardı. Yelken sporu ile uğraşıyordum, çevre hareketine ucundan bulaşmıştım, deliler gibi bisiklete binip uzun yol yapma hayalleri kuruyordum ve hepsinden önemlisi &#8216;askerliğin&#8217; neden gerekli olduğunu bir türlü anlamamıştım. Bir de yurtdışına çıkmak istediğimde sorun oluyordu. Şimdi diyeceksiniz ki &#8216;salak mısın? hiç mi Milli Güvenlik dersi almadın? Hiç mi gazete okumuyorsun? Anan, baban arkadaşların falan filan hiç mi anlatmadılar sana?&#8217; Tabii ki teknik olarak bunun farkındaydım ama kendi üzerime hiç yakıştıramamıştım. Kot pantolon giyince kendini rahat hisseden bir insana zorla kumaş pantolon giydirmek gibi. Herkesin gözü üzerimde olur sanırdım aile ziyaretlerine gittiğimizde. Oysa şimdi olsa önemli olmaz ama o zaman önemliymiş. Bir de rakçılık da var kanda. Neyse askerlik şubesinde kalbimin gümbür gümbür attığını, elimdeki dosyayı orada rastgele bir yere bıraktığımı, zaten içerisi kalabalık gibi gözüken komutanın odasının önünden geçip oradan çıktığımı hatırlıyorum. Sanki çok önemli bir durum varmış gibi kapıdaki askere selam verdiğimi de hatırlıyorum. Aman kaçtığım anlaşılmasın haliyle&#8230; Şimdi düşünüyorum da ne komikmiş yaptığım..<span id="more-1022"></span></p>
<p>Bu durumu uzun yıllar düşündüm. Uzun yıllar orada beni tutsalardı ne yapardım diye düşündüm. Herhalde kıvırtacaktım. Lafı oradan buradan getirip bir yerlere götürüp eveleyip geveleyecektim. Ama bu duygu içimde kaldı durdu. Takip eden yıllarda hep kendimi belli bir dengede tutmaya çalıştım, bu duyguyla beraber.</p>
<p>Gel zaman git zaman aradan tam 14 yıl geçmiş. <a href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=46395">Bir gazete haberini</a> görene kadar herşey kısmen yolunda gidiyordu. Bu zaman boyunca hiçbirşeyden kaçmadım. Kimlik kontrollerine girdim çıktım, katıldığım etkinliklerde defalarca göz altına alınıp yargılandım. Ailemden, eve giden polislerin olduğunu duymuştum ama açıkcası o kadar, askerlik kurumu ile ilgilenmiyordum. Bir yandan eve gelip beni soruyorlardı, bir yandan da gözaltına alındığımda kayıtlarımda aranıyor gözükmüyordum. Bunun nasıl olabildiği konusunda en ufak bir fikrim bile yok. Merakım var ama açıkcası bu benim işime geldiği için kurcalamakda istemedim.</p>
<p>Sonuçta beni evde bulamayanlarla yaşananları ailem bana anlattığında sadece dinliyordum olanları. Ne yapabilirdim ki?  O dönemlerde evden ayrı yaşadığım için istemediğim şeyleri duymamak daha kolay oluyordu. Benim tanıyan sevgili ailem de hiç üstüme gelmedi bu konularda. Nasıl gelsinler ki? Zamanında okula bile dayak yiyerek gitmiş ve sürekli baskıdan kaçan bir yapım olduğunu bilen ve bununla yıllarca yaşamak zorunda kalan bir aile ne yapabilir ki? Hele bir de evlat olunca.. Tabii ki hiçbirşey. Ya evlatlıktan red edecekler ya da durumu böyle idare edeceklerdi. Aklıma gelmişken  umarım onların kafasını şimdiye kadar pek ağrıtmamışımdır.</p>
<p>Madem kaçmıyorum, neden mi ikametgahımı değiştirmedim? Neden başkalarına bu kadar yük oldum? Çok basit. Ben ne vatanımı, ne ailemi, ne dinimi ne de başka bir şeyi seçtim. Üzerime giydiğim kıyafetler dahil herşey benim için dışarıdan bir dayatma. Ancak kimseye bir hesap vermek zorunda hissetmedim kendimi. Hesap isteyen çok oldu ama galiba ben vermemeyi başardım. Kendim hariç kimseyle bir alacağım vereceğim yok. Neden bir başkası veya devlet benim oturduğum yeri bilsin ki? Neden onu kendime çekeyim ki? Ne yediğimi, içtiğimi arkadaşlarımı, düşüncelerimi onunla paylaşayım ki?</p>
<p><strong> &#8216;O&#8217; kim bir kere? </strong></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/askeribolgetabela-copy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1034" title="askeribolgetabela copy" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/askeribolgetabela-copy-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>Nereden çıkmış nasıl olmuş? Bir de üzerine kendilerine borçlanmışım haberim yok. Haberim var ama sanki her haber verene gitmekle mükellefim. Eğer vatan borcuysa zaten 5 yıl zorunlu ilkokul okuyup bir de üstüne 6 yıldan fazla orta ve lise eğitimi aldım. Hepsi acı içinde geçirdiğim yıllardı ve mezuniyetim bile o zaman çıkan bir yasa sayesinde olmuştu. Eğer ortada bir borç varsa ben zaten aklımın şekilleneceği ilk yıllarımı devlet babaya kayıtsız şartsız vererek yapmışım. Eğer benim nasıl bir vatan evladı olduğumu görmek istiyorsa devlet, açsın arşivlerini ve karnelerime baksın. Kaldığım sınıfların, aldığım cezaların listesini bi incelesin. Eğer onda yoksa arşivimden çıkarıp gösterebilirim esasında beni nasıl yetiştiremediklerini.</p>
<p>Ayrıca o yaşta seçme şansım yoktu, tabii ki herkes böyle yapıyordu, neden bana başka türlü  davranılsın ki? Ama çok acımasızca değil mi? Daha yemek yemek, giyinmek gibi en temel ihtiyaçların dahil birilerine bağımlı ol, sonra bir kurum çıksın ve &#8216;ben seni yetiştiririm&#8217; desin. Çok sinsice. En savunmasız ve en her şeye atlayabileceğiniz zamanlar. Biz de elimiz mahkum kabul ediyoruz. Bir sürü dayatma. Marşlar, antlar, sıra olmalar, bacak bacak üstüne atmamalar, sınıfta arkadaşınla bir rahat sohbet edememeler.. Çişe gideceğin zaman bile belli. Daha o yaştan vermişler tornaya biçimlendiriyorlar.</p>
