Değişim için çalmak…

Hani yok mudur böyle gördüğün anda kırk yıldır tanıdığını hissettiğin insanlar. Hani bazen dersin o anda, evet ben bu abiye bir güzel kahve yapayım da sohbet şöyle uzasın gitsin. Bir şekilde ortak paydalar henüz kelimelere dökülmemişken, ifade ediverirler kendilerini başka şekillerde. Ne güzel muhabbetler çıkar, ne keyifli dostlar edinilir öyle zamanlarda.

Prensese mektupları okurken ya da birşeyler yazarken de benzer bir hisse kapılıyorum. Bir sürü insan yazılarını gönderiyor buraya, ve çok daha bir sürü insan okuyor. Okurken aynı şeyleri hissederek mi okuyorlar bilmiyorum ama işte o seslendirilmesine çoğu zaman gerek kalmayan ortak payda burada da hissettiriyor kendini. Sen yolunda yürüdükçe yürüyen, çaldıkça çalan, söyledikçe söyleyen ve seninle birlikte büyüyen, hem senden beslenen hem seni besleyen, kocaman bir bütün bahsettiğim.

Bak şimdi de dünyanın dört bir köşesinden enstrumanlarda dile gelmiş konuşuyor senle. Hemde aynı şarkıyı söyleyerek. Congo’dan davul sesleri yükseliyor, Hindistanın kendine has enstrumanları geliyor kulağımıza. Rusya’da bir viyola, İtalya’da bir saksafon, Afrika vokal grubuna eşlik ediyor. Amsterdam’da salınan rastalara, İsrail’den bir güzel cevap veriyor. Ancak bu kadar keyifli dile gelebilirdi herhalde. Belki de defalarca dinlediğin bir parça bu kez çok farklı şeyler anlatacak gibi görünüyor. Değişim için çalmak, demişler adına da. Üzerine çok fazla yazıp çizmeye gerek yok gerçekten. Kendini gayet başarılı ifade etmiş zaten olay. Buyur bir dinle bak ne diyo adamlar?

not: projeye dair daha fazla bilgi için www.playingforchange.com‘a bakılabilir.

Ou-San

Yorum Bırakın