Valravn

sevgili prenses ne zamandır sana mektup yazamadım. düşündüm ki tüm bu karmaşanın, koşuşturmacanın içinde kulaklarına hoş bir müzik göndermek güzel olabilir.

sana valravn’dan bahsetmek istiyorum. son zamanlarda playlistimden ayıramadığım danimarkalı bir grup. bilmediğim bir dilde, anlamadığım şarkı isimlerine ve sözlerine sahipler ama müzikte illa da ne dediğini anlamak gerekmez elbet hatta bu kimi zaman müziğin içine daha çok girmene bile yardımcı olabilir.

çoğu kuzey ülkesinin müzisyenlerinin tersine (ki ben çok severim kendilerini) valravn hiç de iç karartıcı bir müzik yapmıyor. 2007 çıkışlı ilk albümleri bir çok grup gibi kendi isimlerini taşıyor. bunun dışında iki albümleri daha var. dediklerine göre amaçları ses ve danslarla doğanın bir parçası olabilmek. valravn kuzey mitolojisine göre büyüyle kuzguna dönüştürülmüş bir adam. 1800’lerde bir kral ya da kabile şefi savaşalanında öldürüldüğünde ve cesedi bulunamadığında kuzgunlar gelip vücudu yerlermiş. vücudu yiyen kuzgun bir “valravn”a dönüşürmüş. kralın kalbini yiyen kuzgun insan bilgilerine ve gücüne sahip olup ölümlüleri yoldan çıkartmayı becerebilen “korkunç bir hayvan”a dönüşürmüş.

her ne kadar isimlerinin böyle ürkütücü bir anlamı olsa da valravn hiç de öyle bir müzik yapmıyor. etnik enstrümanlarla ve atmosfer yaratsın diye kullandıkları biraz elektronikle birlikte gayet mutlu bir müzikleri var. vokalist bayanın sesi bjork’e korkunç derecede benzemekte ki bu durum müziklerine ayrı bir güzellik katmakta. kemanın önde olması sebebiyle biraz irlanda semalarında dolaşır gibi olabilirsin kimi zaman.

dünyanın bir çok yerinde konserler veriyorlar (fransa, hollanda, belçika, almanya vb..) eğer bir gün senin şehrine de gelirlerse gözün kapalı, kalbin açık gitmeni öneririm..

aşağıdaki video valravn isimli albümlerinden, elden çekilmiş bi video kaydı fakat fikir verebilir.

çağlar

Yorum Bırakın