<p>Şimdi bakınca nasıl da açık seçik gözüküyor o yıllar. O zamanlar tabii farkına varmıyor insan.<br />
Peki neden ben bu dayatmaları  kabul etmek zorundayım ki? Neden birey olamıyorum? Neden kendim için varolamıyorum? Neden anatomi öğrenmiyorum da anlamadığım duaları öğrenmek zorunda kalıyorum? Neden gökteki yıldızları öğrenmiyorum da sonradan kültürümüzle alakası olmayan dilleri öğrenmek zorunda kalıyorum? Nedenler böyle uzar gider. Benim doğrularım var hayatta ve &#8216;bu neden?&#8217; diye soracağım onlarca soru oldu hayatımda. Nedenleri yıllar geçtikce anladım ama bunları NEDEN KABUL ETMEK ZORUNDA KALDIĞIMI gerçekten anlamıyorum.</p>
<p>Kesinlikle başka birşey için varolmayı kabul etmiyorum. Canım yandığında bunun acısını ben çekiyorum. Sıkıldığımda oflayan ben oluyorum. Depresyona girersem hayaller ile ben başa çıkmak zorundayım. Tam tersi mutlu olduğumda ben gülüyorum, kızları görünce ben tahrik oluyorum. Keyif de benim, acı da benim. Peki neden bana ait olan ve benim ölümümle yok olacak bu duygular üzerinden başkalarına çıkar sağlayayım? Neden varlığını bile sorgulayamadığım bir yapıya hizmet edeyim? Neden sevincim karnemdeki numaralar ve bunu takip ederek alacağım çok haneli maaşlar olsun?</p>
<p><strong>Neden başka bir sistem seçmek ya da denemek şansım olmasın ki? </strong></p>
<p>Hizmet edenlerin ve böyle yaşayanların ne günahı mı var? Tabii ki hiçbir günahı yok. Herkes kendinden sorumlu. Herkes hesabı esasında kendine veriyor. Kimi farkında ve kabullenmiş, kimi farkında değil. Açıkcası kendimi haklı gördüğüm konularda sadece kendimi haklı görüyorum. Herkesin gerçeği kendine. Kimseyi kendi bulduğum doğrular üzerinden yargılamak ve sınıflandırmak istemiyorum.</p>
<p>Nerede kalmıştık&#8230; 14 yıl sonrasında artık yoklama kaçaklarının aranmayacağını öğrendim. Mahkeme kararı gerekiyormuş. Kafamdaki tüm dengeler değişti. Ben burada yaşamaya ve zamanı geldiğinde karşıma çıkacak bu askerlik konusu ile yüzleşmek üzere yaşamımı zaten bir rutine oturtmuştum. Sonra bir gün adalet bakanı beni ve benim gibi olan yüzbinlerce kişiyi serbest bıraktı.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/earth-day-earth-in-hands.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1036" title="earth-day-earth-in-hands" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/earth-day-earth-in-hands-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Gezmeyi seven, değişik kültürleri ve insanları tanımayı seven hep yolculuğun, gitmenin iyi geldiği BEN sonunda bu coğrafyadan başka coğrafyalara gidebilecektim. 36 yaşımda ilk kez kuzey avrupa&#8217;ya gitme şansını elde ettim. Şans mı? İşte burası tartışılır. Şans diyelim şimdilik. Ne pasaport polisini geçtiğimde ne de uçaktan baktığımda &#8216;sınır&#8217;larda kırmızı çizgiler görmedim. Ülkelerin üzerinde isimler de yazmıyordu. Yıllarca baktığım haritalar bile yalanmış esasında. Arkadaşlar, sınırlarda ciddi ciddi silahlı arkadaşlar var. Herşeyin şaka olmadığını ve Hollanda&#8217;nın gerçek olduğunu, yanında Belçika diye bir ülke olduğunu plakaların ve dillerin nasıl değiştiğini gözlerimle gördüm. Nasıl mı? Adalet bakanının yayınladığı genelge ile. O zamandan beri yol planları yapıyorum. Profesyonel mesleğimin deniz üzerinde olması yolculuk planlarımı daha bir anlamlı kılıyor ve çocukluğumdan beri hayalini kurduğum dünyanın en yüksekteki gölüne gitmekten, güney okyanuslarında charter yapan firmalarda çalışmaya kadar bir sürü proje kuruyordum kafamda. Bir yandan da ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum, yıllarca hapis yatan, ya da 80 sonrası kaçmak zorunda olan arkadaşlarım gibi daha paranoyak bir hayat yaşamadığımı. Biraz esaret ile beraber artık dünya benimdi. Hem hapis yatmadım hem de şimdiye kadar yurtdışına çıkmak haricinde ne istediysem yaptım. Şans mı? Olsun sonuçta yapmıştım.</p>
<p>Şimdi ne mi oldu? Dün yani 26 Mart günü artık sistemin eski haline döndüğünü <a href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=56740">gördüm</a>. Uzun lafın kısası her an aranmaya başlayabilirim. Sadece ben mi? Yüzbinlerce kişi. Her an kendimi yüzbinlerce arkadaşımla askerlik şubesinde bulabilirim. Şu anda 14 yılda oluşan ve sonrasında kaybettiğim reflekslerimi tekrar kazanmaya çalışacağım. Kesinlikle daha önce de yaptığım gibi herhangi bir şeyden kaçmayacağım ama gidip kucaklarına da oturmayacağım. Neden gideyim ki? 37 yıldır barış içinde geçirdiğim, kimseye tokat bile atmadığım huzurlu bir hayatım varken neden şimdi gidip birilerinin nasıl gırtlaklanacağını öğreneyim ki? Kendimi ve vatanımı savunmak için mi? Kendim ve vatan mı?</p>
<p>Hadi canımmm ben devlet olmasa da var olabilirim ama ben olmadan &#8216;O&#8217; var olabilir mi acaba?</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;bodytext=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;notes=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;t=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;annotation=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;title=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Folmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html&amp;t=Olmad%C4%B1%20bir%20daha%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1ral%C4%B1m%20bakal%C4%B1m...%20&amp;s=Art%C4%B1k%20ne%20yapacabilece%C4%9Fim%20konusunda%20en%20ufak%20bir%20fikrim%20bile%20yok.%20Belki%20bu%20yaz%C4%B1n%C4%B1n%20sonuna%20do%C4%9Fru%20bir%20form%C3%BCl%20bulabilirim.%0D%0A%0D%0ABir%20yolum%20vard%C4%B1%C2%A0gidiyordum%2C%20bozuldu...%20Tam%20bu%20bozuklu%C4%9Fun%20esas%C4%B1nda%20hayat%C4%B1ma%20renk%20ve%20heyecan%20katt%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BCm%20ve%20k" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=1022&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/olmadi-bir-daha-cagiralim-bakalim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Ayı Fırını</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 03:50:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>NazIm</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[kamerika guncesi]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[anarsi]]></category>
		<category><![CDATA[anarsist]]></category>
		<category><![CDATA[black bear]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[firin]]></category>
		<category><![CDATA[kara ayi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=995</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığım ekolojik köyün ekmekleri Black Bear (Kara Ayı) adlı çalışanların sahibi olduğu ve işlettiği bir fırından geldiğini söylemiştim, ne zamandır bu fırınla ilgili yazıcam diyordum kısmet bugüneymis. Geçen cuma günü fotoğraf makinemi kapıp bu fırını ziyarete gittim, hem biraz fotoğraf çekeyim hem de bu fırın nasıl çalışır, ne üretir, ne yapar ne eder bir öğreneyim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yaşadığım ekolojik köyün ekmekleri Black Bear (Kara Ayı) adlı çalışanların sahibi olduğu ve işlettiği bir fırından geldiğini <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/08/sehrin-kalbinde-ekolojik-bir-yasam.html">söylemiştim</a>, ne zamandır bu fırınla ilgili yazıcam diyordum kısmet bugüneymis. Geçen cuma günü fotoğraf makinemi kapıp bu fırını ziyarete gittim, hem biraz fotoğraf çekeyim hem de bu fırın nasıl çalışır, ne üretir, ne yapar ne eder bir öğreneyim diye. Şimdi bu abiler kendilerini anarşist diye tanımlıyor, ve anarşist diyince biliyorum insanın aklına kaos kargaşa gibi kelimeler geliyor ama ben gayette tıkır tıkır düzenli çalışan bir fırın gördüm. Anarşistlerin düzenle iliskisini Elif&#8217;e paslayip, ben bu kendini anarşist olarak tanımlayan fırının düzeninden bahsedicem.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4598-4.jpg"><img class="aligncenter" title="DSC_4598-4" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4598-4-1024x687.jpg" alt="" width="561" height="374" /></a></p>
<p>Efenim, fırınımız Güney St.Louis&#8217;de, belki de St.Louis&#8217;ın en alternatif en renkli caddesi olan Cheeroke caddesinde yer alıyor. Bu Cheeroke caddesi başlı başına bir yazı konusu, onu bir başka bahara bırakıp fırının içine girdiğinizde rengarenk sıcak bir ortam ekmek kokuları ile sizi karşılıyor. Black Bear temel olarak ekmek ve çeşitli kurabiyeler üreten bir fırın olmasının yani sıra, aynı zamanda mini kütüphanesi ve keyifli mekanı ile bir kafe hizmeti de görüyor. Bilgisayarını kapıp kahvenin içerek ders çalışmak, leziz yemekleri ve pizzaları ile karnını doyurmak, ortalıktaki dergiler ve kitapları okuyarak pazar tembelliği yapmak için bire bir. <span id="more-995"></span></p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4610-7.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-999" title="DSC_4610-7" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4610-7-1024x687.jpg" alt="" width="561" height="375" /></a><br />
Tezgahın arka tarafına geçtiğinizde ise hummalı bir çalışmanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Bir yanda değişik karışımlarda hamurlar yoğrulurken öte yanda masada hamurlardan gramajına göre parçalar kesilip, Black Bear çalışanları tarafından değişik ekmek ve bagel şekli verilip tepsilere diziliyor, oradan 1887 yılında yapılmış olan devasa bi fırında pişiriliyor. Fırından çıkan sıcak ekmekler soğumaları için bekletildikten sonra dilimlenip poşetlere yerleştiriliyor. Dükkanda satılacaklar raflardaki yerini alırken, lokantalara veya değişik pazarlara sipariş olanlar kasalardaki yerini alıp şehrin dört bir tarafına dağıtılıyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4816-32.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1001" title="DSC_4816-32" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4816-32-1024x687.jpg" alt="" width="565" height="378" /></a></p>
<p>Black Bear tarihi Lickhalter fırınından aldıkları tariflerle &#8220;Lickhalter&#8221; ekmekleri ve diğer bir çok modern karışımlı ekmek üretiyor. Lickhater fırını 1915 yılında açılmış, çavdar ekmekleri meşhurmuş. 1950ler ve 60larde St.Louis&#8217;ın en büyük fırınıymış hatta. 1970lerde Lickhalter ailesi fırını devretmiş ardına bir de yangınla fırın tarihin sayfalarına gömülmüş. Ta ki 1998&#8242;e Lickhalter&#8217;in meşhur ekmek tarifleri, Black Bear adıyla tekrar gün ışığına çıkana dek. 2004 yılında benim ziyaret ettiğim Cherooke caddesindeki, eskiden Vandora tiyatrosu olarak bilinen ve 1998&#8242;den beri boş duran mekanı satın alıyorlar. Vandora tiyatrosunu sürdürülebilir tasarım prensipleri ve yeşil bir mimarı ile restore ediyorlar. Kabaca, olabildiğince yerel iş gücü<br />
ve yerel malzemeyle, büyük ölçüde kendin yap usulüyle, enerji kayıplarını en aza indirecek, mevcut malzemeleri tekrar kullanıma kazandıracak, mümkün mertebe ikinci el malzemelerle (bütün fırın malzemeleri ikinci el misal, iç dekorasyonun çoğu da ikinci el) yapmışlar, mevcut alanın maksimum kullanan ve insanların keyifle takılabileceği geniş tavanlı ferah mekanlar yaratmışlar. Tuvaletlerde insanlar şiir yazması için tebeşir tahtaları bile var!</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4783-29.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1003" title="DSC_4783-29" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4783-29-1024x687.jpg" alt="" width="582" height="389" /></a></p>
<p>2006 yılında yeni mekanlarına taşındıktan sonra fırın dışı aktivitelere de hız vermişler. Mekanlarını kültürel, politik veya bilimum yaratıcı aktivetelere açmışlar. Müzik, film gösterimi, performanslar beri gelsin. Bir çok farklı politik grup burada sunumlar veya toplantılar gerçekleştirebiliyor. Fırının arkasına yaptıkları bahçede yemeklerinde kullanmak üzere sebze, meyve ve gönülleri zenginlestirmek için çiçek yetiştiriyorlar.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4831-34.jpg"></a><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4671-18.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1017" title="DSC_4671-18" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4671-18-1024x687.jpg" alt="" width="585" height="390" /></a><br />
Ekmeklerinden, yemeklerinden pek bahsetmiycem prenses ki canın çekmesin. Fırında fotoğraf çekerken o nefis kokuların arasında neler çektiğimi bir ben bilirim <img src='http://www.prensesemektuplar.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ama şu kadarını söyleyeyim, hayatımda yediğim en leziz ekmekler bu fırından, hastasiyim. Hiç bir katkı maddesi kullanılmadan, tamamen doğal, yerel, organik ürünlerden yaptıkları ekmekler gerçekten müthiş. Öyle ki şu an St.Louis&#8217;deki en lüks restoranların büyük çoğunluğu ekmeklerini Black Bear&#8217;den alıyor. St.Louis&#8217;de burayı bilmeyen yok yani.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"></a><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4629-1.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-1010" title="DSC_4629-1" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4629-1-1024x687.jpg" alt="" width="583" height="389" /></a></p>
<p>Tabi insan her başarılı girişimin arkasında değirmenin suyunun nasıl döndüğünü merak ediyor. Black Bear&#8217;de işler çok ilginç bir şekilde dönüyor. Birincisi burada bir hiyararşi yok, kimse kimseye ne yapmasını söylemiyor, bütün işin gidişatını denetleyen birisi de yok. Bütün kararlar konsensusla alınıyor, hafta bir çarşamba günleri toplanıp gündemlerindeki konuları tartışıyorlar. Ama karar alma, katılım esasına dayali. Ne kadar ekmek o kadar köfte yani. Daha çok emek koyanın daha çok söz hakkı var. Herkes saat başına aynı ücreti alıyor. İster 15 yıldır Black Bear&#8217;de çalış ve en karmaşık işleri yapıyor ol, ister üç günlük bulaşıkçı ol aynı ücretle çalışıyorsun. Şu anda çalışanlardan 6-7 kişi hayatlarını sadece Black Bear&#8217;den kazanıyor. Çok bir şey kazanmıyorlar, ama yaşamlarını devam ettirebiliyorlar. Onun dışında bir grupda yarı zamanlı çalışan var. Hemen hemen herkes her işi yapıyor, ama işleri öğrenmesi biraz zaman aldığından bazı işler belli bir birikim<br />
gerektiyor. Yani uzmanlaşma var, özellikle fırıncı ve her gün eldeki siparişlere göre ne kadar ekmek yapılacağını hesaplama gibi işler daha deneyimli çalışanlar tarafından yapılıyor. Ama altı ay-bir yıl kadar Black Bear&#8217;de çalıştığın zaman her işi yapabilir hale geliyorsun. Yani uzman sınıf yok. Bunun en somut örneği, şu an kurucu üyelerden hiçbiri Black Bear&#8217;de çalışmıyor artık. Ama onların yerine başka insanlar gelip onların yaptıkları işi yapıyorlar, yani insanlar değişse de aynı sistem devam edebiliyor çünkü bilgi aktarılıyor.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"><img title="DSC_4603-6" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6-1024x687.jpg" alt="" width="585" height="391" /></a></p>
<p>Hiyerarşinin, bir kontrol mekanizmasının olmaması sorun yaratmıyor mu, tabi ki yaratıyor bazen. Tartışma toplantılardan, email listelerinden hiç eksik olmaz diyip gülüyorlar bunu sorduğumda. Tartışmalar, fikir ayrılıkları yaşantılarının doğal bir bileşeni. Tartışmaların verimliliklerini azaltığı da oluyor. Arada kızıp çekip gidenler de oluyor. Oluyor ama, bu da sürecin bir parçası diyorlar. Bazen fikirlerini kabul ettirmeyi, bazen başkalarının fikirlerini kabul etmeyi, bazen de ortada kalan konularda herkesin kafasına göre takılmasını kabul ediyorsun bir süre sonra diyorlar. Sonuçta ekmekler raflardaki yerini aldıkları sürece çözülemeyecek bir sorun yok.</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/DSC_4603-6.jpg"><br />
</a></p>
<p>Black Bear leziz ekmekleri ile olduğu kadar, ekmek kadar temel bir şeyi insan gibi üretmesiyle  de kalbimde taht kurdu. İnsan isteyince ve biraz prensipli olunca prenses, başka bir dünya mümkün be!</p>
<p>NazIm</p>
<p>ps: Black Bear hakkında daha fazla bilgi için <a href="http://www.blackbearbakery.org/">websayfalarına</a> bakabilirsiniz. Burada çektiğim diğer fotoğraflar için ise sizi <a href="http://picasaweb.google.com/nazimkeven/BlackBearBakery#">şuraya</a> alalım</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;bodytext=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;notes=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;t=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;annotation=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;title=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Fkara-ayi-firini.html&amp;t=Kara%20Ay%C4%B1%20F%C4%B1r%C4%B1n%C4%B1%20&amp;s=Ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%20ekolojik%20k%C3%B6y%C3%BCn%20ekmekleri%20Black%20Bear%20%28Kara%20Ay%C4%B1%29%20adl%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fanlar%C4%B1n%20sahibi%20oldu%C4%9Fu%20ve%20i%C5%9Fletti%C4%9Fi%20bir%20f%C4%B1r%C4%B1ndan%20geldi%C4%9Fini%20s%C3%B6ylemi%C5%9Ftim%2C%20ne%20zamand%C4%B1r%20bu%20f%C4%B1r%C4%B1nla%20ilgili%20yaz%C4%B1cam%20diyordum%20k%C4%B1smet%20bug%C3%BCneymis.%20Ge%C3%A7en%20cuma%20g%C3%BCn%C3%BC%20f" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=995&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/kara-ayi-firini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>aranıyor!</title>
		<link>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/araniyor.html</link>
		<comments>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/araniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 15:55:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prensese Mektuplar</dc:creator>
				<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>
		<category><![CDATA[atom bombasi]]></category>
		<category><![CDATA[incirlik ussu]]></category>
		<category><![CDATA[nato]]></category>
		<category><![CDATA[nukleeer silah]]></category>
		<category><![CDATA[silahsizlanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.prensesemektuplar.com/?p=774</guid>
		<description><![CDATA[Evet, nükleer silahların sırf Amerika&#8217;ya yaranmak için memlekette tutulmasına karşı bir şeyler söyleyecek birileri acilen ARANIYOR. Ne? Hangi nükleer silahlar E işte bir zamanlar Küçük Amerika diye anılmaya kadar varan İncirlik Askeri Hava Üssü&#8217;ndeki silahlardan bahsediyorum. Kim koydu? Benim niye haberim yok? Bir özet alalım mevzuyla ilgili&#8230; Hemmen&#8230; NATO&#8217;ya bağlı İncirlik Hava Üssü 1954 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } 		A:link { so-language: zxx } -->Evet, nükleer silahların sırf Amerika&#8217;ya yaranmak için memlekette tutulmasına karşı bir şeyler söyleyecek birileri acilen ARANIYOR.<em><strong><em><strong><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/kapak21.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-821" title="kapak2" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/kapak21-211x300.jpg" alt="" width="211" height="300" /></a></strong></em></strong></em></p>
<p><em><strong>Ne? Hangi nükleer silahlar<span id="more-774"></span></strong></em></p>
<p>E işte bir zamanlar Küçük Amerika diye anılmaya kadar varan İncirlik Askeri Hava Üssü&#8217;ndeki silahlardan bahsediyorum.</p>
<p><em><strong>Kim koydu? Benim niye haberim yok? Bir özet alalım mevzuyla ilgili&#8230;<br />
</strong></em>Hemmen&#8230; NATO&#8217;ya bağlı İncir<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/nuke.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-822" title="nuke" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/nuke-300x226.jpg" alt="" width="238" height="180" /></a>lik Hava Üssü 1954 yılında kullanıma açıldıktan hemen sonra, aynı yıllarda Türkiye ve Amerika arasında -Amerika&#8217;nın işine geldiği, Türkiye&#8217;nin de “süper güç”e yaranması için- ilan edilen Stratejik Ortaklık sayesinde Amerika&#8217;ya ait bu B-61 atom bombaları, İn cirlik&#8217;e yerleştirilmiş. Yerleştirilme sebebi, özellikle soğuk savaş döneminde coğrafi öneme sahip Türkiye&#8217;deki bu silahların caydırıcılık yaratması olarak öne sürülmüş. Ha bu arada Amerika&#8217;nın nükleer silahları bir tek Türkiye&#8217;de de yok. Avrupa&#8217;ya ilk kez 1954 yılında giren ABD&#8217;ye ait üç değişik tipteki (B61-3, B61-4 ve B61-10) nükleer silahların sayısı 1971 yılına gelindiğinde 7300&#8242;ü buldu. Yani sırf caydırıcılık gerekçesiyle, Amerika, yaklaşık 10 yıl içinde Avrupa&#8217;ya tam 7300 adet nükleer başlık yerleştirdi! Soğuk savaş bittiğinde, Amerika, yaydığı nükleer silahları geri çekeceğini açıklayıp yavaş yavaş bu ülkelerdeki nükleer silahlarını geri çekmeye başladı.</p>
<p>Halihazırda, Amerika&#8217;nın “nükleer güvenlik şemsiyesi” olarak adı geçen Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Türkiye&#8217;de yaklaşık toplamda 200 adet nükleer silah bulunuyor. Bundan senin haberin yok çünkü bu konu gümdemde tutulmuyor. İncirlik, neredeyse 40 yıldır sessiz sedasız bir şekilde bu atom bombalarına ev sahipliği yapsa da halkı korkutmasın, ne bileyim birileri bu silahların varlığına karşı çıkmasın filan diye gözden ve gündemden uzak tutuluyor bu mevzu. Tabi Obama&#8217;nın başkanlık süresinin ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye&#8217;ye yapması da bir tesadüf olmasa gerek. Malum, 50 yıllık stratejik ortaktan düşman olmaz!!</p>
<p>&#8230;ve fakat önce Almanya, şimdi de Belçika ile Hollanda, topraklarındaki bu silahları bir an önce geri göndermek için siyasi adımlar atmaya başladı!!</p>
<p><em><strong>YA ŞİMDİ YA ASLA: Nükleer Silahsızlanma&#8217;nın tam sırası! </strong></em><br />
Çünkü bu sene nükleer silahsızlanma yolunda somut adımlar atabilmek için kullanılabilecek önemli fırsatlar var. Avrupa&#8217;daki Barış Hareketi, gündemi sıcak tutmak için gerek yerel hükümetlere sürekli lobi yaparak, gerekse sivil itaatsizlik eylemlerini bu sene daha da bir arttırarak 2010&#8242;da nükleer silahsızlanma yolunda ortaya çıkan bu fırsatları en iyi şekilde kullanmak için uğraşıyor.</p>
<p><strong><em>Fırsatlar derken??</em></strong></p>
<p>1)NATO ülkelerinin her beş yılda bir yaptığı <a href="http://www.taek.gov.tr/tr/uluslararasi/cok-tarafli-andlasmalar/134-npt.html">NPT (nükleer silahların yayılmasını engelleme)</a> Antlaşması Gözden Geçirme toplantısı bu sene Mayıs ayında, New York&#8217;ta gerçekleşecek. Türkiye&#8217;nin de bu anlaşma altında imzası bulunduğunu düşünürsek, İncirlik&#8217;te yıllanan uranyum başlıklı canavarlardan kurtulmamız için önemli adımlar atılabilir.</p>
<p>2)NATO, halihazırda stratejik konseptini gözden geçirme sürecinde ve bu süreçte geçmiş ve gelecekle ilgili plan/projeler incelenip gelecek için yaptırımı olan kararlar alınacak.</p>
<p>3)Amerikan siyasi dünyasında kafalar karışık. Obama&#8217;nın nükleersiz Dünya demeçleri, NATO&#8217;nun kafası ile birlikte stratejilerini de karıştırıyor ve bu iyi bir şey.</p>
<p>Bunlar dışında NATO&#8217;nun Avrupa&#8217;daki &#8220;güvenlik (?!?)&#8221; şemsiyesi içindeki ülkelerden Almanya, Belçika ve Hollanda&#8217;daki devlet yetkilileri, Avrupa topraklarındaki Amerika&#8217;ya ait nükleer bombalardan kurtulma isteğini geçen ay açıkladı.</p>
<p><em><strong>Peki Avrupa&#8217;da </strong></em><em><strong>neler oluyor? </strong></em></p>
<p>Efendim, Avrupa Barış Hareketi&#8217;nin bileşeni olan farklı ülkelerden pek çok grup (yalnız bahsettiğimiz bu beş ülke değil, kendileri de nükleer silah üreten İngiltere ve Fransa, ayrıca İsviçre, İsveç, Finlandiya ve İspanya gibi ülkelerdeki barış eylemcileri de) yerelde, kendi   gündemlerine oturacak biçimde doğrudan eylem ve lobi faaliyetlerini sürdürürken, Avrupa çapında bu sesleri birleştirerek, Avrupa&#8217;yı nükleer silahlardan temizlemek istiyor. Ayrıca Amerika&#8217;nın savaş açtığı ülkelere (bkz. Irak, Afganistan) giden askeri tertibatın da geçtiği bu Avrupa ülkelerini, savaşa suç ortağı olmaktan vazgeçirmeyi kafaya koymuş durumdalar.</p>
<p>Mesela geçtiğimiz ay (15 Şubat günü), içl<a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/aldermaston_blockade.jpg"><img class="alignleft size-medium  wp-image-823" title="aldermaston_blockade" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/aldermaston_blockade-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>erinde bir Türk aktivistin de bulunduğu Avrupa&#8217;nın pek çok farklı köşesinden gelen aktivistler, İngiltere&#8217;deki <a href="http://blockawe.blogspot.com/">Aldermaston Nükleer Silah Üretim Tesisi&#8217;nin tüm girişlerini bloke ederek </a>nükleer silahlardan arınmış bir Avrupa için hükümetleri harekete geçmeye çağırdı. Aldermaston eylemleri artık gelenekselleşmiş durumda İngiltere&#8217;de. Bu sene ise geçen yıllardan farklı olarak büyük bir uluslararası katılım gerçekleşti ve toplamda 700 aktivist, sabah saat 7&#8242;den öğleden sonra saat 3&#8242;e kadar nükleer silah üretim tesisinin 7 girişini birden bloke etmeyi başardı. Bu eylemde uluslararası katılımın bol olmasının bir başka nedeni de New York&#8217;ta NPT gözden geçirme anlaşması sürerken, Avrupa&#8217;daki eylem gruplarının 3 Nisan gününü <a href="http://www.vredesactie.be/campaign.php?id=12">Nükleer Silahsızlanma için Uluslararası Eylem Günü</a> olarak belirlemesi ve İngiltere&#8217;de bulunan nükleer silahların kullanım için yenilenmesine karşı direnen İngiliz barış hareketini desteklerken aynı zamanda 3 Nisan eylem gününü de duyurabilmekti.</p>
<p>Belçika&#8217;da ise Uluslararası Barış Hareketi&#8217;nin bir parçası da olan yerel Vredesactie örgütünden aktivistler, neredeyse iki haftada bir -atom bombası taşımak için eğitilen pilot ve savaş uçaklarıyla birlikte NATO&#8217;ya ait nükleer silahların da bulunduğu- Kleine Brogel üssünü sivil itaatsizlik eylemleri yapmak üzere ziyaret ediyor. 10 yıldır Belçika&#8217;daki barış hareketinin öncülerinden olan Vredesactie, bu sene DO IT YOURSELF yani KENDİN PİŞİR KENDİN YE usulü eylemleri teşvik ederek irili ufaklı tüm grupların, örgüte göbekten bağlı olmadan üsse gidip kendi istedikleri tarzda şiddetsiz doğrudan eylemler düzenlemelerini sağlamakta. 3 Nisan günü tüm bu gruplar aynı günde Kleine Brogel&#8217;a gidiyor olacak (yaklaşık 1000 kişilik katılım bekleniyor) ama şimdilik her hafta sürpriz bir eylemle yasal olmayan bu silahların saklandığı Kleine Brogel gündemde tutuluyor. Noel günü Noel Baba&#8217;yı Kleine Brogel&#8217;e götürdüler mesela ve Noel Baba çocuklar için bu seneki en büyük hediyesinin Kleine Brogel&#8217;ı kapatmak olduğunu söyledi, hemen gözaltına alınmadan önce. Pek eğlenceli eylemin, pek eğlenceli videosunu buyrun izleyin:</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="385" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/cUPl6qWURKw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" src="http://www.youtube.com/v/cUPl6qWURKw&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Başka bir akşam ateş çeviren bir grup jonglör, üssün topraklarında ateşli gösteri yaparak “Ateşle oynama, yanarsın!” mesajı verdi. Geçen hafta palyaço taburu, silahları denetlemek ve bu silahları patlatmak için eğitilen pilotlarla “sohbet etmek” için üssü ziyaret etti. Ve bunlar gibi her hafta bir grup, medyanın da desteğiyle yasadışı işler yapan bu üssü gündemde tutmak için uğraşıyor.</p>
<p><em><strong>Peki Türkiye?</strong></em></p>
<p>Türkiye&#8217;de nükleer silahlar gündemde tutulmuyor. Gerek taraflı basın, gerek saçma sapan yapay gündemler yaratmakta usta siyasetçiler, halkın kafasını atom bombaları gibi “gereksiz” konularla bulandırmak istemiyor. Kaldı ki aktif olarak nükleer silahsızlanma kampanyası yapan grup sayısı ya bir ya iki ve bu grupların da öncelikli kampanyası nükleer silahsızlanma değil. Yukarıda Avrupa&#8217;dan verdiğim örneklerde bahsi geçen bazı grupların da öncelikli kampanyası nükleer silahsızlanma değil ama ufak çaplı grupların bile yapabileceği bir iş bu renkli sivil itaatsizlik eylemleriyle yapaylaştırılmış memleket gündemini hararetlendirmek!</p>
<p>Avrupa, Amerika&#8217;ya ait nükleer silahlardan olduğu gibi temizlenmek istiyorsa Türkiye de bu yasadışı ev sahipliğine bir son vermeli ve altına imza attığı NPT antlaşmasının dediğini yaparak küresel nükleer silahsızlanma yolunda bir adım atmalı. Mümkünse İncirlik hava üssünü kapatıp çocuk bahçesi yapmalı ama şimdilik bu hedef çok uzak görünüyor zira ilk adım bu 90 tane B-61 nükleer füzeyi sahibine söktürmek, ki İncirlik Üssü&#8217;nün sürekli dillendirilen “stratejik” önemi azalsın.</p>
<p><em><strong>Ne ARANIY</strong></em><em><strong>OR demiştin?</strong></em></p>
<p>Avrupa barış hareketi&#8217;ndeki diğer gruplarla da iletişim halinde olacak, ulusal veya yerel, ufak veya büyük, sivil itaatsizlik eylemleri yapacak veya sadece lobi kısmıyla ilgilenecek herhangi bir grup insiyatif almak isteyen kişi ARANIYOR!! 3 Nisan Uluslararası Eylem Günü&#8217;nde nükleer silah üssü bulunan tüm ülkelerde birbirinden farklı aktiviteler gerçekleşirken, bu gün, Türkiye&#8217;de nükleer silahsızlanmayı, diğer ülkelerdeki aktivitelerle birlikte, gündeme getirmek için bir fırsat olabilir. Ayrıca, NPT gözden geçirme konferansı için New York&#8217;a gidecek olan Türk hükümeti yetkililerine de attıkları imzanın arkasında durmalarını ve nükleer silahları geldikleri yere göndermeleri için adım atmalarını hatırlatabilir.</p>
<p>İlgilenen kişi ve gruplar aşağıdaki e-posta adresiyle bağlantıya geçebilirler:</p>
<p><a href="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/mail.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-818" title="mail" src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/uploads/2010/03/mail.jpg" alt="" width="196" height="21" /></a></p>
<p>ps: Bu çağrıyı ilgileneceğinizi düşündüğüz kişi veya gruplarla paylaşırsanız çok makbule geçer, bilgiyi yaymak da büyük yardım.</p>
Paylaş:<a rel="nofollow"   href="http://digg.com/submit?phase=2&amp;url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;title=aran%C4%B1yor%21&amp;bodytext=Evet%2C%20n%C3%BCkleer%20silahlar%C4%B1n%20s%C4%B1rf%20Amerika%27ya%20yaranmak%20i%C3%A7in%20memlekette%20tutulmas%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20%C5%9Feyler%20s%C3%B6yleyecek%20birileri%20acilen%20ARANIYOR.%0D%0A%0D%0ANe%3F%20Hangi%20n%C3%BCkleer%20silahlar%0D%0A%0D%0AE%20i%C5%9Fte%20bir%20zamanlar%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20Amerika%20diye%20an%C4%B1lmaya%20kadar%20varan%20%C4%B0ncirlik%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/digg.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Digg" alt="Digg" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;title=aran%C4%B1yor%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/stumbleupon.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="StumbleUpon" alt="StumbleUpon" /></a><a rel="nofollow"   href="http://delicious.com/post?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;title=aran%C4%B1yor%21&amp;notes=Evet%2C%20n%C3%BCkleer%20silahlar%C4%B1n%20s%C4%B1rf%20Amerika%27ya%20yaranmak%20i%C3%A7in%20memlekette%20tutulmas%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20%C5%9Feyler%20s%C3%B6yleyecek%20birileri%20acilen%20ARANIYOR.%0D%0A%0D%0ANe%3F%20Hangi%20n%C3%BCkleer%20silahlar%0D%0A%0D%0AE%20i%C5%9Fte%20bir%20zamanlar%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20Amerika%20diye%20an%C4%B1lmaya%20kadar%20varan%20%C4%B0ncirlik%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/delicious.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="del.icio.us" alt="del.icio.us" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.facebook.com/share.php?u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;t=aran%C4%B1yor%21" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/facebook.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Facebook" alt="Facebook" /></a><a rel="nofollow"   href="http://twitter.com/home?status=aran%C4%B1yor%21%20-%20http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/twitter.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Twitter" alt="Twitter" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;title=aran%C4%B1yor%21&amp;annotation=Evet%2C%20n%C3%BCkleer%20silahlar%C4%B1n%20s%C4%B1rf%20Amerika%27ya%20yaranmak%20i%C3%A7in%20memlekette%20tutulmas%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20%C5%9Feyler%20s%C3%B6yleyecek%20birileri%20acilen%20ARANIYOR.%0D%0A%0D%0ANe%3F%20Hangi%20n%C3%BCkleer%20silahlar%0D%0A%0D%0AE%20i%C5%9Fte%20bir%20zamanlar%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20Amerika%20diye%20an%C4%B1lmaya%20kadar%20varan%20%C4%B0ncirlik%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebookmark.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Bookmarks" alt="Google Bookmarks" /></a><a rel="nofollow"   href="mailto:?subject=aran%C4%B1yor%21&amp;body=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/email_link.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="email" alt="email" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.friendfeed.com/share?title=aran%C4%B1yor%21&amp;link=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/friendfeed.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="FriendFeed" alt="FriendFeed" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.google.com/reader/link?url=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;title=aran%C4%B1yor%21&amp;srcURL=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;srcTitle=Prensese+Mektuplar+" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/googlebuzz.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Google Buzz" alt="Google Buzz" /></a><a rel="nofollow"   href="http://www.tumblr.com/share?v=3&amp;u=http%3A%2F%2Fwww.prensesemektuplar.com%2F2010%2F03%2Faraniyor.html&amp;t=aran%C4%B1yor%21&amp;s=Evet%2C%20n%C3%BCkleer%20silahlar%C4%B1n%20s%C4%B1rf%20Amerika%27ya%20yaranmak%20i%C3%A7in%20memlekette%20tutulmas%C4%B1na%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20%C5%9Feyler%20s%C3%B6yleyecek%20birileri%20acilen%20ARANIYOR.%0D%0A%0D%0ANe%3F%20Hangi%20n%C3%BCkleer%20silahlar%0D%0A%0D%0AE%20i%C5%9Fte%20bir%20zamanlar%20K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20Amerika%20diye%20an%C4%B1lmaya%20kadar%20varan%20%C4%B0ncirlik%20" ><img src="http://www.prensesemektuplar.com/wp-content/plugins/sociable-30/images/default/16/tumblr.png" class="sociable-img sociable-hovers" title="Tumblr" alt="Tumblr" /></a><br/><br/><img src="http://www.prensesemektuplar.com/?ak_action=api_record_view&id=774&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.prensesemektuplar.com/2010/03/araniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

